{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/705 - 2024/606<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/705 <br>KARAR NO\t: 2024/606<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/136 Esas 2021/881 Karar<br><br>ASIL DAVA DOSYASINDA;<br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 02/05/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 27/05/2024<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili; 02.08.2019 tarihinde davalı ...’a ait, davalı ...’ın idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı araç ile davacıya ait  ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacıya ait aracın hasar gördüğünü, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, davacıya ait araç hasarının KDV hariç 42.534,21 TL olarak tespit edildiğini, 295,00 TL kusur raporu ücreti ödendiğini, davalı sigorta şirketine başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını, arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL hasar tazminatı ve 295,00 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 1.295,00 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında talebini 16.403,25 TL’ye artırmıştır. <br>\tDavalı ... vekili, davacı tarafça sigorta şirketine başvuru süreci hususundaki dava şartının usulüne uygun yerine getirilmediğini ve arabuluculuk sürecinin de usulsüz ve eksiksiz başlatıldığını, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davacıya ait araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, aracını karayolu üzerinde emniyet şeridi ve trafiğe ayrılan şeridi ortalayacak şekilde park edip flaşör yakmaması ve 150 metre gerisine reflektör koymamasından kaynaklandığını, soruşturma aşamasındaki ifadelerden sürücü değişikliği yapıldığının anlaşıldığını, davacının iddialarının doğru olmadığını ve ...’un asli kusurlu olduğunu, talep edilen zarar miktarının fahiş olduğunu, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, birleşen davanın derdestlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tDavalı ... vekili, davalı hakkında zorunlu arabuluculuğa başvurulmamış olması nedeniyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olanın karşı araç sürücüsü olduğunu, aracı emniyet şeridi ve trafiğe ayrılan şeridi ortalayacak şekilde park ettiğini, flaşörleri yakmadığını ve 150 metre gerisine reflektör kaymadığını, dava tarafça ibraz edilen eksper raporunu kabul etmediklerini, gerçeği yansıtmadığını, talep edilen hasar miktarının fahiş olduğunu, kazada davalı araç sürücüsünün yaralandığını,  kamu davasının derdest olduğunu ve celbi gerektiğini, birleşen davanın derdestlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tDavalı sigorta şirketi vekili, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, sigortalının kusuru oranında gerçek zararın tazmininin esas olduğunu, davacı tarafça sigorta şirketine başvuru yapılmış olup davacı tarafa 6.546,75 TL ödeme yapıldığını, ödeme sebebiyle davanın reddi gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu, Adli Tıp Kurumu ve Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden kusur raporu alınması gerektiğini, araç hasarına ilişkin talebin fahiş olduğunu, araç hasarının uzman sigorta eksperi tarafından belirlenmesi gerektiğini, sorumluluklarının başvuru tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tBirleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/309 Esas, 2020/237 Karar sayılı dosyasında, davacı vekili tarafından davalılar ... ve ... aleyhine aynı iddialar ve talep ile arabuluculuk son tutanakları sunularak tekrar dava açma zorunluluğu doğduğu belirtilerek asıl dava ile birleştirme talepli olarak açılan dava, 17.07.2020 tarihli ara kararıyla asıl dava ile birleştirilmiştir.<br>\tBirleşen Mahkemenin 2021/234 Esas, 2021/316 Karar sayılı dava dosyasının, asıl davanın davalıları ... ve ... hakkındaki davanın 02.06.2020 tarihli ara kararıyla tefrikine ve ayrı bir esasa kaydına karar verildiği, mahkemenin 2020/224 Esas, 2020/223 Karar sayılı kararı ile adı geçen davalılar yönünden arabuluculuk yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle 02.06.2020 tarihli kararla davanın dava şartı yönünden reddine karar verildiği, anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 18.02.2021 tarihli ve 2020/1718 Esas, 2021/290 Karar sayılı kararı ile davalıların aracın işleteni ve sürücüsü olup bunlar yönünden arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.4-6. Maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı sonrasında mahkemenin 2021/234 Esas sırasına kaydedilen dava dosyasının 31.05.2021 tarihli karar ile asıl dava ile birleştirildiği anlaşılmıştır. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın ve bileşen davanın trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı tazminatı talebine ilişkin olduğu, 27.04.