{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/1320 - Karar No:2024/356<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1320 <br>KARAR NO\t: 2024/356<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/607 E-2022/890 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 02/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02/05/2024<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; dava dışı işverenler ile davalı yüklenici ....Ltd. Şti arasında 16/11/2018 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre yüklenicinin, sözleşmede yer alan Tablo 1, 2 ve 4'te belirtilen ... Enerjisi Santrali (GES) tesis devirleri karşılığında Tablo 3'te yer alan 5 adet GES ile Tablo 2'de yer alan 2 adet GES'i anahtar teslimi yaparak ve bedelsiz olarak teslim edeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin imzalanmasından, belirtilen ... Enerji Santrallerinin teslimine kadar geçecek olan süre içerisinde; ödenmesi gereken malzeme ve işçilik bedelleri ile sözleşme, proje, yapı ruhsatı giderleri, tüm harçlar, elektrik, su, doğalgaz ve diğer sayılmayan ges proje giderlerinin tamamının yükleniciye ait olduğu hususunda mutabakata varıldığını, kararlaştırılan santrallerin müvekkilinden hiçbir ödeme ya da gider alınmadan tabiri caizse anahtar teslimi yerine getirileceğini, tablo 3'te yer alan müvekkili şirket açısından öngörülen GES santralinin davalılar tarafından, sözleşme hükümleri doğrultusunda anahtar teslimi olarak yapılarak bedelsiz olarak teslim edildiğini, bu proje sözleşmesinin 5.sayfasının son hükümlerine göre yüklenici ... Enerji Ltd.Şti ve tüm hisse sahibi olan gerçek kişi ...'in işverenlere karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağının, yine ...'in bu sözleşme kapsamında kendisiyle birlikte tüm şirketlerinin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağının düzenlendiğini, sözleşmenin müvekkili ve diğer işverenlere yüklediği tüm yükümlülüklerin eksiksiz olarak yerine getirildiğini, yüklenici ... Enerji...Ltd.Şti'nin sahada diğer ...'in sahip olduğu birçok şirketle santrallerin yapımına başladığını, dava dışı ...'in tek yetkili ve tüm hissesine sahip olduğu ....Ltd. Şti.'nin de sözleşme kapsamında belirtilen birçok işi yaptığını, yapılan iş ile ilgili işverenlere kesilen birçok faturanın da ....Ltd. Şti tarafından kesildiğini, yine ticaret sicili ve diğer kayıtlar incelendiğinde ....Ltd. Şti ve ... Enerji...Ltd.Şti'nin tüm hisse sahibi ve tek yetkilisinin ... olduğunun anlaşılacağını, bankalar tarafından yenilenebilir enerji alanında yapılan yatırımlara uygun ve avantajlı krediler sağlandığını, her ne kadar sözleşmede bedelsiz teslim öngörülmüşse de; müvekkili firmanın ticaret şirketi olup, diğer işlerinin ve yatırımlarının finanse edilmesi gereği ve düşüncesiyle bu avantajlardan yararlanmak üzere ... Şubesi'ne anılan sözleşme kapsamındaki malzeme ve teçhizatlar için 22/07/2020 tarihinde kredi talebinde bulunulduğunu, talep formunda satıcının ... Elektrik...Ltd. Şti. olarak gösterildiğini, bu tarihten itibaren müvekkili şirket ile banka ve davalı ... Elektrik...Ltd. Şti. ile  ... ... Ltd. Şti. arasında birçok yazışma ve görüşme yapıldığını, davalılar ile yapılan görüşmeler neticesinde faturanın ....Ltd. Şti.'nin kesmesi nedeniyle çekilecek kredinin .... Ltd. Şti'ye yatırılması konusunda mutabakata varıldığını, zira müvekkilinin talebi üzerine 670.000USD kredinin faturayı kesen şirket adına yatırılması işin tabiatından kaynaklanan bir zorunluluk olduğunu, kredi dekontu incelendiğinde ... ...Ltd. Şti'nin müvekkile kestiği 14.08.2020 tarihli faturanın baz alındığının sabit olduğunu,  görüşmeler neticesinde müvekkili firmanın başvurusunun bankaca kabul edildiğini ve kendisine  verilen 14/08/2020 tarihinde 670.000 USD'nin banka tarafından davalı ... Elektrik...Ltd. Şti'nin hesabına aktarıldığını, davalı ....Ltd.