{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/309 <br>KARAR NO: 2024/447<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/11/2020<br>NUMARASI: 2018/585 Esas - 2020/667 Karar<br>DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 26/04/2016 tarihinde 5 yıl süreli olarak LNG Satış ve Ariyet LNG Tesis Teslim Sözleşmesinin imzalandığını, davalı tarafından keşide edilen Beyoğlu .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin 14. Maddesi gerekçe gösterilerek sözleşmenin fesih edildiğinin ihtar edildiğini, davalı tarafından yapılan feshin hem sözleşme hükümlerine hem de hukuka aykırı olduğunu, sözleşme kapsamında ilk gaz alımının davalı tarafından 06/06/2016 tarihinde yapıldığını, davalının gaz alım tarihine göre sözleşmenin normal bitiş süresinin 06/06/2021 tarihi olduğunu, 06/06/2016 ile 18/08/2017 tarihleri arasında 15 ay süre ile davalının gaz kullanımının gerçekleştiği, sözleşmenin 45 ay öncesinden sonlandığını, davalının fesih ihtarını 13/03/2018 tarihinde gönderdiğini, davalı ile davacı arasındaki ticari ilişkinin 18/08/2017 tarihinde sonra erdiğini, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshetmesiyle davacının zarara uğradığını, davacının sözleşme gereği erken fesihten  kaynaklı kar mahrumiyeti ve cezai şart alacağı taleplerinin bulunduğunu beyanla şimdilik toplam 30.004,16.-TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili vermiş olduğu cevap  dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden kaynaklandığı iddia olunan cezai şart ve kar mahrumiyeti taleplerinin belirlenebilir olduğunu, davacının cezai şart talebi yönünden dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, sözleşmenin devamı sırasında davalı şirketin merkezinin bulunduğu bölgeye ulusal tüketim hattı/yerel dağıtım şebekesinin (...) bağlandığını, müvekkilinin bu durumu davacıya bildirdiğini, ... ile aynı ticari koşulların sağlanmasının talep edildiğini, ancak davacı tarafından söz konusu talebin karşılanmadığını, bu nedenle sözleşme 14. Maddesinde düzenlendiği üzere sözleşmenin kendiliğinden sonra erdiği ve davacının kar mahrumiyeti talebinin reddinin gerektiğini, sözleşmenin 12.1 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kar mahrumiyetine ilişkin tazminatın talep edilebilmesi için davalı şirketin sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi ya da davalının sözleşmeyi tek taraflı feshetmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin herhangi bir tonaj taahhüdünde bulunmadığını, davacının cezai şart talebinin haklı nedenle fesih sebebiyle doğmadığını, sözleşmenin 14. maddesi gereğince kendiliğinden sonra erdiği, davacının ... ile aynı ticari koşulları sağlayamadığının faturalardaki birim fiyatlardan açık olduğunu, bu nedenle davacının iddia ettiği üzere herhangi bir cezai şart veya buna bağlı kar mahrumiyeti taleplerinin yerinde olmadığından bahisle davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"... taraf iddia ve savunmaları, taraflar arasında akdedilen LNG Satış ve Ariyet LNG Tesis Teslim Sözleşmesi, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya içeriğine göre, taraflar arasında imzalanan sözleşme içeriğinde davalının davacıdan ilk gaz alımının 06/06/2016 tarihi, sözleşmenin bitiminin 06/06/2021, davalının son ürün alım tarihinin ise 18/08/2017 olduğu, davalı ... şirketinin 11/09/2017 tarihinde davacı ...'ye yazılı bildirimi ile;  sözleşme 14. Maddeye göre tedarikçilerden doğalgaz alımı yapmak istediğini, yeni tedarikçiler ile aynı koşullar sağlanmaz ise sözleşmenin kendiliğinden fesholacağının bildirildiği yine davalının davacıya 06/03/2018 tarihindeki yazılı bildiriminde 11/09/2017 tarihli bildirimine rağmen LNG tankının davacı yanca alınmadığını, bu hususta sorumluluklarının bulunmadığının bildirildiği, davalının 13/03/2018 tarihli Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşme m.14 gereğince 11/09/2017 tarihinde davacıya başvurduğunu, talebinin yerine getirilmediğini, sözleşme m.14 gereğince sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, bu haliyle de taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği davacıya durumun 2 ay önceden bildirildiği, yeni dağıtım şebekesine bağlanacağı, aynı koşulları sağlaması şartını talep ettiği ancak davacı tarafından davalının bildirimine herhangi bir cevap verilmediği dosya kapsamıyla sabit olmakla ve alınan bilirkişi heyet raporunun dosyadaki delillerle uyumlu, bilimsel ve denetime açık olduğu, davalının sözleşmeyi haklı sebeplerle feshettiği(Y.19 HD. 06/12/2017 Tarih 2016/13711 E.