{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/687 <br>KARAR NO: 2024/591<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL AND. 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/10/2020<br>ESAS NO: 2019/361 <br>KARAR NO: 2020/564<br>DAVA: Tazminat <br>DAVA TARİHİ: 28/06/2019<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... İsimli kişiye müvekkili şirket tarafından Sağlık Sigorta Poliçesi düzenlendiğini; adı geçen sigortalının 18.07.2017 tarihinde el bileği üzerine düşme sonucu gelişen arızalarına bağlı şikayeti sebebiyle tedavi gördüğünü; söz konusu tedavi giderlerinin müvekkili şirket tarafından karşılandığını; yapılan araştırmada adı geçen sigortalının davalı şirket nezdinde aynı süre için teminat sağlayan geçerli bir sigorta poliçesi bulunduğunun öğrenildiğini; müşterek sigortalı olduğu hususunun, davalıya 02.04.2019 günü bildirildiğini; davalı şirketinin poliçe limit ve teminat tutarının bilinmemesi nedeniyle, % 50'sinin limit ve teminatların farklı olması halinde, davalı şirkete isabet eden tutarların bildirilen hesaplara ödenmesinin talep edildiğini; ancak davalı şirketin ödeme yapmadığından bahisle şimdilik kaydıyla 5.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bildirilen ... müvekkili şirket nezdinde, Sağlıkl Sigortası Poliçesi bulunduğunu; poliçe kapsamında olduğu tespit edilebilecek mahiyette rahatsızlığına ilişkin olması halinde, yatarik tedavi ve ameliyatları için yurtiçi kurumlardbki tedaviler bakımından istisnalar eklenerek, % 100 oranında teminat verildiğini; TTK'nın çifte sigortayı düzenleyen 1467. maddesinin belirtmiş olduğu istisnalar, özellikle (a) bendinde belirtilen sigortacı şirketlerin onayı bulunmadığından, dava konusu uyuşmazlıkta anılan hükme atıf yapan müşterek sigorta hükümlerinin davada uygulanmasının mümkün olmadığını; kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu olayda müşterek sigorta bulunduğu tespit edilecek olsa dahi, TTK.m. 1466/2 gereğince sigorta sözleşmesinde yazılı ödeme yapılmış olsa dahi, müvekkili şirkete rucu hakkı bulunmadığını; aksi bile kabul edilse, müvekkili şirketin poliçe şartlarının, limitlerinin ve katılım paylarının nazara alınması gerektiğini; öte yandan, sigortalının tedavi giderlerinin ödenmesi bakımından kendisi için en uygun poliçeye müracaat etme hakkı bulunduğunu; hasarsızlığını etkilememek ve hasar prim dengesiyle daha sonra yüksek prim ödemek zorunda kalmamak için sigortalının seçimde bulunma hakkına aykırı olarak, davacının tercihte bulunamayacağını; TTK'da çifte sigortanın yasaklandığını; istisnai olarak önceki ve sonraki sigortacının buna onay vermesi şartı getirildiğini; poliçeler incelendiğinde, müvekkili şirketin bu yönde açık/zımni bir onayı olmadığının belirgin bulunduğunu; somut olayda, müşterek sigorta hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığını; müşterek sigortadan bahsedilebilmesi için poliçelerin aynı zamanda, aynı süre içerisinde ve aynı rizikolara karşı yapılması gerektiğini; somut olayda, anılan şekilde bir müteselsil sorumluluk olmadığından, davacı tarafın müvekkili şirkete bir rucu hakkı bulunmadığını; Sağlık Sigortası Genel Şartları'nın 12. maddesinin TTK'nın müşterek sigortayı düzenleyen 1466. maddesinin genel şart hükmünün tekrarından ibaret olduğunu; davacının kendi poliçe koşullarına göre ödeme yapmasının mutlak surette müvekkili şirketin tazmin sorumluluğu olacağı anlamına gelmediği; ileride ortaya çıkacak kas ve mahsup haklarının saklı tutulduğunu, temerrüt koşullan da oluşmadığından bahis|e yerinde olmayan davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece \".... zararın zaman bakımından her iki sigortanın çakıştığı dönemde meydana geldiği, çözülmesi gerekli uyuşmazlığın her iki