{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/575 <br>KARAR NO: 2024/688<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO: 2015/614 Esas<br>KARAR NO: 2020/741<br>KARAR TARİHİ: 22/12/2020<br>DAVA ALACAK: (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 15/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi <br>uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin, 796.200 Euro bedelle, dava dışı ... A.Ş ile, ...   değişken hız sürücülü asenkron motorlarının değişim hizmetinin müvekkil tarafından ifası konusunda 04.09.2013 tarihli sözleşme imzaladığını, bu sözleşmeyi imzalamadan önce, müvekkil şirketin, davalı şirketle, 04.09.2013 tarihli sözleşme konusu işin maliyet hesabını yaptıklarını, işin maliyetinin tahmini olarak 630.000 Euro tutacağı, 50.000 Euro'nun proje bedeli olarak davalıya ödeneceği ve böylelikle toplam maliyetin 680.000 Euro olacağı hesabıyla ... ile 796.200 Euro iş bedeli üzerinden anlaşmaya varıldığını, davalı şirketin ise, ... işi ile ilgili olarak müvekkiline 50.000 € + KDV = 59.000 € bedelle proje mühendisliği yapacağı, bu bedelin, müvekkil ... avans aldığında 15.000€ + KDV, ...'den % 50 ödeme aldığında 20.000 € + KDV, ... tüm ödemeler alındığında 15.000 € + KDV olmak üzere 50.000 € + KDV proje hizmet bedelinin davalıya ödeneceği hususunda, davalı şirketle anlaşma yapıldığını, ancak davalıya 01.08.2014 tarihinde yapılan 15.000€ + KDV = 17.700€ tutarlı ödeme, ... tüm ödemeler tamamlanmadan,yani muaccel hale gelmeden, anlaşma kapsamında yapması gereken işler yapılmadan davalıya ödenmiş olduğunu, bu ödemenin davalıdan tahsili gerektiğini, diğer taraftan müvekkil ile davalı arasında e-maille yapılan anlaşma gereğince davalının, dava dışı ... firmasından panoların temin edilmesini üstlendiğini, davalıca bu panoların teslim edildiğini, bedellerinin müvekkil tarafından davalıya 16.01.2014 tarihinde 272.580 TL olarak ödendiğini, davalının, panoların temin ve tesliminden önce müvekkil şirketten teminat mektubu talep ettiğini, müvekkil şirketin ... bankası 29.01.2014 tarihli teminat mektubunu davalıya verdiğini, bu teminat mektubunun müvekkilince geri istendiğini, ancak ikinci teminat mektubu verilene kadar göndermeyeceğini beyan ettiğini, ayrıca davalının kendi el yazısı ile masraf üzerinden kar hesabı yaptığını, muaccel olmamış kar olarak KDV hariç 36.435 € ve buna ek olarak işi yarım bırakması nedeniyle hak etmediği ve henüz vadesi gelmeyen 3. parti alacağı 15.000€ + KDV toplayarak müvekkil şirkete, toplam 60.695'lik teminat mektup isteğini bildirdiğini, müvekkilin de bu teminat mektubunu verdiğini, davalı tarafça sebepsiz iade edilmeyen teminat mektubunun davalı tarafça haksız olarak 178.607 TL üzerinden paraya çevrildiğini, bunun haksız olduğunu ileri sürerek davalının işi yarıda bırakıp gitmesi nedeniyle müvekkil tarafından başka firmalara yaptırılan hizmet ve alımlar için uğranılan zarar nedeniyle davalıya 3.kısım olarak ödenen tutardan şimdilik 500 TL'nin, davalı tarafça haksız olarak paraya çevrilerek tahsil edilen teminat mektubu bedelinden şimdilik 500 TL'nin, 11.11.2014 temerüt tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili sunmuş olduğu 15/10/2015 tarihli harcın ikmali talepli dilekçesinde 0108.2014 tarihinde davalıya yapılanı 17.700€ karşılığı 50.924.67 TL haksız ödemeyle ilgili olarak talebinin 50,424.67 TL daha artırılarak 50.924.67 TL nin, ayrıca 61.695 € karşılığı olarak ödenen 178.607 TL ödemeyle ilgili olarak talebinin 178.107 TL daha artırılarak 178.607 TL üzerinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, belirtilen miktarlar üzerinden harç ikmal edilmiştir.<br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile;  Borçlar Kanunu’nda ayıba karşı ihbar  ve sebepsiz zenginleşme de dava açmak için öngörülen zamanaşımı süresi dolduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki 13 Eylül 2013 tarihinde başlamış olup,  bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının, ... şirketi ile yapacağı işin proje mühendisliği hususunda müvekkil şirketle anlaştığını, maliyetin 630.000 € olarak hesaplandığını, 630.000 € tutarının aşağı veya yukarı olması durumunda % 50-50 oranında taraflar arasında paylaşılacağı hususunda mutabakata varıldığını, taraflar arasında uyuşmazlık konusunun ise 01.10.2014 tarih ... ve 01.07.2014 tarih ... seri nolu fatura bedelleri olduğunu, taraflar arasında güven ilişkisine istinaden ticari ilişkinin 13.09.2013 tarihinde başladığını, teminat mektubu talep ve uygulamasının ise sonradan ortaya çıktığını, müvekkil tarafından teminat mektubu talep etmesi nedeninin, 630.000 € olarak hesaplanan maliyetten taraflara kalınan kar ve zarar olarak bölünerek hesaplandığını, neticede müvekkilinin 60.693 € luk 6 ay süreli teminat mektubunun kendisine verilmesini bildirdiğini, davacı tarafça ödeneceği kabul edilen 61.695 €,  29.09.2014 tarihine kadar ödenmemesi üzerine davacıya SMS ile ... 