Şti'nin hesabına aktarılan bu kredinin müvekkili şirketin hesabına aktarılması gerekirken, müvekkili şirketin taleplerine rağmen kredinin aktarılmadığını, bankadan gelen kredi sözleşmesinin eki olan geri ödeme planının tamamının müvekkili tarafından bankaya ödenmekte olduğunu, sonuç olarak davalı ... ... Ltd. Şti.'nin sözleşme gereği bedelsiz olarak yapmayı ve teslim etmeyi taahhüt ettiği santral karşılığında davalı ... Elektrik...Ltd. Şti. hesabına 670.000 USD aktarıldığını, 16/11/2018 tarihli sözleşme her ne kadar dava dışı işverenler ile davalı yüklenici .... Ltd. Şti arasında imzalanmış ise de, sahada davalı yüklenici ... ... Ltd. Şti adına,  onun talimatları doğrultusunda ve onun yararına iş yapan şirketin diğer davalı ... Elektrik ...Ltd. Şti. olduğunu, sözleşmenin tarafı olan davalı ... ... Ltd. Şti'nin kötüniyetli olarak işi, sözleşmenin tarafı olmayan davalı ... Elektrik Ltd. Şti.'ne yaptırdığını, müvekkili şirketin her iki davalı ile 16/11/2018 tarihli sözleşme dışında herhangi bir işi ve ticari ilişkisinin olmadığını, davalı ... ... Ltd. Şti'nin 16/11/2018 tarihli sözleşme gereği, davalı ... Elektrik Ltd. Şti.'nin ise müvekkili hesabından kendisine yapılan ödemeler nedeniyle sorumlu olduğunu, bu sebeple her iki davalının müvekkiline karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, alacağın tahsili için Ankara Batı Adliyesi İcra Dairesi'nin 2022/21626 sayılı icra dosya ile yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalılar vekili; davanın öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, davacının 16/11/2018 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığından, tarafı olmadığı bir sözleşmeden kaynaklanan talebinin müvekkili ....Ltd.Şti'ye yönlendirmesinin mümkün olmadığını, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını ve davanın husumet ile ehliyet itirazı nedeniyle reddi gerektiğini, davanın usulden reddedilmemesi durumunda esas yönünden ise; uyuşmazlık konusu olayda müvekkili ....Ltd.Şti tarafından davacıya ait GES sahasında kullanılan malzemelerin 12.08.2020 tarih ve OGA2020072900001 sayılı evrak ile fatura edildiğini ve davacının da 14.08.2020 tarihinde kredi çekmek sureti ile bahis konusu faturanın ödemesini yaptığını, davacının tesisin yapılmadığına dair veya malzemelerin içeriğine dair bir itirazı bulunmadığı gibi faturaya da itiraz etmeyerek içeriğini kabul ettiğini, dolayısıyla davacının fatura borcunu ödemesi nedeniyle, istirdatını talep etmesinin mümkün olmadığını, taraf defterlerinin incelenmesi gerektiğini, davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünde olup, kendisine keşide edilen faturayı hem de kredi çekerek ödedikten sonraki iddialarının  kötü niyetli ve haksız çıkar sağlama amacına yönelik olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, 16/11/2018 tarihli sözleşmenin taraflarının müvekkili ....Ltd.Şti ile işverenler olarak adlandırılan ... şirketleri olup, ... Enerji Santrali çağrı mektuplarının da bu şirketlere ait olduğunu ve davacı ... şirketinin herhangi bir yükümlülük ve borç altına girmediği, sözleşmenin davacı lehine bir sözleşme olduğundan bahsedilebileceğini, üçüncü kişi lehine sözleşmelerin kural olarak eksik üçüncü kişi lehine sözleşmeler olmakla, üçüncü kişinin sözleşmeye dayanarak talepte bulunma hakkının bulunmadığını (Yargıtay 11.HD'nin 2013/13391 Esas ve 2014/16503 Karar sayılı ilamı), davacının faturayı kendi isteği ile çektiği kredi ile ödediğini ve faturaya ilişkin evrakların davacı