{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2021/732 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/319<br>DAVA\t: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)<br>DAVA TARİHİ\t: 20/12/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 26/04/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 20/12/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının 18.04.2013 tarihinde 21.250,00TL sermaye koyarak davalı şirketin ortağı olduğunu, davacının pay adedinin ise 85 olduğunu, davacının ortaklığının başladığı tarihten bugüne kadar şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan talep ettiği halde bilgi almadığı gibi, kar dağıtımı yapılmadığını, şirket kar ve zarar hesaplarının incelettirilmediğini, şirket bilançoları ile defterler ve dayanaklarının davacının gösterilmediğini, kural olarak bir sermaye şirketinin türü olan limited şirkette TTK'nun 608 maddesi uyarınca şirket ortağının sahip olduğu mali haklardan birisinin kar payı alma hakkı olduğunu, ancak bugüne kadar davacının kar payı dağıtılmadığını, kar payı ödenmesinin PTT kanalıyla iadeli taahhütlü mektup ile talep edildiğini, kar payı olarak yalnızca 1.316,89TL yatırıldığını, bu ödemenin dışında başka bir ödeme yapılmadığını, Türk Ticaret Kanun'unun 614. Maddesi gereğince davacının sahip olduğu bilgi alma ve inceleme hakkına dayanarak davalı şirketin 18.04.2013 tarihinden bu tarihe kadar olan genel kurul kararlarını davacının inceleme hakkının olduğunu, davacının TTK kapsamında sahip olduğu hakların hiçbirinin davalı şirket tarafından kullandırılmayarak davacının mağdur edildiğini, kar payı hesabında TTK m. 608/2 uyarınca payların itibari değerinin esas alındığını, limited şirketlerinde ortakların kardan pay alma hakkının müktesep hak niteliği taşıdığını, bu nedenle, genel kurul kararıyla bu hakkın kaldırılmasının mümkün olmadığını, ayrıca limited şirketlerde ortaklara haksız şekilde kar payı dağıtılacak olursa, bu tutarların iade edilmesi gerektiğini, TTK m. 611 uyarınca, haksız yere kar almış olan ortak ve müdürün bunu geri vermekle yükümlü olduğunu, buna ilişkin emsal Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu, kar dağıtımı konusunda yetkili organın genel kurul olduğunu, ortağa ödenecek olan kar payı hakkının müktesep hak niteliğinde olduğundan sınırlandırılabileceğini, ancak kar payı hakkının tamamen kaldırılmasının mümkün olmadığını, bu yıla kadar kar dağıtımı yapılmadığı gibi genel kurul toplantılarının da haber verilmediğini, toplantının ilan edilip edilmediği hakkında davacının bilgisi olmadığını, şirket ana sözleşmesinde kar dağıtımı ile ilgili olarak giderler vs düşüldükten sonra geri kalan kısmın genel kurulun tespit edeceği şekil ve surette dağıtılacağının düzenlendiğini, kar payının dağıtılması esas ve usullerinin genel kurul tarafından karara bağlanacağının açıkça ortay konulduğunu, kar payının paydaşın müktesep hakkı olduğunu, şirketin kazanç elde etmesi halinde TTK m. 466 usullerine uyarak kar dağıtımı yapılmasının kural olduğunu, ancak zorunluluk halinde kar payı dağıtılmamasına da genel kurulun karar verebileceğini beyanla, davanın kabulüne, davacının davalı şirkette bulunan hissesi oranında 2016 yılından bu yana şahsına düşen kar payı alacağından kaynaklanan alacak tutarının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödememe tarihinden itibaren şimdilik 10.000TU'nin davalı şirketten ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmşitir.<br>CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 14/02/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının sermaye koyarak şirket ortağı olduğuna dair beyanın gerçek dışı olduğunu, davacının hiçbir zaman sermaye koymadığını, davacı ile davalı şirket yetkilisi ... ve ... 'ın murisi ... ... 'ın arasında akrabalık ilişkisinin mevcut olduğunu, bu nedenle hiçbir karşılık alınmadan şirket ortağı yapıldığını, davacının kendisine bilgi verilmediği, kar ve zarar hesaplarının incelettirilmediği, kar payı almadığına ilişkin beyanlarının mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, sermaye koymadan şirkete ortak olan davacıya hem davalı şirket adına ...  