{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1781 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1049<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30.06.2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/88 E. - 2021/105 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Markanın Hükümsüzlüğü<br>KARAR TARİHİ\t: 23.05.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23.05.2024<br><br>\tİzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 30.06.2021 tarih 2020/88 E. - 2021/105 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA: Davacı vekili, davacının bitkisel gıda ürünleri ve bitkisel kozmetik ürünlerinin üretimi ve pazarlanması konusunda önde gelen markalarından olup ''...'' markasını ilk olarak 24.01.2003 tarihinde 2003/01639 no'lu markasını 2013/109417 başvuru ve tescil numarasıyla  tescil ettirdiğini, söz konusu markayı 24.01.2013 tarihinden itibaren on yıl süreliğine yenilediğini, davalının ise 15.12.2010 tarih ve 2010/03813 başvuru ve tescil no'lu ''...'' markası ile faaliyette bulunmakta olup davacıya ait olan, aynı/aynı türdeki mallarla ilgili olarak tescil edilmiş ve davacı tarafından daha öncesinde tescil edilen markaya benzer işaretler kullanmak sureti ile mevzuat hükümlerine aykırı hareket ettiğini, Tarım ve Orman Bakanlığının yaptığı kontroller sonucunda, davalı firmanın tescil ettirdiği marka adıyla üretilen zeytinyağlarında uygunsuzluk tespit edilerek kamuoyuna duyurulmuş ve birçok haber sitesinde bu duyuruya yer verilmiş olduğunu, Google'da görseller üzerinden ... yazılıp aratıldığında, davacıya ait markanın ürün görselleriyle birlikte Tarım ve Orman Bakanlığının davalı firmanın ürünüyle ilgili yapmış olduğu uygunsuzluk/hile tespitine dair haber görselleri bir arada çıktığını, halk tarafından davalının kullandığı markanın, davacıya ait marka ile ilişkilendirilme ve hatta karıştırılma ihtimali dahi bulunduğunu, bu nedenle davacının marka değerinin zedelendiğini, maddi ve manevi zarara uğradığını, davacının davalıya ait markadan bakanlık duyurusu neticesinde haberdar olduğunu, belirterek; davalının markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini dava ve talep  etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı markasının 31/01/2011 tarihinde tescil edildiği davalının ise davayı 9 yıl 8 ay sonra açtığı, davacının tacir olduğu basiretli bir iş adamı gibi davranması gerektiği, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açmadığı, kötüniyetli tescil iddiasında bulunmadığı, belirtilerk; davacının davasının reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalının İzmir merkezli bir firma olup üretimini burada gerçekleştirerek  gerek internet üzerinden gerekse de Türkiye'nin farklı şehirlerinde ürünlerini sattığını, ürünlerinin satışları toptan olarak alan aktarlar, mağazalar tarafından yapılmakta olup şube aracılığıyla satışı bulunmamadığını, davalı tarafın adresinin ise Osmaneli-Bilecik olduğunu, davacının Bilecik veya İzmir dışındaki diğer uzak illerde, kendi sektöründe ve Türkiye çapında bilinirliği olmayan başkaca hangi markalar olduğunu bilmesi imkansız olduğunu, davacının gıda, saç bakım, cilt bakım, kolonya gibi doğal, bitkisel içerikli birçok farklı ürün ürettiğini, bu sektörde üretim yapan binlerce işletme olduğunu, beş yıllık sürenin hesabında davalı markasını markasını kullandığını bildiği tarih esas alınması gerektiğini, 15.09.2020 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından  hile (taklit ve tağşiş) tespit edilmiş ve bu olaylar basına yansıdığı tarihi ile birlikte davalının bu durumu bilmesi gerektiğini kabul edilerek sürenin hesaplanması gerektiğinini, dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin dolmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\tToplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının 29 - 30 - 32 nice sınıflarında 24.01.2003 başvuru 24.01.2013 yenileme tarihli  2013/109417 başvuru ve tescil sayılı markası ile davalının 29 nice sınıfında 15.12.2010 başvuru tarih ve 2010/03813 başvuru ve tescil sayılı markasın bulunmasına, iddianın ileri sürülüş şekline göre bezerlik (iltibas/karıştırma ihtimali) nedeniyle hükümsüzlük talebinin beş yıllık hak düşürücü süreye tabi olmasına, davacı tarafında kötüniyet ile tescil olgusuna dayanılmamasına, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği ve davacının basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü altında bulunduğu dikkate alındığında davacı tarafından sonraki tarihli bir markanın kullanıldığının bilmesi gerekmesine, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığının tespit edilmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL'den peşin alınan  59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ad3b4778c79d67d3","SID":"6913bb44fda1e791"}}