{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1475 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1129<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/244  Esas  2021/228  Karar <br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Ticari Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 28/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  28/05/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA : <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında 10/09/2018 tarihli dijital ekran (led pano) reklam sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin 30/04/2019 tarihinde 275.000,00-TL+KDV ve 31/05/2019 tarihinde 275.000,00-TL+KDV alacağı ile sözleşmenin 14.maddesi uyarınca taraflarca yarı yarıya ödenmesi gereken 10.665,00-TL damga vergisinin tamamının müvekkili tarafından ödenmesi sebebi ile 5.332,50-TL'lik kısmı için müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, bu alacaklara ilişkin olarak iki adet fatura düzenlenerek gönderildiğini, buna rağmen fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediğini, bunun üzerine davalı şirkete ihtarname keşide ettiklerini,  davalının ihtarnameden sonra 10/06/2019 tarihinde 50.000,00-TL ve 14/06/2019 tarihinde 50.000,00-TL olmak üzere toplam 100.000,00-TL'lik kısmi ödemelerinin olduğunu, kalan kısmının ödenmemesi üzerine bu kez ikinci ihtarnamenin gönderildiğini ve kalan 529.332,50-TL alacağın ödenmesinin talep edildiğini, bu ihtarnameden sonra ise davalı tarafça 28/06/2019 tarihinde 100.000,00-TL'lik kısmi bir ödeme daha yapıldığını, alacağın tamamının ödenmemesi üzerine davaya konu icra takibi yapıldığını, davalının itirazı sonucu takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, itiraz dilekçesinde yer alan beyanların gerçeğe aykırı olup, alacağın tahsilini geciktirmeye ve engellemeye yönelik olduğunu bildirmiş, davalının  borca ve ferilerine ilişkin itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP : <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yerleşim yeri nedeni ile İzmir Mahkemelerinin yetkisiz olup yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davacı ile davalı müvekkilinin dava konusu sözleşme öncesinde de ticari ilişkileri olan birbirlerine belli bir süredir hizmet satışı yapan iki tacir olduklarını, yakın tarihte de benzer sözleşme akdedildiğini, sözleşme bedelinin ödendiğini, dava konusu kira sözleşmesine konu led reklam panolarının  davalı şirketin kullanımındayken maddi olarak zarara uğradığını, kira sözleşmesi sonrasında kullanılamaz hale geldiğini, bunun üzerine geçmişe dönük ticari ilişkilerinden dolayı hatır ilişkileri de mevcut olan tarafların bir araya gelerek led reklam panolarında meydana gelen zararın davacı şirket tarafından giderilmesi konusunda sözlü olarak anlaştıklarını, bu anlaşma sonucunda tarafların reklam sözleşmesi uyarınca davalı müvekkilinin ödeyeceği tutarın led reklam panolarının uğramış olduğu hasar ve panonun kullanılamadığı süre için kazanç kaybı tazmini düşüldükten sonra 200.000,00-TL olarak güncellenmesine karar verildiğini, davacı şirket tarafından dava dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere kararlaştırılan ödemelerin davalı müvekkilince gerçekleştirildiğini, davalı müvekkilinin, davacı şirket vasıtasıyla yönlendirildiği başka bir şirket tarafından dolandırıldığını, bunun üzerine taraflar arasında uyuşmazlık çıktığını ve davalı müvekkili şirketin davacı şirketin kusuru sebebiyle yaklaşık 600.000,00-TL tutarında zarara uğradığını, buna rağmen hem davacı şirketin kusuruyla dolandırıldığı tutarı, hem de kira sözleşmesine konu led reklam panosunun uğradığı zararı göz ardı eden müvekkilinin tüm iyi niyetiyle davacı şirkete 200.000,00-TL ödeme yaptığını, çıkan uyuşmazlık sonrasında davacı şirketin daha önce davalı müvekkili ile yapmış olduğu kira sözleşmesi için dava dışı bir firma ile anlaşıp akabinde taraflar arasındaki anlaşmaya rağmen müvekkili aleyhine dava konusu icra takibine giriştiğini, davacı şirketin açıkça toplam alacağı olduğunu iddia ettiği tutarı belirtmesine rağmen 24/05/2019 tarihli ihtarname ile toplam alacağı talep etmediği, davacı şirket tarafından keşide edilerek müvekkiline gönderildiği belirtilen fatura tarihlerinin ihtarname tarihlerinden çok daha sonra olduğunu,  tek başına