{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/599 <br>KARAR NO: 2024/640<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2014/1320<br>KARAR NO: 2020/420<br>DAVA TARİHİ: 18/09/2014<br>KARAR TARİHİ: 09/10/2020<br>DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>ASIL DAVA  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin performans değerleme alanında hizmet veren bir şirket olduğunu, müvekkilinin 02/01/2012 tarihli sözleşme uyarınca davalı şirketten haklı nedenle fesih tarihi olan 17/02/2014 tarihine kadar  performans değerleme hizmeti aldığını, sözleşme uyarınca davalının müvekkili şirket çalışanlarının performanslarının değerlendirilmesi hususunda “...” isimli hizmeti sağlamakla, müvekkili şirket ise değerlendirme işlemlerini sistem üzerinden gerçekleştirmek ve kararlaştırılan bedeli ödemekle yükümlü olduğunu, sözleşme gereği davalının asli edimlerinin \"... isimli web sayfasının müvekkili şirket tarafından kullanımının sağlanması, bahse konu hizmetin müvekkili şirket tarafından en doğru ve sağlıklı biçimde kullanılmasını sağlamak adına sistemsel olarak gerekli hizmetin ve alt yapı desteğinin eksiksiz ve tam şekilde sağlanması, müvekkil şirket çalışanları tarafından girilen bilgi güncellemelerinin doğru bir şekilde oluşturulmasının ve muhafazasının sağlanması\" olduğunu, müvekkili şirketin periyodik olarak belirlediği \"1. Satış Hedefi, 2. Ciro Hedefi, 3. Bölüm Hedefi\"nin gerek personel gerekse şirket yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun bu sistem aracılığı ile tespit edilmesinin amaçlandığını ancak davalı şirketin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Sözleşmenin 7.9.maddesi \"... hizmeti 7/24 mantığı ile sürdürecektir.\" şeklinde belirlenmiş olmasına rağmen davalı şirketin hizmeti hiçbir zaman bu mantık ile sürdürmediğini, kendisine yapılan sorun bildirimleri ve yardım taleplerine zamanında dönmediğini, Sözleşmenin 8.maddesi \"bilgiler MÜŞTERİ istediği zaman elektronik ve dijital ortamda MÜŞTERİ'ye verilir ve MÜŞTERİ isteği ile sistemden silinir.\" ibaresi yer almaktaysa da fiilen bu maddenın uygulanmadığını, 30/01/2014 tarihinde değerlendirmesi yapılan 534 kişinin değerlendirme kriterlerinin davalı şirketin kusuru sonucu sistemden silindiğini ve müvekkili tarafından bu değerlendirmenin tekrarlanmak durumunda kalındığını, Sözleşmenin 4.maddesinin içeriğinde müvekkilinin \"analiz yapma hakkını kiraladığı\"nın ifade edildiğini, bu bağlamda gerek şirket, gerekse personel değerlendirme kriterlerinin müvekkili şirket tarafından belirleneceğinin sabit olduğunu ancak müvekkilinin belirlediği kriterlerin müvekkilinin bilgisi ve haberi dışında davalı tarafından tek taraflı olarak değiştirmesi sebebiyle hem şirketin hem de personelin hedefine ilişkin tespitlerin gerçekle bağdaşmayan bir hal almasına sebebiyet verdiğini, yani davalının sözleşmenin 4.maddesini açıkça ihlal etmek suretiyle müvekkilinin ihtiyaç duyduğu performans analizi hizmetini kendi belirlediği kriterler sonucu yanlış veriler içerecek şekilde almasına sebebiyet verdiğini, Şirket prensipleri gereği detaylı değerlendirme ve incelemelerin en yoğun aralık ve haziran aylarında olduğunu, e-performans sistemine en çok ihtiyaç duyulan bu dönemlerde sistemde sorun yaşanmaması gerekirken bu dönemde büyük sorun yaşandığını, sorunlar sebebiyle müvekkilinin iş ve zaman kaybına uğradığını, davalı taraf bu yoğun dönemlerde yaşanılan ve kendilerine bildirilen sorunların giderildiğini ifade etmesine karşın yapılan kontrolde sorunun giderilmediğinin tespit edildiğini, davalının verdiği hizmetin sonucunda tedarik ettiği datanın doğruluğunun denetimi için ayrıca mesai harcandığını, Açıklanan hususların taraflar arasında yapılan mail yazışmaları ile sabit olduğu, hizmet sözleşmesine konu edimin davalı tarafından eksik ve ayıplı olarak ifa edilmesi sebebiyle taraflar arasındaki güven ilişkisinin temelinden sarsıldığını ve sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin davalı tarafa Beyoğlu .... Noterliğinin 17/02/2014 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile bildirildiğini, davalının kusuru sonucu yeniden değerlendirme yapmak durumunda kalan çalışanların birim ücretinin belirlenmesi suretiyle müvekkili şirket nezdinde yaşanan zaman ve iş kaybının 25.036,50 TL olarak belirlendiğini oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu beyan ederek, müvekkili şirket nezdinde oluşan 25.036,50 TL maddi zararın dava tarihinden itibarin işleyecek banka iskonto faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı karşı davacı vekili davaya cevap dilekçesinde; davacı firmanın kendi üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ödemelerini yapmadığını, yapmadığı ödemelerden kaçınmak için dayanaksız iddialar ileri sürerek müvekkiline borçlu olduğu tutar kadar bir alacak çıkararak borcundan kurtulmayı amaçladığını, dava konusu ihtilafta davacı şirket ile davalı müvekkili arasında e-performans hizmetinden yararlanmak için 02/01/2012 tarihinde sözleşme imzalandığını, buna göre davacı şirketin 1 yıl içinde kullanmak üzere 50.000 adet soru sorma ve analiz yapma hakkını kiraladığını, sözleşme süresi 2 yıl olup sözleşmenin 7.6 maddesi gereğince geçerlilik süresi içinde devam edilmeyeceği bildirilmezse kendiliğinden 1'er yıllık sürelerde yenileneceğini, sözleşme devam ederken ve 2 senelik ilk dönem henüz bitmemişken, davacının memnuniyeti sebebiyle tarafların 21/06/2013 tarihinde ek bir protokol yaptığını ve davacının kiraladığı soru sorma ve analiz yapma hakkını 50.000'den 100.000'e çıkardığını, sözleşmenin bitiş tarihi olan 02/01/2014'de davacının üründen memnun olması sebebiyle sözleşmenin 1 yıl daha kendiliğinden yenilendiğini,  buna ilişkin olarak yeni döneme ait 03/01/2014 tarihli faturanın müvekkili tarafından kesildiğini ve davacı tarafça ödemesinin  yapıldığını, sözleşme 1 yıl için yenilendikten bir süre sonra davacının herhangi bir gerekçe ileri sürmeden sözleşmeyi sonlandırmak istediğini, bu tutum müvekkilince kabul edilmediği için sözleşmenin haksız ve dayanaksız olarak davacı tarafından feshedildiğini, davacının böylece müvekkili şirkete aylık olarak yapması gereken ödemelerden kaçınmayı hedeflediğini, sözleşmede bahsi geçen 7/24 ifadesi açıkça web sitesi hizmeti için kullanılmışken davacının bunu sanki 7/24 bir uzmanla ve hatta yerinde hizmet vermek olarak yorumlamaya çalıştığını, davacının bahsettiği ayıplara ilişkin bir mahkeme tespiti olmadığını, süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı olmadığını, davacının dosyaya sunduğu ve ürünün ayıplı olduğuna dayanak yapmaya çalıştığı yazışmaların fesih tarihinden 6-7 ay öncesine ait olduğunu, dolayısıyla davacının bir memnuniyetsizliği varsa bunu kanuni süresi olan 8 gün içerisinde kullanması gerektiğini, buna rağmen davacının süresinde