{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/641 <br>KARAR NO: 2024/486<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL AND. 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ: 29/12/2020<br>ESAS NO: 2016/1319 Esas<br>KARAR NO: 2020/961<br>DAVA: Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 30/11/2016<br>KARAR TARİHİ: 03/04/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı nezdinde ... poliçe numaralı \"İşyeri Paket Sigorta Poliçesi\" ile sigortalı olduğunu, sigortalının işyerine 19.08.2016 günü 20.08.2016 gecesi hırsız girdiğini, mağaza ve mağazadaki eşyalara zarar verildiğini, davacı şirkete ait çok sayıda cep telefonunun çalındığını, bu hırsızlık nedeniyle zarar meydana geldiğini, sigorta poliçesinde tüm zararın ayrı ayrı teminatlandırıldığını, davacı şirketin uğradığı tüm zararın tespit edilerek ödenmesi gerektiğini, hırsızlık eyleminin sigortalı tarafından derhal davalı şirkete bildirildiğini, davalı şirketçe cüzi miktar bir ödeme yapıldığını, poliçe limitleri dahilinde kalan mağduriyetin giderilmediğini belirtmiş, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilince verilen 06/07/2020 havale tarihli talep arttırım dilekçesinde; dava değerinin 1.000,00 TL'den 69.207,41 TL arttırılarak 70.207,41 TL'ye çıkardığı, 70.207,41 TL'nin 05/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği, ıslah dilekçesinini bir nüshasının da davalı tarafa tebliğ edildiği görülmüştür.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davasının koşullarının oluşmadığını, davacı şirketin kiracı olarak faaliyet gösterdiği işyerinin 27.08.2015-27.08.2016 tarihleri arasında sigorta poliçesinde belirtilen şartlar ve limitler dahilinde sigortalandığını, davacı tarafından 22.08.2016 tarihinde yapılan hasar ihbarı üzerine davalı şirket nezdinde ... numaralı hasar dosyasının açıldığını, sigorta poliçesinde hırsızlık teminatının geçerliliği için öngörülen güvenlik önlemlerinin sigorta ettiren tarafından sigortalı işyerinde alınmadığını, hırsızlık olayının sigortalının güvenlik önlemlerine ilişkin kusurlu eylemleri sonucunda gerçekleştiğini, aktif alarm sisteminin olmadığını, alarmın işyerinden ayrılan daha önceki çalışana yönlendirildiğini, rizikonun sigorta teminatı dışında olduğunu, ağır kusur nedeniyle oluşan zararı reddetme hakkı olan davalının iyiniyet çerçevesinde %50 kusur indirimi yaptığını, hasar miktarının yarısı olan 55.196,59 TL sigorta tazminatının 21.10.2016 tarihinde sigortalıya ödendiğini, yine sigorta poliçesinde muafiyet kaydı bulunduğunu belirtmiş, cevap dilekçesindeki ayrıntılı açıklamalar kapsamında davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece \"Taraflar arasında sigorta sözleşmesine konu iş yerinde 19.08.2016 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiği, ekspertiz raporu ile tespit edilen emtianın hasara uğradığı, davalı sigorta şirketi tarafından  21.10.2016 tarihinde 55.196,59 TL sigorta tazminatı ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı sigortalının poliçe kapsamında alması gereken güvenlik önlemlerini alıp almadığı, bu nedenle dava konusu rizikonun teminat kapsamında olup olmadığı, davacının uğramış olduğu zarar miktarı ile bu zarardan davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının “sigorta bedelinin kapsamını” düzenleyen A.2. maddesinin 3. fıkrasında “ Sigorta sözleşmesine, teminat altına alınacak kıymetlerin muhafazası için özel hükümler konabilir. Bu takdirde sigortacı, sözkonusu kıymetlerin sigorta sözleşmesinde öngörülen şekillerde saklanmadığını ispat etmedikçe tazminat ödemekten kaçınamaz.” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddeye uygun olarak davalı sigorta şirketi tarafından poliçede hırsızlık teminatı verilmesi için yukarıda belirtilen güvenlik notu başlıklı kısımda sayılan şu asgari önlemlerden birinin alınması aranmış olup buna göre; zemin ve/veya giriş katında bulunan risklerde, riziko konusu işyerinin kepenk veya demir parmaklıklarla kapatılmış olması veya çalışır durumda bulunan bir alarm sisteminin bulunması aranmıştır.Somut olayda; hırsızlık eylemi rizikolu iş yerinin yan tarafındaki dükkanın duvarı kırılmak suretiyle meydana gelmiştir. Dosya  içeriğinden,  sigorta  poliçesi kapsamında alarmın niteliklerinin belirlendiği, bu amaçla  alarmın güvenlik şirketi, emniyet ya da şirket sahibinin telefonuna bağlı olması şartının getirilmediği, hırsızlık esnasında alarm sisteminin de faal olduğu, sigortalının eski çalışanının telefonuna uyarı sinyali gönderildiği, sistemin sonrasında sinyal göndermediği anlaşılmaktadır. Öte yandan, eylemin gerçekleştirilme biçimi ile poliçede kararlaştırılan koruma önlemlerine uyulmaması arasında uygun nedensellik bağı bulunmadığından davaya konu hırsızlık eyleminin poliçe teminatı dışında kalmadığının kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle taraflarca itiraz edilmeyen zarar tutarı yönünden\" Davanın kabulüne; 70.207,41 TL'nin 30/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ''Dava konusu olayda ise, gerek ekspertiz raporundaki tespit ve değerlendirmelerden gerekse hırsızlık olayına ilişkin alınmış bulunan ifade tutanaklarından, sigorta poliçesinde öngörüldüğü şekilde teminatın geçerliliği için ön şart niteliğindeki güvenlik önlemlerinden olay anında aktif durumda bulunması şartı ile; Alarm sistemi, bekçi ve/veya özel güvenlik görevlisi önlemlerinden en az bir tanesinin bulunmadığı tespit olunduğundan hasardan dolayı müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceği aşikâr olup poliçe teminatı dışında kalan dava konusu zarardan müvekkil sigorta şirketinin sorumlu olacağı yönündeki görüşe itiraz ediyoruz. Poliçe özel şartlarına ilişkin itirazlarımızın yanı sıra özellikle zarar miktarının belirlenmesinde esas aldıkları ekspertiz raporundan neden ayrıldıklarına ilişkin hiçbir açıklama yapmaksızın bilirkişi raporuyla ekspertiz raporu arasındaki zarar miktarına  ilişkin fahiş farka ilişkin bariz çelişkiler giderilmeden, tek bir bilirkişi raporu alınarak eksik incelemeye dayalı hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırıdır, yine kabul anlamında olmamak kaydıyla hasarın sigorta teminatı kapsamında olduğu durumunda ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda davacı sigortalının basiretli bir tacir gibi davranmadığı, zararın önlenmesi için gereken önlemleri almadığı ve %50 oranında kusurlu olduğu tespit olunduğundan ttk'nın 1445/5 ve bk.'nın 51. ve 55. maddeleri uyarınca maddi tazminat miktarından mahkemece  takdir olunacak bir oranda indirim yapılarak ve müvekkil sigorta şirketince davacıya yapılan ödeme de nazara alınarak karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, kararın istinaf incelemesi neticesinde bu yönüyle de kaldırılması gerekmektedir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, davacıya ait işyerinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle oluşan hasarın, işyeri sigorta poliçesi kapsamında ödenmesi istemine ilişkindir.Sigorta poliçesinin incelenmesinde; 27/08/2015-2016 başlangıç ve bitiş tarihleri arasında ... numaralı poliçe ile dava konusu iş yerinin \"İşyeri Paket Sigorta Poliçesi\" ile teminat altına alındığı, emtia teminatının 125.000,00TL, demirbaş teminatının 10.000,00TL olduğu, poliçenin açıklamalar kısmında poliçe teminatına konu rizikoda kepenk, demir parmaklık, elektrikli panjur, kamera sistemleri, ve faal alarm sistemi bulunduğu için teminata konu emtianın mesai saatleri dışında kasada bulundurma şartı aranmamaktadır'' ifadesinin yer aldığı, özel şartlar bölümünde ''Sigortalı mahalin; bodrum, zemin ve bahçe katlarında bulunması durumunda geçerli olmak üzere, iş bu hırsızlık teminatı; Rizikonun dış cephesinde bulunan pencere ve kapıların tamamını kapsayacak şekilde ve mesai saatleri dışında kilitli konumda bulunması şartı ile; Demir parmaklık, Kepenk, Panjur Sİstemi ve/veya olay anında aktif durumda bulunması şartı ile; Alarm sistemi, bekçi ve/veya özel güvenik görevlisi önlemlerinden en az bir tanesinin bulunması kaydıyla teminat kapsamına dahil edilmiştir.