bu hususun bile davacı şirketin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak müvekkilinden haksız kazanç elde etme saikini ortaya koyduğunu, bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için kanunun aradığı başlıca şartın haksız olarak yapılan bir itirazın varlığı olup alacağın likit olmaması halinin itirazı haklı kılacağını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, icra takibinin kötü niyetli ve haksız olarak yapılması nedeni ile davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini bildirmiş, davanın usulden ve esastan reddine, davacının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Mahkemece; \"... taraflar arasında davaya konu 10/09/2018 tarihli dijital ekran (led pano) reklam sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmenin varlığı ve içeriği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, sözleşme gereği reklam panolarının davalı şirket tarafından kullanımı karşılığında davalının sözleşmede kararlaştırılan bedeli ödemeyi üstlendiği, davalı tarafça 10/06/2019 tarihinde 50.000,00-TL, 14/06/2019 tarihinde 50.000,00-TL ve 28/06/2019 tarihinde 100.000,00-TL olmak üzere toplam 200.000,00-TL ödeme yapıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, ancak sözleşme gereği davacı tarafın ödemesi gereken toplam sözleşme bedelinin KDV dahil 31/10/2018 tarihinde 191.750,00-TL, 31/12/2018 tarihinde 191.750,00-TL, 28/02/2019 tarihinde 295.000,00-TL, 30/04/2019 tarihinde 324.500,00-TL, 31/05/2019 tarihinde 324.500,00-TL olarak kararlaştırıldığı, bunun yanında tarafların sözleşmenin 14.maddesinde damga vergisinin yarı yarıya ödeneceği konusunda anlaştıkları, damga vergisinin 10.665,00-TL olarak tamamının 26/10/2018 tarihinde davacı şirketin banka hesabından ödendiği, davacı tarafça 07/05/2019 tarihinde 30/04/2019 tarihli ödeme için 324.500,00-TL ödeme taksiti ile 5.332,50-TL damga vergisinden oluşan 329.832,50-TL'lik faturanın tanzim edildiği, buna karşın davalıya keşide edilen 24/05/2019 tarihli ihtarnamede alacağın 304.832,50-TL olarak belirtilip talep edildiği, ihtarnameden sonra davalı tarafça 50.000,00'er TL'lik iki ödemenin yapıldığı, davacı tarafın 31/05/2019 vade tarihli 224.500,00-TL alacağı için fatura düzenleyip ilk ödemeden kalan 204.832,50-TL olduğunu bildirdiği alacağıyla birlikte 529.332,50-TL alacağın ödenmesi istemli 24/06/2019 tarihli ihtarnameyi keşide ettiği, ihtarnamenin 26/06/2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, b ihtarnameden sonra 100.000,00-TL'lik ödemenin yapıldığı, buna göre davacı tarafın sözleşme kapsamında talep ettiği alacak miktarının 429.332,50-TL olduğu, davacının bu miktar asıl alacak ile işlemiş faiz ve ihtarname masraflarını konu ederek toplam 435.995,66-TL alacak üzerinden icra takibine geçtiği, icra takibine konu edilen asıl alacak miktarının davalının yaptığı 200.000,00-TL ödeme ile sözleşmede ödenmesi kararlaştırılan sözleşme bedeli toplamının 1.327.500,00-TL olması karşısında miktar itibariyle talep edilebilir olduğu, davalı taraf sözleşmeye konu panolarda meydana gelen arızalar nedeniyle yalnız 200.000,00-TL ödeme yapılacağı, bunun dışında davacı tarafça sözleşme bedeli talep edilmeyeceği iddiasında bulunmuş ise de bu iddiasını usul ve yasaya uygun yazılı delillerle kanıtlayamadığı gibi hiçbir delil ve belge sunmaması nedeni ile iddianın dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı, davacı tarafın davalı tarafa keşide ettiği 24/06/2019 tarihli ikinci ihtarnamenin davalı tarafa 26/06/2019 tarihinde tebliğ edilmiş olması ve ihtarnamede ödeme için üç günlük süre verilmesi nedeniyle 29/06/2019 tarihinden itibaren takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinde bulunabileceği, tarafların tacir olması ve davaya konu alacağın ticari iş niteliğinde bulunması nedeniyle davacı tarafça ticari işlerde uygulanan avans talebinin usul ve yasaya uygun olduğu, bilirkişi tarafından hesaplanan işlemiş faiz tutarının 6.053,10-TL olup davacı tarafça icra takibine konu edilen iki ihtarname masrafının da talep edilebileceği dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ve davalının borca ve ferilerine ilişkin itirazının kısmen iptali ile takibin;429.332,50-TL asıl alacak, 6.053,10-TL işlemiş faiz, 229,58-TL ihtarname masrafı ve 