fesih hakkını kullanmak yerine sözleşmeyi yeni dönem için yenilediğini ve kesilen yeni döneme ait faturayı da ödediğini, hizmete ilişkin belirttiği ayıplarla ilgili olarak herhangi bir eksik ücret ödemesi de yapmadığını, davacının ayıp olarak yansıtmaya çalıştığı hususlar hiçbir şekilde kabul edilmemekle birlikte yazışma içeriklerine bakıldığında davacının uygunsuz kullanımından kaynaklandığının görüldüğünü, verilerin davacıya ait olduğunu, davacının hangi veriyi verirse programın o veriye göre çalıştığını, verilen verinin yanlış olmasının davacının sorumluluğunda olduğunu, verilen veri yanlış ise düzeltmeyi ya davacının yapacağını ya da müvekkili şirkete bildirerek düzeltilmesini isteyeceğini, bunun müşterinin sorumluluğunda olduğunu,  davacının verileri (binlerce) programa kolay girilsin diye excele girdiğini ve müvekkilininde bu verileri programa yüklediğini, müvekkilinin verinin içeriği veya çıkacak sonucun ne olduğu ile ilgilenmediğini, sözleşme süresince davacının verilerinin kendi talebiyle defalarca yüklendiğini veya düzeltildiğini, programda veri kaybı olamayacağını, davacı düzeltmeden veya silmeden bir verinin silinemeyeceğini, davacı hata yapsa bile yedeklerden geri dönülerek sorunun halledilebileceğini, müvekkilinin gönderilen kriter ve saklanan içerik ile ilgilenmediğini, ayrıca veriler yüklendikten sonra verileri kontrol edip sistemi genel kullanıma açmanın davacının sorumluluğunda olduğunu, davacıya ait hataların müvekkili tarafından herhangi bir yükümlülüğü olmadığı halde iyi niyetle düzeltildiğini, davacının 534 kişinin verisinin silindiğini ve bunun müvekkilinin kusuruyla gerçekleştiğini ispatlayamadığını, esasen 534 kişi sayısının müvekkilinin davacıdan olan alacağını dengelemek/sıfırlamak için ortaya atılmış asılsız bir iddia olduğunu, çok eski ve kendi hatalarından kaynaklanan maillerin davaya dayanak olarak yapılmaya çalışıldığını beyan ederek asıl davanın reddini talep etmiştir. <br>KARŞI DAVA Davalı karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; Karşı davalıdan yenilenen dönem için 23.255,87 TL yıllık ücret alacaklarının olduğunu, karşı davalının dönem sonlanmadan sözleşmeyi feshetme hakkı bulunmadığını, 2014 yılı toplam ücreti 25.370,04 TL olup yeni dönemin ilk faturasının 10 Şubat 2014 tarihinde ödendiğini, bakiye 23.255,8 TL kadar alacaklarının bulunduğunu beyan ederek karşı davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davacı karşı davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; karşı dava konusu tutarın neye göre belirlendiğinin belli olmadığını, karşı davacının dönem sonlanmadan sözleşmenin feshedilemeyeceğini belirttiğini fakat hukuken böyle bir iddianın mümkün olmadığını, ayıplı hizmet sebebiyle sözleşmenin müvekkili yönünden çekilmez hale geldiğini ve feshedildiğini, bu durumda karşı davanın dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"Asıl davanın konusunun sözleşmenin müspet ihlali sebebiyle zararların tazminine, karşı davanın ise sözleşmenin haksız feshi sebebiyle uğranan zararların tazminine yönelik olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafın alacağının varlığı ve miktarının tespiti, davalı tarafın alacak miktarının varlığı varsa miktarının tespiti, feshin haklı olup olmadığı  ile tarafların diğer beyan ve iddiaları hususunda bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, 21/01/2016 tarihinde alınan kök raporda özetle; Huzurdaki asıl davanın konusunun sözleşmenin müspet ihlali sebebiyle zararların tazminine, karşı davanın ise sözleşmenin haksız feshi sebebiyle uğranan zararların tazminine yönelik olduğu, asıl dava bakımından, davacının sözleşmeye aykırılık iddiasına ilişkin sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini, zarara uğradığını, zarar ile fiil arasındaki nedensellik bağını ispatlaması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesine göre davacının verilerinin korunmasının davalının sorumluluğunda olduğu, olayda davacının zarar iddiasına konu Ocak 2014 tarihlerinde yaşanan veri kaybının skala değişikliğinden kaynaklandığı, zarar talebinin hukuken korunması için skala değişikliğinin davalı tarafça gerçekleştirildiğinin kesin ve açık olarak ispatlanması gerektiği, ancak bu halde davacının TBK md.112 kapsamındaki tazminat talebinin kabul görebileceği, tazminat talebinin kusur sorumluluğu olması sebebiyle bu kapsamda davacının müterafik kusurunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği,Karşı dava bakımından, davacı-karşı davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin 17.02.2014 tarihinde feshedildiği, Temmuz 2013 tarihinde ve (yukarıda izah edildiği şekilde ispat edilmesi halinde) Ocak 2014 tarihinde yaşanan veri kaybının sözleşmenin 8. maddesinin ihlali olarak değerlendirilebileceği, davalı-karşı davacı tarafın sözleşmenin 7.10. maddesinde belirtilen 7/24 web hizmet bakımından sözleşmeyi gereği gibi ifa etmediğinin söylemeyeceği, karşı davalı tarafın sözleşmeyi feshinin, yaşanan veri kayıplarına rağmen sözleşme ilişkisinin devam ettirilmesi, 10.02.2014 tarihinde sözleşmenin yenilenen dönemi (ayıplı hizmet sunulduğunu iddia ettiği Ocak 2014) için ödeme yapması sebebiyle çelişkili davranış yasağına aykırı olduğu, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu, bu sebeple sözleşmenin haklı sebeple feshinden bahsedilemeyeceği, karşı davacının sözleşmenin feshi tarihine kadar sözleşmesel alacağında haklı olduğu; karşı davalının, karşı davacının sözleşmenin bakiye süresine isabet eden müspet zararlarını tazmin ile yükümlü olduğu, karşı davacının sözleşmenin feshi 17.02.2014 tarihine kadar bakiye sözleşme alacağı, 17.02.2014-02.01.2015 tarihleri arasındaki döneme isabet eden müsbet zararını istemeye hakkı bulunduğu, taraflar arasında anlaşmazlığa konu olan “Temmuz 2013 tarihinde gerçekleşen veri kaybı iddiası” ile ilgili olarak; Yağmur Karataş’ın, olay tarihi itibarı ile davalı firma da “Uygulama ve Destek Uzmanı” olarak görev aldığı, olay tarihi itibarı ile, değerlendirme süreci devam etmekte iken soru seti değiştirme talebinin davacı ... firması tarafından talep edildiği ancak destek ve danışmanlık antlaşmasıyla hizmet veren davalı ... firması yetkilisinin, talebin uygulanması halinde olabilecek durumları öngöremediği ve bu konuda davacıya herhangi bir uyarıda bulunmadığı, bu işlem sonucunda 100 adet kadar personel formunun yeniden doldurulması gerektiğinin tespit edildiği, taraflar arasındaki diğer anlaşmazlık konusunun ise; Ocak 2014 tarihinde skala değişimi olduğu, yazılımın değerlendirme derecesini hesaplamaya yarayan Skala puanlarının, değişmesi sonucunda aynı dönem içerisinde daha önce doldurulmuş olan personel değerlendirme formlarının kullanılamaz hale geldiği, bu işlemin davalı firma personeli tarafından yapıldığının tespit edildiği, söz konusu bu değişiklik nedeni ile