{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/628 - Karar No:2024/389<br>                         T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/628 <br>KARAR NO\t: 2024/389<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 17/03/2022<br>NUMARASI\t: 2015/1491 E-2022/225 K<br><br>DAVACI-KARŞI DAVALI\t: <br>VEKİLLERİ\t : <br>DAVALI-KARŞI DAVACI\t:<br><br>ASIL DAVA KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARŞI DAVA KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 08.05.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08.05.2024\t<br>\tDavacı vekili tarafından karşı taraf aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali ve alacak istemlerine ilişkin asıl ve karşı davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı- karşı davacı vekili ile ihbar olunan vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı- karşı davalı vekili: Taraflar arasında ... isimli hidroelektrik santrallerinin yapım işini kapsayan sözleşmelerin akdedildiğini, bu sözleşmelerle müvekkilinin hidroelektrik tribün için gömülü parçalar, hidrolik tribün için kalan donatım, jeneratör, uyarma sistemi, valf gibi malzemeleri sağlanması, montajını ve denetimini yapması ve iş sahibine teslimi işini üstlendiğini, bunun karşılığında iş sahibi olan davalının toplam ücretin %20'sini avans, kalan %80'i ise dönülemez akreditif karşılığında ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, bu bedeller dolayısıyla müvekkilinin davalıdan 5.561.000 USD alacağı oluştuğunu, alacak kalemlerinin büyük kısmının sözleşmede belirtilen dönemlere uygun olarak müvekkiline ödendiğini ve HES'lerin teslim edilerek faaliyete geçirildiğini, müvekkili şirketin davalıdan halen ödenmemiş 595.864,70 USD alacağı ve ferilerinin bulunduğunu, santrallerin 2011 yılında faaliyete geçtiğini ve halen sorunsuz bir şekilde kullanılmakta olduğunu, müvekkilinin alacağının tahsili için davalı aleyhinde Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2015/21353  sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davalı tarafından zamanaşımının gerçekleştiği ve ayrıca borcu olmadığına dair  itirazda bulunulduğunu, davalının itirazlarının yerinde olmadığını, santralin 2011 yılında faaliyete geçmiş olması nedeniyle borcun bu tarihte muaccel hale geldiğini, 5 yıllık sürenin geçmediğini, müvekkilinin icra takibinde ödenmemiş 6 adet faturaya dayandığını, bu faturalardan 06.12.2011 tarihli faturadan yapılan 32.235,30 USD mahsuplaşma düşüldüğünde davalının davacıya toplamda 595.864,70 USD borcu bulunduğunu, 31.12.2011 tarihli mutabakat ile dava konusu miktarın davalı tarafından da kabul edildiğini, faturaların davalıya gönderildiğini, faturalara herhangi bir itirazı olmadığını, davalının halen bakiye borcunu ödemediğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına, 595.864,70 USD’nin hesap mutabakatı tarihi olan 31.12.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak Devlet Bankalarının dolar ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek oranda faiziyle birlikte tahsil anındaki kurdan TL’ye çevrilerek takip miktarının ödenmesine ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\tDavalı- karşı davacı vekili: Davacının Çin merkezli yabancı uyruklu bir şirket olup, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 42.maddesi uyarınca teminat göstermek zorunda olduğunu, müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulması halinde hisselerinin eski sahibi olan ... Holding A.Ş'ne müvekkilinin rücu imkanı bulunduğundan davanın davalı sıfatıyla ... Holding A.