{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/841 <br>KARAR NO: 2024/710<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 09/03/2021<br>NUMARASI: 2019/179 E. - 2021/38 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirketin 31/08/2015 tarihinde T.C. Milli Eğitim Bakanlığından izinler alınmak kaydıyla her türlü eğitim ve öğretim kademesine cevap verebilecek özel okulları, etüt merkezi ve öğretim kursları işletmek ve öğrencileri yüksekokul ve üniversitelere hazırlamak için müfredat programı çerçevesinde bilimsel ve çağdaş metotlarla en iyi şekilde eğitmek üzere kurulduğunu, ..., ..., ... başvuru numaralı markaların sahibi olup bu markaları müvekkili şirketin yetkilisi ve tek ortağı dava dışı ...' dan devraldığını, müvekkili şirketin \"...\" markası altında ve alt markalar da yaratmak suretiyle; ...olmak üzere şubeleri ile uzun yıllardan bu yana faaliyet göstermekte olduğunu, müvekkili şirketin \"...\" kök kelimesinin esas unsurunu oluşturduğu ... unvanını da kurulduğu 2015 tarihinden bu yana aralıksız şekilde ve fiili olarak kullanmakta olduğunu, 6769 Sayılı SMK' nun marka tescilinde mutlak ret nedenleri ve üst başlıklı 5/1-ç maddesi uyarınca aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler tescil edilemeyeceğini, davacı müvekkili şirketin tescil edilen 06/11/2014 tarihli ve ... numaralı \" ...\" markasında \"...\" kök kelimesinin markanın esas unsununu oluşturduğu hususu dikkate alındığında, davalı şirketin sonradan tescil ettirdiği 07/06/2016 tarih ve ... numaralı \"...\" markası ile müvekkili şirketin \"... \" markasının ortalama bir tüketici açısından ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunun görüldüğünü, her iki markanın tescil edildiği 41. Sınıf bakımından ortalama bir tüketici yüksekokul ya da üniversite sınavına hazırlanan lise öğrencisi ya da velisi kabul edilerek değerlendirme yapıldığında bu iki markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunun açıkça tespit edilebileceği, mutlak ret ve/veya hükümsüzlük nedeninin söz konusu olabilmesi için markalar ayırt edilemeyecek kadar benzer olmaları yeterli olmayıp, aynı zamanda tescilli oldukları mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerektiği, davalı şirketin markası da davacı müvekkili ile aynı (41) sınıfta haksız olarak tescil edilmiş olup, iki markanın aynı hizmet için tescilli olduğu ve asli unsurunun ... sözcüğü olduğunun görüldüğünü, bu mutlak ret nedeni ve mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle davalı şirketin 41. Sınıfta haksız olarak tescil ettirdiği ... numaralı, 07/06/2016 tarihli \"...\" markasının hükümsüzlüğüne, ve markanın Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinine karar verilmesini,  talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacı tarafın, ... nolu \"...\", ... nolu \"...\" ve ... nolu \"...\" markalarının sahibi olduğunu belirtiğini, dayanak gösterilen markalardan ... nolu \"...\" ve ... nolu \"...\" markalarının başvurularının müvekkilinin dava konusu tescilli markasından daha sonra yapılmış olup, bu nedenle davacının öncelikli hak sahipliğinin söz konusu olmadığını, Davacı tarafın markaları \"...\" ve \"...\" ibareleri ile tescil edilmiş olup, dosyaya sunulan ve faaliyet gösterdikleri iddia edilen özel öğretim kurslarındaki marka kullanımları da yine \"...\" ibaresi ile birlikte \"...\" ve \"... \" ibarelerini içermekte olduğunu, bu haliyle, davacı tarafın tescilli markalarında da fiili kullanımında da dava konusu \"seri\" ibaresi yalnız başına kullanılmadığını, bu nedenle, davacının talepleri bizzat kendi marka kullanımını ve tescil iradesini aşmakta olduğunu, Davacı tarafın, markasının asli unsurunun \"...\" ibaresi olduğunu, \"...\" ibaresinin 41. sınıf bakımından ayırt edicilik vasfına sahip olmadığını iddia ettiğini, davacının, \"...