{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/51 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1005<br>KARAR TARİHİ\t: 09/05/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/10/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/383 Esas 2020/653 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 09/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09/05/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 09/07/2018 tarihli Makine Kira Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince davalı şirkete KDV dahil197.650,00 TL bedel ile bu bedelli fatura karşılığında 1 ay süre ile kazık makinesi ile delici uç ekipmanları komple seti kiralandığını, davalı şirketin faturaya istinaden 18.000,00 TL ödeme yaptığını ve kalan bedele mahsuben 3 adet vadeli çek teslim ettiğini, ve söz konusu çeklerin vadesinde ödendiğini, çek bedellerinin mahsubundan sonra davalı şirketin bakiye 3.830,00-TL borcunun kaldığını, davalı şirketin şantiyesinde bekçi bulundurmaması nedeniyle davalıya kiralanan malzemelerden Kelly halatının çalındığını, çalınan halat bedeli için 8.053,50-TL bedelli faturanın düzenlenerek davalıya verildiğini, ancak yapılan ihtarnameye rağmen davalı tarafça bakiye borç 3.830,00-TL ile çalınan halat bedeli olan 8.053,50-TL nin taraflarına ödenmediğini, bunun üzerine davalı borçlu aleyhine icra takibine girişildiğini, davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyan ile davalının İzmir 28.İcra Müdürlüğünün 2018/11290 sayılı icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya karsı yetki itirazında bulunduklarını,  müvekkili şirket ile davalı şirket arasında geçerli bir yetki sözleşmesi de bulunmadığını, davalı müvekkili .... A.Ş.' nin ikametgahının Ankara ili olması sebebiyle davanın Ankara Mahkemelerinde açılması gerektiğini, davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacı şirket tarafından davanın dayanağı olarak gösterilen sözleşmenin müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiler tarafından imzalanmadığını, bu sebeple taraflar arasında hukuken geçerli şekilde kurulmuş bir sözleşmeden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, sözleşmeyi imzalayan ...'in müvekkili şirkette mühendis olarak istihdam edilmiş olduğunu, şirket adına kira sözleşmesi imzalamak gibi yetkisi bulunmadığını, sözlemenin hukuken geçerli olmadığını, davacı şirkete ait fore kazık makinesini, mobilizasvon bedeli olan 18.500.00 TL' nin müvekkil şirket tarafından karşılanması ve \"günde 12 saat avda 30 gün\" çalıştırılması karşılığında 149.000.00 TL kiralandığını, davacı şirketin iş makinesinin müvekkili şirketin şantiyesinde puantaj usulü çalıştırıldığını ancak taraflarca anlaşılan saat(360 saat) kadar çalıştırılmadığından fazla ödeme yapılan kısım için de iade faturası gönderildiğini, müvekkili şirketin davacı şirkete borçlu değil aksine alacaklı konumda olduğunu, davacı şirkete ait fore kazık makinesinin, müvekkili şirketin şantiyesinde \"günde 12 saat ve ayda 30 gün\" çalıştırılması karşılığında,  davacı şirkete 23 Temmuz 2018 tarihinde 18.000,00TL ödeme yapıldığını ve 165.820,00 TL değerinde üç adet çek verildiğini, KDV tutarına yönelik taleplerin reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek müvekkili şirket aleyhine açılan davanın usule ve esasa ilişkin nedenlerle reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"...Davanın; Davalıya teslim edilen iş makinesinin kullanımından kaynaklı bakiye alacak bedelinin tahsili ve çalınan halat bedelinin tahsili amacı ile başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>Tüm dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı  sözleşmeden kaynaklana bakiye alacağın ve sözleşme konusu çalınan halat bedelinin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiş; davalı, davacı tarafınadn ibraz edilen sözleşmenin şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını, davalı şirket yönünden bağlayıcı olmadığını, ayrıca taraflar arasında fore kazık makinesinin, mobilizasyon bedelinin \"günde 12 saat ve ayda 30 gün çalıştırılması karşılığında\" belirlendiğini, taraflarca anlaşılan 360 saat kadar çalıştırılmadığından fazla ödeme yapılan kısım için iade faturası düzenlendiğini ileri sürmüştür. Her ne kadar davacı tarafından ibraz edilen sözleşmenin ...Tic.Aş ismi altında inşaat mühendisi ... tarafından imzalandığı ve davalı şirket yetkilisinin ... olduğu anlaşılmış ise de davalı tarafından sözleşmenin yetkili kişi tarafından imzalanmadığı ve bu nedenle geçersiz olduğu itirazının sözleşmeye konu iş makinesi kullanıldıktan sonra ileri sürmesi, davalı vekilinin  bir yandan sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerken bir yandan sözleşmenin maddelerine atıf yaparak  sözleşmede \"günde 12 saat ve ayda 30 gün \" olarak çalıştırılması karşılığında sözleşme bedelinin belirlendiği iddiasına dayanması, davalı şirkete 