{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1013 <br>KARAR NO: 2024/786<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/02/2021<br>NUMARASI: 2019/578 E. -  2021/130 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisi bulunduğunu, ticari olarak yapılmış olan işe ilişkin faturaların icra dosyasında mevcut olduğunu, davalı  itirazda söz konusu faturaların tebliğ edilmediğini belirtmiş ise de icra dosyası kanalı ile gönderilen ödeme emrinin ekinde dava konusu faturaların davalıya gönderildiğini,  tarafların defter ve belgeleri  incelendiği zaman davalı tarafından müvekkiline söz konusu faturalarla ilgili bir takım eksik ödeme yapıldığının görüleceğini, alacağın tahsili için Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız ve kötüniyetli  olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile  alacak miktarının %20’si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi bulunduğunu, ancak davalının şirket kayıtlarında ve cari hesabında icra takibine konu borcun bulunmadığını, bunun cari hesap ve defter incelemeleri ile de ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Alınan bilirkişi raporuyla davacı ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının cari hesap alacağının bulunduğu, Alacak miktarının 11.950,40 TL asıl alacak ve takip tarihine kadar 1.236,37 TL işlemiş faiz olduğu belirtilmiştir. Davacı tarafın defterlerinin incelenmesinin süresinde olduğu, davalı tarafça defter ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Davalı tarafın cari hesap dökümünün sunulduğu ve ... ünvanlı iki adet şirket bulunduğu, ancak değerlendirilmediği itirazında bulunduğu, davalı tarafın BA formlarında fatura adet ve tutarlarının satış faturası olarak davacı tarafından davalıya hitaben düzenlenen faturaların birbirini teyit ettiği, davalı tarafa ait cari hesap dökümünün tek başına borcun olmadığını kanıtlamayacağı, BA formlarıyla bu hususun açıklığa kavuştuğu ve incelemenin ... Otomotiv yönünden yapıldığı, alınan ek raporda da sonucun değişmediği görülmüştür. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; asıl alacağın 11.950,40 TL olduğu, takip tarihine kadar işlemiş faizin 1.236,37 TL olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödendiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığından davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. \"  gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 11.950,40-TL asıl alacak ve 1.236,37TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.186,77TL  üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren  değişen oranlarda  avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen alacağın %20'si olan 2.637,35-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarında davacı tarafın ticari defter kayıtlarında 11.950,40 TL alacaklı olduğu tespit olunmuş ise de bilirkişiden alınan üç rapor da incelendiğinde davacının kalem kalem ödeme ve faturaları raporlarda tablolar halinde gösterilmişken, müvekkilinin defterlerindeki fatura ve ödemelerin raporlarda gösterilmediğini, davaya konu takibin iki faturaya dayandığını, ancak bu faturalarda teslim alan kısmının imzasının boş olduğunu, davalıya tebliğ edilmediğini, dolayısıyla işlenmemiş faturalar  olduğunu, formlarında da bulunmadığını, davalının cari hesap dökümlerinde davacının defterinde görünen bu farkın bulunmadığını, bunun gerekçesinin raporlardan da anlaşıldığı üzere davalı defterlerindeki faturaların ve BA formlarının detaylı olarak incelenmemiş olması olduğunu,  davaya konu faturaların müvekkiline  tebliğ edilmediği,  faturaların icra takibi ile müvekkiline  yollandığını,  bunu davacı vekilinin de beyanlarında kabul ettiğini, davalının  vergi dairesi BA formlarında işlendiği belirtilmiş ise de 4.720,00 TL'lik,  05.07.2017 tarihli, ... numaralı fatura ve 22/06/2017 tarihli 6.940,00TL'lik faturanın vergi dairesi BA formlarında bulunmadığını, ilk faturanın 5.000 TL altında olduğu için ikinci faturanın da (ilk fatura ile birlikte) şirkete tebliğ edilmediği ve mutabakat sağlanmadığı için; hem BA Formalarında hem de ticari defterlerinde  bulunmadığını,  davalıya tebliğ edilmeyen ve itiraz ettiği icra takibindeki faturaların nasıl olur da  davalı defterlerine  işli olabileceğini, nasıl olur da BA formlarında bulunabileceğini,  bu faturalara ilişkin işin yapılıp yapılmadığının belirsiz olduğunu, mutabakat bulunmadığını, fatura tebliğ edilmediği için içeriğine itiraz edilme