\" yazılı olduğu görülmektedir.Taraflar arasında sigorta sözleşmesine konu iş yerinde 19.08.2016 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiği, ekspertiz raporu ile tespit edilen emtianın hasara uğradığı, davalı sigorta şirketi tarafından  21.10.2016 tarihinde 55.196,59 TL sigorta tazminatı ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı sigorta şirketi zararın meydana gelmesinde davacı sigortalının kusurlu olduğunu iddia ederek tespit edilen zararın yarısını ödemiştir.Olay yeri inceleme raporunda; Binanın giriş katında bulunan işyerinin ... bayi (... ) olarak faaliyet gösterdiği, işyeri giriş cam kapısı ve kilit aksamları sağlam görünümlü, işyerinin tek oda ve wc den oluştuğu, işyeri içerisi masa üzeri elektronik cihaz stant bölümlerinde çeşitli telefon ve elektronik cihazların bulunduğu, bu stantlarda bazı elektronik cihaz (telefon vb.) yerlerinde aparat ve ucu boşta kabloların olduğu, işyeri kasa bölümü ve işyeri girişi sağda bulunan dolap kapakları açık ve karışık halde, kasa bölümü karışık, dağınık durumda, işyerinde  dağınık halde birtakım eşyanın bulunduğu, işyerinin wc alt kısmı duvarı delinmiş ve wc içerisinde kırık beton ve fayans parçalarının olduğu, işyeri wc duvarının kırık olan bölümünde yaklaşık 80x40 cm ebatlarında boşluk mevcut, işyerinin kırılan wc duvarının bitişikte bulunan ...'nun wc'sine çıktığı, işyeri giriş kapısı karşısı duvarda ve kasa bölümü üst kısım tavanda uç kısmı boşta kabloların bulunduğu, işyeri içerisinde ve dışında duvara monteli güvenlik kameralarının bulunduğu...Ekspertiz raporunda; Sigortalı firma bulunduğu adreste ... bayisi olarak faaliyet göstermektedir. Sigortalı yerde daha önce hırsızlığa teşebbüs olduğu, ancak duvardaki darbe sensörü sayesinde olaydan haberdar oldukları ve hırsızlık olayının gerçekleşmediği öğrenilmiştir. Hırsızlık girişimi sonrasında işyerinin yan cephesinin komple çelik saçla kapatıldığı beyan edilmiş ve tarafımıza da görülmüştür. Yapı tarzı: tam kargir, Taşıyıcı sistem: Betonarme karkas, bitişik durumu: Ayrık, Kullanım amacı: İşyeri, binadaki toplam kat sayısı: 5, sigortalı katları: Giriş 50 Güvenlik tedbirleri: İşyerinin ön cephesinde elektrikli panjur bulunmaktadır, Girişe göre sol yan cephesi saç kaplıdır, sol yan cephesinde darbeye dayanıklı cam bulunmaktadır. Bina içerisinde duvarlarda alarm sistemine bağlı darbe sensörü bulunmaktadır. Alarm takip merkezine bağlı olmayan ancak telefonla uyarı veren ... marka 2 adet alarm sistemi bulunmaktadır. Alarm sistemlerinin mağaza eski yöneticisi ..., firma sahibi ... ve koordinatör ...'in cep telefonlarına  irtibatlı olduğu bildirilmiştir.Güvenlik kamera sistemi bulunmaktadır. İki bina içinde ve 3 adet bina dışında olmak üzere 5 adet kamera bulunmaktadır. Firma yetkilileri 19-20 Ağustos 2016 tarihinde gece saatlerinde ... bitişik olan tuvalet duvarının kırılarak içeri girildiğini, işyerinde kilitli ahşap dolap içerisinde bulunan cep telefonlarının çalındığını bildirmiştir. Sonuç olarak işyerinde bulunan alarm sistemi hırsızlığın haber alınmasında etkin olarak kullanılmamıştır. Hasarın teminat kapsamında değerlendirilip değerlendirilmemesi hususu takdirlerinize bırakılmıştır.  Hasar miktarı 110.393,17.-TL olarak tespit edilmiştir” Şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.Mahkemece güvenlik uzmanı, sigorta uzmanı elektrik elektronik mühendisi bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle; mağazanın güvenliği ile ilgili kamera konulması, alarm sistemi kurulması ve elektrikli panjur taktırılması, mağaza girişe göre sol yan cepheye (duvara) sac kaplanması ve darbeye dayanıklı cam konulması gibi bir kısım tedbirleri aldığı, ancak işyerinin diğer duvarlarını da darbeye dayanaklı sac vb. metaller ile (pide fırını ile işyeri arasındaki duvar dahil) kaplamadığı, dolayısıyla eksik tedbir aldığı, Ayrıca işyerinde kurulu olan alarm sisteminin devreye alındıktan sonra tehdit algıladığı zaman mağaza eski yöneticisi ... , koordinatör ... ve şirket ortağı ... cep telefonlarını sırasıyla aradığı, mağaza eski çalışanı ...  