{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                     T.C.<br>                SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/540 <br>KARAR NO\t: 2024/927<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t(...)<br>ÜYE\t\t: ... \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...                   (...)<br>KATİP\t\t: ...\t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 29/06/2022<br>NUMARASI\t: 2021/515 Esas - 2022/354<br> Karar<br><br>DAVACI\t: ... (T.C. NO: ...) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALILAR \t: 1-... (T.C. NO: ...) - ...<br>\t 2- ... - ...<br>\t 3- ÇELİKAS ÇELİK KONSTRÜKSİYON İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA\t: Şirket Ortaklığının Tespiti, Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 27/10/2021<br>KARAR TARİHİ\t : 30/05/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ \t : 30/05/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ile davalı ... arasında uzun yıllardır birlikte samimi arkadaşlık ve iş ortaklığı yaptığını, ortaklığın güven üzerine kurulduğunu,  davacı müvekkili ...’ın adına kayıtlı Özsağlam Endüstriyel Yapı Sistemleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi ile Alarata Endüstriyel Yapı Sistemleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi; davalı ...’nın üzerine kayıtlı Alp Çelik Konstrüksiyon İnşaat Hayvancılık Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi ile Çelikas Çelik Konstrüksiyon İnşaat Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi ve Alarata İnşaat adında şirketleri olduğunu, her ne kadar davalı ...’nın üzerine kayıtlı bahsedilen şirketler mevcut ise de; arada bulunan adi ortaklıktan dolayı davacı müvekkili ...’ın genel vekâletnamelerinin mevcut olduğunu, fakat resmiyette ortaklık adına bir durum olmadığını, davacı müvekkili ve müvekkilinin eşi olan ...'ın anılan şirketlerde sigortalı olarak göründüğünü, davacı müvekkili üzerine kayıtlı görünen Alarata Endüstriyel Yapı Sistemleri isimli firmanın, davalı ...’nın eşi olan ... (...) üzerine kayıtlı iken ölümlü bir iş kazası sonrası mahkemenin takibinin daha sağlıklı olması ve ortağının eşine gelebilecek bir zarardan korumak amacı ile ... tarafından devir alındığını,  davalının üzerine kayıtlı olan ve davalı Alp Çelik Konstrüksiyon İnşaat Hayvancılık Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi tarafından; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı 8 dönüm arsa üzerine yapılacak olan ve inşaatına başlanan 29 adet villa projesine başlandığını, gerçekte projenin sahibinin dava dışı ... olduğunu, kendisinin bu projeyi hayata geçirecek finansmanı olmadığından, ...’e güven ve güvence sağlamak için kendisini Alp Çelik şirketine %50 hisseli ortak olarak aldıklarını, inşaatın başlamasının ardından davalı ve şirketin diğer %50 hisseli ortağı olan ...'nın şirkette usulsüzlükler yapmaya başladığını, o sıralardaki inşaat maliyeti 9.000.000 TL civarında iken ...'nın harcamaların 24.000.000 TL civarlarında olduğunu iddia ederek maliyeti fazla gösterip eski borçlarını projeye dahil göstererek diğer ortaklarını dolandırmak istediğini,  işleri yürüten ve esasen ortak olan davacı müvekkilinin durumu fark edince de aralarında tartışma yaşandığını, tüm bu olaylar sonrasında müvekkilinin zor durumda kaldığını, davacı müvekkilinin işlerini yürüttüğü ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı 8 dönüm arsa üzerine kayıtlı 29 adet villa projesinde inşaat devam etmekte ve villa satışları yapılmakta olduğunu, davalının, davalı şirket üzerinden satışları yapmakta ve uhdesine para geçirmekte olduğunu, bu nedenlerle müvekkilinin mağduriyetinin de arttığını, tüm bu nedenlerle; davalı Alp Çelik Konstrüksiyon İnşaat Hayvancılık Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketinin ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı 8 dönüm arsa üzerine kayıtlı 29 adet villaya ve şirketin mal kaçırma amacı ile hisse devrini engellemek için hisselere tedbir konulmasına, yine diğer davalı şirket Çelikas Çelik Konstrüksiyon İnşaat Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketin malvarlığına ve hisselerine tedbir konulmasına, davalı ...’nın malvarlığı üzerine tedbir konulmasına, Alp Çelik Konstrüksiyon Şirketi üzerine kayıtlı ve inşaatı devam eden 29 villalık projeden davadan mal kaçırmayı önlemek amacı ile kayyım atanmasına, davalılardan  daha sonra davalı şirket ile davalı şahıs arasında adi ortaklık ve organik bağ bulunan davacı müvekkilinin zararlarının bilirkişi marifetiyle tespit edilerek şimdilik 5.