sigorta poliçesinin de geçerli olup olmadığı, davacı tarafça ödenen bedelin bir kısmın veya tamamının davalı sigorta şirketi tarafından karşılanmasının gerekip gerekmediği olduğu anlaşılmıştır.Hastalık ve sağlık sigortaları 6102 sayılı yasanın 1511 v.d. Maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan yasanın sigorta değeri kenar başlıklı 1514. Maddesinde; \" Sigortalının sağlığı, hastalık sigortaları ile meblağ sigortası şeklinde düzenlenen sağlık sigortalarında bir veya birkaç sigortacı tarafından, çeşitli bedellerle sigorta ettirilebilir.Ödenecek bedelin menfaatten fazla olduğu durumlarda, aşan kısım sigortalının lehine yapılmış sayılır. \" şeklindeki düzenleme ile hastalık sigortası ile meblağ sigortası şeklinde düzenlenen sağlık sigortalarında menfaatin bir veya birden fazla sigorta şirketi tarafından çeşitli bedellerle sigorta ettirilebileceği düzenlenmiştir. Madde kapsamına zarar sigortası şeklinde düzenlenen sağlık sigortaları dahil edilmemiştir. Bu nedenle zarar sigortası şeklinde düzenlenen sağlık sigortalarının bu madde kapsamında birden fazla sigorta sözleşmesi ile teminat altına alınabileceğini söyleme imkanı bulunmamaktadır. Buna göre eldeki davada her iki sigortanın da pasif zarar sigortası olması nedeniyle davacının ödediği bedeli TTK'nın 1514. maddesine ve bu maddeye istinaden düzenlenen sağlık sigorta genel şartlarının 12. Maddesine göre davalıdan talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. 6102 sayılı yasanın 1519. maddenin 2. Fıkrasında; \" Sigortalının uğradığı hastalık, ilaç ve tedavi giderleri için harcama yapılması gibi gerçek zararların sigortacı tarafından karşılanması öngörülen sağlık sigortalarında ise, genel hükümler dışında, zarar sigortalarına ilişkin hükümler ile 1500 ilâ 1502 nci madde hükümleri sağlık sigortası hakkında da uygulanır.\" şeklinde yapılan düzenleme uyarınca konunun zarar sigortaları başlığı altında düzenlenen birden çok sigorta hükümleri yönünden de irdelenmesi gerekmektedir.TTK'nın 1466. Maddesinin açık ifadesinden anlaşılacağı üzere müşterek sigortadan söz edebilmek için bir menfaatin birden çok sigortacı tarafından, aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmesi gerekmektedir. Eldeki davada sigortalanan rizikolar aynı ise de sigortaların başlangıç ve bitiş zamanları faklı olduğundan müşterek sigortadan bahsetme imkanı bulunmamaktadır.TTK'nın 1467. Maddesi uyarınca; aynı menfaatin aynı veya farklı kişiler tarafından aynı süreler için sigortalanması durumunda çifte sigorta meydana gelmektedir. Çifte sigortada müşterek sigortadan farklı olarak aynı zamanda yapılma şartı bulunmamaktadır. Sigortalanan dönemlerin kesişmesi gerekmektedir. Çifte sigortanın 1467. Maddenin a, b ve c bentlerinde sayılan istisnalar dışında geçersiz olacağı düzenlenmiştir. Eldeki davada sigorta sürelerinin kesişmesi ve aynı menfaatin iki sigorta şirketi tarafından sigortalanması nedeniyle çifte sigortanın bulunduğu kanaati hasıl olmuştur. TTK'nın 1467. maddesinin a bendinde belirtilen sigortacıların onay vermesi, b bendinde belirtilen sigorta ettirenin haklarını ikinci sigortacıya devretmesi durumlarının gerçekleşmediği ve c bendinde belirtildiği gibi önceki sigortacının ödemediği zarar bulunmadığı anlaşılmış bu nedenle anılan madde hükmü uyarınca ... sigorta tarafından yapılan sigortanın çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu ve davacının ödediği bedelin bir kısmını veya tamamını davalıdan talep edemeyeceği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ''sigorta uzmanları tarafından oluşturulacak bilirkişi heyeti ile inceleme yapılarak, işbu bilirkişi incelemesi ile haklı davamızın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Kaldı ki; sigorta uzmanı