Ş'ne ihbarını talep ettiklerini, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının öncelikle dava dilekçesinde belirttiği sözleşmelerdeki edimlerini yerine getirdiğini, işi yaptığını ispat etmesi gerektiğini, davacının hiçbir zaman sözleşmelerde belirtilen ekipmanları teslim etmediğini, işi sözleşmeye uygun olarak tamamlamadığını, 2011 yılının zamanaşımı başlangıç tarihi olarak gösterilmesinin de kabul edilemez olduğunu, davacı tarafça takibe konu edilen 92.600,00 Dolar bedelli ve aynı tarihli 88.200,00 Dolar bedelli, 96.600,00 Dolar, 87.600,00 Dolar bedelli faturaların müvekkili şirkete teslim edilmediğini, söz konusu faturalar nedeniyle müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, bu faturaların hangi amaçla düzenlendiğinin de müvekkilince bilinmediğini, davacı tarafça üstlenilen işin ... isimli hidroelektrik santrallerinin yapımı işi olmadığını, müvekkili şirketin ana hissedarın ... Holding AŞ ve grup şirketlerinin olduğu dönemde davacı şirketle Karasu Nehri üzerinde bulunan ... isimli hidroelektrik santrallerinde kullanılacak  gerekli hidrolik tribünler, jeneratörler, vanalar, yağlama üniteleri ve governer gibi ana ekipmanların ve sair ekipmanların tedarikine ve kurulumuna ilişkin her bir santral için ayrı ayrı olmak üzere toplam 5 sözleşme imzaladıklarını, bu kapsamda davacının sözleşmede belirtilen ekipmanın sözleşmede belirtilen şekilde ve verimlilikte kurulumu ve çalışması işini üstlendiğini, davacının hiçbir zaman sözleşmede belirtilen ekipmanı teslim edip işi tamamlamadığını, sözleşmeye uygun teslim edilmiş bir işin de bulunmadığını, davacının sözleşme uyarınca bütün edimlerini ifa etmiş gibi müvekkilinden talepte bulunduğunu, işi tamamlamayan davacının sözleşmede belirtilen bedele hak kazanamayacağını, müvekkili tarafından bu güne kadar davacıya 4.920.800 USD ödeme yaptığını, bu bedelin davacı tarafça gönderilen ekipman yapılan, yapılan iş ve hak kazanılan bedelin çok üstünde olduğunu, işin teslim edilmediğini ve kabulünün yapılmadığını, davacının sözleşmeye uygun teslim ettiğini ispatla yükümlü olduğunu, bunun yanında işin kabulü için sözleşmede belirtilen testlerin geçici  ve kesin kabullerinin de yapılmadığını, müvekkilinin 2011 yılı Haziran ayından başlayarak davacının işi teslim edilmemiş olmasına rağmen mevcut ekipmanla üretime başlamak zorunda kaldığını, üretime başlama öncesinde Enerji Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ölçümlerde verimliliğin davacının taahhüt ettiği verilerin çok altında olduğunun belirlendiğini, bu  durumunda davacının işi sözleşmeye uygun yapmadığını gösterdiğini, işin tamamlanmamış olması, eksik ve sözleşmede taahhüt edilen verimliliklerde çalışmaması nedeniyle müvekkilinin gelir kaybına uğradığını, yine mevcut ekipmanın çalışabilmesi için onarım masrafları yapmak zorunda kaldığını, bu masrafların 659.342,55 TL olduğunu, yine müvekkilinin Karasu-1 santralinde elektrik üretimine başlanılan tarihten bu yana en az 320.000 USD'den fazla gelir kaybı bulunduğunu, müvekkilinin borcunun olmadığını, davacı iddialarının kabul anlamına gelmemek üzere davacının müvekkili şirketten bir alacağı olduğu kanaatine ulaşılması durumunda müvekkilinin yapmış olduğu masraf ve uğramış olduğu zararların da davacı alacağından takas ve mahsubunu talep ettiklerini, aşan kısım için ise karşı davada talepte bulunduklarını, davacının kötüniyetle icra takibi başlattığını, bu nedenle aleyhine en az  %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini belirterek, asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, karşı davasında ise asıl davada takas ve mahsuba konu edilen alacakların dışında kalan teslim edilmeyen eksik veya sözleşmeye aykırı olan ekipman ve iş kapsamında müvekkili şirketin elde edemediği, mahrum kaldığı gelir ve kar kaybı ile mevcut ekipmanla bu ekipmanın kullanım ömrü boyunca elektrik üretmek durumunda kalacağından mahrum kalacağı gelir ve kar kaybını talep ettiklerini belirterek, belirsiz alacak davası olarak açılan karşı davanın kabulü ile, müvekkili şirketin uğradığı ve uğrayacağı zararların tespiti ile fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL’nın santrallerde elektrik üretiminin başladığı