tarafından bankaya ibraz edildiğini, dolayısıyla faturadan ötürü davacının kendini borçlu sanarak yaptığı bir ödeme bulunmadığını, borcunu kendi rızası ile ödeyen davacının bedelin istirdatı talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacının uyuşmazlık konusu olayda hem tesisin bedelsiz yapılması gerektiğini iddia ettiğini, hem de ticari işlerine mal sağlamak için kredi çekerek malzeme bedelini ödediğini beyan etmesinin açıkça muvazaalı işlem yaptığını ikrar etmek anlamında olup, davacının kendi muvazaasından yararlanmasının da mümkün olmadığını, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacının iddiasını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tMahkemece, dosyadaki 16.11.2018 tarihli sözleşme genel olarak değerlendirildiğinde; söz konusu ... Enerjisi Santrali projesinin bedelsiz yapılacağı veya yapımı karşılığında herhangi bir ödeme yapılmayacağının ve sözleşmenin detayları incelendiğinde tablo 3'te belirtilen 5 adet GES’in bir tanesinin davacı ... Enerji İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne ait olduğunun anlaşıldığı, dava dışı ... Bankasından gelen yazı cevaplarında da aslında projenin davacı tarafça yapıldığı ödemenin faturayı kesen davalı şirket adına yapıldığı da gözönüne alındığında, davacı tarafça davalılardan ....Ltd.Şti'ne gönderilen paranın aslında davacıya ödenmesi gereken bir para olup, davalı tarafından iade edilmesi gerektiğine kanaat getirildiği, davalı şirketler arasında organik bağ olup olmadığı hususun Yargıtay yerleşik kararlarında da belirtildiği gibi organik bağdan söz edebilmek için şirketler arasında iktisadi bütünlüğü yönetsel özdeşliği bulunması gerektiği, dosya incelendiğinde her iki davalı şirketin tek yetkilisinin ... olduğu, aynı sözleşmeye dayanılarak davacı tarafça alınacak bedele ilişkin sözleşmede imzası olmayan ...'in fatura kesmesi, dosya içerisindeki bilgilere göre bir süre her iki şirketin faaliyet adresleri ile davalı tarafların faaliyet konularının aynı  olduğu görüldüğünden, her iki şirket arasında organik bağ olduğunun anlaşıldığı, kaldı ki davalılar vekilince karar  tarihinden sonra 12/10/2022 tarihinde verilen dilekçede iki şirketin birleşerek ... Elektrik Anonim Şirketi adını aldığının anlaşıldığı, bu durumda davalı taraflar arasında iktisadi bütünlük ve yönetsel özdeşlik dikkate alındığında  organik bağ olduğu kabul edilerek, davanın kabulü ile  davalıların icra takibine yaptıkları itirazın iptaline, alacak belirlenebilir yani likit olduğundan  alacağın %20'si oranında davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvurusunda; davalı ... Elektrik Ltd.Şti'nin ünvanının 30.05.2022 tarih ve 10587 sayılı Ticaret Sicil gazetesinde ilan edildiği üzere \"... Elektrik A.Ş.\" olarak değiştirildiği ve davalı ... Enerji Ltd.Şti.'nin 06.09.2022 tarih ve 10654 sayılı Ticaret Sicil gazetesinde de ilan edildiği üzere ... Elektrik A.Ş. ile birleştiğini, her iki davalı şirketin ... Elektrik A.Ş. unvanı altında hukuki varlığını sürdürdüğünü, kararın hukuka açıkça aykırı olduğunu,  yetersiz ve eksik inceleme ve hatalı hukuki değerlendirme sonucunda verildiğini, taraflar arasında faturalardan kaynaklanan bir cari hesap ilişkisi olmasına ve taleplerine rağmen dava konusu olay hakkında  bilirkişi incelemesi yapılmadığını ve usulüne uygun verilen ihbar dilekçesinin mahkemece dikkate dahi alınmadığını, somut olayda tahkikat yapılmadan taraf delilleri toplanmadan  ön inceleme duruşmasında tahkikat bitirilerek karar verilmesi nedeniyle kararın kaldırılması gerektiğini,  gerekçeli kararda ... Bankasından gelen bir yazı olduğu belirtilmesine rağmen dosyada böyle bir yazı cevabının bulunmadığını, herhangi