- 2017/7790 K), davalı bayinin borca aykırı davranmadığı gibi taraflar arasındaki sözleşmenin 12/2 Maddesinde kâr mahrumiyeti talep edilebileceği yönünde bir düzenleme olmadığı ve açıkça kâr mahrumiyeti talep edilebileceği yönünde bir düzenleme bulunmadığı, davacının davalıdan kâr mahrumiyetine ve cezai şart alacağına yönelik müspet zarar talep  edebilme yasal  koşulları oluşmadığı, taraflar arasındaki 26/04/2016 tarihli  LNG Satış ve Ariyet LNG Tesis Teslim Sözleşmesi'nin 14. Maddesine uygun olarak davalı ... tarafından haklı olarak feshedildiği hususunda mahkememize tam kanaat geldiğinden, davacının bu sözleşmenin feshine ilişkin cezai şart/kar mahrumiyeti talep hakkı olmadığı anlaşıldığından açılan davanın reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçesinde dayanak gösterilen bilirkişi raporu uyarınca, davalının LNG kullanım miktarıyla ilgili herhangi bir taahhüdünün bulunmadığı tespitine yer verilmişse de, 26.04.2016 tarihli, davalının kaşe ve imzası bulunan ve sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan LNG Sistem ve LNG Satış Teklifi'nde LNG Tüketim Miktarı, 96 Ton/yıl olarak belirtildiğini, bu sebeple LNG kullanım miktarıyla ilgili taahhüdünün bulunmadığına ilişkin tespitin kabulü mümkün olmadığını, davalının  yıllık gaz tüketiminin 96 ton olacağı kararlaştırıldığını, dolayısı ile müvekkil şirket 5 yıl süre ile 96 ton *5 yıl = 480 ton  gaz satışı yapacağı öngörüsü ile bu yatırımı yaptığını, oysa ki davalı taraf 15 aylık süre içerisinde sadece 46,7 ton gaz kullanımı yaptığını, buradan da müvekkil şirketin yatırım zararı olduğu açıkça anlaşıldığını, son olarak belirtildiğinde, dosyanın ek rapor düzenlenmek üzere tekrar bilirkişiye tevdi edilmesinin sebebi, itirazlarını dikkate alınarak, kar mahrumiyeti ve cezai şart hesaplaması yapılmasının istenmesini, bilirkişinin görevi, yalnızca mahkemenin talebi doğrultusunda inceleme alanı ile sınırlı kalmak üzere rapor düzenlemek olduğunu, halbuki bilirkişiler, mahkemece istenen şekilde rapor düzenlemediğini, hukuki yorum yaparak, mahkemenin talep ettiği hesaplamayı yapmadığını, mahkeme tarafından itirazların dikkate alınmadan ve deliller toplanmadan davanın reddine karar verildiğini, tüm bu nedenlerle mahkeme'nin davanın reddine ilişkin kararı kabul edilemediğini ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılacak inceleme neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, taraflar arasında 26/04/2016 tarihinde düzenlenen \"LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) Satış ve Ariyet LNG Tesisi Teslim Sözleşmesi'nin süresiden önce davalı tarafça feshi nedeniyle sözleşmenin 12/1maddesi gereği kar mahrumiyeti ve 3.1 maddesi gereği cezai şart istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı ceazi şart ve kar mahrumiyeti ödenmesi koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarınadır. Taraflar arasında 26/04/2016 tarihinde düzenlenen \"LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) Satış ve Ariyet LNG Tesisi Teslim Sözleşmesi'\" imzalandığı, sözleşmenin 14. Maddesi ile süresinin ilk LNG teslimatının yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl olarak düzenlendiği, ilk teslimatın 06/06/2016 tarihinde yapıldığı bu durumda sözleşme süresini 06/06/2021 tarihide sona ereceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin \"kira mukabili verilecek LNLG tesisinin teslim şartları\" başlıklı 3. Maddesinin 3.1. bendinde müşteriye teslim edilecek tesisat belirtildikten sonra \" müşterinin LNG kullanımından kısmen veya tamamen vazgeçmesi durumunda, İpragaz'ın sözleşmeyi tek taraflı fesih etme ve kendisine ait yukarıda belirtilen ekipmanları iade alma hakkı saklı olmakla birlikte, Müşteri yukarıda tanımlanan tesisi iade etse dahi sözleşme süresi sonuna kadar kalan süre için, aylık KDV hariç 300 Euro üzerinden hesaplanacak bedeli de cezai şart olarak nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt eder.\", Genel Hususlar başlıklı 12/1 maddesi:  \" Ayrıca müşteri sözleşmeyi süresinden önce fesheder veya müşterinin sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle İpragaz tarafından tek taraflı feshine neden olursa müşteri sözleşmenin normal sona erme süresi sonuna kadar hespa edilmek üzere İpragaz'ın maruz kaldığı zarar, ziyan ve mahrum kaldığı kar kaybını tazminat olarak İpragaz'a ödemeyi şimdiden kabul ve taahhüt etmiştir., 14. Maddesi \"Sözleşme süresi içinde müşteri ulusal tüketim hattına veya yerel dağıtım şebekesine bağlanıp doğalgaz kullanmaya başlayacak ise bu durumu en geç 2 ay öncesinden İpragaz'a yazılı olarak bildirecektir. ..., bu tarihte boru hattı ile doğalgazı ... veya diğer muhtemel doğlagaz tedarikçileri ile aynı ticari koşullarda müşteriye tedarik edebilecek durumda ise müşteri, doğalgazı ...'dan almayı taahhüt eder. Bu durumda yeni bir  doğlagaz tedarik sözleşmesi yapılması şartı ile işbu sözleşmenin kendiğinden feshedilmiş olacaktır. Söz konusu tarihte İpragaz, doğalgaz tedarik edebilecek durumda değilse veya ... veya diğer muhtemel doğlagaz tedarikçileri ile aynı ticari koşulları sağlayamıyor ise işbu sözleşme kendiliğinden sona erer.