tarihlerden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\tDavacı- karşı davalı vekili: Müvekkilinin teminat gösterme zorunluluğunun bulunmadığını, Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında imzalanan ikili anlaşma uyarınca Çin Halk Cumhuriyeti uyruklu gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile aynı şartlarda dava açma hakkına sahip olduklarını, karşı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını, malların teslim edilmediğinin ispat yükünün taraflar arasındaki sözleşmenin 32.1 maddesine göre karşı tarafta olduğunu, faturaların teslim edilmediğine ilişkin iddialar yersiz olup, 31.12.2011 tarihli belgeyle dava konusu miktar konusunda mutabık kalındığını, davalı- karşı davacı tarafça ileri sürülen eksikliklerin müvekkilinin edimleri ile ilgili olmayıp, davalının kontrolünde bulunan santralin işletilmesi ile ilgili olduğunu, takas- mahsup beyanının yerinde olmadığını, davalı- karşı davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, alacaklı olduğunu kabul etmemekle birlikte iddia edilen alacağın zamanaşımı ve ilaveten hak düşürücü süreye uğradığını, karşı davadaki ayıp iddiasına gelince süresinde ayıp ihbarının yapılmadığını, davalı alacağının belirlenebilir olup, belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını belirterek, asıl davanın kabulüne, karşı davanın zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince: Davanın eser sözleşmeleri kapsamında düzenlenen faturalara dayalı alacağın tahsili yönünde başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, taraf delillerinin toplandığı, ilgili yer mahkemelerine talimat yazılarak keşfen yapılan incelemeyle düzenlenen bilirkişi raporları ve ek raporlarının dosyaya sunulduğu, talimatla alınan raporlar ve ek raporlar, davacı- karşı davalıya ait mali kayıtlar ile davacı- karşı davacının ticari defter kayıtlarının tüm dosya kapsamı ile birlikte bilirkişi heyetince incelenmesine karar verildiği, elektrik elektronik mühendisi, makine mühendisi, meteoroloji mühendisi, muhasebe finansman ABD öğretim üyesi ile nitelikli hesaplamalar bilirkişisinden oluşan heyet tarafından rapor ve ek raporların düzenlendiği, davalı yanın zaman aşımı def'inde bulunduğu,  gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 364. maddesinde, gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 479. maddesinde eser sözleşmelerinde iş sahibinin edimini oluşturan iş bedelinin muacceliyetinin teslim şartına bağlandığı, bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili talepli  davalarda, zamanaşımı süresinin işin yüklenici tarafından iş sahibine teslim edildiği tarihten itibaren başladığının kabul edildiği, somut uyuşmazlıkta taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler kapsamında geçici ve kesin kabulün yapılmadığı, ancak fiili teslim tarihi olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından geçici kabullerin yapıldığı ve hidroelektrik santrallerinin işletmeye alındığı 2011 yılı zaman aşımı süresinin başlangıcı kabul edildiğinde davanın 5 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde açıldığının anlaşıldığı, taraflar arasında davacının tedarikçi davalının iş veren olduğu 14.03.2008 tarihli  ...  hidroelektrik santrallerinin yapım işi kapsamında ilgili ekipmanların tedariki ve kurulumuna ilişkin ortak hükümler içeren 5 ayrı sözleşme imzalandığı anlaşılmış olup davacı yanın sözleşmelerden kaynaklanan edimini yerine getirdiği, 6 faturaya dayalı bakiye iş bedelinin ödenmediği iddiası ile itirazın iptali talebinde bulunduğu,  davalı yanın ise davacının sözleşmelerde ön görülen edimini tam ve gereği gibi yerine getirmediği, eksik ve ayıplı ifada bulunduğunu belirterek davanın reddi ile kar kaybından kaynaklanan zararlarının karşı dava yolu ile tahsilini talep ettiği, taraflar arasında 5 ayrı sözleşmeye konu edilen işin geçici ve kesin kabullerinin yapılmamış olduğu, ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Karasu-1 HES'in 19.05.2011 tarihinde, Karasu-2 HES'in 03.06.2011 tarihinde, Karasu-4.2 HES'in 05.08.2011 tarihinde, Karasu-4.3 HES'in 24.11.2011 tarihinde ve Karasu-5 HES'in 03.08.2011 tarihinde geçici kabullerinin yapılarak ticari işletmeye açılmış oldukları, geçici kabul tutanaklarında davalıyı temsilen 4 ila 8 mühendisin imzasının yer aldığı tespit edilmiş olmakla sözleşmelere konu işin fiili tesliminin 2011 yılında gerçekleşerek tamamlandığının anlaşıldığı, davalı yanın davacının edimini sözleşmelere uygun olarak yerine getirmediği, eksik ifada bulunduğunu iddia etmiş ise de sözleşme ve şartname hükümleri kapsamında davacının edimini eksik yerine getirdiğine ilişkin herhangi bir tutanak, tespit raporu vb. delil sunulmadığı gibi davalı tarafından eksik işlerin nelerden ibaret olduğu ile teknik şartnamede belirtilen hangi ekipmanın teslim edilmediğinin belirtilmediği, eksik malzeme listesi sunulmadığı, Karasu-1 ve Karasu-2 santrallerinde keşfen yapılan incelemede türbinler üzerine menhollerin konulmamasının işletme açısından sorun yaratacağı ifade edilmiş ise de teknik şartnamede menhol kapakları yer almadığından proje kapsamında bulunmadığı bilirkişi heyetince tespit edilmiş olmakla davalı yanın davacının edimini eksik yerine getirdiğine ilişkin iddiasının dosya kapsamı uyarınca kanıtlanamadığı, davalı yanın  davacının ayıplı ifada bulunduğu ve bu kapsamda zarara uğradıklarını iddia ettiği, keşfen yapılan bilirkişi incelemelerinde Karasu-5 dışındaki diğer 4 hidroelektrik santralinde ekipman etiket değerlerinin sözleşmede belirtilen değerlerden farklı olduğundan taahhüt edilen verim değerlerine ulaşılmadığı ve bu nedenle davalı yanın kar kaybına uğradığı tespit edilmiş ise de sözleşmelerin 15. ve 16. maddelerinde her türlü malzeme ve işçiliği muayene ve teste tabi tutarak kusurlu olanları davacıya düzelttirme düzeltilmemesi halinde tamamen veya kısmen reddetme şeklinde  davalıya tanınan hakkın kullanıldığına ilişkin herhangi bir iddia ve ispat vasıtası ileri sürülmediği, 4 ila 8 davalı mühendisinin imzası bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2011 yılında onaylanan geçici kabul tutanakları ile santrallerin davalı tarafından işletmeye alındığı, davalı tarafından cevap-karşı dava tarihine kadar davacı yana ayıp ihbarında bulunulduğuna ilişkin bir delil sunulmadığı, sözleşmelerin 20.3 maddesinde HES'in son büyük kaleminin tedarikçi tarafından sevk edilmesinden itibaren 28 ay süre ile ekipman garantisi verildiği görülmekle garanti süresinin başlangıç tarihi her bir HES yönünden geçici kabulleri yapılarak işletmeye açıldıkları tarih esas alınarak 28 ay garanti süresinin ilavesi ile Karasu-1 HES yönünden 19.09.2013, Karasu-2 HES yönünden 03.10.2013, Karasu-4.2 HES yönünden 05.12.2013, Karasu-4.3 yönünden 24.03.2014 ve Karasu-5 HES yönünden 03.12.2013 tarihinde garanti süresinin sona erdiğinin tespit edildiği, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 359. maddesinin 1 fıkrasında \"İmal olunan şeyin tesliminden sonra iş sahibi, işlerin mutat cereyanına göre imkânını bulur bulmaz o şeyi muayeneye ve kusurları varsa bunları müteahhide bildirmeye mecburdur.\" hükmü gereğince ayıp halinde ihbar yapılmasının gerekli bulunduğu, açık ayıbın eserde dikkatli bir inceleme sonunda görülebilen ve anlaşılabilen bozuklukları, gizli ayıbın ise dikkatli bir inceleme ile ortaya çıkmayan ve sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıpları ifade ettiği, yüklenicinin açık ayıplar nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için teslimden itibaren makul sürede (işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir zaman süreci içinde) eserin muayenesini yaptırıp varsa ayıpların ihbar edilmesi gerektiği, sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların da ayıba vakıf olunur olunmaz derhal bildirilmesi gerektiği, aksi halde iş