{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/539 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1036<br>KARAR TARİHİ\t: 14/05/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2016/543 Esas 2021/561 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 14/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/05/2024<br><br>\t    Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:    <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı ... AŞ  arasında 162 adet akü emtiasının karayolu ile İngiltere 'ye taşınması hususunda sözleşme yapıldığını, iş bu taşımanın varış yerinde 117 adet akü emtiasının hasarlandığını, dava dışı ... A.Ş. 'nin uğramış olduğu zararların ... Sigorta A Ş. tarafından karşılandığını, iş bu zarar bedellerinin ... Sigorta A.Ş. tarafından İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/09/2015 tarih 2014/1863 esas 2015/841 karar sayılı dosyası üzerinden davacı şirkete rücu edildiğini, iş bu ilamın müvekkili şirket aleyhine sonuçlanarak İzmir 4. İcra müdürlüğünün 2015/15604 esas sayılı dosyası üzerinden icraya konu edildiğini, davacı şirket tarafından ... Sigorta AŞ'ye 18/12/2015 tarihinde 28.000,00 TL ödeme yapılarak dosyanın kapatıldığını, davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasında yapılan sözleşme gereğince davacı tarafından 19.555 net, 21.846 brüt (toplam 28 palet) miktardaki şeffaf polietilen fil gıda ambalajı emtialarının 17.08.2012 tarihinde İzmir Türkiye Kleszczow-Polonya seferini gerçekleştirmek üzere ... A.Ş. tarafından teslim alınarak sorumluluğu davacı şirkete ait olmak üzere sözleşme tanzim edildiğini, söz konusu emtiaların varış noktasına ulaştığının ve tahliye esnasında 18 adet paletin hasarı olduğunun tespit edildiğini, iş bu hasar sebebi ile yapılan incelemede dava dışı ... Sigorta A.Ş. ye sigortalı olan ... AŞ'nin zararının giderildiğini, iş bu zarara ilişkin ise ... Sigorta A.Ş tarafından İzmir l. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.02.2015 tarih 2014/334 Esas 2015/118 karar sayılı dosyası üzerinden davacı şirket aleyhine rücuya konu edildiğini,  anılı ilamın ise İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2014/1905 esas sayılı dosyası üzerinden icraya konu edildiğini, müvekkili şirket tarafından 42.235,74 TL ödeme yapılarak dosyanın kapatıldığını, davalı ile davacı arasındaki ilişkinin müvekkili şirketin taşımaya konu yukarıda bahsi geçen taşıma işlemlerini de kapsar şekilde ... Sigorta A.Ş. 'ye tarafından CMR Karayolu ile yapılan uluslararası emtia taşımaları için Taşıyıcının Mesuliyeti CMR Sigorta poliçesi ile sigortalandığını,  poliçeye göre sigortacı ile sigortalı arasındaki ilişki gereği davacı müvekkilinin anılı hasarlar sonucu açılacak maddi tazminat ve buna bağlı yargılama giderleri, sigorta şirketi davalı ... Sigorta A.Ş nin sorumluluğunun kapsamında olduğunu, ayrıca 651844014476010 Y.5 nolu poliçeye konu hasara ilişkin davalı  tarafa başvuru yapılarak 19064341/1 nolu hasar dosyası açıldığını ancak sigorta şirketi tarafından haksız ve mesnetsiz şekilde hasarın red edildiğini, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.09.2015 tarihli 2014/1863 esas 2015/841 karar sayılı dosyası ve İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli 2014/334 esas 2015/118 karar sayılı dosyalarındaki zarara uğrayan 3. kişilerin zararı müvekkilinin sigorta şirketi tarafından giderilmesi gerekmekte iken, bu zararın davalı şirket tarafından giderilmediğini, halefiyetin borcun ifasına bağlanmış hukuki bir sonuç olduğunu, yapılan ödemeler neticesinde, ödenen miktar ile anılı davadaki davacının haklarına halef olmuş olup, sigorta şirketine karşı dava ve alacak hakkı olduğunu, işbu davada temerrüt tarihinin davacının 3. kişiye ödeme yaptığı tarih olduğunu, halefiyet ilkesi gereğince ödenen miktarın sigorta şirketine rücu edilmesi gerektiğini, haklı davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 65.235,74-TL'nin her bir alacak kalemi için 3. kişilere ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek avans faizi ile rücuen tahsiline , yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.                   <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili şirkete 651844014476010 poliçe nolu Karayolları ile yapılan Uluslararası Emtia Taşımalar için Taşıyıcının Mesuliyeti CMR Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, dava dilekçesinde söz edilen hasarın 21.08.2013 iş bu davaya konu ihbarın tarihi davacının delillerinin eksik celp edilmesi sebebi ile ihbar süresinin belirlenememiş olduğunu aksi kanıtlanıncaya kadar ihbar süresinin iş bu davanın dava tarihi 27.04.2016 olarak kabul edileceğini, bilindiği üzere CMR Konvansiyonunun 32. maddesi uyarınca taşımalardan doğacak taleplerin 1 yıl içerisinde iletilmesi ve yönetilmesi gerektiğini, bu itibar ile kabul anlamına gelmemek üzere iş bu talebin, yasal l yıllık süre içinde taraflarına  yöneltilmediğinden müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, 28.1.2013 tarihli red yazılarında da belirtildiği üzere iş bu sigorta poliçesinin poliçe başlangıç tarihinin 01.01.2012 bitiş tarihinin 01.01.2013 olup fakat poliçenin 01.07.2012 tarihinde iptal edildiğini, îş bu sebeple 15.08.2012 tarihli hasardan müvekkili sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca primi ödemeyen poliçe sebebi ile sigortacının sorumluluğunun başladığından bahsedilemeyeceğini, davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.<br>CEVABA CEVAP: Davacı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği cevaba cevap dilekçesinde;  davalının zamanaşımı itirazlarının son derece yersiz olup sayın mahkemeyi oyalamaya yönelik olduğunu, davanın ihbar edildiğini ve fesih işleminin hasardan ve ihbardan sonra gerçekleştirildiğinin açıkça ortaya çıkacağını,  kaldı ki hasar gerçekleşmiş ise de müvekkilinin ödemediği bir meblağı davalıya ancak ödeme gününden sonra rücu edebileceğini, nitekim CMR 'ye göre ödeme gününden 1 yıl geçmeden davalıya rücu ettiğini,  kaldı ki poliçenin geçersiz hale gelmesi için iptal edildiğine ilişkin bilginin sigortalıya bildirildiğini, davalı kötü niyetli olarak hasarın iptalden önce meydana geldiğini bildirmiş ise de 12.11.2012 tarihinde yazının davacıya gönderildiğini ve 15 gün sonra iptal edilecek dendiğini, iş bu durumun hali davalının kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, cevap dilekçesinin reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.       <br>MAHKEMECE: \"...Dava,  CMR sigorta poliçesine dayalı tazminat isteğine ilişkindir. <br>Davalı sigorta şirketi zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Sigorta sözleşmelerinden doğan davaların hangi sürede zamanaşımına uğrayacağı, 6762 sayılı TTK’nın sigorta genel hükümlere ilişkin 1268 maddesinde “Sebepsiz yere ödenmiş bulunan primin veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları dahil sigorta mukavelesinden doğan bütün mutalebeler, iki yılda müruruzamana uğrar” ve 6102 sayılı TTK’nın sigorta genel hükümlerine ilişkin 1420 maddesinde “(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her halde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.