14.04.2014 tarih ... nolu teminat mektubunun süresinin dolmak üzere olduğunu, alacağın ödenmemesi halinde nakde çevrileceğinin bildirildiğini, davacı tarafça verilen ve nakde çevrilen teminat mektubunun, mal alımına ilişkin olarak alınmadığını, kayıtsız/şartsız ve süreli olarak müvekkiline verildiğini, bu mektubun sadece panolama işinin garantisi olarak verildiği iddiasının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 23.07.2018 tarihli raporda ayrıntılı açıklandığı üzere neticeten; Tarafların beyanları ve delilleri ışığında, takdirin mahkemenin görev alanına ait olduğu işaret edilmek suretiyle davacı yanın davalıdan dava tarihi itibariyle 15.000,00 Euro + KDV alacaklı olduğu, davalı yan 17.11 2014 tarihinde temerrüde düştüğünden alacağa bu tarihten itibaren reeskont faizi işletilebileceği hususlarında görüş belirtilmiştir.  Davacı vekilince dosyaya 15/10/2015 tarihinde bedel arttırım dilekçesi sunulmuştur. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 23.07.2018 tarihli rapor mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınarak \"  davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 Euro + KDV alacağının 17.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporlarının tamamı hatalı olup, işbu raporlar yerleşik yargıtay içtihatlarına da aykırı olduğunu,  yerel mahkemece gerekçede sadece bilirkişi raporlarına yer verilmiş ancak raporların hangi sebeple hükme esas alındığına dair bir değerlendirmeye yer verilmemiş olup bu anlamda mahkeme kararının denetime elverişli olmadığını,  davanın kabul edilen kısmı dikkate alındığında hükmedilen vekalet ücreti hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Mahkemece, davacının talebi TL olmasına rağmen \"taleple bağlılık\" ilkesine aykırı olarak 15.000 Euro+KDV açısından davası kısmen kabul edildiğini, mahkeme kararı bu açıdan usule aykırı olduğunu, davacının yabancı para cinsinden bir talebi olmadığını, davacı talebinin ilk kalemi olan yarım kalan işlere ilişkin  davasının müddeabbihi,  50.424,67 TL açısından davacının davası tamamen reddedilmesine rağmen  hatalı olarak davalı lehine 6.250,84 TL düşük tutarlı vekalet ücretine hükmedildiğini, mahkeme kararı bu açıdan da usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece davacının, 500 TL teminat mektubunun sebepsiz tazmin ettirildiği iddiasına dayalı olarak tazminat istemine ilişkin harç tamamlama ile  dava değeri, 178.107  TL OLAN, 15.000 Euro + 2.700 Euro KDV ile toplam 17.700 Euro'luk (Dava TL olarak açılmasına rağmen)olarak  kısmen kabul edildiğini, kararda kur olarak 17.11.2014 tarihli Euro efektif satış kuru esas alınacağı bu kur esas alındığında 2,7953 TL'den 41.929,50 TL harca esas değer yani davacının kabul edilen kısmı  belirtildiğini, davacı toplam 228.532,67 TL üzerinden harç yatırdığından, fazla yatırılan ve reddedilen dava tutarı 186.603,17 TL üzerinden lehimize vekalet ücreti 21.512,22 TL hükmedilmesi gerektiğini, bu açıdan da hüküm aleyhimize olduğunu,  Borçlar Kanunu’nda ayıba karşı ihbar  ve sebepsiz zenginleşme de dava açmak için öngörülen zamanaşımı süresi dolduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki 13 Eylül 2013 tarihinde başlamış olup,  bu nedenle zamanaşımı itirazımız da bulunmaktayken bu usuli itirazımız dikkate alınmadığını, Davacı huzurdaki davasını sebepsiz zenginleşmeye dayandırdığını, oysa ki sebepsiz zenginleşme dava koşulları mevcut olmadığını,  sözleşme gereğince müvekkil üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının müvekkile ayıplı ifaya v.s dönük bir ihbarı veyahut da davası bulunmadığını, bu açıdan bakıldığında davacının bu iddialarının asılsız olduğu, dosyadaki e-maillerden müvekkil tarafından yapılan işlerin  tamamlandığı açıkca ortada olduğunu, davacı tarafından eksik işlerin kaldığı ve bu işlerin başka firmalarca tamamlandığı iddiası gerçek dışı olup davacı teminat mektubunun tahsilinden sonra iddia ettiği eksik kalan işlerin tamamlanması konusunda müvekkilime hiçbir bildirimde bulunmadığını, sunduğumuz e- mail kayıtlarının incelenmediğini, oysa ki bu yazışmaların delil niteliği olduğu Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu,  mahkeme kararı,  en son bilirkişi raporuna göre hüküm tesis ettiğini ancak rapora yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, mükerrer tahsilat söz konusu olmadığını, Mahkeme hem hatalı olarak euro üzerinden hüküm tesis