{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1002 <br>KARAR NO: 2024/972<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/03/2021<br>NUMARASI: 2017/132 E. - 2021/66 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 1983 yılından bu yana ilaç sektöründe yoğun ticari faaliyet gösterdiği, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde, \"...\" ibareli ... ve \"...\" ibareli ... numaralı markaları sırasıyla 30/10/2007 ve 10/01/2011 Tarihlerinde tescil ettirdiğini, markaların halen tescilli olarak korunduğunu, markaların muhtelif mal ve hizmetler yanında 05. sınıfta yer alan, özellikle antiseptikleri de kapsar şekilde tescil edildiğini, dava konusu markaların ilk kez davacı şirket tarafından ihdas edildiğini, davacının hak sahipliğine ve tescillerine rağmen davaya konu \"...\" markasını taşıyan, antiseptik dezenfektan türü ürünlerin, davalı tarafça satıldığını, davalının, fiilen kullandığı bu markanın, davacı markalarıyla ve özellikle \"...\" ibareli marka ile hem görsel, hem fonetik olarak ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu,  marka ihlaline sebep olan \"...\" ibareli tescilsiz marka kullanımının, davacıya ait \"...\" ve \"...\" tescilli markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu,  her iki taraf markalarının telaffuzunda ön plana çıkan ibarenin, “...” olduğunu \"...\" markasının \"...\" şeklinde okunmakla davacı adına tescilli \"..\" markasıyla aynı “...” ibaresini ihtiva ettiğini, benzerlik karşılaştırmasında ilk hecelerin ağırlıklı olarak etkili olduğuna ilişkin Türk Patent ve Marka Kurumu ve Yargıtay’ın emsal kararları bulunduğunu, davalı tarafa ait ürünlerin, davacının markasının tescilli olduğu “dezenfektanlar, antiseptikler, mikrop öldürücüler” üzerinde kullanıldığını, dava konusu ihlalin gerçekleştiği ürünlerin reçeteli değil, reçetesiz satılan ürünler olması nedeniyle, benzerlik ve  karıştırılma ihtimali değerlendirmesinin, özellikle ortalama tüketici dikkate alınarak yapılması gerektiğini, dava konusu ürünlerin Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından ruhsatlandırılan biyosidal ürünler olduğunu, bu ürünlerin diğer farmakolojik ürünler gibi Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından ruhsatlandırılan ürünler olmadığı gibi tüketiciye sunularının da hekim ve eczacılar tarafından yapılmadığını,  davalının fiillerinin Türk Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet teşkil ettiğini ifade ederek, davalının dava konusu \"...\" ibareli markayı, davacının tescil kapsamındaki mal ve hizmetler üzerinde marka olarak kullanılması suretiyle davacının marka hakkının ihlal edildiği ve haksız rekabet yapıldığının tespitine, dava konusu ürünlerin üretiminin, satışının ve ticari amaçla bulundurulmasının, tanıtımının engellenmesine, masrafı davalıdan alınmak şartıyla dava konusu ürünlere, ürün görsellerinin yer aldığı reklam ve tanıtım vasıtalarına, ticari evraka el konulmasına, el konulan ürün ve belgelerin muhafaza altına alınmasına ve imhasına, kararın masrafı davalıdan alınmak suretiyle ulusal yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davanın dinlenmesinin mümkün olmadığını, davalının markasının tescile dayanarak kullanılmakta olduğunu, tescilli marka kullanımının tecavüz teşkil etmeyeceğinin Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğunu, davacının, marka tecavüzü iddiasıyla açtığı dava konusu \"...\" markasının, davalı adına ... numarasıyla 05. sınıfta tescilli olduğunu ve kullanımın bu tescile dayandığını, davalı adına ayrıca, 5. sınıfta tescilli ... numaralı \"...\" markasının da mevcut olduğunu, işbu dava konusu marka oluştururken, daha önceki tescilli markaya dayanıldığını, davanın, marka hükümsüzlük davası olarak devamına muvafakatlerinin bulunmadığını, hükümsüzlük davası bakımından, Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, davalının markası olan \"...\" ibaresinin, davacının \"...\" ve \"...\"  ibareli markalarından her yönüyle farklı ve ayırdedici olduğunu, bu yönüyle de davalının markası TESCİLLİ OLMASA DAHİ markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, Türk Patent ve Marka Kurumu  sicili kontrol edildiğinde \"...