personel formları yeniden değerlendirildiği, davalı tarafın bu değişiklik talebinin o tarihte davacı tarafından yapıldığına dair herhangi bir delil sunamadığı, davalı ... firmasının kendi kontrolü altında bulunan verilerin güvenliği konusunda kusurlu olduğu, gerekli önlemleri almadığı hususu tespit edildiği, davalı ... firmasının veri güvenliği standartlarına (TS ISO/IEC 27001) uymayan diğer tespitler; davalı ... firmasının davaya konu olan veri değişiklikleri ve sonucunda oluşan veri kaybı ile ilgili olarak sistem üzerinde gerçekleşen değişikliklerle ilgili IP kaydının doğru olarak tutulamadığı, yapılan işlemlere ilişkin delil sunamadığı, e-performans sitesinde davalı firma tarafından kullanılan “ ... ” yönetici hesabı bilgisinin, davacı firma yetkilisi ile paylaşıldığı, bu nedenle bu kullanıcı adı ile yapılan değişikliklerin kimin tarafından yapıldığının kesin olarak belirlenemediği, bunun güvenlik açığına neden olduğu tespit edildiği, davalı tarafın sözleşmede bulunan 7/24 destek maddesini uygulanmadığı konusunda, dosya içeriğinde bulunan sözleşmede yapılan incelemede 7/24 destek içeren bir maddenin bulunmadığı, sözleşmede yer alan 7.10 maddesinde ise sadece internet üzerinden e-performans sitesinin erişiminin 7/24 olmasını düzenlemektedir. Dava dosyası içerisinde yer alan beyanlara göre, davacı ..., davalı ...’a gönderdikleri e-mail mesajlarına geç cevap verildiğini belirtmiş, tespitler esnasında yazışmaların süreleri üzerinde yapılan kontrollerde böyle bir durumun olmadığı, Bilirkişi heyetinden alınan 13/01/2017 tarihli birinci ek raporda özetle; davacı-karşı davalı yönünden değerlendirilen 592,34 TL, değerlendiren kısmı (b) 288,60 TL, üst yönetici (c) 592,94 TL olmak üzere toplam tazminat 1.474,48 TL olarak hesaplandığı, davalı- karşı davacı yönünden 11 aylık kar mahrumiyeti 1.777,70-TL olarak hesap edildiği,Bilirkişi heyetinden alınan 12/04/2019 tarihli ikinci ek raporda özetle; ek raporda varılan maddi tespitlerinde herhangi bir değişiklik olmadığı, Bilirkişi heyetinden alınan 03/02/2020 tarihli üçüncü ek raporda özetle; davacı-karşı davalı yönünden; davacı, karşı davalının tazminat tutarına esas EK-9 olarak beyan ettiği 12 sayfa tutarlı çalışan personellerin bulunduğu ve yine 25.036,50 TL olarak talep ettiği maddi tazminat heyetimizdeki mali bilirkişi tarafından 12.872,17 TL olarak hesap edildiği, hesap ayrıntısının ise; değerlendirilen (A) 1.127,00 TL, değerlendiren (B) 5.783,95 TL, Üst Yönetici (C) 5.961,22 TL olmak üzere toplam tazminat 12.872,17 TL olduğu, davalı- karşı davacı yönünden ; kök ve ek raporumuzda davalı talebinin her ne kadar mahrum kalınan kar olarak 1.777,70 TL hesaplanmışsa da, davalı-karşı davacının sözleşme feshi nedeniyle tazminat talep edebileceği yönünde karar ittihaz halinde 11 aylık bakiye sözleşme bedeli tazminatı 23.255,87 TL olarak hesap edildiği, yukarıda, teknik inceleme bölümünde açıklanan hususlar ışığında; tarafların 2.ek rapora itirazlarına ilişkin teknik bilgiler yukarda açıklandığı, yeni bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmış olup kök rapor ve CD ekinde yer alan c-pcrformans sisteminden alınmış rapor çıktıları ve e-mail yazışmalarının bulunduğu ekran görüntülerini içerir fiziksel tespitler doğrultusunda, teknik olarak kök rapor sonuç bölümünde belirtilen görüşlerin değişmesini gerektirir herhangi bir durum olmadığı hususu tespit ve rapor edilmiştir.Huzurdaki asıl davanın konusunun sözleşmenin müspet ihlali sebebiyle zararların tazminine, karşı davanın ise sözleşmenin haksız feshi sebebiyle uğranan zararların tazminine yönelik olduğu,  davacı şirket ...'nun 02.01.2012 tarihinde davalı ... yazılım firması ile internet üzerinden çalışan e-performans sitesi üzerinden “Personel Performans Değerlendirme” hizmetinin alınmasına dair sözleşme imzaladıkları, 21.06.2013 tarihinde program sorgu sayılarının arttırılması amacıyla ek protokol imzalandığı, 03.01.2014 tarihli son ... faturasının 10.02.2014 tarihinde davacı tarafından ödendiği, tarafların faturalara itirazları bulunmadığı, davacı ... firmasının 17.02.2014 tarihinde noter kanalıyla “davalının sunmakla yükümlü olduğu hizmetin kusurlu olması” gerekçesiyle sözleşmeyi tek taraflı fesh ettiğini bildirdiği,Davacının davasında, taraflar arasındaki 02.01.2012 tarihli sözleşme gereği, performans değerlendirme hizmetini aldığını, davalı tarafın sözleşmeyi ihlal ettiğini, hizmeti ayıplı olarak sunduğunu, sözleşme ilişkisinin devamının çekilmez hale geldiğini, sözleşmenin 17.02.2014 tarihinde noter marifetiyle haklı nedenle feshedildiğini,  davalının kusuru sonucu 534 kişinin yeniden değerlendirme durumu yapılmak  suretiyle iş kaybı yaşandığı ve iş kaybı zararının 25.036,50-TL olarak belirlendiğini, davalının sağladığı hizmetin ayıplı olması sebebiyle belirlenen 25.036,50-TL zararın davalıdan tahsilini talep ettiği, davalı tarafın ise, davacının üründen memnun olması sebebiyle sözleşmenin 1 yıllık süre için kendiliğinden yenilendiğini, yine 21.06.2013 tarihli ek protokol ile davacının soru sorma ve analiz yapma hakkının 50.000 den 100.000’e çıkarıldığını, veriler ve davacının hataları ile ilgili sorumluluğunun bulunmadığını, yeni döneme ait 03.01.2014 tarihli faturanın davacı tarafından ödendiğini, davalının davacıdan olan alacağı dengelemek için iş kaybı iddiasında bulunduğunu savunmuş, asıl davanın reddini talep etmiş ve karşı dava ile yenilenen dönem için 23.255,87-TL alacaklarının bulunduğunu, yeni dönemin ilk faturasının 10.02.2014 tarihinde ödendiğini, bakiye 23.255,87-TL alacaklarının davacı-karşı davalıdan tahsili talep ettiği, Taraflar arasındaki 06.02.2012 tarihli sözleşme ile, davalının e-performans hizmetlerini davacı tarafa sağlayacağı, bu kapsamda sözleşme konusu hizmetin davacı ...’nun “personeline sormak istediği performans değerlendirme sorularının bütününü form bazında web üzerinden sorması, personelin web üzerinden performans değerlendirme formlarını doldurması ve sonuçlarının analizlerini web üzerinden elde edip, personelin performans değerlendirmesi” olarak tanımlandığı, kiralanan yanıt sayısının 50.000 adet olduğu, davacının e-performans hizmetini 2 yıl için kiraladığı, ücretin diğer ilave hizmetler hariç her ay için Kdv hariç 1090 TL olarak belirlendiği, Sözleşmenin  7.6. maddesinde“… geçerlilik süresi içinde devam etmeyeceği bildirilmediği takdirde sözleşme birer yıllık sürelerle yenilenecektir.” klozu yer aldığı, taraflar arasında akdedilen 02.05.2013 tarihli ek protokol ile, sözleşmenin 5. maddesinin değiştirildiği, 2013 yılı için 100.000 yanıt paketinin seçildiği, sözleşmenin imzalanmasını müteakiben ilave hizmetler hariç her ay 1.530-TL ödeneceği, ek protokolün 02.01.2014 tarihine kadar geçerli olduğu, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarına göre,  davacının davasına konu ettiği veri