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %75 oranında, davacıya ait aracın sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, bilirkişi heyeti raporu ve 18.11.2021 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın ve birleşen 2021/234 Esas sayılı davanın kısmen kabulü ile 13.703,25 TL hasar tazminatının asıl davada davalı sigorta yönünden 30.10.2019 temerrüt tarihinden, birleşen davada davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 02.08.2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen 2020/309 Esas sayılı dosyasında, davanın derdestlik nedeniyle dava şartları yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, kaza tespit tutanağına göre sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu bulunduğunu, taraflarınca kusur raporu alındığını ve ekspertiz ücreti olarak 295,00 TL ödeme yapıldığını, araç hasarının KDV hariç 42.534,21 TL olarak tespit edildiğini, belirlenen hasar bedelinin en az 16.403,25 TL olması gerektiğini, tazminat hesabında Adli Tıp Kurumu kusur raporunun esas alınması gerektiğini, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 14.12.2020 tarihli raporunda davalı sürücünün %85 oranında, dava dışı sürücünün ise %15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/309 Esas sayılı dosyasında derdestlik sebebi ile reddi ve tarafları aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, mahkeme ara kararı uyarınca yönlendirme yapıldığından birleşen dava yönünden red kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, birleşen davada yapılan arabuluculuk zorunlu arabuluculuk niteliğinde olduğunu, sonuç itibariyle haklı çıkan davacıdan buna ilişkin masrafların alınmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tDavalı ... vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan raporlarda nedensellik bağı yönünden yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, davalı araç sürücüsünün ifadesinden yola çıkılarak önündeki araç ile takip mesafesini korumadığından bahisle hatalı şekilde nedensellik bağı kurulduğunu, davacıya ait aracı kullanın araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, davacı aracının emniyet şeridinin dışına taşar şekilde park etmemiş olsaydı, ikaz lambalarını yakmış ve aracının arkasına reflektör koymuş olsa idi kazanın meydana gelmeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarından 2918 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin nazara alınmadığını, davalı sürücünün gereken hızdan daha fazla hıza sahip olduğu yönünde delil mevcut olmadığını, arkadan çarpma eylemi olmadığını, kusura ilişkin olarak kaza tespit tutanağı, ceza dosyasında aldırılan rapor, diğer davalı vekili tarafından sunulmuş Sigorta Tahkim Komisyonunda alınmış rapor ve dosyadaki raporların birbiriyle uyumsuz olup kusur oranları arasında çelişki bulunduğunu ve giderilmesi gerektiğini, tazminat hesaplamasının hatalı yapıldığını, sigorta şirketi tarafından sovtaj tutarı olarak 10.813,00 TL ve 6.546,75 TL olmak üzere toplam 17.359,75 TL ödeme yapıldığını ve eksik hesaplama yapıldığını, dava dilekçesinde müştereken ve müteselsilen tahsil talebi olmamasına rağmen bu yönde karar verildiğini ve talepten fazlasına hükmedildiğini, davacı tarafça bildirilmemiş ödeme miktarları yönünden yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini, eksper raporu yönünden davanın reddi gerekirken bu tutarın dava giderine eklenmiş olmasının hatalı olduğunu, ıslaha karşı zamanaşımı def’inde bulunulduğunu ve ıslah edilen alacaklar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDavalı ... vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece kusur konusundaki çelişkiler giderilmeden olayın oluş şekli ile örtüşmeyen bilirkişi raporu dayanak alınarak karar verildiğini, davalıya kazadaki kusuruna nispeten daha yüksek kusur izafe edildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru sırasında alınan ve örneği sunulan bilirkişi raporu ile ve delillere göre davacı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğunu, takip mesafesine aykırı hareket ettiğinden bahisle kusur verilmesinin yerinde olmadığını, kaza tespit tutanağında olay yerinde reflektör olmadığının belirtildiğini, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmek üzere dosyanın İstanbul Adli Tıp Genel Kuruluna sevki gerektiğini, zararın tespitinin hatalı yapıldığını, aracın emsallerine göre piyasa rayiç değerinin yüksek hesaplandığını, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, hesaplamanın hatalı yapıldığını, ıslaha yönelik beyan ve zamanaşımı def’inin dikkate alınmadığını, hukuka aykırı gerekçe ile zamanaşımı def’inin reddi gerektiğini, Covid tedbirleri kapsamında zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin durmasına ilişkin mevzuat değişikliğinin hatalı uygulandığını, düzenlemelerin dava içerisindeki usul işlemlerinin yerine getirilmesi noktasında uygulama alanı bulunmayacağını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>\tDavalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, eksik