\" şeklinde marka başvurusunda bulunduğu ve markanın bu haliyle davacının talebi doğrultusunda tescil edildiği gözetilerek, müvekkilinin \"...\" ibareli tescilli markasının haksız yere tescil edildiğini iddia etmesi haklı bir yaklaşım değildir. Kaldı ki \"...\" kelimesi de matematikte bir çalışma alanı ve üniversite sınavına hazırlık kurslarında anlatılan konulardan biri olup, davacının mantığı ile hareket edildiğinde \"...\" kelimesinin de ayırt edicilik vasfı olmadığı kabul edilebilir ki bu durumda davacının markasının da hükümsüzlüğü gerekeceğini, İstanbul Anadolu (8) Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/280 E. Sayılı dosyası ile dava açılmış ve Gaziantep CBS nezdinde şikayet edildiğini, davacı tarafın, markasını koruma amacı dahi gütmeden sadece müvekkilinin davacının bulunduğu şehirde okul açması nedeniyle kötüniyetli olarak bu davayı açtığını, sayılan ve resen gözetilecek nedenlerle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Dava davalı adına 41. Sınıfta tescilli ... numaralı Seri markasının 6769 Sayılı SMK nun 5/1-ç, 6/1, 6/6 ve 6/9. Maddeleri nedeniyle hükümsüzlüğü talebine ilişkin olup, davacının ... numaralı ... ve ... numaralı  ... markalarının tescilli sahibi olduğu aynı zamanda davacıya ait başvuru aşamasında olan ... numaralı ... marka başvurusunun da bulunduğu, davacıya ait markalardan hükümsüzlüğe konu davalı markasından daha önceki tarihte tescil edilmiş olan, ... numaralı ... isimli marka değerlendirilmeye alınmış diğer markalar dava konusu markanın tescil tarihinden sonra tescil edildiği için değerlendirmeye alınmamış  yapılan incelemede davacıya ait ... numaralı markanın başvuru tarihi 06/11/2014 dava konusu ... numaralı seri markasının marka başvuru tarihi ise 07/06/2016 dır. Buna göre davacının marka başvurusunun daha önceki bir tarihte gerçekleştiği, her iki markanın da 41. Sınıfta tescilli olduğu, dosya içerisindeki belgelerden her iki tarafın da eğitim öğretim hizmetleri alanında faaliyet gösterdiği, bu yönüyle tarafların faaliyet alanlarının da markaların tescilli olduğu sınıfların benzer olduğunun anlaşıldığı, markalar arasında kelimeler bakımından yapılan incelemede davacı markasının ... davalı markasının ise ... ibaresinden oluştuğu, ... ibaresinin tanımlayıcı olması ve ek olarak yer alması sebebiyle davacı markasının asli unsurunun ... ibaresinin olduğunun anlaşıldığı, bu yönüyle bakıldığında taraf markalarının ... kelimesi bakımından birebir aynı olduğu, yine ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, davalı şirketin kuruluş tarihinin 09/05/2013 davacı şirketin kuruluş tarihinin ise 31/08/2015 olduğu, davacı şirketin ticaret unvanının ... çekirdek unsurundan oluştuğu, davacı ticaret unvanında yer alan davamıza da konu ... markasının davaya konu davalı adına tescilli ... numaralı ... markasının tescil tarihinden önce olduğunun anlaşıldığı, bu durumda ... markası yönünden davacının davalıya göre önceki kullanım ve tescil nedeniyle üstün hak sahibi olduğu, davaya konu ... ibaresinin tanımlayıcı ve zayıf marka olup olmadığı yönünden aldırılan konusunda uzman bilirkişi heyetinin sunmuş olduğu 06/07/2020 tarihli raporda ... markasının zayıf marka olmadığı yönünde görüş bildirdiği, mahkememizce de bu görüşün dosya kapsamına uygun olması nedeniyle ... markasının zayıf ve tanımlayıcı bir marka olmadığı kanaatine ulaşıldığı, buna göre de taraf markalarının ... esas unsurlu markalardan oluşması, her iki markanın da 41. Sınıfta tescilli olması ve davacı ticaret unvanının dava konusu ...  