kaybı olgusunun Temmuz 2013 tarihlerinde gerçekleştiği ve yine Ocak 2014 tarihinde skala değişikliğinin 534 kişinin bilgileri tekrar girmesine sebep olduğu anlaşılmaktadır.Somut uyuşmazlıkta davacı tarafın Temmuz 2013 tarihinde yaşadığı veri kaybına göre, sözleşme ilişkisini devam ettirdiği, davacı-karşı davalı en son Ocak 2014 tarihinde yaşanan skala değişikliğine bağlı veri kaybına rağmen, bu aşamada sözleşmeyi sona erdirmediği ve ticari ilişkiyi devam ettirdiği, davalı-karşı davacı tarafından Ocak 2014 tarihli fatura tanzim edilmiş ve bu fatura 10.02.2014 tarihinde davacı-karşı davalı tarafından ödendiği, söz konusu faturanın ödendiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu dışında olmakla beraber, fatura uzayan döneme bir başka deyişle 2014 dönemine ilişkindir. Asıl davada davacının iddialarına göre, 10.02.2014 tarihli ödeme akabinde feshe esas teşkil edecek bir ayıptan da bahsedilmediği, davacı yaşanan problemlere rağmen sözleşmeyi feshetmemiş ve yeni döneme (Ocak 2014) ilişkin herhangi bir ihtirazı kayıt bildirmeksizin ödeme yapmış, neticedeki fesih ihtarı ile çelişkili davrandığı, olayda, karşı davalı tarafın Ocak 2014 tarihinde yaşanan sorunlara rağmen, sözleşmeyi makul sürede müdahale etmemesi ve sözleşmeyi sonlandırmaması, bunun yerine edimi kabul etmeye devam etmesi, davalıya ödemede bulunması sebebiyle, fesih hakkı kullanımının iyiniyet kurallarına uygun olarak kullanılmadığı, fesih sebebinin önemli olması ve son çare olması gerektiği düşünüldüğünde de, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarında, yaşanan sorunlara ilişkin çözüm arayışının esas olduğu, davacı-karşı davalının dayandığı e-posta yazışmalarının içeriklerinin genel olarak soru sorma ve bilgi alma şeklinde olması bu sonuca ulaşmamızı sağlayan diğer bir faktör olduğu, bu sebeple, davalı-karşı davacının akdin haksız feshinden ötürü müsbet zararlarını isteyebileceği, Asıl dava bakımından, davacının sözleşmeye aykırılık iddiasına ilişkin sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini, zarara uğradığını, zarar ile fiil arasındaki nedensellik bağını ispatlaması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesine göre davacının verilerinin korunmasının davalının sorumluluğunda olduğu, olayda davacının zarar iddiasına konu Ocak 2014 tarihlerinde yaşanan veri kaybının skala değişikliğinden kaynaklandığı, zarar talebinin hukuken korunması için skala değişikliğinin davalı tarafça gerçekleştirildiğinin kesin ve açık olarak ispatlanması gerektiği,Karşı dava bakımından, davacı-karşı davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin 17.02.2014 tarihinde feshedildiği, Temmuz 2013 tarihinde ve (yukarıda izah edildiği şekilde ispat edilmesi halinde) Ocak 2014 tarihinde yaşanan veri kaybının sözleşmenin 8. maddesinin ihlali olarak değerlendirilebileceği, davalı-karşı davacı tarafın sözleşmenin 7.10. maddesinde belirtilen 7/24 web hizmet bakımından sözleşmeyi gereği gibi ifa etmediğinin söylemeyeceği, karşı davalı tarafın sözleşmeyi feshinin, yaşanan veri kayıplarına rağmen sözleşme ilişkisinin devam ettirilmesi, 10.02.2014 tarihinde sözleşmenin yenilenen dönemi (ayıplı hizmet sunulduğunu iddia ettiği Ocak 2014) için ödeme yapması sebebiyle çelişkili davranış yasağına aykırı olduğu, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu, bu sebeple sözleşmenin haklı sebeple feshinden bahsedilemeyeceği, karşı davacının sözleşmenin feshi tarihine kadar sözleşmesel alacağında haklı olduğu; karşı davalının, karşı davacının sözleşmenin bakiye süresine isabet eden müspet zararlarını tazmin ile yükümlü olduğu, karşı davacının sözleşmenin feshi 17.02.2014 tarihine kadar bakiye sözleşme alacağı, 17.02.2014-02.01.2015 tarihleri arasındaki döneme isabet eden müsbet zararını istemeye hakkı bulunduğu, 11 aylık kar mahrumiyeti 1.777,70 TL olarak hesap edildiği hususunun tespit ve rapor edildiği anlaşılmakla, denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş...\" gerekçesiyle, \"A-Asıl Dava Yönünden; Davacının davasının REDDİNE, B-Karşı Dava Yönünden; 1.177,70-TL'nin davalı ...den tahsili ile davacı .... LTD. ŞTİ'ye verilmesine\" dair hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı karşı davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, davalı tarafın yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğinden taraflar arasındaki güven ilişkisinin temelinden sarsılması ve sözleşme ilişkisinin çekilmez hale gelmesi sebebiyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, dosya kapsamında toplanan deliller ile davalı şirket çalışanı ...'ın verileri sildiğini açıkça ikrar ettiği, sözleşme haklı nedenle feshedildiği için müvekkilinin tazminata hak kazandığını, davalının kusuru neticesinde yaşanan bahse konu aksaklıkların müvekkil şirket genelinde büyük bir zaman ve iş kaybının yaşanmasına ve dolayısıyla müvekkil şirketin doğrudan maddi açıdan zarar görmesine sebebiyet verdiğini, her ne kadar mahkeme tarafından 10/02/2014 tarihinde sözleşmenin yenilenen dönemi (ayıplı hizmet sunulduğunu iddia ettiği ocak 2014) için ödeme yapmasının çelişkili davranış yasağına aykırı olduğu, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu, bu sebeple sözleşmenin haklı sebeple feshinden bahsedilemeyeceği belirtilmiş ise de müvekkilin ticaretinde dürüstlük ve iyi niyet kurallarla hareket ettiğinden işbu ödemeyi yaparak fesih iradesini ortaya koyduğunu, bu nedenle asıl davanın kabulünün gerektiği, davalının ise karşı davasında haksız olup karşı davanın reddi gerektiğini beyan ederek, asıl ve karşı dava yönünden istinaf talebinde bulunmuştur. Davalı karşı davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Asıl davacının bildirdiği fesih sebebinin hukuki dayanağı olmadığı için sözleşmenin hüküm doğurmaya devam ettiğini, müvekkilinin müspet zararlarının oluştuğunu, sözleşmenin yenilenmiş olması karşısında bir yıllık ücretin ödenmesi gerektiğini beyan ederek,  karşı dava yönünden kararın kısmen kaldırılmasını ve karşı davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Asıl dava; davalının sözleşmeye uygun hizmet vermemesi, ayıplı hizmet vermesi, sözleşme konusu edimlerini yerine getirmemesi, davacıya ait verileri talebi olmaksızın değiştirmesinden kaynaklı olarak sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, davalının verdiği hizmetin ayıplı olması nedeniyle davacı şirketin 25.036,50 TL zarara uğradığı iddiasıyla, uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Karşı dava ise; taraflar arasındaki sözleşmenin 02/01/2014 tarihinde kendiliğinden 1 yıl süre ile yenilendiği, sözleşme bedelinin yıllık olarak belirlendiği ancak ödemenin aylık olarak yapılmasının kararlaştırıldığı, sözleşmenin karşı davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, yıllık ücretin 25.370,04 TL olduğu, ilk ay ücretinin ödendiği kalan 23.255,87 TL'nin ise ödenmediği iddiasıyla söz konusu bedelin tahsili istemine ilişkindir.  