bir delil toplanmadığından bu yazının da dosyada bulunmasının beklenilmemesi gerektiğini, kararın ne denli eksik inceleme ile verildiğini gösteren bu durumun mahkemenin takdirinde olduğunu, ön inceleme duruşmasında ön incelemeye ilişkin uyuşmazlık tespiti yapılmadan, sulh tamamlanmadan, deliller toplanmadan karar verildiğini, dosyaya ibraz edilen sözleşmenin tarafları olan şirketlere ihbar taleplerinin reddedilmiş olmasının, savunma hakkını kısıtladığını, zira davanın delili olan sözleşmenin taraflarının bu konuda ihbar dilekçesine cevapları alınmadan verilecek kararın hakkaniyetli ve hukuka uygun olamayacağını, hal böyle olunca mahkemece, ön inceleme aşaması tamamlandıktan tahkikat aşamasına geçilip duruşma açılıp tarafların iddia ve savunmada bulunmalarına imkan sağlandıktan sonra tarafların tüm delilleri toplanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, ön incelemede hüküm tesis edilmiş olmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, kaldı ki gerekçeli kararda iddia ve itirazlarının neden reddedildiğine dair en ufak bir gerekçe de gösterilmediğini, yerleşik Yargıtay kararları uyarınca kararların gerekçeli olması gerektiğini, uyuşmazlık konusu olayda müvekkili ....A.Ş tarafından davacıya ait GES sahasında kullanılan malzemelerin 12.08.2020 tarih ve OGA2020072900001 sayılı evrak ile fatura edilmiş olup, davacının da 14.08.2020 tarihinde kredi çekmek sureti ile faturanın ödemesini yaptığını, davacının tesisin yapılmadığına dair veya malzemelerin içeriğine dair bir itirazı bulunmadığı gibi faturaya da itiraz etmeyerek içeriğini kabul ettiği ve ticari defterlerine işlemiş olduğunun izahtan vareste olduğunu, dolayısıyla davacının faturadan kaynaklanan borcunu ödemiş olup, bahis konusu ödemenin hiç bir amaçla istirdatını talep etmesinin mümkün olmadığını, taraf defterlerinde yapılması muhtemel bilirkişi incelemesi ile de bu hususun ortaya çıkacağını, kaldı ki davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünde olup, kendisine keşide edilen faturayı hem kredi çekerek ödedikten sonraki iddialarının kötüniyetli ve haksız çıkar sağlama amacına matuf olduğunu gösterdiğini, davacının fatura ödemesini iradesini sakatlayarak veya  hile ile ödediğine dair en ufak bir iddiasının da bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan 16.11.2018 tarihli sözleşmenin tarafları müvekkili ....Ltd.Şti ile \"İşverenler\" olarak sayılan ... şirketleri olduğunu, sözleşmenin incelenmesinde ... Enerji Santrali çağrı mektuplarının da bu şirketlere ait olduğu ve davacı ... şirketinin herhangi bir yükümlülük ve borç altına girmediğinin görüldüğünü, bu hali ile sözleşmenin olsa olsa davacı ... şirketi lehine bir sözleşme olduğundan bahsedilebileceğini, üçüncü kişi lehine sözleşmelerin kural olarak eksik üçüncü kişi lehine sözleşmeler olmakla, üçüncü kişinin bahis konusu sözleşmeye dayanarak bizzat talep hakkının bulunmadığını (Yargıtay 11.HD'nin 2013/13391 Esas ve 2014/16503 Karar sayılı ilamı), davacının bizzat tarafı olmadığı ve herhangi bir talep hakkı bulunmayan bir sözleşmeye dayanarak hak iddia etmesinin de mümkün olmadığını, kaldı ki, değişen koşullar uyarınca bedeli karşılığı yapılan tesis hakkında sözleşmenin tarafları olan ... şirketlerince de müvekkili ....Ltd.