sahibinin eseri olduğu gibi kabul etmiş sayıldığı ve ayıba bağlı haklarının düşeceğini, sözleşmede garanti (teminat) süresi kararlaştırılmışsa ayıp ihbarının bu süre içinde de yapılabileceğini, somut uyuşmazlıkta davalının 5 ayrı sözleşme kapsamında ayıp ihbarında bulunduğuna ilişkin bir iddia ve ispat vasıtası sunmadığı,  sözleşmelerde ön görülen garanti süreleri içerisinde dahi ayıp ihbarının yapılmamış olduğu, bu kapsamda davalı yanın ayıba bağlı haklarının düştüğü ve davacı tarafından yapılan işi olduğu gibi kabul etmiş sayılması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığından asıl davada davacı yanın sunulan faturalar ve tercümesi sunulan mali kayıtları uyarınca davalı yanın ticari defter kayıtları ile de örtüşen takip tarihi itibariyle tespit edilmiş olan 595.864,70 USD alacağının varlığı kanıtlanmış olmakla asıl davanın kabulüne, karşı davada ayıplı eser sebebiyle kar kaybına ilişkin davalı zararının tazmini talep edilmiş ise de tazminat istenebilmesi için iş sahibinin ayıbı yükleniciye zamanında ihbar etmesi gerektiğinden ve bu koşulun davalı tarafından yerine getirilmediği tespit edilmiş olmakla davalı yanın ayıplı ifaya bağlı zararlarının tahsiline ilişkin kanıtlanamayan karşı davanın reddine karar vermek gerektiği, faturaya bağlanan davacı alacağı likit bulunduğundan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2015/21353 sayılı takibe davalı itirazının iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa %10,50 oranını geçmemek üzere 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarının 1 yıllık USD mevduatına uyguladıkları en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle takibin devamına, %20 icra inkar tazminatı olan 357.792,91 TL'nın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavalı- karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Asıl davanın kabulüne dair dayanak ve gerekçelerde ödeme emrinde yazılı borç ve borcun sebebine bağlı kalınmadığını,  Ankara 3. İcra Müdürlüğü'nün 2015/21353 sayılı dosyadan tebliğ edilen ödeme emri ve dava dilekçesinin 6 no'lu maddesinde dava ve  takibin dayanağının 6 adet fatura olduğunu, takibe konu 6 adet faturada teslim edildiği iddia edilen  ekipman bedeli ve  hizmet bedelinin talep edildiğini, itirazın iptali davalarında alacaklının, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamayacağını, takip talebinde yazılması zorunlu olan unsurların başında borcun sebebinin yer aldığını, itirazın iptali davasının, takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava olduğunu, bu nedenle takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebine bağlılığın esas olduğunu,  bu hâlde yapılması gereken incelemenin, takibe ve davaya dayanak gösterilen 6 adet fatura  ve bu faturalarda talep edilen ekipman ve hizmet bedelinden dolayı davacının alacağının bulunup bulunmadığı, faturalarda yazılı ekipmanın teslim edilip edilmediği ve 1 adet faturadaki hizmetin yapılıp yapılmadığının tespitinden ibaret olduğunu, ne var ki mahkemece, takip sebebi ile bağlı olunmadan, başkaca dayanak ve belgeler üzerinden inceleme yapılarak hatalı sonuca varıldığını, bu durumu usul ve mevzuata aykırı olduğunu, VUK'un 231/5 maddesi hilafına 2011 yılında eksiksiz t eslim edildiği iddia olunan ekipman ve hizmet için 2014 yılından düzenlenen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılması gerektiğini, VUK'un 231/5 maddesi gereğince faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağını,  buna göre sözleşmeye dayanılarak yapılan satış dolayısıyla fatura düzenleme yükümlülüğünün mal tesliminin fiilen yapıldığı tarih itibariyle doğacağını, takip veya takiple bağlı kalınmadan dava konusu alacağın varlığına dayanarak yapılan faturalardaki ekipmanın teslim edilip edilmediği, hizmetin verilip verilmediği hakkında inceleme veya değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, teslimin yapılmadığı