\" ibareli ve 05. sınıfta tescilli, sağlık sektöründe kullanılan pek çok markanın mevcut olduğu ve bu markaların birlikte yaşamaya devam ettiğinin görülebileceğini, davacının iddiasının aksine, davalının kullanımının tüketici kitlesinin kendine özgü ve ayırt edici olduğunu, davacının tüketici kitlesi hakkındaki genellemesinin kabul edilemeyeceği ve dava konusu markaların sektör olarak sağlık alanında olduğu ve eczanelerde satıldığını, marka ihlali ve haksız rekabet iddialarının herhangi bir somut veriye dayanmadığını ifade ederek, davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; dosyaya getirtilen marka tescil kayıtları, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile, davacının markalarının davalının markasından daha önce yapılan başvurular ile tescil edildikleri, davaya konu markaların kullanıldıkları ürünlerin antiseptik çözelti ürünü oldukları, reçetesiz olarak eczanelerde satıldıkları, bu nedenle ortalama tüketiciye hitap ettikleri, her iki taraf markasında yer alan \"...\" ibaresinin bu ürünlerin içeriğinde yer alan bir madde veya eczacılık alanında kullanılan jenerik bir ad olmadığı tespit edilmiştir. Dava dışı bir firmaya ait \"...\" markalı ürünün piyasadaki tanınmışlığı nedeniyle halk arasında bu tip ürünlerin \"...\" adıyla anıldığı, ancak jenerik ad haline gelmediği ve \"...\" ibaresini içeren pek çok markanın halen TPMK'da bu ürünler için tescilli oldukları eczacı bilirkişiler tarafından belirtilmiştir. Bu durumda tarafların markalarının benzer olup olmadığının incelenmesi gerekmiştir. Davalının markası \"...\", davacının markaları ise \"...\" ve \"...\" kelimelerinden oluşmaktadır. Her üç markanın da Türkçe'de bir anlamı mevcut değildir. Her üç markada da \"...\" ibaresi ortak olarak markaların başında yer almaktadır. Ancak, davacının markalarında \"...\" ibaresinden sonra üçer harfli birer hecenin daha mevcut olmasına rağmen, davalının markasında \"...\" ibaresinden sonra yalnızca \"...\" ibaresi mevcuttur. Yani davalının markası iki heceden oluşurken, davacının markaları üçer heceden oluşmaktadır. Kelimelerin uzunlukları ve oluşum kompozisyonları oldukça farklı olan ibareler arasında gerek görsel olarak, gerekse işitsel olarak birbirleri ile karıştırılmaya neden olacak derecede benzerlik bulunmadığı, markaların karıştırılma ihtimallerinin olmadığı, her iki bilirkişi raporunda da uzman bilirkişiler tarafından bu yönde  görüş bildirildiği, bu nedenle davalının marka kullanımının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek\" gerekmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemece yapılan değerlendirmenin yerinde olmadığını, tarafların markalarının aynı sektörde aynı tip ürünler için kullandığını, aynı tüketici kitlesi bakımından ilk dört harfi \"...\" şeklinde aynı olan \"...\", \"...\" ve \"...\" ibareli markaların benzer görülmemesinin objektif olarak mümkün  olmadığını,  -\"...\" ibaresinin ürünlerin içeriğinde yer alan bir etken madde adı olmadığını ya da bu ismin jenerik bir ifade olmadığının da gerekçeli kararda belirtildiğini, Davalı tarafın marka kullanımında esaslı unsuru \"...\" ibaresi teşkil ederken müvekkili markalarında esaslı unsur \"..\" ve \"...\" ibareleri olduğunu, taraf markalarında markayı oluşturan ibarelerin esaslı ve öne çıkan kısımları \"...\" sesinden oluştuğunu,  bu durumun ise görsel olarak markaların benzer algılanmasına sebep olduğunu, taraf markalarının hiçbir şekil unsuru kullanılmadan düz beyaz zemin üzerine siyah renkli harflerle yazıldığı gözetilirse, bu şekildeki markalar bakımından görsel benzerlik bulunduğunun yeterince açık olduğunu, -Markaların işitsel olarak da benzer olduğunu, davacı taraf markası \"...\" olarak yazılsa da İngilizce telaffuz edilirken \"...\" şeklinde işitileceğini, ibarelerin başlangıç kısımlarının göz ardı edilip son kısımlarının dikkate alınmasının oldukça isabetsiz bir yaklaşım olduğunu, markaların aynı sektörde aynı tip ürünler için kullandığı gözetildiğinde; aynı kitledeki ortalama tüketiciler bakımından markalar arasında karıştırılma yaşanacağını,-İlaç markalarında tüketici kitlesinin bilinçli düzeyde olduğunun tespit edilmesine rağmen; markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğuna dair hükmedilen Yargıtay kararları olduğunu, taraflara ait markalar altında her iki tarafça satılan ürünlerin reçete ile ve doktor tavsiyesi ile satılan ürünler olmadığını, bu ürünlerin T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından ruhsatlandırılan biyosidal ürünler olduğunu,  bu ürünlerin diğer farmakolojik ürünler gibi Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından ruhsatlandırılan ürünler olmadığı gibi, tüketiciye sunumları da doktor ve eczacılar kontrolünde yapılmadığını, bu nedenle dava konusu ürünlerin reçetesiz olarak tamamen tüketicinin talebi ile satışa sunulan ürünler olduğunu, davalı tarafın farmakolojik ürünlerin reklam yasağına dahi takılmadan bu ürünleri reklam ve tanıtım vasıtalarında da gösterebildiğini, bu itibarla bu markalar arasındaki benzerlik iddialarının ortalama dikkat seviyesine sahip tüketiciler bakımından çözülmesi gerektiğini, -Bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu,  raporlarda \"...