{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/625 - 2024/928<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/625 <br>KARAR NO\t: 2024/928<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK<br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/59 E.  -  2021/357 K.<br><br>ASIL DAVADA<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/11/2021 tarih ve 2020/59 E.- 2021/357 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi  davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkili şirketin 18.04.2012 tarihinde anaokulu, kreş, çocuk yuvası, okul öncesi eğitim, özel ilköğretim, lise ve öğretimle ilgili eğitim öğretim tesisleri açmak ve işletmek hususunda faaliyet göstermek üzere kurulduğunu, 2014/15001 sayılı “...+şekil” ibareli  markanın 41 ve 43. sınıflarda müvekkili şirket adına tescil edildiğini, markanın aynı zamanda müvekkili şirketin işletme adı olduğunu, müvekkilinin “...” markasıyla Ankara'da dört ayrı şubede hizmet verdiğini ve tanınmış olduğunu, Kastamonu ilinde de bir şubesinin açıldığını, davalı şirketin 2018/77258, 2016/26493, 2014/67197, 2014/40774 sayılı markalarını müvekkili şirkete ait marka ile aynı mal ve hizmet sınıflarında tescil ettirdiğini, ayrıca davalı şirketin yine aynı sınıflarda tescil ettirmek istediği 2018/77265 ve 2018/77250 başvuru numaralı markaların Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde başvuru süreçlerinin devam ettiğini, davalı şirkete ait okulun www.... alan adlı internet sitesinin bulunduğunu, internet sitesindeki görsellerde “...” ibaresinin okulun tabelasında belirgin ve ayırt edici bir şekilde kullanıldığını, davalı şirketin “... ...” şeklinde “...” ibaresini marka/işletme adı olarak, basılı evrak ve reklamlarında ve ticaret unvanında “...” ibaresini ayırt edici unsur olarak kullandığını, davalı şirketin “...” ibaresini kullanmasının müvekkili şirkete ait “...” markası ile iltibas yarattığını, davalı şirketin izinsiz kullanımlarının müvekkili şirketin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu, TTK m. 54 vd. uyarınca haksız rekabet hükümlerinin ihlali niteliğinde olduğunu, davalı şirketin kullanımlarından haberdar olduğu 31.08.2016 tarihinde ihtarname keşide edildiğini, davalı şirketin ticaret unvanının fiilen kullanıldığına dair somut bir delilin dosyaya sunulmadığını, davalının alan adı kullanımının ve tasarımlarının başvuru tarihlerinin müvekkili şirket marka başvurusundan sonra olduğunu ileri sürerek, davalı şirket adına tescilli 2018/77258, 2016/26493, 2014/67197, 2014/40774 sayılı markaların 41 ve 43. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 014/03669 ve 2015/05257 sayılı tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 2018/77265 ve 2018/77250 sayılı marka başvurularının tedbiren durdurulmasına, yargılama aşamasında tescil edilmeleri halinde 41 ve 43. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, müvekkili şirketin markasından doğan haklarına vaki tecavüzün tespitine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve tüm sonuçları ve tesirleriyle birlikte kaldırılmasına, davalı şirketin ticaret unvanının sicilden terkinine, 10.000,-TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı Şirket vekili,   tecavüz ve haksız rekabet talepleri açısından zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, hükümsüzlük davasının açılması gereken 5 yıllık sürenin geçtiğini, müvekkili şirketin 2013 yılında eğitim işleri ile iştigal etmek üzere kurulduğunu, kurulduğu günden itibaren hem marka hem işletme adı hem de unvan olarak kesintisiz bir şekilde “...” ibaresini yoğun ve etkili bir biçimde kullandığını, İstanbul ile sınırlı kalmayıp sosyal medya üzerinden tüm ülkeye hizmet verdiğini, söz konusu markayı müvekkili şirketin tanınmış hale getirdiğini ve öncelikli kullanım hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin 2014/40774 sayılı markası için 14.05.2014 tarihinde başvuruda bulunduğunu, davacının marka başvurusunun müvekkilinden sadece 2,5 ay önce olduğunu, müvekkilinin marka tescil tarihinin davacı şirket markasının tescil tarihinden önce olduğunu, müvekkili şirketin marka başvuruları dışında markalarını logo olarak endüstriyel tasarım şeklinde de korumaya aldığını, davacının işbu davayı açmakta kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin markaları kullanımının etkinlik ve uzunluk süresi dikkate alındığında ayırt edicilik kazandığını, SMK m.25/4 uyarınca hükümsüz kılınamayacağını, hukuka aykırı tescil olgusunun söz konusu olmadığını, markalar arasında benzerlik ve iltibas olmadığını, her markada davacı markası ile farklılık yaratacak unsurlar bulunduğunu, cevaba cevap dilekçesi ile davanın genişletilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, davacı şirketin tecavüz, haksız rekabet vs. iddialarının yerinde olmadığını,  müvekkili şirketin ilk alan adı olan www.temaegitim.com alan adının 24.12.2013 tarihinde alındığını, bu alan adının 14.02.2017 tarihinde alınan www.... adresine yönlendirildiğini, bu şekilde alan adının kesintisiz olarak kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından,  davacının 2014/15001 sayılı “...” ibareli markası ile davalının 2014/40774 sayılı “...” ibareli markalarının benzer olduğu, dava konusu 41 ve 43.sınıflardaki hizmetler bakımından hizmet listelerinin aynı/aynı tür olduğu ve markalar arasında 6769 sayılı SMK m. 6/1 anlamında iltibas ihtimali ve davalı markaları açısından hükümsüzlük nedeni bulunduğu, davalının \"...