hem de ... 'ın defaten elden ve banka kanalıyla birçok kez ödemeler yaptığını, bu davanın açılmasının asıl amacının aile içinde yaşanılan husumetten kaynaklandığını, davacının pandemi döneminde şirket büyük bir ekonomik kriz yaşarken ve kendisine defaten ödemeler yapılmasına rağmen iadeli taahhütlü mektupla kar payı talebinde bulunulduğunu, davacının talebine yanıt verilerek, 2019 yılı kararının %25 'inin ödeneceğinin bildirildiğini, davacının TTK m. 614 gereğince sahip olduğu bilgi alma ve inceleme hakkına dayanarak davalı şirketin 18.04.2013 tarihinden bu tarihe kadar olan genel kurul kararlarını inceleyemediğinden mağdur edildiğine dair iddiasının da savunmalarını kanıtlar nitelikte olduğunu, davacı eğer iddia etmiş olduğu gibi sermaye koyarak ortak olmuş ve ortak olduğu 18.04.2013 tarihinden itibaren kendisine ödeme yapılmamış olsaydı dava açmak için bu kadar uzun süre beklemeyeceğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.<br>DELİLLER :<br> Arabuluculuk son tutanağı, Banka kayıtları, Genel kurul kararları, İhtarname, Yazışmalar, Ticari defter kayıtları, Dekontlar, Bilirkişi raporu, Bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı.<br>Muhasebeci bilirkişi ...  ve Şirketler hukuku alanında uzman bilirkişi ... tarafından hazırlanan 24/04/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; Zararla kapanan 2013 — 2015 — 2016 — 2020 ve 2021 yılları için temettü dağıtım kararı alınmaması genel kabul görmüş finansal yönetim ilkeleri ve dolayısıyla ticari hayatın olağan akışının bir gereğidir. Kâr ile kapanan 2014, 2017, 2018 ve 2019 yıllarında temettü dağıtım kararı alınmaması; kümülatif zarar durumu nedeniyle, genel kabul görmüş finansal yönetim ilkeleri ve dolayısıyla ticari hayatın olağan akışının bir gereğidir. 67.463 TL kâr ile kapanan 2019 yılında 75.189 TL birikmiş kâra rağmen temettü kararı alınmaması, 430,70 olan özkaynak oranı dikkate alındığında genel kabul görmüş finansal yönetim ilkeleri açısından makuldür. Genel kabul görmüş seviyesi 440 olan öz kaynak oranı davalı Şirket için 2020 yılında dönem zararına rağmen, yabancı kaynak yapısı nedeniyle artarak 433,94 olarak gerçekleşmiş, bilahare 2021 yılında dönem zararı nedeniyle 423,08'e düşmüştür. Bu değişim göz önünde bulundurulduğunda, temettü politikasının öz kaynak sağlamlılığına ve dolayısıyla Şirket'in sürekliliğine katkı sağladığını söylemek mümkündür. Dava tarihi itibariyle davalı şirket genel kurulunun herhangi bir kar dağıtım kararı bulunmadığı gibi, şirketin 2013-2021 dönemini kümülatif zararla kapattığı, 2021 yılı sonu itibarjyfe şirketin dağıtılabilir karının ve serbest yedek akçelerinin bulunmadığı, bu koşullar altında dava tarihi itibariyle kar dağıtımının mümkün olmadığı ve davacı yönünden alacak hakkına dönüşmüş bir kar payı alacağının bulunmadığı tespit edildiğinin görüş ve kanaatine varılmıştır. <br>Muhasebeci bilirkişi ... ve Şirketler hukuku alanında uzman bilirkişi ... tarafından hazırlanan 24/04/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; Kök bilirkişi raporuna yönelik itirazlar ile kök rapordan sonra dosyaya celbedilen banka yazı ve ekstrelerinin incelenmesi neticesinde, davacının şirket ortaklığından sonra davacıya veya diğer şirket ortaklarına şirketten kar payı ödemesi yapıldığına dair bir kayda rastlanmadığının görüş ve kanaatine varılmıştır.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE<br> Dava, limited şirket ortaklık kâr payının tespiti ve tahsili istemine ilişkin olup mahkememiz görevli ve yetkilidir. <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 616/1-e maddesi gereğince limited şirketlerde kâr payı dağıtımı konusunda münhasır yetkili organ genel kuruldur. Bu yetki genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Limited şirketlerde şirketin kâr elde etmiş olması, kendiliğinden limited şirket ortağına kâr payı talep etme yetkisi vermeyecektir. Şirket ortaklarına kâr payı dağıtılabilmesi için, öncelikle ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde ortaklar kurulunca bir kararın alınması gerekmektedir. Kâr payı, genel kurulda verilen dağıtım kararından sonra ortaklarca talep edilebilir hale gelir. Genel kurulda kâr payı dağıtımına ilişkin karar alınmadığı müddetçe kâr payı dağıtımının yapılması mümkün değildir. Genel kurul tarafından kâr payı dağıtılmamasına karar verilmesi halinde, genel kurul kararının iptali istemi ile dava açılması mümkün ise de, kâr payının tespiti ve ödenmesine yönelik olarak doğrudan dava açılması mümkün değildir. <br>Toplanan delillerden somut uyuşmazlıkta davacı taraf müvekkilinin 18.04.2013 tarihinden itibaren davalı şirketin ortağı olduğunu, müvekkiline hiç kar payı ödenmediğini, talepleri üzerine kendilerine 1.316,89TL ödeme yapıldığından bahisle 2016 yılından itibaren hesaplanacak kar payının ödenmesini talep etmiş olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 616/1-e maddesi gereğince limited şirketlerde kâr payı dağıtımı konusunda münhasır yetkili organ genel kuruldur. Bu yetki genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Limited şirketlerde şirketin kâr elde etmiş olması, kendiliğinden limited şirket ortağına kâr payı talep etme yetkisi vermeyecektir. Şirket ortaklarına kâr payı dağıtılabilmesi için, öncelikle ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde ortaklar kurulunca bir kararın alınması gerekmektedir. ...m.608/1'e göre, kâr payı, sadece net dönem kârından ve bunun için ayrılmış serbest yedek akçelerden dağıtılabilir.  Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davalı Şirket 2013-2015-2016- 2020 ve 2021 yıllarını zararla; 2014-2017-2018 ve 2019 yıllarını kârla kapatmıştır. Yine yıllar itibariyle tablo halinde gösterilen birikmiş kar/zarar hesabına göre, şirketin yalnızca 2017, 2018 ve 2019 yıllarında dağıtılabilir karının bulunduğu tespit edilmiş ve şirketin kar dağıtımında kullanacağı dağıtılabilir/serbest yedek akçesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. 2013-2021 yıllarını kapsayan dönemde şirketin kümülatif/birikimli kar/zararları incelendiğinde şirketin 2013 yılından 2017 yılına kadarki 5 yılı zararla kapattığı, 2018-2020 döneminde 3 yıl kar ettiği, akabinde 2021 yılı sonu itibariyle şirketin kümülatif zararının -100.101,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Yine davalı şirketin ticaret sicil gazetesinde yayınlanan en son 2018 tarihli kararının bulunduğu, genel kurul kararlarının geçerli olması için sicil gazetesinde yayınlanması gerektiği, dava tarihi itibari ile davalı şirketin genel kurulun herhangi bir kar dağıtım kararının bulunmadığı, 2021 yılı sonu itibari ile dağıtılabilir karının ve serbest yedek akçelerinin bulunmadığı, banka hesaplarında yapılan incelemede de şirket ortaklarına yapılan bir ödeme bulunmadığı tespit edilmiştir. Yapılan tespitler ile kâr payı dağıtımına yönelik ortaklar kurulu kararının bulunmadığı, bu yönde alınmış bir karar olmadan mahkemenin de genel kurul yerine kendini koyarak kâr payı dağıtımı konusunda karar vermesi hukuken mümkün değildir (Yargıtay 11. HD'nin 27.11.2018 t.li, 2016/14687 E. - 2018/7407 K. sayılı kararı). Bu nedenle, kâr payının tespiti ve ödenmesi isteminin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince  427,60TL  karar harcından peşin yatırılan 170,78-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 256,82-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre  10.000,00-TL vekalet ücretinin  davacıdan tahsili ile davalı tarafa  verilmesine, <br>5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde   yatıran tarafa re'sen iadesine, <br> 7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan  1.320,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,<br>Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.  26/04/2024  <br><br>Katip ...<br>  e-imza *<br> <br> <br>Hakim ...<br>  e-imza *<br><br><br>Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır. <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6286716ed4b42f9f","SID":"6b030190e2705e5d"}}