{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/610 <br>KARAR NO\t\t: 2024/960<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/01/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/786 Esas  2024/34 Karar <br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 09/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  09/05/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:<br>DAVA : <br>Davacı vekili, dava dilekçesinde  özetle; Müvekkil şirketin, otel-hotel-pansiyon ve benzeri kurumlara  çamaşır yıkama hizmeti verdiği, bu çerçevede davalı şirkete 2021 yılından başlayarak peyder pey hizmet verildiğini,  cari hesap şeklinde işleyen ilişkide davalı şirket tarafından peyderpey ödemeler yapıldığı, ancak cari hesapta biriken bakiye 12.399,02 TL'nin 2022 yılından  itibaren davalı yanca ödenmediğini, ödenmesi konusundaki şifahi başvurular sonuç vermediğinden Çeşme İcra Müdürlüğünün 2022/605 E. sayılı dosyasıyla icra takibi yapılmak zorunda kalındığı, davalı şirketin haksız olarak takibe itiraz ettiğinden arabuluculuk yoluna başvurulduğunu,  arabulucu tarafından uzun uğraşlar sonucunda  davalı yana ulaşılmasına ve davalı şirket yetkilisi toplantıya katılacağını bildirmesine rağmen toplantıya katılmadığını, arabuluculuk faaliyetinin, görüşememe sonucu anlaşmazlıkla sonuçlandığı, sırf bu hususun dahi davalı şirketin uzlaşmaz ve suiniyetli tavrını ortaya koymakta olduğu, davalı şirket itirazında haksız ve suiniyetli olduğundan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının  %20 den az olmamak üzere kötü niyet ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi için huzurdaki davayı açmanın zorunlu hale geldiği, belirtilen bu nedenlerle icra takibine yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Mahkemece; \"...Davanın, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla açılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacının arabulucuya başvurmadan ve başvuruya ilişkin son tutanağı ibraz etmeden dava açtığı ( davacının  görevsizlik kararı verilmesinden sonra dava Mahkememize tevzi edilmeden önce arabulucuya başvuru yapmadığından) 6325 sy yasanın 18/A-2. Bendi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddileceği öngörüldüğünden davacının davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....\" şeklinde tavzih talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece  Mahkemesince dosyaya arabuluculuk belgesi sunulmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğini, ancak dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğumuz belgeler UYAP'tan incelendiğinde dahi görülecektir ki elektronik imzalı arabuluculuk son oturum tutanağı dosyaya dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, mahkeme kararının hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile hukuka ve kamu düzenine aykırı olan mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME,<br>DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2023 tarihinden itibaren ise, bu sınır 28.250,00 Türk Lirasıdır. Davacı vekilinin istinafa konu ettiği miktarın 12.399,02 TL olması nedeniyle 16/01/2024 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)<br>Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>2-Davacının yatırmış olduğu 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 427,60 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,<br>3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.09/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f03b105b442e5de0","SID":"4687427da27c1ffe"}}