{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/86 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1007<br>KARAR TARİHİ\t: 09/05/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/10/2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/738 Esas 2020/607 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 09/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09/05/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin otel havuzlarında kullanılmak üzere davalılardan ... Şti nin üreticisi olduğu cam mozaikleri davalı ....Şti'den satın aldığını, davalılardan satın alınan ürünlerin havuza döşendiğini, havuzun kullanılmaya başlanmasından sonra havuz dibi ve yan yüzeylerde çatlamalar, patlamalar meydana geldiğini, durumun davalılara iletildiğini, satıcı firma yetkililerinin gelip baktıklarını ancak olumlu bir sonuç elde edilmediğini, davalı tarafa İzmir 27.Noterliğinin 06.04.2017 tarih ve 07009 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, Selçuk Sulh Hukuk Mah.nin 2017/10 Esas sayılı D.İş dosyası ile tespit yapıldığını, buna göre cam seramiklerin ayıplı olduğunun tespit edildiğini, satın aldıkları cam mozaiklerin toplam 112.327,89 TL bedelli olup faturalardan 21.898,59 TL sinin davalı ... ve 90.929,30 TL sinin ise davalı ... tarafından kesildiğini, ayıplı mal nedeni ile oluşan zararın ayıplı malın sökülmesi, zeminin silinmesi, tekrar hazırlanması, ve yeniden imalat için gerekli bedelin 352.623,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bu nedenlerle ayıplı olduğu tespit edilen cam mozaiklerin sökülmesi, ve tekrardan imalatına yönelik davacı mamelekinde oluşan bilirkişi incelemesi ile belirlenecek kesin rakam üzerinden dönüştürülmek üzere şimdilik 220.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan ... üretici olduğundan tamamından, davalılardan ... Ltd.Şti satıcı olduğundan satışını gerçekleştirdiği miktara tekabül eden oran üzerinden sorumlu olmak üzere müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olmakla yapılan açık yargılama sonunda;<br>CEVAP: Davalılardan ... Şti vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, Aydın ili Mahkemelerinin yetkili olduğunu, Selçuk Sulh Hukuk Mahkemesinde alınan tespit raporunu kabul etmediklerini, ürünün ayıplı olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Diğer davalının cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.<br>MAHKEMECE: \"..., Selçuk Sulh Hukuk Mah.nin 2017/10 Esas sayılı D.İş dosyası, faturalar, ihtarname dosya içerisinde mevcuttur. Mahkememizce İnşaat bilirkişisinden rapor alınmış, alınan raporda davacıların zararının oluşmasının nedeninin malzemeden değil, havuz taban yalıtımlarının ve şaplarının düzgün ve kaliteli yapılamadan kaplama yapılmış olmasından kaynaklandığının belirtildiği görülmüş, davacının rapora itirazları nedeni ile dosyada mevcut tespit raporu ve davada alınmış bilirkişi raporu dikkate alınarak, davacının davalılardan satın aldığı ürünlerin ayıplı olup olmadığı, açık ya da gizli ayıp bulunup bulunmadığı, ayıbın neden kaynaklandığı, davacının zararının ayıplı ürünlerden mi yoksa havuz tabanı gibi davalılara atfedilemeyecek başka bir kusurdan mı kaynaklandığı, varsa davacının zararında davalılara tekamül eden ayrı ayrı miktarların ne olduğu konularında dosyada mevcut raporlardaki çelişkiler ve farklılıklar dikkate alınarak, ayrılınan noktaların belirlenerek rapor hazırlanması için bu kez 3 kişilik teknik bilirkişi heyetinden rapor alınmış, bilirkişi heyeti raporunda dosyada mevcut delil ve raporları inceleyerek zararın cam mozaik malzemesinden değil, yapıştırma ya da yalıtımın düzgün yapılmamasından uygulama hatasından kaynaklandığı belirlenmiş olmakla davacının zararının oluşmasında davalıların bir sorumluluğu bulunmadığı tespit edildiğinden davanın reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır,\" gerekçesi ile, \"Davanın REDDİNE,\"şeklinde karar verilmiştir,<br><br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece verilen kararın isabetli olmadığını, cam mozaik ile file arasındaki ve file ile zemin arasındaki irtibatın