193.820,00 TL ödeme yaptıktan sonra bu iddianın ileri sürülmesi karşısında davalının sözleşmenin geçersiz olduğu hususunu ileri sürmesi TMK'nun 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmesi sebebiyle sözleşmenin geçersiz olduğu iddiasına itibar edilmemiş, yetkisiz temsilci tarafından imzalanan sözleşmenin davalı şirket tarafından benimsendiği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafından ibraz edilen ve davalı ticari defter ve kayıtlarında bulunan 10.07.2018 tarihli faturaya göre davacının 197.650,00 TL alacağının bulunduğu, davalının bu faturaya istinaden 3.830,00 TL borcu kaldığı anlaşılmıştır.Her ne kadar davalı sözleşmede belirtildiği gibi 360 saat kadar çalıştırılmadığını, bu sebeple fazla ödenen kısım için 09/08/2018 tarihinde 109.887,50 TL iade faturası düzenlendiğini ileri sürmüş  ise de sözleşmenin 6.maddesine göre kira süresinin 1 ay olduğu, şantiyede işin yavaşlaması kiracı uhdesindeki hususların herhangi birinin aksaması sebebiyle makinenin şantiyede çalıştırılmamış olması durumundan dolayı kira bedelinden kesinti yapılamayacağına ilişkin düzenleme karşısında, davalı vekilinin bu beyanlarına itibar edilmemiş, sözleşme konusunun hizmet bedelinin 167.500,00 TL + KDV olduğu kanaatine varılmış, davalının davacıya yaptığı ödemeler mahsup edildiğinde davacının davalıdan 3.830,00 TL alacağının olduğu kanaatine varılmıştır.<br>Her ne kadar davalı icra takibinde alacağa dayanak olarak gösterilen 03/08/2018 tarihli 8.053,50 TL lik faturada belirlenen alacak yönünden de takibe itiraz etmiş ise de mahkememizce benimsenen bilirkişi raporlarına göre söz konusu faturanın davalının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, TTK 21/2 maddesinde yer alan karineye göre fatura alan kişinin sekiz gün içinde  faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamış ise içeri kabul etmiş sayılacağı hususundaki karineye göre v eiade faturasının ise 10.07.2018 faturaya ilişkin olarak düzenlenmesi karşısında davacının  faturadan kaynaklanan alacağını  usulüne uygun delillerle ispat ettiği, davacının davalıdan toplam 11.883,50 TL alacağı olduğu kanaatine varılmış,   davalının itirazında haksız olması ve alacak miktarı likit olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,\" gerekçesi ile, davanın kabulü ile davalının İzmir 28.İcra Müdürlüğünün 2018/11290 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 11.883,50 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %20sine tekabül eden 2.376,70-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\"şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davalı  vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan dava her ne kadar sözleşmeye dayandırılmış ise de, 09 Temmuz 2018 tarihli sözleşmenin geçerli olmadığını, dolayısıyla müvekkili şirket ile davalı şirket arasında geçerli bir yetki sözleşmesinin de bulunmadığının ortada olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesine göre \"Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.\" Davalı müvekkili ... A.Ş.’nin Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahının \"... Cad. ... İş Mrk. ... Blok No: .../... ... / ...\" olduğundan, davacının Ankara Mahkemelerinde dava açmasının gerektiğini, ancak, yerel mahkeme tarafından henüz 09 Temmuz 2018 tarihli sözleşmenin geçerli olup olmadığı değerlendirilmeden ön inceleme duruşmasında sözleşmeye dayanarak yetki itirazların red edildiğini,  dava konusu alacağın yalnızca 3.830,00 TL'lik kısmının sözleşmeye ilişkin olup, davacının çalındığını iddia ettiği halatın  8.053,50 TL bedeline ilişkin talebin ise sözleşmeden bağımsız bir alacak olduğunu, halat bedeline ilişkin taraflar arasında geçerli veya geçersiz herhangi bir sözleşme bulunmadığını, bu nedenle, taraflar arasında halat bedeline ilişkin ihtilafta yetkili mahkemelerin Ankara Mahkemeleri olduğunu,  09 Temmuz 2018 tarihli sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse bile; 8.053,50 TL yönünden dosyanın tefrik edilerek yetkisizlik kararı verilmesi gerekmekte iken; yetki itirazımızın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda belirtilenin aksine; taraflarına yemin deliline ilişkin beyanda bulunmak üzere süre verilmediğini, bu yönde herhangi bir tebligat da yapılmadığını, savunma haklarının kısıtlandığını, davacı şirket tarafından davanın dayanağı olarak gösterilen sözleşmenin, müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiler tarafından imzalanmadığını, sözleşmenin, ... tarafından imzalandığını, ...'in müvekkili şirkette mühendis olarak istihdam edilmiş olup şirket adına kira sözleşmesi imzalamak gibi bir yetkisinin bulunmadığını, sözleşmenin imzalandığının iddia edildiği dönemde, 2013 yılında yılındaki Genel Kurul'da 10 (on) yıllığına şirket müdürü olarak seçilen ...'