iddiasının ispat külfetinin davalıda olduğu gerekçesinin aksine  takip konusu faturalara dair  ispat külfetinin ifa safhası ile ilgili olduğundan tam eksiksiz teslimi yaptığını iddia eden davacıda olduğunu, davacı üzerinde bulunan ispat külfetinin davalıya yükletilmesi sonucunda varılan kararın hatalı olduğunu, faturanın düzenlenmiş ve kayıtlara alınmış olmasının tek başına faturaya konu malların teslim edilmiş olduğunu ispat etmeyeceğini, oysa mahkemece sırf fatura tanzimi sebebi ile faturalara konu alacağın var olduğuna  karar verdiğini, elektronik imza ile imzalı ve müvekkiline tebliğ edilen ödeme emrinde 595.864.70TL asıl alacak, belirtilmeyen faiz türü ve %...şeklinde oran yazılı olduğunu, İİK'nun 60.maddesi ve 8/a maddesi gereğince dosyada mevcut olan ve elektronik imza ile imzalı ödeme emrinin, müvekkiline  tebliğ edilen ödeme emri olup, senet hükmünde olduğunu, icra dosyasına fiziki olarak sunulmuş olan ödeme emrinin davacıya tebliğ edilmemiş olan ödeme emri olduğunu, takip dosyasında iki farklı ödeme emri bulunmakta ise de, hükme esas alınması gereken davalıya tebliğ edilmiş olan ve İİK. 60 ve 8/a maddesi gereğince alacaklı tarafından hazırlanmamış olan ödeme emri olduğunu, kaldı ki hükme esas alınan ödeme emrinin uyap sisteminde mevcut olmadığını, vade veya fiili ödeme günündeki TL karşılığı gösterilmeyen ödeme emri sebebiyle dahi usulüne uygun takip şartının mevcut olmadığını, garanti süresi hesabında hukuki teslim yerine hatalı yorum ile gerçekleştiği iddia edilen fiili teslim tarihi ve sonrasında dahi davacının işten elini çekmediğinin değerlendirilmediğini, davacının kusurundan kaynaklı olarak ön ve kesin kabul işleminin gerçekleşmediğini, hukuki teslimin yapılmadığını, dava konusu uyuşmazlığın, teknik ve mühendislik konularında uzmanlık gerektirmesine rağmen,  mahkeme kararında, 23.07.2018 tarihli bilirkişi raporu başta olmak üzere, tüm teknik bilirkişi tespitlerinin dikkate alınmadığını, bilakis, teknik  konulara dair uzmanlığı bulunmayan mali bilirkişi  değerlendirmelerinin esas alınarak hüküm kurulduğunu, üstelik bahse konu raporlar arasındaki çelişkilerin de giderilmediğini, dosyaya sunulu tüm itiraz ve taleplerine rağmen eksik inceleme ve değerlendirmeyle karar verildiğini, davacı tarafça sunulan e-mail bildirimi ,düzenlenmiş faturalar ve tarafların ticari kayıtlarına yansıyan giderlere dair açıklamalardan açıkça anlaşıldığı üzere bakanlık onayı ve sonrasında dahi davacının işten elini çekmediğini, <br>Devlet onayı olarak tanımlanan geçici kabul tutanaklarında dahi işlerde eksiklik olduğunun standartlara uygunluğunun %100 olmadığının tespitinin de yapıldığını, yine dava dosyası kasamında sundukları bir kısım onarım faturalarının icra takibi ve dava tarihi olan  21/10/2015 sonrasına ait olduğunun dikkate alınmadığını, 70.800.00 Euro bedelli 28.10.2015 tarihli onarım faturası ve ABB firması ekspertiz raporunun  ortaya çıkan arızaların tarihi itibari ile davadan sonra olduğunun açık olduğunu, ekspertiz raporunda generatörün kaymalı yataklarının toleranslar dışında olduğunun 20.11.20115 tarihinde tespit edildiğini, kaldı ki eksik ekipman, eksik iş, farklı ekipman, gizli ayıp halleri dışında, eser sözleşmesine dayanan ilişkilerde ayıp ihbarının yapıldığının tanık delili dahil olmak üzere her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğunu, davacının 2011 yılında işten el çektiği iddiasına rağmen, Devlet onayından sonra testlere devam etmesinin 2012 yılında saha gideri olarak açıklanan ve davalı- karşı davacı tarafından mahsup edilen bedele dair açıklama yapılmadığını, bakanlık işletme onayını fiili teslim olarak  kesin kabul hükmünde sayan ve kesin kabul sonrasında başlatılacak garanti süresine dair  değerlendirmenin hatalı olduğunu,  mali bilirkişi incelemelerinde, takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi hilafına, taraflar arasındaki sözleşmelerde