ve hatalı bilirkişi incelemesi sonucunda karar verildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin eksik değerlendirildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından sovtaj tutarı olarak 10.813,00 TL ve 6.546,75 TL olmak üzere toplam 17.359,75 TL ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğuna ilişkin tespitin detaylı inceleme yapılmadan karar verildiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur oranlarının belirlenmesi için en doğru ve gerekçeli tespitin yapılabilmesi için hem Adli tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden ve hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen heyetinden kusur konusunda uzman heyetten rapor alınması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan ödemelerin tenzil edilmediğini, tazminatın uzman sigorta eksperi tarafından Yargıtay içtihatları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. \t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>\tAsıl dava dosyasında  davacı vekili, 02.08.2019 tarihinde davalı ...’a ait, davalı ...’ın idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı araç ile davacıya ait olup dava dışı sürücünün idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacıya ait aracın hasar gördüğünü belirterek araç hasar bedeli ve ekspertiz ücretinin tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece asıl davanın davalıları ... ve ... hakkındaki davanın 02.06.2020 tarihli ara karar ile asıl dava dosyasından  tefrikine ve ayrı bir esasa kaydına karar verilmiş,  mahkemenin 2020/224 Esas, 2020/223 Karar sayılı kararı ile adı geçen davalılar yönünden arabuluculuk yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle 02.06.2020 tarihli kararla davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine  Ankara BAM 26. Hukuk Dairesinin 18.02.2021 tarihli ve 2020/1718 Esas, 2021/290 Karar sayılı kararı ile davalıların aracın işleteni ve sürücüsü olup bunlar yönünden arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.4-6. Maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş,  kaldırma kararı sonrasında mahkemenin 2021/234 Esas sırasına kaydedilen dava dosyasının 31.05.2021 tarihli karar ile yeniden  asıl dava ile birleştirilmiş, bu arada  davacı vekili tarafından asıl dava dosyasından tefrikine karar verilen işleten ve sürücü yönünden arabuluculuğa başvurularak  Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/309 E sayılı dosyası ile davalılar işleten ve sürücü aleyhine arabuluculuk tutanakları sunularak aynı taleple açılan davanın asıl dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, dosyaların birleştirilmesinden sonra yapılan yargılama sonunda mahkemece 27.04.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %75 oranında, davacıya ait araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu,  bilirkişi heyeti raporu ve 18.11.2021 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın ve birleşen 2021/234 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen 2020/309 Esas sayılı davanın derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Asıl ve birleştirilen dava dosyaları asıl davadan tefrik edilerek karar verilen ve dairemizin kaldırma kararı üzerine birleştirilmesine karar verilen dava dosyaları olmakla Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\t1-Davalı ... ve ... vekilleri, ıslah talebine karşı zamanaşımı def'inde bulunduklarını ileri sürmüşlerdir. 2918 Sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiş, 2. fıkrasında ise \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa\" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı düzenlenmiştir.<br>\tSomut olayda, kazanın 02.08.2019 tarihinde gerçekleştiği, kaza sonucunda davalı ...'ın yaralandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından, yaralamalı trafik kazası nedeniyle aracında oluşan hasar bedelinin tahsili talebiyle açılan eldeki davada uygulanması gereken zamanaşımı süresi, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 89/4. ve 66/1-e maddelerine göre 8 yıl olduğu, kaza tarihi ile ıslah dilekçesinin tarihi olan 02.11.2021 tarihi arasında 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davalılar vekilinin bu yöne değinen istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.<br>\t2-Davacı vekili ile davalılar vekillerinin sair istinaf nedenlerinin incelenmesinde, dosya içeriğinden 02.08.2019 tarihinde kaza tespit tutanağına göre davalı ... idaresindeki ... plakalı ve arkasında takılı bulunan yüklü yarı römork ile seyir halinde iken aracının sağ ön kısmı ile sağ şeritte ve banket üzerinde sol ön teker patlaması sonucu park ederek kendisi aşağıda bulunan sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyonetin sol arka kısmına çarpması sonucunda kazanın meydana geldiği, davalı sürücü ...'