{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>                    T.C.<br>                SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/289 <br>KARAR NO\t: 2024/805<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>KATİP\t: ...         (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 09/11/2022<br>NUMARASI\t: 2021/632 Esas - 2022/854 Karar<br><br>DAVACI\t: YILDIZPAN ORMAN ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. - ... - ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... -  Av. ... - ...<br>DAVALI \t: ... - ... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 01/09/2021<br><br>KARAR TARİHİ\t: 06/05/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 31/05/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalıya mal satımı söz konusu olduğunu, bu mal karşılığı 28.09.2020 tarihinde 30.960,00 TL'lik, 06.10.2020 tarihinde 41.400,00 TL'lik,12.10.2020 tarihinde 23.275,97 TL'lik, 03.11.2020 tarihinde 482,86 TL'lik, 11.10.2020  tarihinde 1.800,28 TL'lik, 10.11.2020 tarihinde 61,95 TL'lik toplamda 97.981,06  fatura kesildiğini, davacı toplam borç olan 97.981,06 TL'yi ödememiş bunun üzerine Gebze İcra Dairesi'ne 2021/10906 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak davalı ödeme emrine tüm ferilerine itiraz ettiğini, bu sebepler ile davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20 icra ve inkar tazminatı ödemesine karar verilemesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket mal alımında ...'u yetkilendirdiğini, ... mal alımı ile ilgili davacı şirket ortağı ... ile muhatap olduğunu, ... müvekkili firmaya satacağı malların teslimi ve ödeme hususunda  sigortalı çalışanı ...'ın yetkili olduğunu belirttiğini, 08.09.2020 tarihinde yapılan akitte ...'ın talimatı ile temsilci olarak  ... imzaladığını, sözleşmede 50.000,00.-TL nakit  alınacak kalan iş ve malzeme tesliminde 78.000,00.-TL alınacak diye not düşüldüğünü, ...  müvekkili şirket adına 50.000,00-TL ödemeyi davacı adına ...'a elden teslim ettiğini, davacı adına ... yapılan akide 50.000,00.-TL nakit alındı yazıp imza altına aldığını, davacı şirket davaya konu malları ... aracılığı ile parça parça gönderdiğini, alınan malların bedelleri ...'a parça parça ödendiğini,  ... davacı adına parayı aldığına dair makbuzu imzaladığını 25.09.2020 tarihinde 66.000,00.-TL, 12.10.2020 tarihinde 27.000,00.-TL, 19.10.2020 tarihinde 8.000,00.-TL, 13.10.2020 tarihinde 6.400,00.-TL, 23.10.2020 tarihinde 6.000,00.-TL, 31.10.2020 tarihinde 21.000,00-TL toplamda ise 134.400,00.-TL ödeme nakden yapıldığını, müvekkili firma davacı firmaya tüm borcunu ödediğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın REDDİNE, Davacı taraf davayı açmakta kötüniyetli olduğundan takip konusu alacağın %20'si oranında 19.596,21.-TL kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \"Davalının ödeme iddiasını tanıkla kanıtlama talebine muvafakat etmedik. Kanunda ispat sınırı olarak gösterilen parasal olarak belli tutarı aşan hukuki işlemler ve senede karşı olan iddialar kural olarak yalnız senet ile ispat edilebilir. Tanık ile ispat edilemez. Davalının ödeme yaptığını iddia ettiği rakamlar VUK'taki düzenlemedeki sınırı aşmaktadır. Basiretli bir tacir olarak VUK hükümlerine uymayan davalının bu iddiası bu anlamda da hukuken geçersizdir. Dosyada alınan Bilirkişi raporu tamamıyla lehimize ve raporda neticeten müvekkil firmanın davalıdan 97.981,06 TL alacaklı olduğu görülmekte iken olayın oluşuna uygun olmayan ve dosyadaki Bilirkişi raporuna da açıkça aykırı, Türk Ticaret Kanunundaki konuya ilişkin tüm düzenlemeleri ile çelişik karar verilmiştir, ayrıca davalının ödemeler yaptığı söylemine de itibar edilerek aleyhimize icra inkar tazminatına hükmedilmesi anlaşılmaz\" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin müvekkilden herhangi bir alacağı bulunmamaktadır, TBK madde 40/2 uyarınca hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunan şirkete ait olmaktadır. Temsilcinin yetkisini kötüye kullanması bakımından müvekkil firmanın herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacı çalışanı tarafından uğradığı zararları müşterilerinden tahsil etme amacı ile hareket ederek kötü niyetli davranmıştır. Türk Medeni Kanunu madde 2 uyarınca; 'Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz' Yerel Mahkeme tarafından verilen karar usul ve yasalara uygundur\" beyanı ile davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 09/11/2022 tarih, 2021/632 Esas - 2022/854 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; faturalardan kaynaklı alacak için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelemesinde; davanın