\" Düzenlemelerini içermektedir.Davacı taraf sözleşmenin 3. maddesinde öngörülen ceza şartın 14. Madde ile hükümsüz hale getirilmediğini, doğalgaz alımından kısmen veya tamamen  vazgeçme durumunda hangi nedenle olursa olsun cezai şartın ödenmesi gerektiğini, 26/04/2016 tarihli LNG sistem ve LNG satış  teklifinde  LNG tüketim miktarının 96 Ton/yıl olarak belirtildiğini davalının bu miktar malı almayarak zarara sebep olduğunu iddia etmektedir.Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir ve bu amaçla cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK md. 179/III) dur.Taraflar arasındaki sözleşmenin 3. Maddesinde öngörülen cezai şart TBK 179/3 maddesinde düzenlenen  ifayı engelleyen ceza koşulu niteliğindedir.  (dönme cezası) Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 14. Maddesi ile davalıya haklı nedenle sözleşmeyi fesih hakkı verilmiş ve eldeki uyuşmazlıkta davalı taraf sözleşmedeki fesih hakkına dayanarak feshetmiştir. Bu durumda sözleşmenin 3. Maddesinde düzenlenen cezai şartın halen talep edilebileceğini söyleme imkanı yoktur. 3. Maddedeki düzenlemenin davalı tarafın haklı olmayan fesih yada mal almaktan vazgeçmesi hallerine ilişkin olduğu sonucuna ulaşılarak davacının bu yöne ilişen istinaf istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı tarafça; 11/09/2017 tarihini taşıyıp davacıya 12/09/2017  tarihinde tebliğ edilen yazı ile \"bölgede doğalgaz hattı çekiliği, bundan sonraki hizmeti doğalğaz olarak almak istediklerini, sözleşmenin 14. maddesi gereği bu hizmetin ... veya  diğer muhtemel tedarikçiler ile  aynı ticari koşullarda sağlamasını, aksi halde yine14. Madde gereği iş bu sözleşmenin kendiliğinden feshedilmesini rica ederiz.\" şeklinde sözleşme hükmü gereği talepte bulunulduğu görülmektedir. Davacı tarafın davalının bu talebine karşı yine sözleşmenin 14. Maddesi gereği ... veya diğer tedarikçi şartlarında doğalgaz verebileceğine dair herhangi  bir cevap vermediği belirlenmiştir. Davalı taraf 06/03/2018 tarihli yazı ile  LNG tankının alınmasını isteyen bir yazı daha göndermiş,  bilahare Beyoğlu .... Noteriliğinin 13 Mart 2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 11/09 2017 tarihli  dilekçeye atıf yapılarak başvuru davacıya sözleşmenin 14. Maddesi gereği başvuru yapıldığı ancak davacını talebi yerine getirmediği belirtilerek  fesih koşulunun oluşması nedeniyle sözleşmenin feshedildiği, LNG tankının 3 günde geri alınası ihtar edilmiştir. Dosyada toplanan deliller ile davalı tarafça sözleşmeni 14. Maddesine uygun şeklide süre verilerek ve haklı nedenle feshedildiği sonucuna ulaşılmıştır.Müspet zarar; Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır.Menfi zarar ise uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, Haluk; age., s. 427). Bu husus, Borçlar Kanununun 108. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada, alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü, sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Diğer bir söyleyişle, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Eren Fikret, age.,  s.482). Kar mahrumiyeti ise bir tarafın kusuruna bağlı olarak sözleşmenin devam ettirilememesi nedeniyle elde edilemeyen net gelir olup, kâr mahrumiyeti  talep edilebilmesi için davalının  borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının haklı sebep olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerekmektedir. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2010 gün ve 2010/14-244-260 sayılı ilamı). Sözleşmenin haksız feshinde ancak sözleşmede kararlaştırılmış olması halinde kar kaybı zararı  istenebilir.Bu değerlendirmelerden sonra davacının kar mahrumiyetine yönelik istinaf istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedildiği, borca aykırı herhangi bir davranışının bulunmadığı, sözleşmenin fesih  edilmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla sözleşmenin haksız feshine bağlanan kar mahrumiyetinin talep edilme imkanı yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b48e05b1711a1ce","SID":"8fcff62e0829596e"}}