\" ve \"...\" ibaresiyle başlayan markaların olması sebebiyle tüketici nezdinde taraf markalarının karıştırılmayacağı iddia edildiğini ve bu iddiaların da dava dışında yer alan \"...\" ibareli markanın varlığına dayandırıldığını, raporlarda ayrıca bilirkişilerin kendilerine tüketici yerine koyarak \"...\" ibareli markanın bir cins adı olduğu yönünde değerlendirme yaptıklarını, dava dışı bir marka sahibinin daha önce tescil ettirdiği marka bu davada ancak davalı ile bahsi geçen marka sahibi arasında bir irtibat kurulduğu takdirde müvekkilinin aleyhine yorumlanacağını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın nispi boyutunun dava dışı tesciller üzerinden yorum yapılmasına engel olduğunu, taraflarca ileri dahi sürülmeyen \"...\" ibareli markanın taraflar arasındaki uyuşmazlıkta bir etki doğurmasının da mümkün olmadığını, günümüzde tüketicilerin alışveriş ihtiyaçlarına öncelikle internet üzerinden Google gibi yapay zekâ destekli arama motorları üzerinden ulaşmakta olduğunu, dolayısıyla, tüketici ihtiyaçlara yönelik bir arama yaptığı zaman, sistem geniş zaman dilimi içerisindeki işlemiş olduğu kullanıcı verilerini kullanarak arama yapana en doğru sonuçları listelediğini, tüketici algısının net bir şekilde gözlemlenebildiği arama motorları üzerinde \"antiseptik solüsyon\" ibaresi aratıldığı zaman, bu kavramın \"...\" ya da \"...\" olarak anılmadığını, dolayısıyla dava dışı markanın tüketici nezdinde cins adı olarak kabul edildiği doğru olsaydı \"...\" ibaresinin arama sonuçlarında yoğun bir şekilde listelenmiş olması, yahut en azından yapay zekânın bu ibare ile \"...\" ya da \"...\" ifadesinin ilişkili bir başlık olduğunu göstermiş olması gerektiğini,  ancak böyle bir durumun mevcut olmadığını,  -Raporda benzerlik yönünden yapılan değerlendirmelerin oldukça isabetsiz olduğunu, hükme esas alınamayacağını, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, aynı tüketici kitlesi ve aynı tür ürünler bakımından taraf markalarının karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalının davacıya ait \"...\" ve \"...\" ibareli markalarla iltibas oluşturacak şekilde \"...\" ibaresini markasal olarak kullanması nedeniyle meydana geldiği iddia edilen markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine ilişkindir. Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; 20/05/2014 başvuru, 28/05/2015 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markasının 05. sınıfta, 23/06/2016 başvuru, 17/07/2017 tescil tarihli, .... numaralı \"...\" markasının 05. Sınıfta davalı adına tescilli olduğu, 10/01/2011 başvuru, 07/05/2012 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markasının 05. sınıfta, 30/10/2007 başvuru, 10/10/2008 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markasının 05. sınıfta  davacı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.... ,  ... ve Prof. Dr. ...'den oluşan bilirkişi heyeti 13/05/2020 tarihli raporda; davalı tarafça inceleme yapılan 05/06/2017 - 17/06/2017 tarihleri arasında \"...\" markasıyla 6.332 adet karşılığı 26.693,29 TL tutarında satış yapıldığı, dava dışı Alman şirkete ait \"...\" markası ile satışı yapılan ürün nedeniyle antiseptik çözelti ürünlerinin halk arasında uzun süre \"...\" adıyla bilindiği, daha sonra \"...\" ibaresiyle başlayan bir çok markanın tescil edildiği, davalının kullanımlarının tescilli marka hakkı kapsamında kalmasının ilgili kullanımların SMK 155.madde hükmünün varlığı sebebiyle davacının marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilmesine engel teşkil etmeyeceği, davacının ... numaralı \"...\" ve ... numaralı \"...\" markası ile davalı tarafça kullanılan \"...