tarafları arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından davalıya mal satımı yapıldığı, satılan mallar karşılığında 28.09.2020 tarihinde 30.960,00 TL'lik, 06.10.2020 tarihinde 41.400,00 TL'lik,12.10.2020 tarihinde 23.275,97 TL'lik, 03.11.2020 tarihinde 482,86 TL'lik, 11.10.2020  tarihinde 1.800,28 TL'lik, 10.11.2020 tarihinde 61,95 TL'lik toplamda 97.981,06  fatura kesildiği, davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediği, bunun üzerine davacı tarafından Gebze İcra Müdürlüğünün 2021/10906 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, takibe davalı tarafından itiraz edildiği, itiraz üzerine duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya arasına alınan Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/10906 Esas sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine 102.735,00.-TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğinin üzerine borçlunun süresinde takibe, borca, ödeme emrine, faiz oranına, işlemiş faize ve fer'ilerine itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dosya arasına alınan 12/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacıya ait defterlerin TTK ilgili hükümleri yönünden  usulüne uygun tutulduğu her üç defter sonuçlarının birbiri ile ilgili belgelerde uyum arz ettiğini, defterlerin delil niteliği taşıdığını, HMK 222 hükmü gözetilerek takdiri mahkememize ait olduğunu, davalıya ait defterlerin TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğu her üç defter sonuçlarının birbiri ile ilgili belgelerde uyum arz ettiği, defterlerin delil niteliği taşıdığı, HMK 222 hükmü gözetilerek takdiri mahkememize ait olduğunu, takdiri mahkemenize ait olmak üzere taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, davalının davacıya 97.981,06.-TL borcu olduğunu, davacı yanın icra takip talebinin 97.981,06.-TL asıl alacak talep ettiğini, talebin yerinde olduğunu, davacı yanın faturasında   belirtilen vade tarihinden (ödeme günü)  itibaren  %16,75  faiz uygulanması gerektiği yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.<br>İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas.  2021/377 Karar)<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  21. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197   Karar )<br>İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturaların gösterilmiş olduğu görülmüştür.<br>Eldeki davada, tarafların, dosya arasına alınan BA ve BS formlarına göre 2020-Eylül-Ekim aylarında ticari <br>ilişki içinde oldukları, dosya arasına alınan 12/02/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre, davanın her iki tarafının  ticari defterlerinin delil kudretini haiz olduğu, defter kayıtlarına göre, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davalının davacıya 97.981,06.-TL borcu olduğunun belirtildiği görülmüş, bunun yanı sıra yine dosya kapsamından, davacı şirket yetkilisi ... adına davacı şirket çalışanı ... tarafından farklı tarihlerde ve meblağlarda toplamda 134.400,00.-TL'nin davalıdan elden tahsil edildiği anlaşılmış, yapılan bu tahsilata ilişkin şirket çalışanı ...'ın dosyaya celp edilen  Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/14032 soruşturma sayılı dosyasındaki kolluk ifadesinde; \"Ben Yıldızpan Orman Ürünleri isimli firmada proje sorumlusu olarak çalıştım ve 2021 mart ayında işten çıkarıldım. Şikayet dilekçesi sahibi Berk yapı isimli işyeine giderek Yıldızpan'ı temsilen ölçü aldım fiyat teklifi yaptım ve Berk yapımın işleri ile ilgilenen ... ile birlikte Yıldızpan isimli işyerinin sahibi ...'ın ofisine geçtik ve taraflar fiyat konusunda anlaştılar. Sonrasında anlaşma karşılığı olan ve elden ödenecek 50.000 TL yi almmak için Gebze merkezde bulunan Albaraka Türk bankasını önüne gittim ve ... ile buluştum ve 50.000 TL yi elden aldım o an herhangi bir makbuz kesmedik ve ordan ayrıldık. Sonrasında Berk yapının mal tedariği ile ben ilgilendim ihtiyaç oldukça mal gönderdim ve ara ara değişik tarihlerde 5, 10 bin şeklinde toplam 134,000 TL tutarında para aldım. Bu Berk yapının yapmış olduğu ödemelere ilişkin topluca tarafıma makbuz kesildi fakat ben bunları Yıldızpan isimli firmaya ulaştırmadını yırtıp attım. Berk yapının bana yapmış olduğu ödemeleri ben çalıştığım yıldızpan isimli firmaya bildirmedim bana ne zaman ödeyecekiyer diye sorduklarında da çeşitli bahanelerle erteledim. Sonrasında olay gün yüzüne çıkınca ...'a durumu izah ettim. Berk yapının 134.000 TL ödediğini fakat parayı yıldızpan'a getirmediğimi şans oyunlarında kullandığımı Yıldızpan isimli firmanın sahibi ... a anlattım. ... beyde bana nasihat edip iki parça halinde senet yaptı. Sonuç olarak Berk Yapı Yıldızpan Ormlan ürünlerine toplam 134.000 TL ödemiştir ben bu parayı güveni kötüye kullanarak kendi namı hesabıma kullandım ... bu durumu bildiği halde, parayı benim aldığımı öğrenmesine rağmen Berk yapıyt borçlu göstermektedir. Bahse konu olay benimle Yıldızpan arasındadır. Berk yapının herhangi bir borçu yoktur. Söyleyeceklerim bunlar dan ibarettir.