tarafından düzenlenen 02.01.2020 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.1491. Madde hayat sigortalarına ilişkin bir düzenleme olup; dava konusu ettiğimiz sigorta türü hayat sigortası değil sağlık sigortasıdır. Dolayısıyla söz konusu tespit bu yönüyle sağlık sigortalarında genel hükümlerin ve zarar sigortalarına ilişkin hükümlerin uygulanacağını açıkça belirten 1519. Madde hükmü ile de taban tabana zıttır. Müşterek Sigorta “sigorta konusu olan menfaatin, aynı tehlikelere karşı, aynı sigorta dönemi içerisinde birden fazla sigorta şirketi tarafından sigortalanmasıdır”. Ek olarak; müşterek sigortanın ortaya çıkması için birden çok sigortacının aynı süreler için veya birbiriyle örtüşen süreler için sigorta korumasına alması gerekmektedir. Dava konusu edilen giderlerinin doğmasına sebebiyet veren tedavi 18.07.2018 tarihinde gerçekleşmiş olup; söz konusu menfaat belirtilen tarihte, her iki sigortacı tarafından da –kesişen/örtüşen süreler için- teminat altına alınmış bulunmaktadır. Dolayısıyla bilirkişi tarafından yapılan hatalı ve hükmün amacına/gerekçesine aykırı tespitlerin kabulü mümkün değildir. Bir an için müşterek sigorta hükümlerinin değil çifte sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülse dahi  Sigorta Genel Şartlarının hem sigorta ettiren hem de sigortacılar tarafından uyulması ve akdedilmesi mevzuat kapsamında zorunlu bulunduğundan TTK 1467. Maddenin 2. Fıkrası (“Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde, sigorta sözleşmeleri aynı zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta bedeli, 1466 ncı maddede gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir.”) uygulama alanı bulmaktadır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’ nun 11. Maddesinin 1. Fıkrasının 1. cümlesinde, “Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir.” Hükmü amirdir. Kanun hükmü gereğince; sigorta şirketleri tarafından “Sağlık Sigortası Genel Şartları” nın uygulanması zorunludur. İlgili genel şartın “Müşterek Sigorta” başlıklı 12. Maddesinde “Tedavi masraflarının birden fazla sigortacı tarafından temin edilmiş olunması halinde, bu masraflar sigortacılar arasında teminatları oranında paylaşılır.” hükmü bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin dava konusu olayda uygulanması gereken işbu genel şartlar dahilinde, müvekkil şirket tarafından karşılanan tedavi masraflarına ilişkin teminatı oranında sorumluluğu mevcuttur.Müvekkil şirket tarafından yapılan ödemeler sağlık sigortası teminatı kapsamında yapıldığından ve yukarıda ayrıntılarıyla açıkladığımız üzere, söz konusu menfaat belirtilen tarihte, her iki sigortacı tarafından da –kesişen/örtüşen süreler için- teminat altına alınmış bulunduğundan davalı sigorta şirketinin teminatı kapsamında müştereken sorumluluğu bulunmaktadır.  Bir an için müşterek sigorta hükümlerinin değil çifte sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülse dahi, davalı şirketin poliçesinin geçerli olmadığına yönelik tespitler de açıkça kanuna aykırı ve hatalıdır. Sigorta Genel Şartlarının hem sigorta ettiren hem de sigortacılar tarafından uyulması ve akdedilmesi mevzuat kapsamında zorunlu bulunduğundan TTK 1467. Maddenin 2. Fıkrası (“Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde, sigorta sözleşmeleri aynı zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta bedeli, 1466 ncı maddede gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir.”) uygulama alanı bulmaktadır. Ancak kanun hükümleri dikkate alınmaksızın davalı şirketin poliçesinin sırf sonraki tarihli olması nedeniyle geçersiz sayılacağına ilişkin tespitler hatalı ve hukuka aykırıdır. Anılan nedenlerle ilgili tespitlerin kanun hükmünün ve poliçe maddelerinin yanlış yorumlanması neticesinde son derece isabetsiz olduğunu belirtmek gerekmektedir.