araştırılması, cam mozaik altındaki file örgüsünün zemindeki yapıştırıcının mozaik ile temasını engelleyip engelmediği, cam mozaik ile file arasındaki ayrışmanın  üretim veya uygulama hatası olup olmadığının araştırılmasını, bu konuda Türk Standartları Enstitüsünden rapor istenilmesinin gerektiğini, ısrarla tespit bilirkişisi Muharrem Kesici’nin dinlenilmesini istediklerini, dinlenecek teknik bilirkişinin bizzat hasarlı halde iken havuzları gördüğünü, patlayan seramiklerin sökümüne şahitlik ettiğini, bizzat hem uygulamalı şeklini, hem bozulan halini aynı havuz içerisinde görerek rapor tanzim eden kişi olduğunu, file mi seramikten, yoksa zemin kaplaması ile seramik mi birbirinden ayrılmış bunu en iyi anlatacak kişi olduğunu, rapora esas alınan, 14.01.2020 tarihli bilirkişi raporunun “cam mozaik ile cam mozaik altı file arasındaki kenetlenmenin tam olmadığı hususunun zarara sebebiyet veren kusur olmadığı,bilakis yapıştırma noktasında yapılan işçilik hatasının sonucu oluştuğu” görüşünde olduğunu, bu tespitin teknik olarak büyük bir yanılgıyı ifade ettiğini, yerel mahkemenin sağlıklı bir sonuca gidecek ise; somut olaydaki cam mozaik yapısının “cam mozaik ile file arasındaki ve file ile zemin arasındaki irtibatın araştırılmasının, cam mozaik altındaki file örgüsünün zemindeki yapıştırıcının mozaik ile temas edip etmediği” hususunun aydınlığa kavuşturulmasının sağlanması gerektiğini, yerel mahkemenin bu noktada eksik inceleme yaptığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava,  ayıplı ürün satımı iddiasına dayalı zararın tazmini ve bedel iadesi istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. <br>TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır.<br>Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:<br>a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır<br> Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.<br>b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır.<br>Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.<br>c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.<br>Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.<br>Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.<br>d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır<br>e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır<br>f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır<br>Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.<br> Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. <br>Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.<br>Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar;<br>-Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı,)<br>Davacı taraf,  davalılardan ... Şti nin üreticisi olduğu cam mozaikleri davalı ... Şti'den satın aldığını, davalılardan satın alınan ürünlerin havuza döşendiğini, havuzun kullanılmaya başlanmasından sonra havuz dibi ve yan yüzeylerde çatlamalar, patlamalar meydana geldiğini, durumun davalılara iletildiğini, satıcı firma yetkililerinin gelip baktıklarını ancak olumlu bir sonuç elde edilmediğini, ayıplı mal nedeni ile oluşan zararın ayıplı malın sökülmesi, zeminin silinmesi, tekrar hazırlanması, ve yeniden imalat için gerekli bedelin 352.623,00 TL olduğunun tespit edildiğini, şimdilik 220.000,00 TL'nin tahsili talebi ile dava açmış;  davalılar  davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. <br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyeti  raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, zararın cam mozaik malzemesinden değil, yapıştırma ya da yalıtımın düzgün yapılmamasından, uygulama hatasından kaynaklandığının, davacının zararının oluşmasında davalıların bir sorumluluğu bulunmadığının tespit edilmesine, davacı şirket tarafından satılan malın ayıplı olduğunun ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM     : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/10/2020 tarih, 2017/738 Esas ve 2020/607 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 09/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"049a6df80166f26f","SID":"4466004da014a267"}}