beyanında, (dosyada mevcut) “hırsızlık olayının gerçekleştiği 20.08.2016 gece saat 12:00- 12:30 sıralarında cep telefonum bir kez çaldı, daha sonra çalmadı, telefonu açmadığım zaman işyeri sahiplerinin (... ve ...) telefonları çalar” şeklinde belirtmiştir. Ancak dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden işyeri sahiplerinin sabahleyin komşuların haber vermesiyle hırsızlık olayından haberdar oldukları, olay sırasında işyerinde kurulu bulunan alarm sisteminin hırsızlığın haber alınmasında etkin olarak kullanılmadığı anlaşılmaktadır. Halbuki davacı 2-3 ay önce işten ayrılmış personelin (...) telefonuna öncelikle yönlendirilmiş olan alarm sistemini bu şahıstan iptal ederek, alarm sistemini öncelikle işyeri ile ilgili sorumlulukları bulunan şirket müdürü, koordinatör veya mevcut yönetici/ yöneticilerin cep telefonlarına yönlendirmesi gerekirken bunu yapmamıştır. Ayrıca diğer bir alternatif olarak da alarm sistemini telefonlara yönlendirme yerine direk olarak dış alarma yönlendirilmesi halinde, dış alarm direk olarak çalacak binada oturanlar ve karşı oto yıkamada bulunan kişilerin müdahalesi ile şahısların olayı gerçekleştirme aşamasında kalabilecekleri değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, davacının güvenlik zafiyetinin yaşanması ve zararın daha fazla meydana gelmesinde önemli bir etkisi olduğu ve basiretli bir tüccar gibi hareket etmediği anlaşılmaktadır. %50 kusurludur. Davacı sigortalının işyerinden çalınan 123 adet değişik marka ve modeldeki telefonların tamamı ...'dan satın alınmış ve faturaların tamamı dava dosyasına sunulmuştur. Tablo-1 belirtilen fatura bedellerinin, piyasa araştırmasında tespit edilen bedellerle örtüştüğü tespit edilmiştir. Dava konusu çalınan telefonlarının, hırsızlık olayının meydana geldiği tarihteki değeri 123.844,40 TL (KDV hariç)olarak tespit edilmiştir. Hasar gören dolap kapakları onarım bedeli, Dava konusu hırsızlık olayının meydana geldiği işyerinde çalınan cep telefonların bulunduğu ahşap dolapların kapaklarının hasar gördüğü eksper raporuyla tespit edilmiştir. Eksper raporuyla, kapakların onarımı için belirlenen 300 TL tarafımızdan uygun görülmüştür. Hasar gören duvar ve fayans onarım bedeli, Dava konusu hırsızlık olayının meydana geldiği işyerinin wc alt kısmı duvarının delinmiş ve wc içerisinde kırık beton ve fayans parçalarının olduğu polis merkezi tutanaklarıyla ve ekspertiz raporlarıyla tespit edilmiştir. Hırsızlık olayı için, hırsızlar tarafından kırılan ve tahrip edilen duvar ve fayanslar için, ekspertiz raporunda tespit edilen 500 TL onarım bedeli tarafımızdan uygun bulunmuştur. Hırsızlık olayının meydana geldiği işyerindeki toplam zararın,125.404,00TL olduğu kanaatine varılmıştır. Yukarıda Davalı ... yetkili ve çalışanlarının zarara konu hırsızlığın gerçekleşmesinde kusurlu oldukları kabul edilmiş, ancak kasten veya ağır kusur ile sebep oldukları yönünde bir sonuca varılmamıştır. Bu halde Davalı ...nun Davacının ağır kusurlu olduğu hasarın poliçe dışı olduğu savunması verinde değildir. Yine Davalı ... poliçede yer alan <özel güvenlik görevlisi> şartını ileri sürmüş ise de, bu şarta zeyilnamede yer verilmemiştir. Kaldı ki Davalı Somponun feshe gerekçe yaptığı 6102 Sayılı TTK1449.2 maddesi İhlali kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun >hükmüne havidir. Davalı ... fesih hakkını kullanmamış aksine kısmi ödeme yapmıştır. Artık hasarın poliçe dışı olduğunu ileri süremez. Görüldüğü üzere Davalı Somponun eksik ödemeye gerekçe yaptığı TTK1448 maddesi, alınacak önlemler ile ilgilidir. Taraflar alınacak önlemleri zeyilnameye <kepenk-demir parmaklık- elektrikli panjur- kamere sistemi ve faal alarm sistemi>olarak derç etmişler ve mutabık kalmışlardır. Dava konusu uyuşmazlıkta ise zeyilnmamede bulunması istenen alarm önleminin kullanımına dayalı bir kusur vardır. Bu halde TTK1448.maddesinin uygulanma alanı yoktur.  