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, dava dışı sigortalının tedavisi için davacı sigorta şirketi tarafından ödenen masrafların, tedaviye konu dönemin davacı ve davalı sigorta şirketleri tarafından ayrı ayrı düzenlenen poliçelerle teminat altına alındığı, bu nedenle tedavi masraflarından her iki şirketin de sorumlu oldukları iddiasıyla, yapılan tedavi masrafının %50'lik kısmının tazmini istemine ilişkindir. Dava dışı ... hem davacı şirket hem de davalı şirket nezdinde düzenlenen poliçelerle sağlık sigortası yaptırdığı, davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçenin başlangıç tarihinin 17/12/2017 tarihi bitiş tarihinin ise 17/12/2018 tarihi olduğu, sigorta bedelinin anlaşmalı kurumlarda yapılacak tedaviler bakımından sınırsız, anlaşma harici kurumlarda yapılacak tedaviler bakımından 25.000,00 TL olarak belirlendiği; davacı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçenin  başlangıç tarihinin 01/04/2017 tarihi bitiş tarihinin ise 01/04/2018 tarihi olduğu, sigorta bedelinin limitsiz olarak belirlendiği, her iki sigortanında pasif zarar sigortası olarak düzenlendiği, dava dışı ... el bileği üzerine düşmesi nedeniyle 08/09/2017 tarihinde ameliyat olduğu ve davacı tarafından ameliyat ücreti, tıbbi malzeme ve laboratuar hizmeti olmak üzere toplam 21.125,91 TL'nin karşılandığı, zararın zaman bakımından her iki sigortanın çakıştığı dönemde meydana geldiği anlaşılmıştır.TTK'nın \"Sağlık Sigortası Teminatları\" başlıklı 1513.maddesinde; \"(1) Sağlık sigortası ile sigortacı; a) Hastalık sonucu gerekli hâle gelen ilaç dâhil, her türlü tıbbi bakım, gebelik ve doğum, hastalıkların erken tanısına yönelik, ayaktaki incelemeler de içinde olmak üzere, sözleşmede kararlaştırılan giderleri, b) Tedavinin tıbben yatarak yapılmasının gerekli olduğu durumlarda günlük hastane giderleri ...için teminat verir.\"TTK'nın \"Hastalık Ve Sağlık Sigortasına Uygulanacak Diğer Hükümler\" başlıklı 1519.maddesinin 2.bendinde \"Sigortalının uğradığı hastalık, ilaç ve tedavi giderleri için harcama yapılması gibi gerçek zararların sigortacı tarafından karşılanması öngörülen sağlık sigortalarında ise, genel hükümler dışında, zarar sigortalarına ilişkin hükümler ile 1500 ilâ 1502 nci madde hükümleri sağlık sigortası hakkında da uygulanır.\" hükümleri yer almaktadır. Dava konusu tedavi giderleri sağlık sigortası teminatları kapsamındadır. Bu teminatlar gerçek zararın karşılanmasına yönelik olduğundan, zarar sigortasına ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir. \"Birden Çok Sigorta\" TTK'nın 1465 vd maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın \"Kural\" başlıklı 1465.maddesinde; \"(1) Aynı menfaatin, aynı rizikolara karşı, aynı süre için, birden çok sigortacıya, aynı veya farklı tarihlerde sigorta ettirilmesi hâlinde sigorta ettirene sigorta bedelinden daha fazlası ödenmez. (2) Birden çok sigortada, sigorta ettiren, sigortacılardan herbirine hem rizikonun gerçekleştiğini hem de aynı menfaat için yapılan diğer sigortaları bildirir. Bu hükme aykırılık hâlinde 1446 ncı madde hükmü uygulanır.\"TTK'nın \"Müşterek Sigorta\" başlıklı 1466.maddesinde; \"(1) Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur. (2) Sözleşmelere göre sigortacılar müteselsilen sorumlu oldukları takdirde, sigortalı, uğradığı zarardan fazla bir para isteyemeyeceği gibi, sigortacılardan her biri yalnız kendi sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu bedele kadar sorumlu olur. Bu hâlde ödemede bulunan sigortacının diğer sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkı, sigortacıların sigortalıya sözleşme hükümlerine göre ödemek zorunda oldukları bedeller oranındadır.