ın temsil ve ilzama yetkili olup, davacı şirket ile müvekkili davalı şirket arasında şirketi temsil ve ilzama yetkili olan ... arasında imzalanmış herhangi bir sözleşme bulunmadığını, bu itibarla, müvekkili şirket temsilcisi tarafından yapılmayan sözleşmenin hukuken geçerli olmadığını, davacı şirkete ait fore kazık makinesinin, mobilizasyon bedeli olan 18.500, 00 TL'nin   müvekkili şirket tarafından karşılanması ve  ''günde 12 saat ve ayda 30 gün'' çalıştırılması karşılığında 149.000,00 TL bedelle kiralandığını, ancak, taraflarca anlaşılan saat(360 saat) kadar çalıştırılmadığından fazla ödeme yapılan kısım için de iade faturası gönderildiğini, müvekkili şirketin davacı şirkete borçlu değil aksine alacaklı konumda olduğunu,  yerel mahkeme tarafından uyuşmazlık konularının tamamına ilişkin  yargılama yapılmadığını, yerel mahkeme tarafından, 09 Temmuz 2018 tarihli sözleşmenin geçerli olduğu değerlendirilmiş olup; geri kalan uyuşmazlık konularında herhangi bir değerlendirilme yapılmadığını, ayrıca yerel mahkeme tarafından, herhangi bir gerekçe olmaksızın sözleşme bedelinin 167.000,00 TL + KDV olduğu kanaatine varıldığını, oysa  davacının sözleşme bedeli üzerinde KDV tutarını da müvekkil şirketten talep etmesinin usule, yasaya ve Yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davaya konu alacaklar yargılamayı gerektirdiğinden davacının müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekir iken; aksi yönde hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın reddi ile tarafları lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava, hizmet sözleşmesi kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;<br>“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.<br>28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.<br>\"..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi  ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.<br> Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak  düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret    Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu  ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri  (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur.\"  (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı)<br>Yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur. <br>Somut olayda ; Davacı tarafça 1 ay süre ile kazık makinesi ile delici uç ekipmanları komple seti kiralandığını, ödemelerin mahsubundan sonra davalı şirketin bakiye 3.830,00-TL borcunun kaldığını, davalı şirketin şantiyesinde bekçi bulundurmaması nedeniyle davalıya kiralanan malzemelerden Kelly halatının çalındığını, çalınan halat bedeli için 8.053,50-TL bedelli faturanın düzenlenerek davalıya verildiğini, ancak yapılan ihtarnameye rağmen davalı tarafça bakiye borç 3.830,00-TL ile çalınan halat bedeli olan 8.053,50-TL nin taraflarına ödenmediğini beyan ile davalının İzmir 28.İcra Müdürlüğünün 2018/11290 sayılı icra takibine yaptığı itirazının  iptali için dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Sözleşmeden kaynaklı bakiye alacağın denetime elverişli bilirkişi raporu ile tespit edildiği, çalınan halata ilişkin faturanın davalı kayıtlarına işlenip süresinde itiraz edilmediği görülmekle davalının savunmasını kanıtlayamadığı anlaşılmıştır. <br>İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararının 6. Sayfasında \"Davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı anlaşıldığından,  davalı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususunda beyanda bulunmak ve yemin metnini hazırlayıp beyanda bulunmak, kesin süre içerisinde beyanda bulunmadığı takdirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtarı hususunda çıkartılan davetiyenin e-tebliğ yoluyla usulüne uygun olarak tebliğ olunduğu, davalı vekilinin bu hususta beyan dilekçesini ibraz etmediği anlaşıldı. \" ibaresi bulunmakta ise de davalıya yemin delilinin  hatırlatılmadığı görülmüştür.<br>Bu açıklamalar uyarınca mahkemece; davalı vekilince cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, ispat yükü kendisinde olan davalının savunmasını mevcut delillerle ispat edemediği gözetilerek, davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken aksi uygulama ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle  HMK'nın 353/a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.<br>HÜKÜM   : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin  20/10/2020 tarih,  2019/383 Esas ve 2020/653 Karar sayılı  hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 206,00 TL istinaf nispi karar harcının istek halinde İADESİNE,<br>6-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>7-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında davalı tarafından tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın davalıya İADESİNE,<br>8-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 09/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"24dd61d82cedd58e","SID":"9fe521405ca770de"}}