(2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır” şeklinde düzenlenmiştir. Bununla birlikte sadece sorumluluk sigortaları yönünden, 6762 sayılı TTK’dan farklı olarak, zamanaşımı süresi 6102 sayılı TTK'nın 1482. maddesi uyarınca “Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren 10 yılda zamanaşımına uğrar” şeklindeki düzenlemeyle 10 yıl olarak belirlenmiştir. <br>Sigorta uyuşmazlıklarında zamanaşımı süresinin başlaması ve sigortacının temerrüdü için sigortalının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekir. Zira 6762 sayılı TTK’nın 1299.maddesinde yer alan “Sigorta bedelini ödeme borcu, karada ve iç sularda taşıma rizikolarına ait sigortalar dahil, bütün mal sigortalarında, rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya ihbar borcunun 1292 nci madde hükmünce doğduğu tarihten muaccel olur” şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, riziko tazminatının muaccel olabilmesi için sigortacının TTK’nın 1292.maddesindeki düzenlemeye uygun olarak riziko konusu olaydan haberdar edilmesi gerekir. <br>6762 sayılı TTK’nın 1292/1. maddesi uyarınca “Sigorta ettiren kimse sigortanın taalluk ettiği rizikonun gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş gün içinde sigortacıya haber vermeye mecburdur. Bu müddet, üçüncü şahsın sigortalıya karşı dava açması halinde sigortacıya sigortalının müdafaasına yardım etmeye mecbur tutan mesuliyet sigortalarında sigortalının tebligat üzerine davayı öğrendiği, sigortalının üçüncü kişiye vereceği tazminatın sigortacı tarafından ödenmesine ait mesuliyet sigortalarında ise hakkındaki mahkeme kararının kesinleştiğini sigortalının öğrendiği veya dava olmaksızın yahut dava neticesi beklenmeksizin üçüncü şahsa sigortalının para ödemiş olması halinde parayı ödemiş olduğu tarihten başlar''.<br>6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ''Zamanaşımı süreleri ve hak düşürücü süreler'' başlıklı 6. maddesinde de ''Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tâbidir. Zamanaşımı ile hak düşürücü sürelere ilişkin diğer hususlar, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Türk Ticaret Kanununa tâbidir.'' yasal düzenlemesi bulunmaktadır. Bu durum karşısında, sigorta poliçesine dayalı olarak açılan işbu davada zamanaşımı süresinin başlangıcı, davacı taşıyıcı aleyhine İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1863 esas sayılı dosyasında görülen davada verilen 2015/841 K. sayılı kararın temyiz edilmeksizin 24.11.2015 kesinleştiği, davacının 18.12.2015 tarihinde ilgili dosya davacısı olan ... Sigorta A.Ş’ye ödeme yaptığı,  davacı taşıyıcı aleyhine İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/334 esas sayılı dosyasında görülen davada verilen 2015/118 K. sayılı kararın Yargıtay 11. HD’nin denetiminden geçerek onandığı ancak Yargıtay ilamının davalı temyiz edene tebliğ edilmediği, bu nedenle anılan kararın henüz kesinleşmediği, dava dışı taşıtan şirketin sigortacısınca davacı aleyhine açılan bu davalarda taşıma nedeniyle meydana gelen zarardan davacının sorumlu olduğuna dair verilen hükümler gereğince ödeme yapan davacı taşıyıcının açılan önceki davalar sonucunda iş bu davanın davalısı ile birlikte oluşan müteselsil sorumluluğuna ilişkin rücu hakkına dayanması nedeniyle davacı lehine asıl alacaklının hakkından bağımsız olan yeni bir hak doğduğundan zamanaşımı süresinin bu hakkın doğduğu, bir başka ifadeyle davacının ödeme yaptığı tarihten itibaren başlaması gerektiği, ödeme tarihleri dikkate alındığında, somut uyuşmazlığa zamanaşımı yönünden 6103 sayılı Yasa'nın 6. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. HD’nin 2016/1928 esas, 2016/9544 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. HD’nin Yargıtay 11. HD’nin 2008/7888 esas, 2010/3598 kara sayılı ilamı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. HD’nin 2017/784 esas, 2018/310 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda, sorumluluk sigortaları için zamanaşımı süresi 6102 sayılı TTK’nın 1482. maddesi uyarınca 10 yıl olarak belirlenmiş olup, dava tarihi itibariyle bu süre henüz dolmadığından zamanaşımı savunması reddedilmiştir. \t\t<br>Dava dışı taşıtan şirketin sigortacısınca davacı aleyhine açılan davada taşıma nedeniyle meydana gelen zarardan davacının sorumlu olduğuna dair verilen hükümler gereğince ödeme yapan davacı taşıyıcının açılan önceki dava sonucunda iş bu davanın davalısı ile birlikte oluşan müteselsil sorumluluğuna ilişkin rücu hakkına dayanarak CMR taşıma poliçesi kapsamında ödediği zararın davalı sigortacıdan tahsilini talep etmiş, davalı sigorta ise dava konusu zararlara, davacının uygun olmayan taşımasıyla sebebiyet verdiğinden sigorta teminatı kapsamında kalmadığını, sigorta poliçelerinin zeyilnameler ile iptal edildiğini, davacı prim ödeme borcunu yerine getirmediğinden tazminat ödeme yükümlüğünün bulunmadığını savunmuştur. <br>Somut olayda; 1.01.2008 – 01.01.2009 dönemi için düzenlenmiş 14476010 –Y1 sayılı poliçenin dava konusu 21.08.2008 – 01.09.2008 tarihli ve dava dışı ...’ye ait emtianın hasar görmesine neden olan taşıma işlemi sırasında yürürlükte bulunduğu ve iptal edilmediği, ...’ye ait emtianın taşınması sırasında meydana gelen hasarın İzmir 2.ATM nin kesinleşen 2014/1863 E  sayılı dosyası ile de belirlendiği gibi 5526,00 GBP’un ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan 12.112,00 TL olduğu; davacının bu taşıma sırasında Poliçe Genel – Özel Şartlarında (b ve u bentleri) belirlenen “davaya konu emtia ile birlikte başka cins ve miktarda parsiyel olarak yüklenmiş diğer emtiaların da bulunması ve bu durumda nakliyeci tarafından diğer parsiyel emtiaların yüklenmesi - boşaltılması veya boşaltıldıktan sonra diğer alıcının adreslerdeki tahliyelerde hasar oluşması yakın sebep sayılacağından, davacı nakliyecinin uygun olmayan araçla taşıma yapmış olması nedeniyle ...'ye ait emtiada oluşan hasarın CMR teminatı kapsamı dışında kaldığı, davalı sigortanın aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini davacı taraf iddia etmiş  ise  de TTK'nun 1423/2.Fıkrası uyarınca davacı sigortalı sigorta sözleşmesine 14 gün içinde itiraz etmediğinden sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış sayıldığından, tacir olan davacının poliçe genel ve özel hükümlerini bilmediği yönündeki iddiasına itibar edilemeyeceği, buradan hareketle davacının teminat kapsamında kalmayan bu zararı davalı sigorta şirketinden talep edemeyeceği,<br> 01.01.2012 – 01.01.2013 dönemi için düzenlenmiş 14476010 –Y5 sayılı poliçenin dava konusu 14.08.2012 – 01.09.2012 tarihli ve ...’e ait emtianın hasar görmesine neden olan taşıma işlemi sırasında yürürlükte bulunduğu ve iptal edilmediği; bu hasar nedeni ile davalı sigortacıya 15.01.2013’te ihbar yapıldığı, davalı sigortacının da 28.01.2013 de başvuruyu reddettiği, 14.08.2012 – 03.09.2012 tarihli ve ...’e ait emtianın taşınması sırasında meydana gelen hasarın İzmir 1.ATM nin kesinleşen 2014/334 Esas  sayılı dosyası ile de belirlendiği gibi 23.751,54 TL olduğu, niteliği itibariyle hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı; davacının, İzmir 1.ATM nin 2014/334 Esas  sayılı dosyasında verilen ilamın İzmir 4. icra Müdürlüğü’nün 2014/1905 esas sayılı takip dosyasında icraya konulması üzerine dava dışı ... Sigorta A.Ş’ye 28/03/2016 tarihinde 37.000,00 TL , 15.04.2016 tarihinde 5.235,74 TL olmak üzere toplam 42.235,74 TL ödediği, hasar tarihinde yürürlükte olan poliçe teminatı ve limiti  kapsamında bu kalan zarardan davalı sigortanın sorumlu olduğu anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, 42.235,74 TL maddi tazminatın, 37.000,00 TL’lik kısmına ödeme tarihi olan 28/03/2016 tarihinden, 5.235,74 TL’lik kısmına ödeme tarihi olan 15.04.2016 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; <br>H Ü K Ü M  :  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile,<br>42.235,74 