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı müvekkile ödenmesine, yargılama ve vekalet ücretinin davalı karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkile Alp Çelik Konstrüksiyon İnş. Hayv. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şirket'i, \"...\" adresinde faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket tarafından büro personeli olarak ... isimli kişiye şirket yetkilisi .... tarafından bu zamana kadar şirket adına taşınmaz alım-satımı hususunda vekaletnameler tanzim edildiğini, ... isimli personelin işyerinde alkol alması, şirketin şantiyesinde doğacak edecek masraflarda kullanılmak üzere kendisine teslim edilen kredi kartından 300,00 TL ile 700,00 TL arası bedelleri şahsi ihtiyaçları doğrultusunda harcaması ve de iş hukukunun tarafına yüklediği bir çok edimi yerine getirmediğinden iş akdinin tek taraflı olarak feshedildiğini, iş akdinin feshedilmesinin ardından vekaletnamelerden şahsı azlettiğini, müvekkili şirket tarafından davalı ...'a tahsis edilen cep telefonunun şirkete ait bilgileri içeren laptopun, şirket merkezine ait ofisin anahtarın ve  ... plaka sayılı aracın müvekkili şirkete iadesini talep ettiğini, personelin sadece anahtarını bıraktığı daha sonra da diğerlerini bilahare teslim edeceğini beyan ettiğini, 2021 mayıs ayı içerisinde Covid-19 tedbirleri kapsamında şirket ofisinin kapalı olduğu dönemde personelin uhdesinde kalan anahtarı ile ofise girerek arabayı da aldığını, davalı ...'ın şirket yetkilisi ... ile yaşadığı husumet sebebiyle müvekkili şirketin başlattığı Armel Yapı İnşaat isimli projede bulunan bir kaç villayı şirket yetkilisinin haberi olmaksızın 3. kişilere satmaya çalıştığını, ...'ın şirket yetkilisi ...'nın 3 vekaletnameden 2'sinden azledilip Başiskele 1. Noterliği 01/02/2019 tarih ... yevmiye nolu vekaletnameden azletmeyi unutmasını fırsat bilerek şirket adına kayıtlı ... ili ... ilçesi ... Mah. ... parsel ... Kat ... nolu bağımsız bölümü, ... ili ... ilçesi ... Mah. ... parsel ... Kat ... nolu bağımsız bölümü, ... ili ... ilçesi ... Mah. ... ada ...  parsel Bodrum+Zemin Kat 2 nolu bağımsız bölümü dava dışı ... isimli şahsın kız kardeşi olan ... isimli şahsa sattığını tespit ettiklerini, buna ilişkin tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, hakkında Kocaeli CBS'ye vekalet görevini kötüye kullanılmasından, dolandırıcılıktan suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının eşi ...'a müvekkili Çelikas şirketi adına kayıtlı taşınmaz devrettiğini, davalı taraf dava dilekçesinde Gölcük CBS 2021/2243 soruşturma numaralı nitelikli dolandırıcılık ve tehdit suçlarından dolayı şikayette bulunulduğunu, bu dosyada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, dava dilekçesinde kötü yönetim, sahtecilik ve inşaat projesinin durma noktasına gelmesinden dolayı dava dışı ... tarafından Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/311 Esas sayılı dosyası ile yönetim kayyımı atanması için dava açıldığını iddia etmişse de davadan feragat ettiğini belirterek haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın REDDİNE, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçelerin de belirttikleri üzere davacının mağduriyete uğradığı ve  zor durumda  kaldığını, yapılan yargılamada söz konusu hususların geniş bir çerçevede dile getirildiğini Mahkemenin gerekli ve yeterli özeni göstermediği davacının beyanları ve verilen belge ve deliller dikkate alınmadan hukuka ve yasaya aykırı karar verdiğini, Mahkemenin dava dilekçesinde belirttikleri hususlarda araştırma yapmaksızın eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verdiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde delil başlangıcı olarak kabul edilecek bir çok belgenin mevcutken tüm tanıklarının dinlenilmesinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı tarafın haksız ve kötüniyetli olarak ikame ettiği işbu cevap konusu istinaf başvurusu ile şirkete hukuka aykırı bir şekilde kayyım atamayı, şirketin faaliyetlerine devam edememesini, taşınmazlara tedbir koyarak iflas etmesine niyetlendiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2022 tarih, 2021/515 Esas - 2022/354 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava şirket ortaklığının tespiti, adi ortaklık nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacının davalı ... Alatara ile uzun yıllara dayanan iş ortaklığı ve arkadaşlık bulunduğunu, aralarında güven ilişkisi kurulduğunu, davalı şirketlerin ortağı olarak davalı görünmekte ise de, davacının