\" ibareli kullanımının, davacının marka haklarını ihlal etmediği ve 6769 sayılı SMK m. 7 ve 29 uyarınca davacının markasından doğan haklara tecavüz teşkil etmediği, aksi kabul edilse dahi, davacının 6 yıl süre ile bu kullanıma sessiz kaldığı ve bu nedenle marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı dava açma ve talepte bulunma hakkını kaybettiği, davacının, davalı şirketin ticaret unvanının terkinini isteme hakkı bulunmadığı, asıl ve birleşen davada hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, asıl davada marka tecavüzü koşullarının oluşmadığı, davacının manevi tazminat talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2018/77258, 2016/26493, 2014/40774, 2014/67197 sayılı markaların 41. ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davacının marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve kaldırılması yönündeki taleplerinin reddine, davacının davalıya ait ticaret unvanının terkini yönündeki talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, birleşen 2020/315 esas sayılı dosya yönünden davanın kabulüne, 2018/77265, 2018/77250 sayılı markaların 41. ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden ayrı ayrı hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  davalı markalarının davacı marka haklarını ihlal etmediği ve tecavüz teşkil etmediğine yönelik hakkaniyetten uzak ve açıkça çelişki içeren değerlendirmeler neticesinde reddine karar verilen talepleri yönünden ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davalının müvekkilinin dava konusu marka tescil başvurusundan önce \"...\" ibaresini markasal olarak kullandığını ispat edemediğini, ticaret unvanının eylemli kullanımının bulunmadığını, davacının önceye dayalı hak iddiasının kanıtlanmadığını,  SMK’nin yürürlüğe girdiği tarihten sonra davalı tarafın SMK hükümlerine değil de, mülga olmuş 556 sayılı KHK hükümlerine tabii olacağına ve SMK'nın 155. Maddesinin uygulanmayacağına ilişkin değerlendirmenin doğru olmadığını,  davalı kullanımlarına karşı sessiz kaldıklarından söz edilemeyeceğini, davalının \"...\" ibaresini kullanımlarının tescilli markalarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin asıl davanın kısmen reddine dair kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın tamamen kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının dava konusu \"...\" ibaresi üzerinde müvekkilinden eskiye dayanan kullanımının bulunmadığını, davanın kötüniyetli olarak açıldığını, hükümsüzlük davası açılması için gereken beş yıllık sürenin geçtiğini, dava konusu ibare üzerinde öncelik haklarının bulunduğunu, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, mahkemece reddedilen talepler yönünden müvekkili lehine tek vekalet ücretine hükmedildiğini, oysa reddedilen manevi tazminat talebi yönünden de ayrıca vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: 1- Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi, ticaret unvanının terkini, manevi tazminat ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.  <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarının asli unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğu, yine kapsamlarındaki 41 ve 43.sınıf hizmetlerin de aynı/aynı tür olduğu, dava konusu davalı markalarının tescil tarihlerinin üzerinden beş yıllık süre geçmediğinden hükümsüzlük davası açılması için gereken hak düşürücü sürenin dolmadığı, dolayısıyla marka hükümsüzlüğüne karar verilmesi bakımından yasal şartların oluştuğu, davacının, davalının ticaret unvanının tescil edildiği 18.09.2013 tarihinde, \"...\" ibaresi üzerinde, tescilli markadan (marka başvuru tarihi 21.02.2014) ve/veya bir başka sınai haktan kaynaklı üstün ve öncelikli bir hakkı bulunmadığından unvan terkini talebinin reddinin usul ve yasaya uygun olduğu,  davalının \"... Eğitim Kurumları Limited Şirketi\" ibareli ticaret unvanının 18.09.2013 tarihinde tescil edildiği ve ticaret unvanının, markasal kullanımı aranmaksızın tescil edildiği biçimde kullanılmasının dahi davalı yönünden önceki tarihli kullanım sayılacağı, bunun yanında davalının 25/09/2013 tarihli \"anaokulu faaliyetlerinde kullanılmak üzere\" yaptığı kira sözleşmesini ve faturaları ticaret unvanı ile imzaladığı, davalı tarafından www...com alan adının 24.12.2013 tarihinde alındığı, yine MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nün 15.07.2014 tarihli ve 2989794 sayılı yazısı ile davalı şirkete \"...\" ismiyle 2013-2014 yıllarında anasınıfı ve ilkokul açma izni verildiği gözetildiğinde, davalının \"...\" ibaresi üzerindeki kullanımının davacının marka başvurusundan önceye dayandığı, kaldı ki bir an için aksi düşünülse dahi Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2012 tarih, 2010/8788 Esas, 2012/10516 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, marka hakkı sahibinin, hareket tarzı ile hakkın ihlaline zımnen müsaade ettiği hallerde, markayı uzunca bir süre izinsiz kullanan kişinin bu kullanımına artık karşı çıkamayacağı,  hukuka aykırı davranışın önlenmesine veya hukuka aykırı duruma son verilmesine ilişkin talebin kullanılmasını çok geciktiren kimsenin MK'nun 2. maddesinde anlamını bulan dürüstlüğe aykırı davranıp davranmadığının değerlendirilmesi gerektiği, zira, haklı başka bir gerekçe olmadığı sürece, uzun süre tecavüze sessiz kalarak üçüncü kişiler nezdinde güven yaratan kişilere dava açma hakkının tanınmaması