{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/689 <br>KARAR NO\t: 2024/923<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                       \t   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t  \t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/01/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/242 E.  -  2021/2 K.<br><br>DAVACI\t: ... \t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararı İptali, Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/01/2021 tarih ve 2020/242 E. - 2021/2 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin T/01504, 2017/113815, 2017/05643, 2016/54134, 2016/54132, 2016/103659, 2016/05497, 2015/94124, 2015/94118, 2015/84289, 2015/14818, 2015/13140, 2015/13135, 2014/26836, 2014/100226, 2014/100167, 2014/09349, 2014/09343, 2011/75319, 2011/75318, 2011/71792, 2010/04817, 2010/04815, 2010/04814, 2008/55229, 2008/55226, 2008/55223, 2008/55221, 2008/55219, 2008/41646, 2008/37571, 2008/36444, 2007/00804, 2007/00803, 2005/10512, 2004/01282, 2001/10968, 99/023514, 96/009669, 95/004713, 95/004713, 94/003835, 92/007370, 92/007369, 92/007368, 92/007366, 92/007365, 92/007364 sayılı “...” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2019/41818 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin ... markasının tanınmış bir marka olarak Türkiye'de en çok satılan spor markası olduğunu, müvekkilinin Türkiye genelinde birçok markası ile tanınmış ve piyasanın lider firması olduğunu, \"... ...\" ibareli markasını 18, 25, 35. sınıflarda 16.09.2008 tarihinden itibaren; \"... ...\" ibareli markasını ise 02, 03, 09, 10, 14, 16, 18, 21, 25, 27, 28, 30, 32, 35. sınıflarda 16.09.2008 tarihinden itibaren tescilli olduğunu, davalının, “...\" markasını tescil ettirmek istemesi halinde müvekkilinin haklarına aykırılık oluşturacağını, müvekkilinin “...” markasının \"tanınmış marka\" olarak kabul edildiğini, müvekkilinin ayakkabı sektöründe \"... ŞEKİL\" markalarında ... harfinin temel görsel olarak göze çarptığını, ayakkabı sektöründe ... harfinin adeta müvekkili ile özdeşleştiğini, taraf markaların emtiasının da birebir aynı olduğunu, davalı başvurusunun müvekkiline ait tescilli markalar ile aynı mallarda kullanılması davalının kötüniyetini gösterdiğini ileri sürerek YİDK'nun 2020-M-6311 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2019/41818 başvuru numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, taraf markaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde fonetik, okunuş, şekil, yazı karakteri ve genel intiba olarak benzer olmadığını, müşteri kitlesi tarafından iki marka arasında bağlantı kurulması ihtimalinin bulunmadığını, tanınmışlık koşullarının oluşabilmesi için markaların aynı ve benzer olması gerektiği bu bakımdan itiraz gerekçesi markanın tanınmışlık iddiası markaların benzer olmaması nedeniyle yerinde olmadığını, ayrıca her marka için 6769 S. SMK’nın 6/5 hükmünde belirtilen risklerin mutlaka oluşacağı kanaatine doğrudan varılamayacağını, bu risklerin varlığının davacı tarafından ispatının gerektiğini, bu durumu ispatlayacak delillerin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı cevap vermemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre,  başvuru'nun “...” ibaresinden oluştuğu, kapsamında  25. sınıftaki \"Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler\" mal ve hizmetlerin bulunduğu, itiraza dayanak markaların ise T/01504, 2017/113815, 2017/05643, 2016/54134, 2016/54132, 2016/103659, 2016/05497, 2015/94124, 2015/94118, 2015/84289, 2015/14818, 2015/13140, 2015/13135, 2014/26836, 2014/100226, 2014/100167, 2014/09349, 2014/09343, 2011/75319, 2011/75318, 2011/71792, 2010/04817, 2010/04815, 2010/04814, 2008/55229, 2008/55226, 2008/55223, 2008/55221, 2008/55219, 2008/41646, 2008/37571, 2008/36444, 2007/00804, 2007/00803, 2005/10512, 2004/01282, 2001/10968, 99/023514, 96/009669, 95/004713, 95/004713, 94/003835, 92/007370, 92/007369, 92/007368, 92/007366, 92/007365, 92/007364 sayılı “...”  ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 02, 03, 09, 10, 12, 14, 15, 16, 18, 21, 25, 27, 28, 30, 32, 33, 35, 36, 38, 40, 41, 42, 43, 44, 45.sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığı, başvuru kapsamındaki 25. sınıftaki malların itiraza dayanak markaların kapsamındaki  mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür oldukları, dava konusu marka ile davacı markalarının somut bir şekilde farklı görsel, kavramsal ve işitsel özelliklerinin bulunduğu, davaya konu olan markanın sadece ... işaretinden oluşmadığı “...” işaretini de barındırdığı, bu anlamda bütünde markaların bıraktığı intibaın tüketici zihninde ve algısında davacı markalarının oluşma ihtimalinin bulunmadığı, böyle bir çağrışımın dahi var olmayacağı, markaların zaten birbirinden farklı sistematikler ile bir araya getirildikleri, ilgili tüketicinin yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, davalının başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı kurulmayacağı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, tüketicinin iki farklı marka ile karşı karşıya olduğunu rahatlıkla algılayabileceği ve iki marka arasında herhangi bir ilişki kurma eğiliminde olmayacağı, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında iltibas tehlikesinin mevcut bulunmadığı, somut olay açısından davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şahsın kötüniyetli bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait olan ... ..., ... ve ... ... markalarında ‘’...’’ harfinin temel görsel olarak göze çarptığını, davalıya ait markanın, müvekkiline ait ... ..., ... ve ... ... markalarında kullanılan şekliyle kullanıldığını ve bu şekilde kullanılması sebebiyle müvekkiline ait olan markaların ürünlerini üreten alt markası olarak algılanacağını, davalının, müvekkilin ... logosuyla ulaştığı tüketici kitlesinden yararlanma kastının ortada olduğunu, ayrıca müvekkili adına tescilli olan \"...\" harfinin kullanılmasının müvekkili şirkete karşı bir kötüniyet oluşturduğunu, görsel anlamda benzerliğin kuşkusuz olduğunu, iltibas oluşması ihtimali bulunduğunu, YİDK kararının iptaline karar verilmesi gerekirken haklı davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, emsal kararlarda müvekkilinin markasının korunduğunu, müvekkilinin markası ile davalının markası arasında ilişki kurulması ihtimalinden dolayı davalının markasının, müvekkilin bir alt markası gibi algılanabileceği ihtimalinin olduğunu, tanınmışlığının ve ayırt ediciliğinin zarar görmesi koşullarının hepsinin olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.       <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira  davacının itiraza gerekçe markalarının ‘...’’ şeklinde vb. markalardan oluştuğu, davalı başvurusuna konu markanın ise ‘‘...’ ibaresinden oluştuğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları doğrultusunda harfler ve sayıların tek başına marka olarak kimsenin tekeline bırakılamayacağı, ortalama tüketici kitlesinin umumi bakış açısı dikkate alınarak karşılaştırmaya tabi tutulduğunda her iki markanın karıştırılamayacak işaretler olarak değerlendirilmesi gerektiği, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği hususlarının kanıtlanamadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şahsın kötüniyetli bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/05/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cfe482ac3034aac1","SID":"d706c4e15ba070f8"}}