Şti. aleyhine herhangi bir talepte bulunulmadığını veya dava ikame edilmediğini, davacının iddiasının doğru olması durumunda sözleşmede \"İşveren\" olarak geçen bu şirketlerin müvekkili aleyhine dava ikame etmiş olması gerekeceğini,  dava dilekçesinde davacının aslında bahis konusu tesisin bedelsiz yapılması gerektiğini düşündüğünü ancak diğer işlerini uygun kredi ile finanse edeceğinden bahisle fatura bedeli için bankadan kredi kullandığını ve ödeme yaptığını bu nedenle söz konusu fatura bedelinin kendisine iadesinin gerektiğini iddia ettiğinin anlaşıldığını, bu iddianın ne hukuken ne de mantıken kabul edilebilir yanı olmadığını, davacının faturayı bizzat kendi isteği ve çekmiş olduğu kredi ile ödediğini, faturaya ilişkin evrakları da bankaya bizzat kendisinin beyan ettiğini, dolayısıyla söz konusu faturadan ötürü davacının kendini sehven borçlu sanarak yapmış olduğu bir ödeme de mevcut olmayıp, borcunu kendi rızası ile ödeyen davacının bedelin istirdatı talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, TBK 78 uyarınca ancak borçlu olduğunu zannederek yapılan ödemelerin istirdat edilebileceği hükmü karşısında davacının iddialarının dinlenebilmesi ve hukuken netice doğurmasının mümkün olmadığını, kaldı ki davacı tarafın ticari şirket olup, basiretli davranma yükümlülüğüne haiz olduğunu, defterlerine kaydettiği faturayı bizzat kredi çekerek ödeyen davacının huzurdaki davada iddialarının hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, uyuşmazlıkta iki farklı hukuki olayın birbirine karıştırılmakta olduğunu ve aralarında illiyet bağı varmışcasına davranıldığını, oysa tesisin bedelsiz yapılacağını bildiği halde faturayı iade etmeyerek ödeyen ve defterlerine işleyen tarafın sırf bu ödemeyi gerçekleştirmesi dahi tesisin bedeli mukabilinde yapılacağını bildiğini ve duruma rızası olduğunu gösterdiğini, müvekkili şirketin kesmiş olduğu fatura bedelini iade edeceğine dair ne şifahi ne yazılı hiç bir taahhüdünün bulunmadığını, sanki bu konuda karşılıklı bir anlaşma varmış manasına gelen hiç bir iddianın kabulünün mümkün olmadığını, kaldı ki söz konusu fatura ile KDV ve kurumlar vergisi yükü altına giren müvekkilinin bu bedeli geri ödemesi gerektiğini iddia etmenin dahi mantığa ve ticaretin olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin iade borcunun bulunduğunu kesinlikle kabul etmemekle beraber, açıkça muvazaalı işlem yaptığını ikrar eden ve davasını buna dayandıran davacının huzurdaki dava ile üstelikte basiretli tacir sıfatına haiz iken kendi muvazaasından yararlanmak istemesinin hukuken kabul edilebilir olmadığını, Yargıtay'ın kararlarında da belirtildiği üzere bir kimsenin kendi muvazaasına dayanarak hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, zamanaşımı ve husumete ilişkin cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrar ettiklerini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle 14.08.2020 tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin dayanağının bulunmadığını, kabul manasına gelmemekle birlikte somut uyuşmazlıkta faiz başlangıcının olsa olsa dava tarihi ve oranının ise kamu bankalarınca bir yıllık USD vadeli mevduata fiilen uygulanan faiz oranı olması gerektiğini, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle  davacı taraf lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuki olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDairemiz ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi arasında çıkan uyuşmazlığa ilişkin olarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nun 27/11/2023 tarih ve 2023/454 sayılı kararında \"dosya kapsamına göre yapılan anlaşma ve protokol uyarınca davalı ...Şti'nin bedelsiz olarak yapmayı taahhüt ettiği elektrik santrali karşılığı diğer davalıya davacı şirketin ödeme yaptığı, halbuki her iki davalı şirketin özdeş ve aynı olduğu iddiasına dayalı olarak davacının ödediği bedelin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebi ile açılan davada uyuşmazlığın tacirler arası ticari satım sözleşmesinden değil, eser sözleşmesinden kaynaklandığı...