243,58-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 435.858,76-TL  asıl alacak ile işleyecek faiz yönünden yıllık %19,50 oranını geçmemek üzere  asıl alacağa işleyecek yıllık %19,50 oranında ve değişen oranlarda avans faizi üzerinden devamına, davanın kısmen reddi ile; davacı tarafın fazlaya ilişkin 136,90-TL işlemiş faiz isteminin reddine, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiği anlaşılmakla asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, davalı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de reddedilen işlemiş faiz yönünden davacının kötü niyetle hareket etmediği, davalı tarafın bu yöndeki iddiasını kanıtlayamadığı göz önünde tutularak davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir...\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : <br>Davalı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme konusu reklam panolarının davacı şirket kullanımındayken maddi zarara uğraması akabinde müvekkili şirketin ödemekle yükümlü olduğu tutar üzerinden indirime gidildiğini, ilk derece mahkemesince bu husustaki beyanlarının dinlenmediğini, taraflar arasında akdedilen 10.09.2018 tarihli Dijital Ekran (Led Pano) Reklam Sözleşmesi uyarınca, müvekkili şirket tarafından sözleşme konusu led ekran panolarının davacı şirkete tahsis edildiğini ve kullanımına sunulduğunu, sözleşme konusu ekran panolarının, davacı şirket kullanımında olduğu süreçte maddi olarak zarara uğradığını ve kira sözleşmesi akabinde kullanılamaz hale geldiğini, taraflar arasında yıllardır süre gelen ticari ilişki bulunduğunu, arada hatır ilişkisi de olduğunu, taraflar meydana gelen maddi zarar akabinde bir araya gelerek, zararın davacı şirket tarafından karşılanması hususunda şifahen anlaştıklarını, bu anlaşma sonucunda taraflar reklam sözleşmesi uyarınca müvekkili tarafından ödenecek tutarın 200.000,00 TL olarak güncellenmesine karar verildiğini,  ödemelerin de müvekkil şirket tarafından davacıya yapılmış olduğunu, yapılan ödemenin  tüm dosya kapsamı ile sabit olduğunu,  tarafların söz konusu sözleşme öncesinde de ticari ilişkileri mevcut olmakla birlikte, müvekkili, davacı şirket vasıtasıyla yönlendirildiği başka bir şirket tarafından dolandırıldığını, müvekkili şirketin 600.000,00 TL tutarında zarara uğratıldığını,  bu hususa rağmen müvekkili şirket tarafından hem davacının kusuru ile dolandırıldığı tutar, hem de kira sözleşmesine konu led ekran panolarının uğradığı zarar, iyi niyetle tüm bedel üzerinden ödendiğini, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamelerde toplam alacak kalemine yer verilmediğini ve müvekkilinden toplam alacak da dava aşamasına kadar talep edilmediğini, davacı şirketin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak müvekkilinden haksız kazanç elde etmeye çalıştığı ve bu yönden İİK'nın en önemli şartı olan hukuki yararının bulunmadığının görüldüğünü, müvekkili tarafından, taraflar arasındaki anlaşmaya yönelik olarak tüm borçların ifa edildiğini, yapılan yeni anlaşmaya istinaden de davacının müvekkilden herhangi bir alacağı kalmadığını, kararın bozulmasını,  davanın tamamen reddine, karar verilmesini,  talep ve istinaf etmiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME,<br>DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Mahkemece verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği, davalı  vekilinin 20/05/2024 tarihli dilekçesi ile istinaf başvurusundan feragat ettiği görülmüştür.<br>Davalı vekilinin Üsküdar 16. Noterliğinin 18/12/2019 tarihli ve 47193 yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde; kanun yollarından feragat etmeye yetkili olduğu görülmüştür.<br>Bu durum karşısında, 6100 sayılı HMK’nın 349. maddesi gereğince istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 349. maddesi uyarınca FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,<br>2-Davalının yatırmış olduğu;<br>a-162,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının üzerinde bırakılmasına, <br>b-59,30 TL istinaf karar harcının istemi halinde davalıya ödenmesine,<br>3-İstinaf eden davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın taraf vekillerine dairemiz tarafından tebliğine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/05/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8057eff8141639a","SID":"bf38c2005bad2827"}}