\"TTK'nın \"Çifte Sigorta\" başlıklı 1467.maddesinde; \"(1) Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez; sigorta ettirilmişse, sigorta ancak aşağıdaki hâl ve şartlarda geçerli sayılır:a) Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde, sigorta sözleşmeleri aynı zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta bedeli, 1466 ncı maddede gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir.b) Sigorta ettiren, önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya devir veya o haklardan feragat etmişse; bu takdirde, devir veya feragatin ikinci sigorta poliçesine yazılması şarttır; yazılmazsa ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır.c) Sonraki sigortacının, ancak önceki sigortacının ödemediği tazminattan sorumluluğu şart kılınmış ise; bu hâlde önceden yapılmış olan sigortanın ikinci sigorta poliçesine yazılması gerekir; yazılmazsa, ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır.\" hükümlerine yer verilmiştir.TTK'nın müşterek sigorta hükümleri incelendiğinde; dava konusu olayda olduğu gibi sigortacıların birlikte hareket etmiş olmamaları halinde de müşterek sigorta hükümlerinin uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. ''...Sigortacılar birbirinden habersiz olarak aynı riziko için sigorta teminatı sağlamış ve bu teminatların toplamı, sigorta bedelini aşıyor olabilir. Uygulamada sigortacıların ''aynı zamanda'' (aynı tarihte) birbirinden habersiz sigorta teminatı sağlamaları pek karşılaşabilecek bir durum değildir (en azından gayet ender görülecektir). Buna karşılık, iki farklı sigortacının aynı rizikoyu değişik tarihlerde yaptıkları sigorta sözleşmeleri ile temin ettikleri ve rizikonun her iki sigortacının da sorumlu olacağı şekilde gerçekleştiği haller sanıldığından daha sık gerçekleşebilir... Ancak bu gibi bir hal,*İlk (önceki tarihli) sigortanın tam değer üzerinden yapıldığı veya aşkın sigorta oluşturduğu durumlarda çifte sigortaya yol açar ve ikinci sigorta geçersiz sayılır,*İlk sigortanın eksik sigorta niteliğini taşıdığı durumlarda ise;**İkinci sigorta çıkar değerinin geri kalanını tam olarak temin etmekte ise kısmi sigorta yan yana sigorta) söz konusu olur. **İkinci sigortanın çıkar değerinin geri kalanından fazlasını temin etmesi olasılığın Türk hukukunda tartışmaya açıktır. (Bu olasılıkta ya TTK 1465 (1) uyarınca ikisi de geçerli sayılacak ve müşterek sigortanın -aynı zamanda sigorta yaptırılmış olmamasına karşın- bu hali de kapsadığı kabul edilerek TTK 1466 (1) hükmü uygulanacak veya ikinci sigorta yalnızca kısmen -çıkar değerinin tamamının temin edildiği noktaya kadar- geçerli tutularak kısmi sigortaya ilişkin TTK 1468 uyarınca işlem yapılacak ve ikinci sigortanın çıkar değerinin tamamının temin edilmesini sağlayan ilk bölümünün üzerindeki bölüme aşkın sigorta sebebiyle hiç bir hüküm ve sonuç bağlanmayacaktır).\" (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, Cilt:II, S:192, 193) \"TTK 1466 (1) anlamında bir müşterek sigortadan söz edebilmek için -rizikonun ''aynı'' olması,-sürenin ''aynı'' olması ve -zamanın ''aynı'' olması gerekir. Sürenin aynı olmasından maksat, riziko gerçekleştiği anda, birden çok sigorta oluşturan bütün sigorta sözleşmelerinden her birinin sağladığı korumanın sürmekte oluşudur (bütün sözleşmelerde aynı uzunlukta bir sürenin mesela 1 yıl - kararlaştırılmış olması gerekli değildir). Sözleşmelerden birinde -mesela ilk prim ödenmediği için- sigortacının sorumluluğu henüz başlamamışsa, o sigorta birden fazla sigorta uygulamasında devre dışı sayılmalıdır. Diğer bir anlatışla burada sigortacının üstlenmiş olduğu maddi süre olarak adlandırılan süre esas alınmalıdır.Zamanın aynı olması ise, sigorta sözleşmelerinin aynı zamanda yapılmış olmasına anlatıyor olsa gerektir. TTK 1465(1) ''aynı tarihte'' (veya farklı tarihlerde) yapılmış sigortalardan söz ederken, müşterek sigortaya ilişkin TTK 1465(1) ve çifte sigortaya ilişkin TTK 1467 (a)'da farklı bir sözcük kullanılmış ve (tarih yerine) zaman denmiştir. Kanımızca ''aynı zamanda'' deyimini ''sigortacıların birlikte hareket ediyor olmalarını'' belirten bir deyim olarak anlamakta mümkündür. (ve daha doğru olur.)