unsurundan oluşmuş olması tarafların ticari faaliyet konularının ortak şekilde eğitim ve öğretim alanında olması nedeniyle ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceği, davacının hükümsüzlük talebi bakımından 6769 Sayılı SMK nun 6/1 ve 6/6. Maddeleri uyarınca hükümsüzlük taleplerinde haklı oldukları, bu maddeler uyarınca nispi ret sebebine dayalı olarak davalı adına tescilli dava konusu ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği, davacı tarafından 6769 Sayılı Yasanın 5/1-ç maddesi uyarınca mutlak ret nedenine dayalı hükümsüzlük talebinde bulunulmuş ise de davacı markasının ... davalı markasının ise ... kelimesinden oluşması, taraf markalarının yazı stillerinin farklı olması, davacı markasının bir kare içerisinde kenarlarında kırmızı renkte yine seri yazısının altında kırmızı renk şekiller olması bakımından davalı markasından şekil itibari ile ayrıldığı,mutlak bir benzerlikten söz edilemeyeceği, 5/1-ç maddesindeki ayırt edilemeyecek kadar benzerlik koşulu oluşmadığından bu madde bakımından hükümsüzlük talebinin reddine karar vermek gerektiği, yine davacı tarafından kötü niyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük talebinde bulunulmuş ise de aslolan iyi niyet olup, kötü niyeti iddia edenin bunu ispat etmesi gerekmekte olup, davacı tarafından davalının kötü niyetli hareket ettiğine dair bir delil sunulmadığı, tarafların aynı sektörde faaliyet göstermesinin ve davalının basiretli tacir gibi davranıp davacı markasından haberdar olması gerektiği yönündeki kötü niyet iddiasının tek başına kötü niyeti ispatlayamayacağı, soyut iddia dışında delil sunulamadığından kötü niyetli tescil bakımından da hükümsüzlük talebinin reddine karar vermek gerekmiş, her ne kadar davalı adına kayıtlı www...com.tr ve www....com.tr alan adları var ise de bu alan adlarının ODTÜ alan adları yönetim başkanlığından gönderilen cevabı yazıda davalı adına 13/05/2019 tarihinde tashih edildiği, tashih tarihlerinin davacı adına tescilli marka tarihinden çok sonra olduğu, alan adları tashihinin marka adlarının kullanımı yönünden davalıya öncelik vermediği, davalının davaya konu ... markası üzerinde davacıdan önceki tarihlerde kullanımına dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşıldığı,\" gerekçeler davacının hükümsüzlük talebinin 6769 Sayılı SMK' nun 6/1 ve 6/6. maddeleri gereğince davanın KABULÜ  ile davalı adına tescilli ... numaralı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE  ve Sicilden terkinine, karar verilmiştir. <br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonunda taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu \"...\" ibaresinin bir matematik eğitimi içerisinde bir konunun ismi ve matematik terimi olması nedeni ile ayırt edicilik vasfından yoksun olduğunu, taraf markaları arasında görülen şekil ve kelime farklılıklarının markalar arasında yeterince ayırt edicilik sağladığı yönündeki savunmamıza itibar edilmediğini,  mahkeme davacı tarafa ait markanın \"...\" ibaresinden değil \"...\" ibaresinden oluştuğunu, davacının ticaret şirketi olarak kurulmasının ve ilgili mercilerden faaliyet izni almasının bilfiil markayı kullandığına dair delil teşkil etmeyeceğini, marka kullanımının ispatlanamadığı yönündeki savunmalarınında dikkate alınmadan ve davacının marka tescil iradesini aşarak davacıya \"...\" ibaresi üzerinde öncelik hakkı tanıyarak müvekkilinin markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunu ve bu raporun hükme esas alınmasının  usul ve yasaya aykırı olduğunu, raporda ve kararda alan adları ile ilgili eksik inceleme yapıldığını, dosya içerisine 57 adet alan adı sunulmasına rağmen ve heyet içerisinde bilgisayar mühendisi üyenin bulanmamasına rağmen yalnızca 2 alan adının incelemeye esas alınmasının ve diğerlerininden söz edilmemesi delillerin eksik incelendiğini gösterdiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu \"...