Sözleşme Taraflar arasında 02/01/2012 tarihinde dava konusu sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmede davacı-karşı davalı \"MÜŞTERİ\", davalı-karşı davacı \"...\" olarak anılmaktadır. Sözleşmenin Konusu 2.maddede; MÜŞTERİ'nin ... servis hizmetlerinden olan ... hizmetinden sözleşme şartları çerçevesinde yararlanması olarak açıklanmış, Verilecek Hizmet sözleşmenin 3.maddesinde; \"E-Performans hizmeti, MÜŞTERİ'nin personeline sormak istediği performans değerlendirme sorularının bütününü (form bazında) web üzerinden sorması, personelin web üzerinden performans değerlendirme formlarını doldurması ve sonuçların analizlerini web üzerinden elde edip, personelinin performans değerlendirmesinin yapılabilmesidir.\" şeklinde tanımlanmıştır. Kullanım Miktarı başlıklı 4.madde; \"MÜŞTERİ bir yıl süre ile kullanma limitli olarak tablodaki; Kiralanan Yanıt Sayısı: 50.000 (ellibin)\"Toplam Kullanılacak Yanıt Sayısı\" adedi kadar soru sorma ve analiz yapma hakkını kiralamıştır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin 5.maddesinde fiyat tablosu ile lisans ücretleri ve hizmetlere ilişkin aylık hizmet bedelleri belirlenmiştir. Sözleşmenin Ücretler başlıklı 6.maddesi; \"6.1. MÜŞTERİ, sözleşmenin imzalanmasını takiben 4. madde nedeniyle peşin olarak ... sözleşme süresince her ay 1.250 TL yerine 1.090 TL ödeyecektir. 6.2. E-Performans Sistemini MÜŞTERİ, ...'ın server'ında kullanırsa sözleşme süresince her ay ...'a 240 TL hosting ücreti ödeyecektir.6.3. E-Performans Sisteminin 1 günlük eğitim ücreti olarak 450 TL ödeyecektir.6.4. MÜŞTERİ, E-Performans ile ilgili ...'dan talep edeceği hizmetleri “Madde 5.2” de belirtilen bedeller ile talep edecektir.6.5. Ödemelere KDV ayrıca eklenecektir.6.6. Ödemeler TL üzerinden yapılmış olup; her yıl enflasyon oranında (Tefe + Tufe / 2 ) artış yapılır.6.7. Ödemeler fatura tarihini takip eden 30 gün içinde yapılacaktır.\"Sözleşmenin \"Özel Şartlar\" başlıklı 7.maddesinde; \"7.1. MÜŞTERİ, e-Performans'ı sözleşme geçezli olduğu sürece (2 yu) kiralamıştır.7.6. Sözleşme imza tarihinden itibaren iki yıl süre ile geçerlidir ve daha önce fesh edilemez. Geçerlilik süresi içinde devam etmeyeceği bildirilmediği takdirde sözleşme birer yıllık sürelerle yenilenecektir ve ertesi yıllarda 6. maddede belirtilen bedelleri MÜŞTERİ, ...'a ödeyerek sözleşme süresi otomatik olarak uzayacaktır.7.7. ... üzerinden kullanılması durumunda;7.8. Bilgiler, MÜŞTERİ'ye aittir ve ... istendiğinde bilgileri MÜŞTERİ'ye text ortamda vermekle yükümlüdür.7.9. ..., MÜŞTERİ logosunu ... sayfalarında yayınlayacak ve MÜŞTERİ talep ederse, MÜŞTERİ'nin web sitesine otomatik bağlantı verecektir.7.10. ... web sitesi hizmeti 7/24 mantığı ile sürdürecektir. ... tt-net kesintilerinden sorumlu olmayacaktır. 7.11. Sistemsel kesinti durumunda, kesinti süresi ile orantılı bedel MÜŞTERİ ödemelerinden düşülecektir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Ek protokol Taraflar arasında 21/06/2013 imza tarihli yukarıda belirtilen sözleşmenin eki niteliğinde ek protokol ile sözleşme maddelerinde yapılan değişiklikler düzenlenmiştir.  Ek protokolün 3.maddesinde değişen maddeler ayrı ayrı belirtilmiştir. 3.1.maddesinde;  02/01/2012 tarihli sözleşmenin 5.maddesinde fiyat tablosu ile belirlenen lisans ücretleri ve hizmetlere ilişkin aylık hizmet bedellerinde artış yapılmış, \"... için sözleşme süresi içinde geçerli olanı lisans bedeli ve verilecek hizmetler ile ilgili fiyat tablaları yukarıdadır. Seçilecek bir yıllık ilgili yanıt paketinin ödemeleri, sözleşme süresince, aylık olarak yapılacaktır. 2013 yılı için 100.000 yanıt / yıl paketi seçilmiştir.\" ibaresine yer verilmiştir. 3.2.maddesi; \"02.01.2012 tarihli e-Performans Sistemi Sözleşmesi'nin 4. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.4. ... bir yıl süre ile kullanma limitli olarak tablodaki; Kiralanan Yanıt Sayısı 100.000 (Yüz Bin) “Toplam Kullanılacak Yanıt Sayısı” adedi kadar soru sorma ve analiz yapma hakkını kiralamıştır.\"3.3.maddesi; \"02.01.2012 tarihli ... Sistemi Sözleşmesi'nin 6.1 maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 6.1. ..., sözleşmenin imzalanmasını takiben 4. madde nedeniyle peşin olarak ... sözleşme süresince her ay 1.800 TL yerinde indirimli olarak 1.530 TL ödeyecektir.\"3.6.maddesi; \"İşbu Ek Protokol'de yer almayan konularda taraflar arasında akdedilen 02.01.2012 tarihli e-Performans Sistemi Sözleşmesi'nin hükümleri uygulanacaktır.\" 3.7.maddesi; \"İşbu Ek Protokol 02.01.2014 tarihine kadar geçerlidir.\" şeklindedir. Asıl davacı vekili Beyoğlu ... Noterliğinden keşide ettiği 17/02/2014 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile; davalının hizmeti ayıplı olarak ifa etmesi sebebiyle sözleşmenin 17/02/2014 tarihinden itibaren haklı nedenlerle feshedildiğini, belirtilen fesih tarihi itibariyle e-performans sisteminin kullanıma kapatıldığını ve kullanılmadığını, fesih tarihi itibariyle sistem kullanılmadığından gönderilecek olası fatura bedellerinin şimdiden kabul edilmediğini belirterek, davalının ayıplı hizmeti neticesinde oluşan 25.036,50 TL tutarındaki maddi zararın ödenmesini talep etmiş, davalı tarafça gönderilen fatura ihtarname ekinde iade edilmiş ayrıca ihtar içeriğinde sözleşmenin feshine gerekçe olarak gösterilen mail yazışmaları ihtarnameye eklenmiştir. Söz konusu mailler incelendiğinde 2013 yılı Temmuz ayına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. İşbu ihtarname 19/02/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu ihtara cevaben karşı davacı vekili ise Kadıköy .... Noterliğinden keşide ettiği 21/03/2014 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarname ile; taraflar arasındaki sözleşmenin 02/01/2015 tarihine kadar uzadığını, Ocak 2014 dönemine ait 03/01/2014 tarihli faturanın asıl davacı tarafından ödendiğini, fesih iddialarını kabul etmediklerini, sözleşme süresinde 24 ay boyunca hiçbir şikayet bildirilmediğini, sistemden verim alınmıyorsa bunun nedeninin kullanım hatasından, veri girişinde yapılan hatalardan kaynaklandığını, bu nedenle sözleşmenin bitim tarihi olan 02/01/2015 tarihine kadar tüm kira ve hosting bedellerinin ödenmesi gerektiğini ihtar etmiştir. Taraflar arasında 02/01/2012 tarihinde 2 yıl süre ile geçerli olacak şekilde imzalanan sözleşmenin bir kısım maddelerinin 02/05/2013 tarihinde imzalanan protokol ile değiştirildiği ve ek protokolün 02/01/2014 tarihine kadar geçerli olacak şekilde düzenlendiği, ek protokolde hüküm olmayan hallerde sözleşme hükümlerinin geçerli olduğu belirtildiğinden, bu durumda 02/01/2012 tarihli sözleşmenin 7.6.maddesinde yer alan \"Geçerlilik süresi içinde devam etmeyeceği bildirilmediği takdirde sözleşme birer yıllık sürelerle yenilenecektir\" düzenlemesi gereğince, sözleşmenin devam etmeyeceği taraflarca bildirilmediği için sözleşme süresinin 02/01/2014 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile uzadığı anlaşılmaktadır. Sözleşme davacı tarafından 17/02/2014 tarihinde feshedilmiş olup, temel uyulmazlık feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.Asıl dosya davacısı, hizmetin ayıplı ifa edildiği iddiasını ileri sürmüş ve bu iddiasına dayanak olarak taraflar arasındaki mail yazışmalarına dayanmıştır. Mail yazışmaları Taraflar arasında yapılan ve dosyaya ibraz edilen mail yazışmaları incelendiğinde;  Asıl davacı şirket eğitim uzman yardımcısı ..., davalı şirket uygulama ve destek uzmanı ...  