da anılan şirketlerde gizli ortak olduğu, bu nedenle davacıya şirketleri temsilen vekaletname verildiği, davacının ve eşinin davalı şirketlerde çalışan olarak göründüğü, yine davalının davacıya ait şirketlerde çalışan olarak göründüğü, davalı ... tarafından; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı 8 dönüm arsa üzerine yapılacak olan ve inşaatına başlanan 29 adet villa projesine başlandığını, gerçekte projenin sahibinin dava dışı ... olduğunu, kendisinin bu projeyi hayata geçirecek finansmanı olmadığından, ...’e güven ve güvence sağlamak için kendisini Alp Çelik şirketine %50 hisseli ortak olarak aldıklarını, inşaatın başlamasının ardından davalı ve şirketin diğer %50 hisseli ortağı olan ...'nın şirkette usulsüzlükler yapmaya başladığını, o sıralardaki inşaat maliyeti 9.000.000 TL civarında iken ...'nın harcamaların 24.000.000 TL civarlarında olduğunu iddia ederek maliyeti fazla gösterip eski borçlarını projeye dahil göstererek diğer ortaklarını dolandırmak istediğini,  işleri yürüten ve esasen ortak olan davacının durumu fark edince de aralarında tartışma yaşandığını, bu nedenlerle davacının zararının tespit edilerek şimdilik 5.000,00 TL’nin davacıya ödenmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>Limited şirket esas sermaye payının devri 6100 sayılı TTK'nın  595-(1) maddesine göre \"Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır.\" Bu şekil geçerlilik koşuludur. Noterde onanmayan sermaye payının devrine ilişkin sözleşmelere dayanarak pay devri yapılamaz.<br>Davacı davalı şirketlerde gizli ortak olduğunu ileri sürmüştür. Bir şirketin hisselerine, kayıtlı hisse sahibi ile üçüncü kişilerin ortak olmalarına, başka bir söyleyişle bir kişinin şirket ortağı ile gizli ortaklık ilişkisine girmesine engel bir hüküm bulunmamaktadır. Yargıtay 11. HD. 25/11/2014 tarih, 2013/18314 E., 2014/18328 K, sayılı ilamında; \"...davacı vekili, davasını müvekkilinin ve dava dışı ...'ın, davalının da ortağı bulunduğu yine dava dışı anonim şirketin gizli ortağı olduğu iddiasına dayandırmış olup, davalı üzerinde görülen, 25.10.2004 tarihli sözleşme ile dava dışı gizli ortak tarafından kendisine ve davalıya devir edilen hisselerin kendisine isabet kısmının hükmen devri ile pay defterine yazılmasına, olmadığı takdirde bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlığa konu hisselerin davacıya hükmen devri ile dava dışı şirketin pay defterine yazılması istemine ilişkin olduğu ve yine gizli ortak olduğu açıklanan ...'dan bedeli kendisine ödenerek devir alındığı açıklandığına göre, işbu davada tesis edilecek karar, anılan kişi ile dava dışı anonim şirketin de hukukunu etkileyecek niteliktedir.\" şeklindeki kararı ile gizli ortaklık iddiasının araştırılması gerektiğine karar verdiği gibi, aynı daire 05/11/2018 tarih, 2017/1370 E., 2018/6727 K. Sayılı ilamında ve Yargıtay 3. HD. 21/06/2022 tarih, 2022/1399 E., 2022/6029 K., sayılı ilamında gizli ortağın durumunun adi ortaklık olarak değerlendirilebileceği ve bu yönde araştırma yapılması gerektiğine karar vermiştir (\"...Somut olayda, davacı ...'ın Çin makamları nazarında resmi olarak ortak edildiği ispatlanamamış olsa da taraflar arsındaki ilişkinin davacıların verdiği katkı payı doğrultusunda kar etmek amacını taşıyan adi ortaklık ilişkisi olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca ticaret mahkemesince  bu gerekçe ile verilmiş  görevsizlik kararının temyizi neticesi Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/11790 Esas saylı  ilamı   ile yerel mahkeme gerekçesi onanmakla taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık  olduğu husus bir kez daha kesinleşmiştir.\" Yargıtay 3. HD. 21/06/2022 tarih, 2022/1399 E., 2022/6029 K., Benzer bir karar; \"Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında düzenlenen protokole göre tarafların ortağı olacağı bir limited şirket kurulmasının kararlaştırıldığını ancak davalının yükümlülüklerini yerine getirilmemesi nedeniyle söz konusu şirketin kurulamadığını ileri sürerek, müvekkili tarafından yapılan, masrafların iadesi isteminde bulunmuş olup, somut uyuşmazlığın adi şirket ilişkisinden kaynaklanmasına ve şirket ana sözleşmesinin düzenlenmesinden önceki safhada taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık olduğu hususunun yerleşik Yargıtay uygulaması olmasına (11.HD: 30.03.1990/1595 E, 1990/3298 K; 13.HD.14.04.1987,1987/1898/ E-1987/K.) göre...\" Yargıtay 11. HD., 19/03/2012 tarih, 2010/13203 E., 2012/4097 K.).