ödenmesi gereken ekipman ve hizmet bedellerinden hangisinin ne şekilde ödendiği ve ne şekilde faturalandırıldığı konusunda hiçbir değerlendirme yapılmadığını, hükme esas alınan 2019 tarihli bilirkişi kök raporunda 06.12.2011-2014 dönemi arasında toplamda 628.100.USD fatura düzenlendiği ve bu faturalardan dolayı 595.864,70.USD alacak bakiyesi oluştuğu ve bu değerlendirmenin davacı kayıtlarına göre yapıldığının belirtildiğini, oysa davacı kayıtlarına göre, 2008 yılı için ödemeler toplamı 1.107.200,00 USD olduğu halde, davalının bu yıla ait  ( ödemelerin yer aldığı 2008 yılı ) kayıtları incelenmemiş olmasının,  1.107.200,00 USD hiç ödenmemiş gibi dışlanmasına veya yok sayılmasına gerekçe olamayacağını, davacının 2008 yılı kayıtlarında, davalıdan tahsil edilen ödemelerden o dönemde düzenlenmiş faturalar mahsup edildiğinde 2009 yılında müvekkilinin  alacaklı olacağının  açıkça görüldüğünü, davacının teslim etmediği ekipmanların bedelini dahi tahsil ettiğini, bunun tartışılmasını engellemek amacı ile cari hesap alacağını takip konusu etmeyip, uydurma dayanıksız faturalar üzerinden alacak yaratmaya çalıştığını, davacının, mahkemenin verdiği ilgili ara karara ve süreye riayet etmeyerek defterlerini ibraz etmediğini, davacı tarafça, 31.05.2016 tarihli talep ekinde, takip konusu olmayan bir kısım kayıt ve faturalar dosyaya sunulduğunu, yine 08.06.2016 tarihli davacı beyanında, davacı şirkete ait tercümesi yapılmış olan mali denetim raporunun sunulması ile yetinildiğini, <br> bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere varılan sonuç aksine davacı ve davalı kayıtlarının birbiri ile uyumlu olmadığını, buna rağmen, bu çelişkinin  mahkemece giderilmediği gibi, borç bakiyesi hesabında, davacı ve davalının kayıtlarının sadece davacı lehine olan kalemlerinin dikkate alındığını, davalının 2008 yılı kayıtlarının incelenmediğini, davacı kaydına dayalı incelemenin ise mevcut olan 2008 yılı fatura ve ödemeleri hesaplama dönemi arasında düzenlenmiş olan fatura ve ödeme karşılaştırmaları yapılmadan eksik şekilde ifa edilerek, sözleşme bedelinden davalı kaydında yer alan ödeme bedeli hesabı ile sonuca varıldığını, oysa davacı kaydında yer alan 2008 yılı için ödemeler toplamın 1.107.200,00 USD ile 23.07.2009 tarihli 70.000,00TL‘lik ile 30.03.2021 tarihli 32.250,00.TL’lik ödemelerin hesaplamada dikkate alınmadığını, bütün bu ödemelerin davalından alındığının davacının ibraz ettiği kendi kayıtları ile sabit olduğunu,  yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsa ticari defterlerini ibrazla mükellef olduğu halde ibrazdan kaçındığını,  dosyaya sunulan kayıtların yabancı dilde tutulması sebebi ile davacı  lehine delil olamayacağını, davalı kaydında yer almasına rağmen davacı kaydında yer almayan ödeme ve virman kalemleri farklılığı hakkında değerlendirme yapılmadığını,  davacı kayıtlarına göre 2008 yılında alınan ödemeler toplamının 1.107.200,00 USD olduğunu, faturalar toplam bedelinin 21.10.2019 tarihli rapor kapsamında davalı lehine 976.000,00USD alacak bakiyesi vereceğinin anlaşıldığını, raporla çelişen 06.12.2019 tarihli bilirkişi raporu gereğince davalı kayıtlarında yer almadığı belirtilen  306.000,00USD bedelli faturanın dahil edilmemesi halinde ise davalı lehine  788.200,00USD alacak bakiyesi tespit edileceğini, mahkemece sözleşme uyarınca teslimin ne zaman yapılması gerektiği, gecikme süresi ve gecikme süresi itibarıyla kesinti bedelinin ne kadar olması gerektiği tespit edilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu,  taraflar arasındaki yazışmaların delil dilekçesinde davaya dayanak olarak  bildirilmiş olup bu yazışmalardan eksik iş ve hatalı işe dair kayıtların dahi yer aldığını,  davalıya tebliğ edilen usule aykırı ödeme emrinde dayanak yapılan 6 adet fatura içeriğinde ekipman bedeli alacağı talebi  itirazı  haklı bir itiraz olmakla inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, zamanaşımına