07/07/2013 tarihinde gönderdiği mailde; ara değerlendirme öncesi şirket hedefleri bulunan tüm çalışanların gerçekleşen hedef değerlerinin, değerlendirme formuna aktarılmasını talep ettiği,  ... 16/07/2013 tarihinde gönderdiği mailde; tüm personellerin gerçekleşen şirket hedeflerinin daha önce girişi yapılmış olmasına rağmen bazı personellerin gerçekleşen şirket hedeflerinin 0,00 olarak görüldüğünü belirterek kontrol edilmesini talep ettiği, ... tarafından aynı tarihte değerleri bu şekilde gelen örnek bir personel bildirilmesini istediği,  ...  tarafından örnek gönderildiği,  ... tarafından, ...  23/07/2013 tarihinde \"değerlendirilecek kişilerin bireysel inceleme sayfasında 2013 hedef belirleme formunun görülmediği, sadece 2012 yıl sonu eğerlendirme formlarının çıktığı\" yönünde yazılan maile, ...  tarafından \"bireysel inceleme ekranına formların yansımış olması gerektiğini belirterek, tekrar kontrol edilmesi\" talepli yanıt verildiği,  ... tarafından kişilerin kendi kullanıcı ismi ve şifresi ile girdiklerinde görülemediği yönünde atılan maile, ...  tarafından özür dilenerek, önceki işlemin 201301 dönemi için yapıldığı, şimdi tüm dönemlerin açıldığı yönünde yanıt verildiği anlaşılmış, asıl davacı şirket tarafından sözleşmenin feshedildiğine ilişkin Beyoğlu .... Noterliğinden keşide edilen 17/02/2014 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarname ekinde bu maillerin eklendiği tespit edilmiştir. Yine taraflar arasında sonraki günlerde de bir kısım yazışmalar yapılmıştır.  ... tarafından, 24/07/2013 tarihinde davalı şirketten form değişikliği talep edilmiş, değişiklik talebi yerine getirilmiştir.  ... tarafından, ... 25/07/2013 tarihinde gönderilen mailde, önceki gün oluşturulan forma tanımlanması gereken bazı seviyeler bildirilmiştir. Bu işlemlerin yapılmasının akabinde daha önce doldurulan değerlendirme formlarında problem oluştuğunun fark edilmesi  üzerine, ...  tarafından aynı tarihte davacı şirkete \"Şuanda yönetici onayı bulunan ve davranış göstergesi puanı 0 gelen form bazında değerlendirme yapacak olan yönetici sayısı 64 olarak görünüyor. Oluşan durum için gerçekten kusura bakmayın, yeni bir kriter tanımladığımızda değerlendirme dönemi devam ederken sorun yaratacağını tahmin etmiştin ancak bu sorun değerlendirme datasının kaybolması değildi elbette, yanıtların silinebileceği ihtimalini düşünemedim çünkü hiç olmamıştı, Puan hesaplaması esnasında bir sorun yaşandı, ondan kaynaklan zannediyorum\" şeklinde mail gönderilmiş, oluşan durum karşısında davacı şirket İK yöneticisi ... ve ...  tarafından değerlendirme yapılan formların güncelleme sırasında kaybolması nedeniyle 100 form için yeniden değerlendirme yapılması gerektiği, bu durumun mağduriyet yarattığı bildirilmiş, ...  tarafından \"farkındayım ve çok üzgünüm gerçekten, tabi ki bu pek işe yaramıyor, ama inanın benim dışımda gelişen bir şeydi, geçmiş yıllara ait olan datayı sorunsuz düzenlerken bugün içinde aktarım esnasında bu sorun yaşandı, gerçekten nedenini bende bilmiyorum, sistem çöktü belkide o esnada bilemiyorum, bende size karşı çok zar durumda kaldım. Ancak 12:00'a kadar olan datayı kurtarabildim yedeklerden, gerisi içinde şimdi bir mail gönderimi yaptım\" şeklinde yanıt verilmiştir. Bu yazışmalar da, dava dilekçesinde açıklanan bir kısım olguların ispatı olarak belirtilmiştir. Davacı şirketin zarar talebine esas sorunların ise performans değerlendirme formalarından kaynaklandığı 27/01/2014 tarihinde  ... ve ...   ...  tarafından gönderilen mailden ve sonraki yazışmalardan anlaşılmaktadır.  ... tarafından 27/01/2014 tarihinde ... ve ...'ya gönderilen mailde; e-performans sisteminde ciddi sıkıntılar yaşandığı, daha önce gerçekleşen şirket hedefleri aktarımının gerçekleştirilmesi için gönderilen listede genel müdürlerinin şirket hedeflerinde problem çıktığı, gerekli düzeltmenin kendisi tarafından yapıldığı ancak sürekli kontrol etme çabalarının ciddi sorun yaşattığı, sistemin güvenilirliğini yitirdiği, ayrıca çalışanların performans değerlendirmeleri sonrasında sayısal değerlendirme sonuçlarının çıkmadığı belirtilerek, yetkinlik değerlendirmelerinde de oluşan sorun nedeniyle bilgi verilmesi talep edilmiştir.  ... tarafından 28/01/2014 tarihinde; söz konusu maile karşı cevap ve bilgi verilmiş, genel müdürün şirket hedefleri paylaşılmış, çalışanların bilgi ekranlarına puanlama yerine skalanın yansıdığı, puanın görülmesinin istenmesi halinde puan skalasının kaldırılması gerektiği belirtilmiştir. ...  ise 29/01/2014 tarihinde; önceki dönemlerde değerlendirme sonuçlarının puanlarla birlikte geldiği, birçok kişinin puanların neden gözükmediğini sorduğu, yöneticilerin değerlendirme sonuçlarını detaylı görmeleri için değerlendirme açıklaması ile notlarının da görülmesi istediklerini belirterek gerekli düzeltmenin yapılmasını talep etmiştir. Yine davalı şirket proje müdürü ... tarafından ...  puan bilgilerinin skala ile görünmesinin admin dışında mümkün olmadığı bildirmiş, ...  ise skala olarak olmasa da puan detayının olduğu, önceki dönemde kullanıcıların puanlarının gördükleri, bunun yapılıp yapılamayacağını sormuş, ... tarafından bu şekilde bir görüntünün personel için parametre ile olacağı, bunun için istenirse geliştirme ile sistemin personel için de parametre ile gösterim yapacağı bildirilmiştir. Yine aynı tarihte ... tarafından ...  \"yetkinlik değerlendirmesi yapılırken tüm şıklar D sadece bir tane C verilse bile sonuç beklenen çıkıyor... Bu durumda hata var sanırım...\" denilerek bilgi talep edildiği, ... tarafından \"form puan skalasının aşağıdaki şekilde revize ettim. Bu durumda yapılan değerlendirmeleri yeniden kontrol edebilirsiniz\" şeklinde yanıt verildiği, ...  tarafından \"şimdi beklenenin altı görünüyor ok, fakat neden daha önce revize etmediniz, niye böyle olmuş\" denildiği, ...'nun ise ...  \"puan hesaplamayı değiştirdiniz ancak önceden değerlendirilmiş olunan tüm personelin sonuçları da değişti bu durumda (hem geçmiş döneme ait değerlendirmeler hem de 2013 değerlendirmesi yapılan formlarda) yani önceden beklene üzeri çıkan bir kişi yeni hesaplamanıza göre beklenen seviye çıkıyor ve personel bu durumu hoş karşılamıyor. Ciddi problem yaşıyoruz. Ne yapabiliriz\" şeklinde soru yönelttiği, yine ...; oluşan durum karşısında zor durumda kaldıklarını, yaşanan problemlere anında çözüm bulunmasını talep ettiklerini belirtmiş, 2013 yıl sonu değerlendirme dönemi içinde sistem açıkdıktan sonra yada önce yaşanan tüm problemlerin excel olarak iletilmesi talep edilmiştir. ... tarafından yaşanan sorunların tek nedeninin form puan gösterim skalası aralığından kaynaklandığı, skala aralığının değiştirildiği belirtilerek, bunun dışında puan hesaplamasında, kişilerin sonuç puanlarında veya hedef ve yetkinlik puanlamasında problem bulunmadığı bildirilmiştir. ...  tarafından ise; \"Size bu puanların değiştirilmesini kim söyledi, bu kimleri ne şekilde etkiledi. Ara dönemi neden değiştiriyorsunuz biz bunu istemiyoruz. Ben artık bu kadar çözümsüzlüğün yargıya intikal edilmesi gerektiğine inanıyorum\" şeklinde mail atmıştır Yine taraflar arasında skalanın değiştirilmesinden kaynaklı oluşan problemlere ilişkin aynı gün yazışmalar devam etmiştir. ...  tarafından,  ... 31/01/2014 tarihinde \"2013 Ara değerlendirmeye geçmeden önce, önceden davranış göstergelerinden değerlendirilen uzman yardımcıları, artık yetkinlik ve hedefler üzerinden değerlendirilecekti, bunun bilgisi onlara verilmiş olması gerekiyor, çünkü bu değişikliği biz tüm ... çalışanlarına eğitimlerde aktardık. Onlardan ok gelmeden böyle bir eğitim yapmazdık. Sistemi açtığımızda fark ettik ki Uzman yardımcılarının formu hala davranış göstergelerinden değerlendiriliyor. Ekteki mailde bu durumu belirtmiştim ve değişiklik yapılmıştı. Fakat bu değişiklik geçmişe ait değerlendirmeleri sildi. Sonuç olarak 100 kişinin değerlendirilmesi silindi ve çözüm olarak bize değerlendirme süresinin uzatmamızı ve bu kişilerin yeniden değerlendirme yapması istendi, Zaman kaybı ve dikkatsiz - disiplinsiz çalışma örneği...\" şeklinde mail gönderildiği, Yine  ... tarafından 03/02/2014 tarihinde .... bazı revize işlemlerinin ve aktarımların yapılmasının talep edildiği, ... tarafından 05/02/2014 tarihinde aktarımların yapıldığı yönünde yanıt verildiği anlaşılmaktadır. Asıl davacının asıl dava, karşı davacının ise karşı dava yönünden istinaf talepleri incelendiğinde; Davalı-karşı davacı tarafça verilen hizmette bir kısım sorunlar yaşandığı yukarıda alıntılanan mail kayıtları ile sabittir. Ancak sözleşmenin uzadığı 02/01/2014 tarihine kadar, verilen hizmette karşılaşılan sorunlar nedeniyle sözleşmeye devam edilmeyeceği hususu bildirilmemiş, sözleşme süresi 02/01/2014 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle uzamıştır. Bu nedenle fesih hususunda 02/01/2014 tarihinden sonra gerçekleşen olayların nazara alınması ve değerlendirme yapılması gerekmektedir. Somut olayda, 27/01/2014 tarihinde ve sonraki günlerde, şirket çalışanlarının puan değerlendirmelerine ilişkin değerlendirmeye esas puan tablonun (skala tablosu) davalı şirket çalışanı  ... tarafından değiştirilmesi sebebiyle sorunlar yaşandığı taraflar arasında yapılan yazışmalardan anlaşılmaktadır. Teknik inceleme neticesinde de söz konusu değişikliğin  ... tarafından yapıldığı tespit edilmiştir.Yapılan değişik tüm personelin puan hesaplamasını değiştirmiş ve bu nedenle davacı şirket her bir personel için formları yeniden doldurmak zorunda kalmıştır.Sözleşme ise bu yaşanan olaylardan sonra 17/02/2014 tarihinde feshedilmiştir. 4721 sayılı TMK'nın 2.maddesinde \"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" hükmü ile hak ve borçların kullanımı ve ifasında da dürüstlük kurallarına uyulması gerektiğine işaret edilmiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında, yaşanan bu olayın hemen akabinde davacı tarafın sözleşmeyi feshetmemesi, 10/02/2014 tarihli faturayı ihtirazi kayıt ileri sürmeden ödemesi karşısında, fesih hakkı kullanımının çelişkili davranış yasağına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ifade edilmiş ise de, söz konusu durumun şirkette yarattığı sorun, bu sorunun giderilmesi için yeniden yapılan çalışma süresi gibi hususlar ile sözleşmenin devam edip etmeyeceğinin bu süreçlerin takibinden sonra değerlendirilmesinin makul süre kavramını aşmadığı, taraflar arasında yukarıda yer verilen yazışmaların ayıp ihbarı niteliğinde olduğu, davalı tarafça hizmetin gereği gibi ifa edilmemesi karşısında feshin haklı nedenlere dayandığı, aylık olarak düzenlenen fatura bedelleri yönünden 10/02/2014 tarihli faturanın ihtirazı kayıt olmaksızın ödenmesinin haklı fesih sebebini ortadan kaldırmayacağı gibi dürüstlük kuralına da aykırı olmadığı anlaşılmakla, sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği kanaatine varılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 18/2 maddesinde \"Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.\" 6098 sayılı TBK'nın 112.maddesinde; \"Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.\"TBK'nın 113.maddesinde; \"Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir; her türlü giderim isteme hakkı saklıdır.\"TBK'nın 114.maddesinde; \"Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.\"TBK'nın 50.maddesinde; \"Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. \"TBK'nın 51/1.maddesinde; \"Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.\" hükmü yer almaktadır. Müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ya da vaktinde ifa edilmemesinden doğan zarardır. Müspet zarar, alacaklının tam ve doğru bir ifaya ilişkin menfaatidir. Müspet zarar, edim, borçlu tarafından tam ve gereği gibi yerine getirilmiş olsaydı, alacaklının malvarlığının göstereceği durum ile halihazırda gösterdiği durum arasındaki farktır. Müspet zarar; fiili zarar ve yoksun kalınan kar olmak üzere iki kısma ayrılır (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s.2259). Borçlanılan edimin ifa edilmemesi nedeniyle alacaklının malvarlığının aktif kısmının azalmasına veya pasif kısmının çoğalmasına fiili zarar denir...Yoksun kalınan kar da müspet zararın bir parçasını oluşturur. Borca aykırı davranış olmasaydı, alacaklının malvarlığının göstereceği artışa yoksun kalınan kar denir. Burada sözleşmenin ihlali malvarlığında meydana gelecek muhtemel bir artışı engellemiş, önlemiştir... Yoksun kalınan kar ya malvarlığının aktif kısmının artmamasından yada pasif kısmının azalmamasından meydana gelir (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2261, 2262). Menfi zarar, sözleşmenin kurulamamasından veya geçersiz olmasından doğan zarardır. Burada sözleşmenin kurulduğuna veya geçerli olarak kurulmuş bulunduğuna duyulan güvenin boşa çıkmasından doğan zarar söz konusudur. Başka bir deyişle menfi zarar, \"...hüküm ifade etmeyen bir borç ilişkisinin hüküm ifade ettiğine ve hüküm ifade ediyormuş gibi sonuç doğuracağına güvenmekten doğan zarar\"dır. Alacaklının