\" gerekçesiyle istinaf incelemesinin Dairemize ait olduğuna karar verilmekle, Dairemizce yapılan incelemede; <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.\t<br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  <br>\t1086 sayılı HUMK'da yargılama dört aşamadan ibaret iken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda kanun koyucu dört aşamadan oluşan (dilekçeler, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşaması) na yenilik olarak HMK'da ön inceleme kurumunu öngörmüş ve yargılamayı 5 aşamadan oluşur şekilde düzenlemiştir. Ön inceleme, HMK 137 md ve 140 maddeleri arasında, ön inceleme aşamasına yardımcı hükümler ise HMK 141 madde ile 142 madde arasında düzenlenmiştir.<br>\tÖn inceleme kurumu dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlandıktan sonra ve tahkikat aşamasından önce düzenlenmiş, ön inceleme duruşmasında tahkikat aşamasına geçilmeden gerekli hazırlıkların bitirilmesi, dava şartları hakkında gerekli kararların verilmesi, sağlanmış olacaktır.  Ön incelemenin asıl işlevi, uygulamada birbirinin içine geçirilmiş aşamaların ayrılması bağlamında ortaya çıkmaktadır. Yani artık tahkikat aşamasında delil toplanması söz konusu olmayacak, ön inceleme aşamasına kadar dilekçeler tamamlanmış, deliller toplanmış olacak, böylece duruşmalar delillerin tartışıldığı işlevi olan oturumlar haline gelmiş bulunmaktadır.<br>\tTahkikat aşamasından farklı olarak, ön inceleme aşamasında  delillerin toplanması ve bu sayede dosyanın tekemmül etmesi sağlanacaktır. Kanun koyucu, öncelikle dilekçeler aşamasının sona erdirilmesini,bundan sonra ön inceleme duruşma gününün belirlenmesini ve takibende ön inceleme sona erince tahkikata geçilmesi ve bu aşamaların tam şekilde belirlenip ayrılmasına istemiştir. Davada tarafların dilekçelerini karşılıklı olarak vermesinden, bir başka deyişle dilekçeler teatisinin tamamlanmasından sonra, ön inceleme yapılacaktır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, bu hususları tutanağa geçirir.  Ön inceleme, tahkikat aşaması için hazırlıkların yapıldığı bir aşamadır. Bu bağlamda mahkeme; uyuşmazlık konularını belirler, hazırlık işlemlerini yapar, tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanılması için gereken işlemleri yapar. Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir (madde 140/5). Tahkikat aşamasına geçmeden önce taraflar, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirilecekse, bunu belirtmek zorundadırlar. Şayet taraflar, bu konuda yapmaları gereken işlemleri eksik bırakmışlarsa, tahkikata başlamadan önce, taraflara son kez kısa bir süre verilerek bu eksiklikleri tamamlamaları düşünülmüştür. <br>\t6100 sayılı HMK'nın  “Hukuki Dinlenme Hakkı” başlığını taşıyan 27. maddesinde “(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” hükmü bulunmaktadır. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkı; tarafların, usulüne uygun olarak duruşmalara davet edilmesini ve yasal süresi içerisinde ileri sürdüğü yasal delillerin incelenmesini zorunlu kılar. Bir başka deyişle; mahkeme, tarafların  yasal olarak ileri sürdüğü delilleri toplamadan yargılamaya devam edip hükmünü veremez. <br>\t Bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı vekilinin  cevap  dilekçesinde; delilleri arasında  “ticari defter ve kayıtlar, banka kayıtları, resmi kurum kayıtları,... bilirkişi incelemesi, taraflar arasındaki yazışma ve kayıtlar, tanık, yemin , müvekkil şirket ile davalı şirketler arasında yapılan mail yazışmaları \" demek suretiyle bir takım delillere dayandığı anlaşılmakta olup, mahkemece ön incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verilmesine rağmen usulünce ön inceleme