\" şeklinde beyanda bulunduğu, yine, Gebze 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/465 Esas sayılı dosyasının 02/12/2021 tarihli duruşmasında ...'ın \"Ben müştekinin işyerinde proje pazarlamacısı olarak çalışıyordum.  Müşterilerle anlaşmayı ben yapıyordum. Ben anlaşma karşılığı müşterilerden belli bir meblağ para alıyordum. Para almaya yetkim vardı. Ben bu aldığım paraları söylemiyor, şirkete götürmüyor, paralarla  şans oyunları oynuyordum. Ben bu şekilde 4 müşteriden para aldım. 2 müşteriden elden para aldım. 2 müşteri de parayı benim şahsi banka hesabıma atmıştı. Ben bu banka hesaplarımı daha önce bildirmiştim. Almış olduğum paraları hangi tarihlerde aldığımı hatırlamıyorum. 1 yıl içerisinde farklı zamanlarda bu parayı almıştım. 2 defa 50.000 TL hesabıma yatırıldı. 1 kez de 136.000,00 TL parayı da Berk İnşaat isimli firmadan elden almıştım.  ... isimli  müşteriden de 80.000 TL  almıştım. Kalan parayı da ismini hatırlayamadığım Kozyatağı'nda olan bir müşteriden almıştım. Toplamda 351.500,00 TL para almıştım. Daha sonra yaptığımdan pişman oldum ve durumu müştekinin babası ... beye söyledim. Kendisi çok kızarak beni polislere teslim etti. Sorgu sürecinden sonra müşteki ... ve babası ... beni evimden alarak bana bunu kendi aramızda halledeceğimizi söyleyerek bana rızamla 4 parça  toplamda 351.500,00 TL lik senet imzalattılar.  Ben bu senetleri de işsiz olduğumdan ödeyemedim. Yaptığımdan dolayı çok pişmanım\" şeklinde ifade verdiği görülmüş, tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından, davacı adına ...'a 134.500,00.-TL ödeme yapıldığının sabit olduğu, davalı tarafın, davacı şirketin sigortalı çalışanı ...'ın davacı adına iş ve işlemleri yürüttüğünü bilmesi karşısında tahsilat yapabileceğini buna dair temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarmasının mümkün olacağı anlaşıldığından, yerel mahkemece; davalının elden makbuz karşılığı yapmış olduğu ödemelerin davacı şirkete yapılmış olduğu kanaatine varması ve bu kanaatle davanın reddine şeklinde  karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmışsa da; eldeki davada davalı tarafından kötüniyet tazminatı talebinde bulunulmadığı halde mahkemece davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.<br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KISMEN KABULÜ İLE Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 09/11/2022 tarih, 2021/632 Esas - 2022/854 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davanın REDDİNE,<br>b-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının, 1.240,80.-TL peşin harçtan mahsubu sonucu artan 813,20.-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>c-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 104,50.-TL tebligat ve posta gideri, 1.000,00.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.104,50.-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>ç-Davalı tarafından yapılan masraf olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>d-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1-2 maddesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 16.437,74-TL vekâlet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>e-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 1.320,00.-TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın reddedilmesi nedeniyle davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına, <br>f-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana İADESİNE,<br>2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,<br>b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>c-Davacı tarafından yapılan 492,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 166,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 658,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>d-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince  davalıya iadesine,<br>e-Kaldırma gerekçesine göre davacının icra dairesine yatırmış olduğu teminatın iadesine yer olmadığına, <br>f-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br><br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/05/2024\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e80bf32ac524ed13","SID":"d15ca58573d3fc56"}}