{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/365 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1012<br>KARAR TARİHİ\t: 09/05/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/879 Esas 2021/754 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)                                       <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 09/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09/05/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.12.2016 tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeki davalı şirket sigortalısı ... plaka sayılı otobüs seyir halindeyken Honaz ilçesine bağlı Yokuşbaşı mahallesi zıpır yokuşuna geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkması ve yolun gidiş yönüne göre sol tarafında bulunan şarampole girmesi sonucu davacı ...'nın yaralandığı trafik kazası meydana geldiği, iş bu kaza esnasında davacının, davalı şirket sigortalısı ... plaka sayılı araçta yolcu pozisyonunda olduğunu, kazada davacının sağ omzunda hareket kısıtlılığı olacak nitelikte yaralandığı, kaza sırasında ... plakalı araç ile davalı şirket arasında kaza tarihini kapsar ZMMS poliçesi bulunduğunu, bu sebeple davanın davalı ... Sigorta A.Ş.'ne ikame edildiğini, davalının kaza tarihindeki poliçe üst limiti ile sınırlı kalmak üzere davacıya tazminat ödemekle yükümlü olduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;   Söz konusu kaza ile ilgili davadan önce davalı sigorta şirketine müracaat edilmiş ve 3237507-2 no lu hasar dosyası açıldığı, davalı şirkete gönderilen başvuru ile açılan hasar dosyasının tamamlanabilmesi için gerekli evraklar karşı tarafa bildirilmesine rağmen evraklar davacı tarafca tamamlanmamış bu sebeple müvekkil şirketce kazaya ilişkin başvurunun incelemesi sonlandırılamadığı, davalı Sigorta şirketi; Sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, poliçe teminatları dâhilinde ve poliçe teminat limitiyle sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunu, Bu poliçeden dolayı müvekkil kooperatifin sorumluluğu, sigortalının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda kişi başına sakatlık azami kaza tarihi itibariyle 310.000,00 TL ile sınırlıdır. Teminat limitini bildirmemiz davayı kabul anlamına gelmediği gibi Zorunlu Mali Sorumluluk sigortası bir meblağ sigortası değil, zarar sigortası olduğunu, bu sebeple teminat altına alınan rizikonun gerçekleşmiş olması nedeniyle, teminat limiti olan 310.000,00 TL nin tamamen ödenmesi söz konusu değildir, mağdurun gerçek zararının alanında uzman bilirkişilerce tespit edilmesi ve tespit edilen tazminat bedelinin sigortacıdan alınarak sigortalıya verilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; <br>Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına Thtar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür- Haksız eylem, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksiz fiilden söz edebilmek için;<br>-\tZarar verici bir fiil<br>-\tBu fiilin hukuka aykırı olması<br>-\tFiili İcra edenin kusurlu bulunması<br>-\tFiil ve zarar arasında uygun illiyei bağının bulunması gerekir.<br>Fiilin, bilinçli bir iradeye dayanmış olması gerekir. Hukuka aykırı fiil, hukukun koruduğu değerlerin, çiğnenmesi sonucunda, hukuk düzeninin bir kuralını İhlal eden fiildir, Hukuka aykırılık, zarar vermeyi yasaklayan ya da önleyen kuralların çiğnenmesidir,<br>Bir eylemin hukuka aykırı olarak kabul edilebilmesi için aynı zamanda bir hukuka uygunluk nedeninin mevcut olmaması gerekir. Kusur, hukuk düzeni tarafından kınanan bir davranışın bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Olağan yaşam deneyimlerine, genel düşünceye ve objektif olasılığa göre, bir olayın gerçekleşmesi ile sonuç ortaya çıkmış ya da bu olayın oluşması ile sonucun ortaya çıkması kolaylaşmış ise ilk hareket ikincisinini nedeni, İkinci Olay birinci hareketin sonucu sayılır. Buna uygun illiyet bağı denir.<br>Tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için yalnızca eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli değildir. Fiil sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla fiilli arasında uygun nedensellik bağının bulunması da gerekir, Nedensellik bağı sorumluluğun temel öğesidir. Zararla eylem arasında nedensellik bağının mevcut olması, zararın eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın ortaya çıkmayacağının kesin olarak bilinmesidir. Zarar ile fiil arasında uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığı hususu, her somut olayda kendi içerisinde ayrıca değerlendirilir,<br>Kusur sorumluluğunda, üç durumda nedensellik bağı kesilebilir.