malvarlığının halihazır durumu ile sözleşme yapılmamış olsaydı arz edeceği durum arasındaki fark, menfi zararı meydana getirir. Menfi zarar, alacaklının söz konusu sözleşmeyi yapmamasındaki menfaate tekabül eden zarardır. Menfi zararı oluşturan unsurların başında, sözleşmenin kurulması için yapılan giderler gelir. Özellikle noter veya resmi bir makamda yapılan sözleşmeler için ödenen resim, harç ve giderler yer alır. Alacaklının, borçlu tarafından yapılacak ifayı kabul için yaptığı giderler de menfi zarara dahildir... Yapılan sözleşmenin geçerliliğine güvenerek başka bir sözleşme yapmamak kaçırılan fırsatlar da menfi zararın bir türünü oluşturur. Menfi zararda kaçırılan fırsat, müspet zararda yoksun kalınan kara benzer  (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2263, 2264). Müspet zarar (olumlu zarar) sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmenin ifa edilmemiş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki fark, menfi zarar ise yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zararlardır. Yani müspet zararın konusunu sözleşme gereği gibi ifa edilmiş olsaydı doğmayacak zararlar oluşturmaktayken, menfi zararın konusunu ise sözleşme hiç yapılmamış olsaydı doğmayacak olan zararlar oluşturmaktadır. Menfi zarar kurulamayan veya geçerli olmayan bir sözleşmeden kaynaklanıyorken, müspet zarar borcun ifa edilmemesinden kaynaklanmaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/02/2023 tarihli 2021/(15)6-874 E. 2023/118 K. sayılı ilamında; \"...Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur.Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ifa etmeme sonucu meydana gelir. Borcun ifa edilmemesi hâli, somut olayda sözleşme tarihinde yürürlükte olan TBK'nın 112 ilâ 126 ncı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür”(TBK md.112).  Esas itibariyle zarar, mal varlığında meydana gelen eksilmedir; fakat bu eksilme sahibinin iradesi dışında veya hiç olmazsa rızası bulunmaksızın meydana gelmiş olmadıkça zarar sayılmaz (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C. I, s. 1247).Türk Borçlar Kanunu’nun 112 nci maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden doğan zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir.Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, s. 427). Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul 2010, s. 482).\" Somut olayda gerek asıl dava, gerekse karşı davada talep müspet zarar iddiasına dayanmaktadır. Sözleşmenin haklı nedenle feshi karşısında asıl dosya yönünden davacının istinaf talebine konu zarar isteminin değerlendirilmesi gerektiği açık olup, karşı dava yönünden ise karşı davacının fazlaya ilişkin kar mahrumiyeti talebinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafından zarar hesabını gösterir tablo dava dilekçesi ekinde ibraz edilmiş, söz konusu tabloda bir kısım çalışanların 15 dk, bir kısım çalışanların ise 30 dk fazla mesai yaparak söz konusu formları yeniden değerlendirdikleri belirtilmiş, her bir personelin aldığı ücret yönünden fazla çalışma süresi itibariyle 25.036,50 TL zarar hesap edildiği açıklanmıştır. 13/01/2017 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafça sunulan tabloya göre ve asgari ücret nazara alınarak yapılan hesaplama gereğince toplam 1.474,48 TL, 30/01/2020 tarihli ek bilirkişi raporunda ise; davacı tarafça sunulan tabloya ve her bir personelin aldığı ücret dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre 12.872,17 TL toplam zarar hesaplandığı belirtilmiştir. Ancak davacının uğradığı zararın herhangi bir somut kayıt olmadan ibraz ettiği tablodaki verilere göre yapılmayacağı açıktır. Bu nedenle skala tablosunun değiştirilmesi sebebiyle davacı şirket tarafından personel formlarının yeniden doldurulması işleminin, personel form sayısı itibariyle ne kadarlık bir çalışma ve ücretle yapılacağı hususunda rapor alınması ve zarar miktarının TBK 50.maddesi de dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.Davacı karşı davalının karşı dava yönünden istinaf talebi incelendiğinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341/2. maddesinde \"Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.\", aynı yasanın \"Parasal sınırların artırılması\" üst başlığı ile Ek Madde 1'de, \"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. (2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükümleri yer almaktadır. İstinaf incelemesine konu kararın verildiği tarih 09/10/2020, karşı dava yönünden kabul edilen miktar 1.177,70 TL'dir. Karar tarihi itibariyle istinaf kanun yoluna başvuru için parasal sınır 5.390,00 TL olarak belirlendiğinden, bu miktarın altında kalan işbu kararın, verildiği tarih itibariyle kesin olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1.b maddesi gereğince, istinaf mahkemesince karar verilir. Asıl dosya davacısı tarafından kanun yolu başvurusuna konu edilen karşı dava yönünden verilen kararın, karar tarihi itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle, istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle; davacı-karşı davalının, asıl dava yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının  asıl dava yönünden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine, Davalı-karşı davacının, karşı dava yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, Davacı-karşı davalının, karşı dava yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı-karşı davacının, karşı dava yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davacı-karşı davalının, karşı dava yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,3-Davacı-karşı davalının, asıl dava yönünden istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli 2014/1320 E. 2020/420 K. sayılı kararının, asıl dava yönünden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,4-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,5-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının ayrı ayrı Hazineye gelir kaydına,6-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı karşı davacı tarafından yatırılan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın  davalı-karşı davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,7-Davalı-karşı davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,8-Davacı-karşı davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,9-Davacı-karşı davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,10-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,11-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, karşı dava yönünden davalı-karşı davacı açısından 6100 sayılı HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin, davacı-karşı davalı açısından HMK'nın 352/1.b bendi gereğince kesin, asıl dava yönünden HMK'nın 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2614cd0a17c4f9a0","SID":"c03c66330f39014b"}}