<br>Bu açıklamalar kapsamında; davacının iddialarının şirket hisseleri üzerinde ve şirketin kuruluşu aşamasında taraflar arasında adi ortaklık kuruluğu iddiasını içerdiği ve davacının fiilen şirketin gizli ortağı olduğu ve davalı ile aralarında adi ortaklık olduğu iddiasına yönelik olduğu, davalının anılan iddiayı kabul etmediği görülmektedir. <br>Limited şirket esas sermaye payının devri 6100 sayılı TTK'nın  595-(1) maddesine göre \"Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır.\" Bu şekil geçerlilik koşuludur. Noterde onanmayan sermaye payının devrine ilişkin sözleşmelere dayanarak pay devri yapılamaz. Bu nedenlerle davacının davalı şirketlerde gizli ortak olduğu iddiasının anılan yasal düzenleme gereği geçerli bir şirket ortaklığı bahşetmediği anlaşılmaktadır. Ancak az yukarıda detaylandırıldığı üzere şirket payı üzerinde adi ortaklık kurulabileceğinin anlaşıldığı görülmektedir.<br>Yargıtay 3. HD., 25/01/2022 tarih,  2021/4866 E., 2022/412 K. Sayılı ilamında; \"Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir ( TBK. 620/1 md. ).<br>Adi ortaklık sözleşmelerinde \"şekil serbestisi\" ilkesi uygulanmakta olup, ortaklık ilişkisinin sözlü olarak da kurulabilmesi mümkündür. Adi ortaklık sözleşmesinde şekil, ispat açısından önem arz etmektedir.<br>İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK m.190/1). Taraflar arasında ortaklık ilişkisinin varlığına dair ihtilaf çıktığında, ispat yükü, ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer. <br>Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nın 620 inci maddesinde de tanımlandığı gibi sözleşme temeline dayanmakta olup, aynı zamanda bir hukuki işlemdir. Bu nedenle, parasal sınırın üzerindeki ortaklık ilişkisinin varlığının ispatında, kural olarak, senetle ispat zorunluluğu geçerlidir.<br>Bununla birlikte, senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı varsa o hukuki işlem tanık dinlenerek de ispatlanabilir (HMK m.202/1)\" şeklindeki açıklamalar ile adi ortaklığın ispat şeklini açıklamıştır.<br>Yine, Yargıtay 3. HD.'nin 25/01/2022 tarih 2021/4866 esas 2022/412 karar sayılı ilamında, sözleşmenin yazılı olmasının adi ortaklık sözleşmesinin geçerlilik şartı olmadığını ancak ispat şartı olduğunu belirtmiştir. <br>Adi ortaklık sözleşmesi geçerlilik yönünden herhangi bir şekle tabi olmayıp, sözlü yapılan adi ortaklık sözleşmesi geçerli ise de; inkarı halinde, bu ortaklığın varolduğunu ileri süren kişinin, bu ortaklığı, uygulanması gerekli HMK'nın 200 ve devamı maddeleri  gereğince  ispatı gerekir. <br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddelerinde düzenlendiği üzere; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamakla yükümlüdür.<br>Eldeki olayda; Davalı şirketler için davacıya genel vekaletnamelerin verildiği, davalı Alp Çelik Konstrüksiyon İnşaat Hayvancılık Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi’nin dava dışı ortağı ...’in Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021/2243 sayılı soruşturma dosyasında davacıdan ortak olarak bahsetmesi, yine davacının şirketlerinde davalı ...’nın çalışan olarak görünmesi ve davacının da davalı şirketlerde çalışan olarak görünmesi davalı şirketlerin payları üzerinde ve ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı 8 dönüm arsa üzerine yapılacak olan ve inşaatına başlanan 29 adet villa projesinde davalı ... ile adi ortaklığının olduğunu ispata yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekten de; daha sonra davacının vekillikten azledilmesi, davalıların davacı hakkında şikayetçi oldukları Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021/15004 sayılı soruşturma dosyası, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021/13628 sayılı soruşturma dosyası ve bu dosya ile birleştirilen Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021/15362 sayılı soruşturma dosyasındaki bir kısım beyanlarda davacıdan çalışan olarak bahsedilmesi nazara alındığında davacının adi ortaklık iddiasını ispat edemediği, dosyada delil başlangıcı sayılan bir evrak ta bulunmadığından davacının tanıkları dinlenmeden davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.<br>Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br><br><br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/05/2024<br>\t\t<br>...<br>Başkan ...<br>  ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır. <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır. <br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır. <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"52058bd78918a323","SID":"6729e8228d08ca89"}}