\" markası arasında benzerlik bulunmadığı, davacı markaları ile tecavüz iddiasına konu işaret arasında benzerlik bulunmadığından somut olayda iltibasa dayalı tecavüzün şartlarının gerçekleşmediği, taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu kabul edilse dahi, eczacı bilirkişi tarafından taraf markaları arasında sırada tüketici nezdinde dahi karışıklık meydana gelmeyeceği mütalaa edildiğinden, bu sefer yine marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceği, somut olayda iltibasın şartları gerçekleşmediğinden, haksız rekabetin koşullarının da oluşmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece \"...\" ibaresinin davaya konu dezenfektan ürünler için jenerik ad haline gelip gelmediği, taraflara ait markaların karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olup olmadığı hususunda rapor düzenlenmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş olup, ...'dan oluşan bilirkişi heyeti 22.12.2020 havale tarihli raporda; davacı tarafın ...tescil numaralı \"...\"  ve ...tescil numaralı \"...\" markalarının, davalı tarafın ... tescil numaralı  \"...\" ve \"...\" tescil numaralı ... markalarının 05. sınıfta tescil sahibi, taraf ürünlerinin antiseptik çözelti olduğu, bileşimlerinin %10’luk Povidon İyot olduğu, özetle aynı bileşim ve  kullanım amacına yönelik ürünler olduğu, “...” veya “...-“ ibaresinin eczacılık sektörü açısından bir anlamının bulunmadığı, dava dışı bir firmaya ait \"...\" markasının 1983 yılından 2006 yılına kadar bu nitelikteki ürünler için tek tescilli marka olarak kullanıldığı, 2011 yılından sonra aynı nitelikteki antiseptik çözeltiler için \"...\" ibaresi ile başlayan pek çok markanın tescil edilmeye başlandığı, halen bu şekilde TPMK'da pek çok tescilli markanın mevcut olduğu, davacının da ilk marka tescilini 2007 yılında yaptırdığı, bu gerekçeyle \"...\" ibaresinin taraf ürünlerinde kullanımının eczacılık sektörü açısından teknik bir zorunluluk olmadığı, gerek bilgilenmiş kullanıcı olan eczacı ve hekimlerin, gerekse yaygın tüketici kitlesi bakımından ... markaları arasında gerek görsel, gerekse işitsel yeterli derecede ayırt edicilik ve fark bulunduğu, SMK 6/1 ve 25. maddeleri anlamında marka hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.İlgili Kanunun 7 inci maddesi; \"Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.  b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.\" hükmüne haizdir.Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde tutulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımın tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde alıcıların karıştırılmasına sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.Somut olayda, toplanan deliller, TPMK kayıtları tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; davalının kullandığı markanın tescilsiz olduğu, alınan bilirkişi raporu ve mahkeme karar gerekçesinde taraf markalarındaki sözcük unsurlarının \"...\" ibarelerinin, işitsel olarak benzer olmakla birlikte, davacı markasının \"...\", \"...\" ve \"...\"\" olduğu, davalının markasında ise \"...\" ibaresinin \"...\" yardımcı unsur ve farklılaştırılarak kullanıldığı ve markaların şekil markası olmadığı,  benzerlik ve iltibas hususunun hakimin hukuki bilgisi ile de değerlendirilebileceği hususlardan olduğu ayrıca ilk derece mahkemesince usul ve yasaya uygun alınan bilirkişi raporlarındaki tespitlerden yola çıkılarak markanın tecavüzünün reddine  karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı, taraf markalarındaki şekil unsurundan çok sözcük unsurunun ön planda olduğu, dava konusu ürününün antiseptik çözelti olduğu, bu ürünün eczanede satılan ürünlerden olduğu, tüketicinin ürünü satın alırken eczacıdan isteyeceği, eczacı ve antiseptik çözeltiyi alacak kişilerin de ortalama tüketiciden daha dikkatli olacağından \"...\" kullanımının tüketici yönünden ayırt edici olduğunun kabulünün gerektiği,  her iki markanın da Türkçe karşılığı bulunmadığı, Davacının markasının başlangıç ibaresi  \"...\", davalının markasının başlangıç ibaresi ise \"...\" şeklinde olup, müşterek olan \"...\"  ibarelerine  esasen  eklenen tanımlayıcı işaretlerin markaları farklılaştırdığı, aynı veya benzer mallar yönünden markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında  halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, fiili kullanımlarının da birbirine benzemediği, bu haliyle markaya tecavüz veya haksız rekabetten bahsedilemeyeceği istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/03/2021 tarih ve 2017/132 E., 2021/66 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89a00ae2c49ca874","SID":"9006b6dfbe6ab8d2"}}