yapılarak tahkikata geçilmeden, HMK 140/5 maddesi hükmü gereğince iki haftalık kesin süre verilerek taraf delillerinin ibrazı sağlanmadan tahkikata geçildiği ve taraf delilleri toplanmaksızın tahkikatın sonunda, başta cevap dilekçesi ile dayanılan delillere ve davalı vekilinin ön inceleme duruşmasında   delillerinin toplanarak  bilirkişi incelemesi yapılması talebine rağmen , bahsi geçen deliller toplanmadan  tahkikatın bitirilerek sözlü yargılamaya geçilerek  davanın esastan reddine karar verilmesi Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın  “Hukuki Dinlenme Hakkı” başlığını taşıyan 27. maddesine aykırı olmuştur.<br>\tDiğer yandan, davalı vekilinin  12/10/2022 tarihli dilekçeyle , 16/11/2018 tarihli dava  konusu sözleşmenin taraflarının müvekkili şirket ile birlikte ... Energy Müh.Dan.İnş.San.ve Tic.Ltd.Şti., ... ... Enerji Üretim San.ve Tic.Ltd.Şti., ... Enerji Üretim San.ve Tic.Ltd.Şti. ve ... Enerji Üretim San.ve Tic.Ltd.Şti.' olup, huzurdaki davanın neticesinin sözleşmede taraf olan ve işverenler olarak adı geçen bu dört adet şirketin de hukuki haklarını etkileyeceğini ve bu şirketlerin dava ile doğrudan bağlantısı bulunduğunu belirterek, ihbar talebinin kabulü ile davanın  bu şirketlere  ihbar edilmesini talep ettiği, mahkemece  ön inceleme duruşmasında ihbar talebinin reddine  karar verildiği anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'un 06/12/2017 tarih ve 2016/(7)22-2396 Esas- 2017/1533 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; davanın ihbarı mahkeme aracılığı ile yapılabileceği gibi mahkeme dışı vasıtalarla da yapılması mümkündür. Davanın ihbarını mahkeme aracılığı ile isteyen taraf, dilekçe ile mahkemeye başvurmalıdır. Mahkeme, davanın ihbarına ilişkin dilekçenin üçüncü kişiye tebliği için davanın ihbar şartlarının bulunup bulunmadığını inceleyemeyeceği gibi ihbar talebinin reddine ya da kabulüne de karar vermemelidir. Mahkeme ihbar dilekçesinin üçüncü kişiye tebliği ile yetinmelidir.<br>\tBu durumda, mahkemece usulüne uygun olarak verilen ihbar dilekçesi uyarınca davanın, dava dışı iş sahibi olduğu belirtilen ... Energy Müh.Dan.İnş.San.ve Tic.Ltd.Şti., ... ... Enerji Üretim San.ve Tic.Ltd.Şti., ... Enerji Üretim San.ve Tic.Ltd.Şti. ve ... Enerji Üretim San.ve Tic.Ltd.Şti.'ye ihbarı yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken, ihbar talebinin reddine karar verilerek esas hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır.          <br>\tKabule göre de, kamu düzeni gereği Türk Lirası olarak hüküm altına alınması gereken icra inkar tazminatının USD olarak karara bağlanması da doğru olmamıştır.\t<br>\tAçıklanan nedenlerle; davalı vekilinin diğer istinaf  nedenleri incelenmeksizin  istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\t\t\t\t\t\t\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>    <br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,<br>\t<br>\t2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2022 tarih ve 2022/607 Esas- 2022/890 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br>\t3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın   ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t<br>\t4-Davalı tarafından yatırılan 189.468,00 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t5-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 02/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. \t \t<br><br>Başkan <br> e-imzalıdır<br><br>Üye<br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Katip <br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br>    <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b1068f677873edea","SID":"c2f9bd77aba7405b"}}