TL maddi tazminatın, 37.000,00 TL’lik kısmına ödeme tarihi olan 28/03/2016 tarihinden, bakiye 5.235,74 TL’lik kısmına ödeme tarihi olan 15.04.2016 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; poliçenin teslim edilmediğine ilişkin her ne kadar yerel mahkemece davacının poliçelere 14 gün içerisinde itiraz etmemesi nedeniyle davacının poliçeyi zımni olarak kabul ettiği yönünde hüküm kurulmuş ise de davacı ile davalı arasında bir çok poliçe mevcut olduğunu, sürelerinin bittikçe yenilendiğini, ilk defa düzenlenen poliçeler de dahil olmak üzere hiç bir poliçenin müvekkile teslim edilmediği gibi, bazı poliçelerde davalı tarafından iptal edilerek müvekkilin mağdur edilmeye çalışılıldığını, 14 günlük itiraz süresinden bahsedebilmek için öncelikle davalının davacıya poliçeyi teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, müvekkilin, hasarın gerçekleşmesinde hiçbir şekilde kusurunun bulunmadığını, kaldı ki kabul anlamına gelememekle birlikte; parsiyel taşımada birden fazla alıcıya ait birden fazla ürünün her hangi bir hasar görmemişken ...'ye ait emtianın zarar görmesinden hiçbir gerekçe belirtmeksizin uygun olmayan araç denilmesinin hakkaniyete ve hukuk mantığına aykırı olduğunu, yapılan tüm incelemelerde müvekkil şirkete atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından farazi düşünceden hareketle zararın teminat dışında bırakılmasının hakkaniyete son derece aykırı olduğunu belirterek, davalının itirazlarının reddi ile müvekkil şirket talepleri doğrultusunda ortadan kaldırılarak, davanın tümden kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br><br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; poliçeden kaynaklı taleplerin zamanaşımına uğraması nedeniyle davacı tarafın alacak taleplerinin reddinin gerektiğini, davacı taleplerinin teminat dışında kaldığının mübrez tüm delilleri ve bilirkişi raporları ile tespit ve teyit edildiğini, davanın bu yönden reddinin gerekmesine rağmen davanın kısmen kabulü yönünde hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, poliçe, prim ödemelerinin yapılmaması nedeniyle olay tarihinden önce müvekkil şirket tarafından iptal edildiğini ve bu hususun sigortalıya bildirildiğini, dava ve iddia konusu hasarın poliçe teminatı dışında kaldığını belirterek, davacının sebepsiz zenginleşmeye yol açar nitelikteki zamanaşımına uğramış, prim ödenmediği için feshedilmiş sigorta poliçesine dayanan ve teminat haricinde kalan taleplerinin esastan reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava:  rücuen alacak  istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; TTK nın 1482. Maddesi gereğince zamanaşımı süresinin 10 yıl olmasına, 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmeden dava açılmış olmasına, denetime elverişli ve açık 2 ayrı bilirkişi heyetinden aldırılan raporların birbirini teyit eder mahiyette olmasına ve hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmamasına göre davacı ve davalı vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının  esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve 2016/543 Esas 2021/561 Karar sayılı kararına karşı davacı ve davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 368,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 2.885,12 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 781,30 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 2.103,82 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>4-Davacı ve Davalı tarafından yapılan istinaf masraflarının üzerlerinde bırakılmasına,<br>5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,<br>6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 14/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d6cc2853c27f05d1","SID":"a2ef931a284483d2"}}