<br><br>- \tZorlayıcı neden<br>-\tZarar görenin ağır kusuru<br>-\tÜçüncü kişinin ağır kusuru<br>Somut olayda davalının zorunlu mali mesuliyet sigortalısı olan aracın sürücüsünün 2918 sayılı yasanın 52/1-b maddesine aykırı davranmak suretiyle ağır kusurlu olduğu ve haksız fiilin meydana gelmesine etki ettiği, bu kusurlu ve hukuka aykırı fiil neticesinde davacının bedensel zarar gördüğü, davacının zararı ve fiil arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, bedensel zarara ilişkin kaza tarihi itibarıyla yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre iş göremezlik durumunu tespit eden birden fazla defa rapor alındığı, son olarak tüm bu iş göremezlik durumuna ilişkin raporlar arasında çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp 2. İhtisas Kurulundan rapor alındığı raporun somut olaya uygun olduğu, daha sonrasında tazminat hesabı için dosyanın bilirkişiye gönderildiği, bilirkişinin TRH 2010 tablosu uygulamak suretiyle raporunun hazırladığı, davalı sigorta şirketince hesaplamada kullanılan tabloya dair itirazda bulunmadığı, bu haliyle hesaplamaya ilişkin uygulanan tekniğin davacı için kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,\" gerekçesi ile, Davanın KABULÜ İLE; 83.381,20-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminata dava tarihi olan 31.07.2017 den yasal faiz yürütülmesine,\"şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına göre davacının %21 meslekte kazanma gücü kaybının olduğu ve iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceği kanaatiyle, müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kusur oranı doğrultusunda geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplandığını, ancak mezkur kazaya karışan aracın bir yolcu otobüsü olup kaza esnasında yolcu olarak otobüste bulunan davacının taleplerinin işbu davaya konu edildiğini, nitekim yolcu otobüsünün ZMM sigortasından önce Taşımacılık Sigortasının bulunmasının gerektiğini, \" Sıralı Sorumluluk İlkesi \" gereğince kaza neticesinde öncelikli olarak taşımacılık sigortasına başvurulması gerekmekte olup poliçe limiti aşıldığı durumlarda taraflarının sorumluluğunun doğduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava; kara yolu ile yurt içi yolcu taşıması sırasında meydana gelen kazada davacının bedensel zararından kaynaklı maddi  tazminat istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin  2023/6604 esas, 2023/9997 karar sayılı emsal ilamında \" Dairenin 30.09.2021 tarihli geri çevirme ilamı ile davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu aracın kaza tarihini kapsar şekilde dava dışı ... Sigorta Şirketi nezdinde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası bulunduğu, bu durumda söz konusu poliçe getirtilerek yukarıdaki düzenlemeler ve Taşıma Kanunu kapsamında davalıya husumet düşüp düşmeyeceğinin re'sen değerlendirilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile cevap dilekçesinde ileri sürülmediği gerekçesiyle anılan yöne ilişkin itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.\" şeklinde gerekçeye yer verilmiştir.<br>Davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı otobüs ile yapılan taşıma yapıldığı,  trafik tespit tutanağında aracın ZMMS acente ve poliçe numarasına yer verildiği, taşımacılık ve  koltuk ferdi sigorta bölümünün boş bırakıldığı,  Sigorta Bilgi Gözetim Merkezinin yazı cevabına göre aracın zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortasının bulunmadığı bu durumda davalıya husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı  anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde her ne kadar  sıralı sorumluluk gereğince sorumluluklarının bulunmadığı iddiasında bulunulmuş ise de; davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemesine, denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğinin anlaşılmasına  göre davalı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM     : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/09/2021 tarih, 2017/879 Esas ve 2021/754 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 284,79 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 71,19 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 213,60 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 09/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"28123630706c5d38","SID":"862da0917115464c"}}