ın aracının hızını, yük ve teknik özelliklerine, görüş, hava, yol ve trafik kurallarına uydurmama kuralını, dava dışı sürücü ...'in ise yerleşim birimleri dışındaki karayolunda zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde gerekli önlemleri almadan park etmek kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, Ankara Batı 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1209 Esas sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 15.10.2020 tarihli raporda davalı sürücü ...'ın asli, dava dışı sürücü ...'un alt düzeyde tali kusurlu olduğunun belirtildiği, davalı ... tarafından dava dışı ... Sigorta AŞ aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan 2020.E.54880 sayılı başvuru nedeniyle düzenlendiği anlaşılan 04.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün %25 oranında, ... plakalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece Adi Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 14.12.2020 tarihli raporda kusur durumuna ilişkin olarak davalı sürücü ...'ın idaresindeki çekici ve arkasında takılı yüklü yarı römork ile gece vakti aydınlatma mevcut olmayan meskun mahal dışında seyir halindeyken beyanından anlaşılmakla önünde seyreden başka bir aracı yakın takip ettiği,  koruması gerekli güvenli takip mesafesini korumadığı, önünde seyreden aracın önlem alarak sol şeride geçebilmesine rağmen bu aracı yakın takip etmesi sonucu patlayan lastiği nedeniyle sağ şeridi de kısmen ihlal eder şekilde durmakta olan aracın arka sol kısmına tehlikeli biçimde yaklaşıp aracın sağ ön kısmı ile önlemsizce sağ şeritte çarptığı kazada %85 oranında, davacıya ait aracın sürücüsü ...'un sol ön lastiğinin patlaması ile aracını yolun sağına yanaştırmış ise de kaza sonrası tanzim edilen kaza tespit tutanağında ve krokisinde reflektör ile ilgili bir tespit bulunmadığı ve sağ şeride kısmen taşmış vaziyette olduğu da dikkate alınarak arkadan gelen sürücülerin uyarılması bakımından yeterli mesafeye varlığını belirtecek şekilde önlem almadığı anlaşılan olayda %15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, 3 kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 27.04.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kusur durumuna ilişkin olarak davalı ...'ın önündeki aracı yakın takipte olması ve gereken hızdan daha yüksek hıza sahip olması neticesinde kazada %75 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait araç sürücüsü ...'un aracının sol ön lastiğinin patlaması ile aracını yolun sağına yanaştırdığı, ancak kaza sonrasında tanzim edilen kaza tespit tutanağında ve krokisinde reflektör ile ilgili tespit açıklamanın yer almadığı, ayrıca sağ şeride kısmen taşmış vaziyette olduğu durumu da dikkate alındığında arkadan gelen sürücülerin uyarılması ve dikkate almaları açısından yeterli mesafeye reflektör, ışıklı uyarı gibi uyarıcı bir nesne koyulmamış olduğu ve %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece yargılama sırasında alınan raporlar arasında ve ceza dosyasında düzenlenen rapor ve kaza nedeniyle davalı ...'ın Sigorta Tahkim Komisyonuna yaptığı 2020.E.54880 sayılı başvuru nedeniyle düzenlendiği anlaşılan 04.11.2020 tarihli bilirkişi raporları arasında tarafların ihlal ettiği kurallar ve kusur durumu bakımından farklılık bulunduğu, mahkemece tarafların kusur durumu ile ilgili yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. <br>\t6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi gereğince Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir.<br>\tHukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır. <br>\tBu durumda öncelikle kazaya ilişkin olarak ceza yargılamasının yapıldığı Ankara Batı 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1209 Esas sayılı dosyasının getirtilmesi, kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi, ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi olguda dikkate alınarak, dosyası içeriği, kaza tespit tutanağı, ifade tutanakları, kazanın meydana geliş şekli, daha önce düzenlenmiş raporlar ve tarafların itirazlarının da değerlendirildiği İTÜ öğretim üyelerinden3 kişilik makine mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetinden kazaya karışan araç sürücülerinin kusur oranlarının belirlenmesi, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir.<br>\tDavacı vekili , davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı sigorta şirketi vekili vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>\tYeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\t5-Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2022/1173 esasına yatırılan 26.610,00 TL nakit teminatın yatıran davalı ...'a iadesine,<br>\t6-Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2022/1173 esasına yatırılan 35.000,00 TL teminat mektubunun yatıran davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'ne iadesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip<br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f5566bb80a3a7fcc","SID":"fa076aeb33168780"}}