dair değerlendirmede hataya düşüldüğünü,  karşı davanın reddine dair gerekçelerin tümü ile hukuka aykırı olduğunu,  2014 yılında mal ve hizmet verildiği iddiasına dayalı faturadan kaynaklı alacağın varlığına dair kabule rağmen,  ekipmanların ve hizmetin tamamlanarak fiili teslimin 2011 yılında gerçekleştiği tespitinin çelişkili olduğunu,  2014-2015-2016 yıllarında ortaya çıkan gizli hata ve arızaların giderilmesine dair hata ve eksiklerin davalı tarafından 3 şahıslar ile anlaşmak sureti ile giderilmesine dair fatura ve kayıtlar hakkında değerlendirme yapılmadığını, sözleşmeden kaynaklanan edimin ifasındaki dava konusu eksiklikler nedeniyle davacının 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde satıcının sorumluluğuna gidilebileceğinin kabul edilmesi gerektiğini, taraflar arasında yer alan yazışmalardan eksik iş ve ayıpların dahi davacıya bildirildiğin açık olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİhbar olunan vekili  istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin Türk Lirası üzerinden başlatılan icra takibinde Amerikan Doları üzerinden karar verdiğini, takip konusu yapılmayan alacak kalemleri yönünden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ticari defterlerini sunmayan davacının davasını ispat edemediğini,  davacı tarafından sözleşme ile yükümlenen edimlerin eksiksiz ve zamanında ifa edilmiş olduğunu ispat edemediğini, sonuç olarak  mahkeme tarafından hatalı değerlendirme ve eksik inceleme yapıldığını,  yine mahkemenin davanın niteliği ile bağlı kalması ve sadece dava konusu faturalar ile ilgili inceleme yapması gerekirken, icra takibinin konusu olmayan evraklara göre yargılama yapmasının, alacak likit olmamasına rağmen icra inkar tazminatına hükmetmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tAsıl dava  itirazın iptali, karşı dava alacak istemine ilişkin olup mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı davalı- karşı davacı vekili ile ihbar olunan vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\t<br>\tMahkemesince verilen karar davalı- karşı davacı vekili ile ihbar olunan ... Holding A.Ş vekilince istinaf edilmiş ise de, ihbar olunanın davaya müdahil olarak katılmamış olması nedeniyle istinaf hakkı bulunmadığından istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tDavalı- karşı davacı vekilinin  istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı-karşı davacı vekilinin  istinaf  başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle, ihbar olunan ... Holding A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun   usulden reddine, davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İhbar olunan ... Holding A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, <br>\t2-Davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t3-Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 118.540,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 29.635,21 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 88.905,64  TL harcın  asıl davanın davalısından tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t4-Harçlar Kanunu gereğince karşı  dava yönünden alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 346,90  TL harcın karşı davanın davacısından tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-İhbar olunan ...... A.Ş tarafından ödenen 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde  kendisine iadesine,<br>\t6-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı- karşı davacı ile ihbar olunan  tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri  üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 08.05.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br>         Başkan                   Üye             Üye                 Katip <br><br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"820046bddb6408ea","SID":"1cc86bb41c125b97"}}