ettiğini hem de yabancı paraya  3095 Sayılı Kanun gereğince 4-a maddesi euro para birimi yönünden kamu bankalarınca 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerekirken daha yüksek oranda reeskont faizi uygulandığını, ayrıca karar ilam harcının hatalı hesaplandığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, davacının, dava dışı ... şirketi için yapmayı üstlendiği işlerin proje mühendisliği hizmetinin davalı tarafça  yerine getirilmesi kapsamda, hizmetin eksiksiz olarak yerine getirilmediğinden bahisle fazladan ödenen 50.924,67 TL ile nakte çevrilen 178.607,00 TL teminat mektubu bedelinin iadesi istemine ilişkindir.Dosya kapsamına göre; davacı şirket ile dava dışı ... şirketi arasında yapılan 796.200 Euro bedelli iş anlaşması kapsamında, davacının ... şirketi için yapmayı üstlendiği işlerin proje mühendisliği hizmetinin  davalı tarafça yerine getirilmesi konusunda taraflar arasında anlaşma sağlandığı, davacı şirketten davalı şirkete gönderilen 13.09.2013 tarihli e-mailde; ... işiyle ilgili olarak toplam giderlerin şu anda 630.000 Euro'nun baz alınacağı, bu maliyetin +/- olması durumunda kazanç ve kayıpların % 50 - 50 olarak paylaşılacağı, ...'e 50.000 € + KDV ödeneceği; bu ödemenin; ...'den avans alındığında 15.000€ + KDV fatura karşılığında ödeme yapılacağı, ... % 50 ödeme alındığında 20.000€ + KDV fatura karşılığında ödeme yapılacağı, ...'den tüm ödemeler tamamlandığında 15.000€ + KDV fatura karşılığında ödeneceği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.  6100 sayılı HMK 297. Maddesinde; “mahkeme kararında tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler, hüküm sonucu,  varsa kanun yolları ve süresi, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzaları ve gerekçeli kararın yazıldığı tarihin yer alması; ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi” gerektiği hükme bağlanmıştır.Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 141. Maddesinde; bütün mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk denetiminin yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Somut olayda, davacı yan; sözleşmeye konu  3.kısım olan 15.000€ + KDV bedelinin, henüz muaccel olmadan ve iş tamamlanmadan davalıya ödenmiş olması nedeniyle bu fatura karşılığı olarak davalıya ödenen 50.924.67 TL ile  davacı tarafından, davalı şirkete, öngörülmeyen masraf bedeli 36.435€ + KDV ve tahsil edilmeyen 15.000€ + KDV alacağı için verilen 61.695 € bedelli teminat mektubunun haksız şekilde davalı tarafça nakde çevrilerek tahsil edildiği ileri sürerek ödenen 178.607 TL teminat mektup bedelinin de tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, hükme esas alınan 23/07/2018 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının, davalı yandan dava tarihi itibariyle 15.000,00 Euro + KDV alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de raporun hangi sebeple esas alındığına dair bir değerlendirmeye yer verilmediği,  gerekçenin hiç bir şekilde açıklanmadığı,  delillerin tartışılarak değerlendirmesinin yapılmadığı, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer almadığı, içeriği dahi yazılmayan bilirkişi heyeti raporuna atıf yapılarak yetinilen kararın denetlenebilirliğinin olmadığı gibi davalının zamanaşımı defi yönünden bir değerlendirme yapılmadığı da görülmektedir. Bu bakımdan; yasanın aradığı anlamda gerekçeli bir hüküm mevcut olmaması ve ortada denetlenebilecek usulünce düzenlenmiş  gerekçeli bir karar bulunmaması nedeniyle, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun görülmemiştir.O halde, mahkemece yapılacak iş; iddia, savunma ve deliller birlikte değerlendirilerek, özellikle Anayasanın 141/3. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 27. ve 297. maddeleri kapsamında gerekçe oluşturularak, vardığı yargıyı içerir ve denetlenebilir  hüküm kurmak olmalıdır. Bu nedenle taraf vekillerinin istinaf talebinin  kamu düzeni yönünden \"ortada denetlenebilir gerekçeli  karar  yazılmamış olması” nedeniyle kabulü ile,  diğer istinaf sebepleri ve işin esası bu aşamada  incelenmeksizin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6 ve 355/1 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak belirtilen hususlara ilişkin olarak dairemizin kararına uygun şekilde karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemenin 2015/614 E. 2020/741 K. sayılı 22/12/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 bendi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,3-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının ayrı ayrı Hazineye irat kaydına, taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"682ea1c68e7ff354","SID":"31a2f9a25acfcaa6"}}