\" (Samim Ünan, S:194) TTK nın 1467. Maddesi: (1) Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez; sigorta ettirilmişse, sigorta ancak aşağıdaki hâl ve şartlarda geçerli sayılır:a) Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde, sigorta sözleşmeleri aynı zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta bedeli, 1466 ncı maddede gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir.b) Sigorta ettiren, önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya devir veya o haklardan feragat etmişse; bu takdirde, devir veya feragatin ikinci sigorta poliçesine yazılması şarttır; yazılmazsa ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır.c) Sonraki sigortacının, ancak önceki sigortacının ödemediği tazminattan sorumluluğu şart kılınmış ise; bu hâlde önceden yapılmış olan sigortanın ikinci sigorta poliçesine yazılması gerekir; yazılmazsa, ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır.\" belirtilmektedir. TTK anlamında çifte sigortadan söz edebilmek için, önceki ve sonraki sigortaların aynı çıkara ilişkin bulunmaları ve aynı rizikoya karşı koruma sağlamaları lazımdır. Rizikonun gerçekleştiği anda aynı çıkarı aynı rizikoya karşı koruyan ve -İlki (önceki) tam değer üzerinden yapılmış, -Sonraki tam değer üzerinden yapılmış olabileceği gibi veya eksik veya aşkın sigorta niteliğini taşıması da mümkün İki sigorta sözleşmesi mevcut bulunmalıdır. (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu, Sigorta Hukuku şerhi, cilt II, s:203-204) Çifte sigortanın yaptırımı geçersizliktir. Sonraki sigorta geçersiz sayılacaktır. Ancak bunun aşağıda belirttiğimiz istisnaları da mevcuttur. Buradaki geçersizliğin ''askıda geçersizlik'' olarak kabul edilmesi lazımdır. (bkz. Kemal Şenocak, Çifte Sigorta, s.62) Çünkü, geçersiz (sonraki) sigortanın bazı sebeplerin gerçekleşmesi üzerine sonradan geçerli hale gelmesi de mümkündür. Mesela ilk (tam değer üzerinden yapılan) sigorta, buna göre çifte sigorta niteliğini taşıyan ikinci sigortanın yaptırılmasından sonra, (söz gelişi sözleşme öncesi bildirim görevine aykırılık dolayısıyla riziko gerçekleşmeden önce) cayma yoluyla geriye etkili olarak ortadan kaldırılmışsa, ikinci sigorta sözleşmesi açısından düzelme söz konusu olur. (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu, Sigorta Hukuku şerhi, cilt II, s:200) Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/4420 E 2018/12921 K sayılı ilamında ''... Çifte sigorta, değerinin tamamı sigorta edilmiş olan bir menfaatin aynı rizikolara karşı ikinci kez sigorta ettirilmesidir. Bu durumda daha sonra yapılan sigorta sözleşmesi geçersizdir.'' belirtilmektedir. Davaya konu somut olayda, her iki poliçenin vade, kapsam ve limitleri gözönüne alındığında davacı ve davalı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen sağlık poliçelerinin aynı anda, aynı zamanda, kısacası aynı gün düzenlenmediği, farklı zamanlarda düzenlendiği, bu haliyle; taraflar arasında TTK 1466 madde kapsamında müşterek sigortanın bulunmadığı, çifte sigorta yönünden ise, davalının ikinci sigorta poliçesini düzenlediği ve geçersizlik yaptırımına tabi olduğu anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine dair karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b2bdb48118745364","SID":"0e45dc365ca0057c"}}