gerektiği, buna göre somut olayda  davalı şirketin 2014/40774 sayılı markasının başvuru tarihinin 14/05/2014, 2014/67197 sayılı markasının başvuru tarihinin 14/08/2014 olduğu, ...'nun 2014 yılında açıldığı, davacının ilk kez 31/08/2016 tarihli ihtarnameyi keşide ederek davalıdan marka kullanımına son verilmesini istediği,  bu ihtardan sonra 19/02/2020 tarihinde işbu dava açılana kadar davacının davalıyı marka kullanımından men etmediği, davalı ile aynı sektörde faaliyet gösteren tacir sıfatını haiz davacının daha önce davalı markalarından haberdar olmadığını ileri sürmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığına ilişkin mahkeme gerekçesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>2-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; HMK'nın 110. maddesi uyarınca davacının, aynı davalıya karşı birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi mümkün olup bu duruma davaların yığılması (objektif dava birleşmesi) denilmektedir. Böyle hallerde, her bir asli talep yönünden ayrı ayrı yargılama giderlerinin ve bu kapsamda vekalet ücretinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda da marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi, ticaret unvanı terkini, manevi tazminat ile ayrıca davalı markalarının hükümsüzlüğü talep edilmiş olup, kural olarak vekille temsil olunan davalı yararına reddedilen her bir asli  talep yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken,  mahkemece tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda Dairemizce, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün esasına ilişkin bir değişiklik yapılmayıp, sadece feri nitelikteki vekalet ücretine ilişkin kısım için yeniden hüküm kurulduğundan, ilk derece mahkemesinin kararının verildiği tarihte geçerli bulunan AAÜT hükümleri dikkate alınmış ve HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/09/2020 tarih ve 2019/207 Esas - 2020/199 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3- Asıl davanın KISMEN KABULÜNE,  <br>\t4- Davalı adına tescilli 2018/77258, 2016/26493, 2014/40774, 2014/67197 sayılı markaların 41. ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine,<br>\t5-Davacının marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve kaldırılması yönündeki taleplerinin reddine,<br>\t6-Davacının davalıya ait ticaret unvanının terkini yönündeki talebinin reddine,<br>\t7-Davacının manevi tazminat talebinin reddine,<br>\t8-Asıl dava yönünden alınması gereken 427,60.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 170,78.TL harcın mahsubu ile bakiye 256,82‬.TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t9-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre hükümsüzlük davası yönünden 5.900,00-TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br><br>\t\t\t\t\t\t\t10-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen maddi olmayan talepler yönünden ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre 5.900,00-TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t\t\t\t\t\t\t11-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen manevi tazminat davası yönünden ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre 5.900,00- TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t\t\t\t\t\t 12-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.100,00.TL bilirkişi ücreti, 269,50‬.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 151,00.TL tebligat ve posta masrafı, 220,70 istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 5.741,2‬0.TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek 2.870,6‬0‬.TL.'ye 170,78.TL peşin harç, 54,40.TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 3.095,78‬‬.TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t13-Davalı tarafından  ilk derece mahkemesinde yapılan 750,00.TL bilirkişi ücreti istinaf aşamasında yapılan 68,40 TL posta ve tebligat masrafı ile 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 1.039,1‬0 TL‬ yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana tekabül eden 519,55‬ TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,   <br>\t14-Birleşen  davanın KABULÜNE, <br>\t15-2018/77265, 2018/77250 sayılı markaların 41. ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden ayrı ayrı hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine,<br>\t16-İşbu dava dosyası mahkemenin 2020/59 esas sayılı dosyasından tefrik edilip yine aynı dosya ile birleştirildiğinden ve asıl dosyada vekalet ücreti takdir edildiğinden tekrar vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t17-Birleşen dava yönünden alınması gereken 427,60.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0‬.TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t18-Birleşen dava yönünden davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yatırılan 54,40.TL peşin harç, 54,40.TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 108,8‬0‬‬.TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t19-Birleşen dava yönünden davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına<br>\t20-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t21-Davalıdan peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,<br>\t22-Davacıdan alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t23-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/05/2024\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b986339a44541608","SID":"37957f200d6549be"}}