Davalı Somponun eksik ödemesinin diğer bir gerekçesi olarak ileri sürdüğü TTK1445 maddesi ise sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalı iş yerinde mevcut olan durumun daha sonra değiştirilmesi, bu değişikliğe bağlı sigortalı ihmali ve bu değişikliğin sigortacıya ihbar edilmemesi hallerinin bir arada bulunması halini yaptırıma bağladığı, davalı ... tarafından tanzim olunan zeyilnamede bulunması istenen önlemlerde ve sigortalı iş yerinde poliçe tanzim tarihine göre, Davalı Sigortalı tarafından yapılmış bir değişikliğin olmadığı, aksine sigortalı tarafından alınmış <alarm önleminin> kullanımına dayalı bir kusur olduğu, bu halde davalının savunmasının aksine TTK 1445/3. Maddesinin uygulanma alanının da bulunmadığı, Davacının talep edebileceği bedel. Poliçede muafiyet öngörülememiş yukarıda hasar 125.404.00 TL olarak belirlenmiştir. Davalı ... 21.10.2016 günü 55.196,59.TL ödeme yaptığından Davacının talep edebileceği bedel (125.404.00 TL - 55.196,59.TL >) 70.207,41.TL dir. Davalı sigortacının TTK1427.2 maddesine göre ihbar tarihi olan 22.08.2016 gününü takip eden 45.gün olan 05 Eylül 2016 günü temerrüde düştüğü'' mütalaa olunmuştur. İstinaf itirazlarının incelenmesi; Poliçede açıklamalar kısmında ''poliçe teminatına konu rizikoda kepenk, demir parmaklık, elektrikli panjur, “sav, kamera sistemi ve faal alarm sistemi bulunduğu için teminata konu emtianın mesai saatleri dışında kasada bulundurma şartı aranmamaktadır. “ tespiti bulunmaktadır. Poliçedeki özel şartta \"rizikonun dış cephesinde bulunan pencere ve kapıların tamamını kapsayacak şekilde ve mesai saatleri dışında kilitli konumda bulunması şartı ile demir parmaklık, kepenk, panjur sistemi ve/veya olay anında aktif durumda bulunması şartı ile alarm sistemi, bekçi ve/veya özel güvenlik görevlisi önlemlerinden en az bir tanesinin bulunması kaydıyla teminat kapsamına dahil edilmiştir.\"\" ibarelerine yer verilmiştir.  Görüldüğü üzere  özel şartta  belirtilen \"ve/veya\" ile \"en az bir tanesi\" ibaresinden zararın teminat kapsamında kalması için bu tedbirlerden birisinin bulunmasının yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda hırsızların sigortalı  işyerine yan tarafındaki dükkanın duvarını kırmak suretiyle girdiği, davacı sigortalının sigortalı işyerinde  kamera konulması, alarm sistemi kurulması ve elektrikli panjur taktırılması, mağaza girişe göre sol yan cepheye(duvara) sac kaplanması ve darbeye dayanıklı cam konulması gibi bir kısım tedbirleri aldığı, poliçe özel şartlarındaki tedbirlerden birinin dahi yerine getirilmesinin yeterli olduğu,  bu bağlamda poliçedeki özel şartın sağlandığı, zararın teminat kapsamında olduğu, davacı sigortalının birden fazla tedbir aldığı ve olayın meydana geliş şekli de dikkate alındığında davacı sigortalının müterafik kusurundan söz edilemeyeceği, mahkemece zarar tespitinde denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporundaki hesaplamanın esas alınmasında bir isabetsizlik olmadığı  anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygundur. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış, kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilmemiştir. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçeler yerinde olmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3- Davalı tarafından yatırılan 1.198,96 TL'den Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 771,36 TL harcın talebi halinde davalıya iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi. 03/04/2024<br>MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde \"Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu\" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde \"Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı\",1/e maddesinde \"(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı\" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc91f8717b3df53f","SID":"87459e58c2c73cd0"}}