\" ibaresinin yalnız başına zayıf marka olduğu yönündeki iddialarının yeterince incelenmediğini, raporda \"tarafların faaliyet gösterdikleri eğitim ve öğretim sektöründe ortalama tüketici dikkate alındığında “...” ibaresinin tüketici tarafından matematik terimi olarak algılanmayacağı, matematikten ayrı bir ibare olarak algılanacağı\" sonucuna ulaşıldığını, \"...\" ibaresinin  matematik derslerinde anlatılan bütün bir konunun ismi olduğunu ve üniversite sınavlarına hazırlanan, sektöre ait alıcı vasfı taşıyan ortalama bir tüketicinin bu ibareyi bir matematik terimi olarak görmemesi mümkün olmadığını, hem rapor hemde rapora dayalı karar bu açıdan da isabetsiz olduğunu, müvekkili markasında \"...\" ibaresi, ayırt edici görsel nitelikleri ile birlikte müstakil bir biçimde korunmakta iken, davacı markasında bu ibare \"...\" kelimesi ile yan yana yer aldığını,  davacı markası \"...\" şeklindeki tanımlayıcı ibarelerle birlikte oldukça zayıf bir marka gücüne sahip olduğundan doğrudan tasviri nitelik taşıdığını, seri matematik kullanımının zayıf marka olmayacağının iddia edilmesinin hatalı olduğunu, alınan bilirkişi raporunda taraf markalarının karşılaştırılması bakımından da hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı,  taraf markaları yazılı ibarelerle birlikte ayrıca görsel unsurlara da sahip olan bileşke markalar olduğunu, bileşke markalarda iki marka arasındaki benzerliğin tespiti, bileşke bir markayı oluşturan ögelerden sadece birisini alarak, o ögeyi başka bir markanın sadece bir kelimesiyle karşılaştırmanın ötesinde bir incelemeyi gerektireceğini, raporda yapılan karşılaştırmada  taraf markaları arasındaki kelime ve görsel farklılıklar birer cümle ile geçiştirildiğini, sadece \"...\" ibaresi üzerinden değerlendirme yapıldığını ve taraf markaları arasındaki grafik unsurlarının karışıklığı bertaraf etmeyeceği yine gerekçesiz olarak bir cümle ile tespit edildiğini, görsel olarak da markalarının birbirinden farklı olduğunu, davacının “...” ibareli markası dışı kırmızı renkle çerçevelenmiş beyaz zemin üzerine büyük siyah harflerle, markada yer alan “r” harfi bir daire içine alınacak şekilde kullanıldığını,  \"... ” ibareli marka ise, dışı kırmızı renkle çerçevelenmiş beyaz zemin üzerine büyük siyah harflerle, markada yer alan “r” harfi bir daire içine alınacak şekilde ve “ ...” ibaresi italik harflerle yazılarak kullanıldığını, müvekkili markasında  \"...\" ibaresi müstakil bir biçimde siyah, büyük ve stilize edilmiş bulunan harflerle beyaz fon üzerine yazıldığını, müvekkiline ait marka tescilinin davacı markalarına kıyasla daha güçlü bir ayırt edici etkiye sahip olduğunu, Zayıf markanın ihtilaf konusu olduğu uyuşmazlıkta markasal korumanın daha dar yorumlanması gerektiği ve markalardaki diğer farklı unsurların benzerlik bahsinde dikkate alınması gerektiğini, aksi halde davacıya söz konusu ibare üzerinde ciddi derecede geniş ve tehlikeli bir tekel hakkı tanınmış olacağını,  bilirkişi raporunda eğitim ve öğretim sektöründe ortalama tüketici nezdinde karışıklık ihtimalinin bulunup bulunmadığının çözümlenmeye çalışıldığı ve yukarıda bahsi geçen gerekçesiz tespitlere dayanarak ortalama tüketici düzeyinde karıştırılma ihtimalinin söz konusu olacağından bahsedildiğini, taraf  markaları aynı olmadığı gibi ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olmadığını,  bilirkişiler markaların ilgili olduğu tüketici düzeyini ortalama tüketici olarak esas alırken, kitlenin dikkat ve algı seviyesi üzerinde hiç detaya inmediğini, davacının özel eğitim sektöründe faaliyet gösterdiğini, verdiği hizmetler sınava hazırlanan çoğu aday için hayat boyu sadece bir defa alınan, sınava ikinci ve üçüncü kez giren adaylar için birden fazla kez karşılaşılan, ancak hemen hemen hiçbir durumda üçten fazla kez satın alınması beklenmeyecek hizmetler olduğunu, hizmetin ücretinin de pahalı olduğunu, ucuz bir hizmet olmadığını,  ortalama alıcı kitlesinin bu konudaki algı seviyesi de gayet yüksek olacağını, ilgili alıcılar satın aldıkları hizmetin kim tarafından verildiğini, hizmet kalitesini ve fiyatını araştırarak hareket edeceğini, bu alandaki tüketicinin dikkat seviyesinin genel oralama tüketiciden daha yüksek olduğunu, tüketici nezdinde taraf markaları arasında karışıklığın söz konusu olmayacağını, tüm bu nedenlerle denetime el verişli olmayan bilirkişi raporunun özensiz bir şekilde tanzim edildiğini, tüm bu nedenlerle istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir.  İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davalı adına ... numaralı  41. Sınıfta tescilli \"...\" markasının 6769 Sayılı SMK nun 5/1-ç, 6/1, 6/6 ve 6/9. Maddeleri nedeniyle hükümsüzlüğü davasıdır.TPMK kaydına göre ... tescil nolu \"...\" şekil markasının 41.sınıfta davalı adına 07/06/2016 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle tescil edildiği görülmüştür. Ticaret Sicil kaydına göre, davacı şirketin 31/082015 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, tescil faaliyetinin eğitim hizmeti olduğu anlaşılmıştır.  06/07/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı markasının zayıf marka olmadığı, önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğu şeklindeki davalı iddiasının huzurdaki dosyada yer alan delillerle şu aşamada desteklenmediği, taraf markaları arasında tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, bu sebeple davalı markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu belirtilmiştir.  Davalı vekilinin diğer alan adlarının tescil tarihlerinin incelenmediği bilirkişi heyetinde bilişim uzmanı bilirkişi bulunmadığına yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde mahkemece alınan 06/07/2020 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi heyetinde bilgisayar mühendisi bilirkişinin de bulunduğu hükümsüzlük davalarının tescile dayalı markaya dayanması halinde tescilde teklik ve öncelik ilkesi gereğince davalının tescilsiz kullanımlarının dikkate alınamayacağı davacı markası ile davalı markasının 41.sınıfta tescil edildiği, davalı markasının asıl unsurunun \"... \" ibaresi olduğu ve tescil sınıfı itibariyle zayıf marka olmadığına ilişkin bilirkişi heyet görüşünün Dairemizce de benimsendiğini, davalı vekilinin bildirdiği diğer alan adlarının incelenmesinin uyuşmazlığın çözümüne etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece toplanan tüm deliller ve bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı markasının başvuru tarihinden önce \"...\" şekil markasının 41.sınıfta ... tescil nolu markanın başvuru tarihinin 06/11/2014 tescil tarihinin 12/08/2016 tarihi olduğu, davacının tescil tarihinin davalıdan önce olduğu ayrıca davacıya ait ticaret unvanının davalının marka başvurusundan daha önceki tarih olduğu, davalı firma adına tescilli 2 adet alan adının başvuru tarihinin 13/05/2019 tarihi olup davacının marka başvurusundan sonra olduğu,  davalı tarafından \"...\" ibaresinin matematikte bir çalışma alanı ve üniversite sınavına hazırlık kurslarında anlatılan bir konu olduğunu, bu sebeple tarafların faaliyet gösterdiği eğitim ve öğretim sektöründe zayıf marka olduğunu ileri sürmüş ise de tarafların  faaliyet gösterdiği eğitim ve öğretim sektöründe ortalama tüketici dikkate alındığında ... ibaresinin tüketici tarafından matematik terimi olarak algılanmayacağı, matematikten ayrı bir ibare olarak algılanacağı anlaşılmakla seri ibaresi zayıf bir marka olarak değerlendirilmemiş taraf markaları arasında tüketici nezdinde karıştırma ihtimali bulunduğu bu sebeple davalı markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlük koşulları oluştuğu anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/03/2021 tarih ve 2019/179 E., 2021/38 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1418f2c4d2622cf5","SID":"01e5954b4fc91511"}}