imkanlarının da ellerinden alındığını,  bu faturaların içeriği işin yapılıp yapılmadığı hususuna ilişkin de dosyada bir delil olmadığını, raporların birbirlerinin tekrarı ve müvekkilinin defterlerine ilişkin hiç bir döküm inceleme bulunmayan raporlar olduğunu, b nedenlerle yeniden tarafsız ehil bir bilirkişi marifetiyle özellikle BA formları ve davalı ticari defterleri üzerinde gerçek bir inceleme yapılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında  davalıya düzenlediği faturalara istinaden alacağı bulunduğunu ileri sürmüş; davalı ise davacı ile aralarında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, ancak  takip konusu borcun kendisinin cari hesabı ve kayıtlarında bulunmadığını, faturaların tebliğ edilmediğini,  fatura konusu işin yapılıp yapılmadığının da belli olmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... ( Küçükçekmece İcra Dairesi ... E.) Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine,  347,65 TL, 4.720,00 TL, 826,00 TL, 1.958,80 TL, 460,20 TL, 2.843,00 TL, 967,60 TL faturalar ve 91,01 TL, 1.235,61 TL, 216,23 TL, 340,11 TL, 79,90 TL, 449,58 TL, 150,95 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.686,64 TL alacak yönünden 30.05.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalının itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu  anlaşılmaktadır. Mahkemece, taraf vekillerine ticari defterlerini sunmaları için usulüne uygun şekilde ön inceleme duruşmasında ihtarat  yapılmış, inceleme günü belirlenmiş,  davacı taraf ticari defterlerini sunmuş, davalı taraf daha sonra USB içinde e-defter örneklerini sunmuştur. Davacı defter kayıtları kök bilirkişi  raporunda, davalı e-defter kayıtları  ile davalının BA formları karşılaştırmalı olarak 1.ek raporda incelenmiştir.  Mahkemece hükme esas alınan Mali Müşavir bilirkişinin kök ve 1.ek raporunda, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, lehine delil olabileceği, 2017 ve 2018 yılında davacının davalıya faturalar düzenlediği, faturaların davacının kayıtlarında  yer aldığı, davacı kayıtlarına göre davacının 11.950,40 TL alacaklı olduğu; davalının bağlı olduğu vergi dairesinden gönderilen,  davalıya ait  BA formları ile davalının e-defter kayıtlarının karşılaştırmalı olarak 1.ek aporda incelendiği,  bu incelemede;  davalı tarafından ticari defterlerine kaydedilen ve Maliye Bakanlığına bildirimleri yapılan fatura adetleri ve tutarları ile davacı tarafından satış faturası olarak davalıya hitaben düzenlenen faturaların birbirini adet ve tutar olarak doğruladığı, 5000 TL altı faturaların birleştirilerek 5000 TL ve üzeri alışlar şeklinde BA formuna işlenmekte olduğu, davalı şirket tarafından davacı şirkete borcu olarak kayıt altına alınan KDV dahil 93.191,68 TL'lik düzenlenen alış faturalarına karşılık  davacı şirket tarafından 91.257,25 TL 'lik satış faturası kayıt altına aldığı, fatura tutarlarının tamamına yakınının birbirini doğrulamakla birlikte  davacı tarafından eksik  fatura kaydı yapıldığı,  ayrıca, davalı tarafından cari hesap ekstresi ve defter ayrıntılarının sunulmadığı,  davalı tarafından davacıya karşı borcu olarak  kayıt altına aldığı toplam  93.191,68 TL'lik faturaya karşılık yaptığı 11.950,40 TL'lik ödemesi sonrasında 13.884,63 TL  davacı şirkete borcu olması  gerektiğine karşılık  davacı tarafından ana para alacak tutarı olarak 11.950,40 TL alacak tutarının kayıt altına alındığı, düzenlenen alış faturalarına karşılık kayıt altına aldığı, taleple bağlılık gereğince ana para alacak tutarının 11.950,40 TL olarak dikkate alınması gerektiği, cari hesap tarihinden  takip tarihine kadar işlemiş faizin 1.236,37 TL olduğu kanaati bildirilmiştir. HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Davalı tarafça ticari ilişki reddedilmemiş, faturaların tebliğ ve teslim edilmediği  savunulmuştur.  Her ne kadar fatura tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı  ispata yeterli olmaz ise de, somut olayda,  davalı şirket ticari ilişkiyi reddetmemiş olduğu gibi davacının düzenlediği takip konusu faturaları BA formlarına göre kayıt altına alıp Vergi Dairesine bildirimde bulunmuştur. Bilirkişi raporunda, davalı tarafından ticari defterlerine kaydedilen ve Maliye Bakanlığına bildirimleri yapılan fatura adetleri ve tutarları ile davacı tarafından satış faturası olarak davalıya hitaben düzenlenen faturaların birbirini adet ve tutar olarak doğruladığı belirtilmiş olup  davalının, BA formu uyarınca davacının  dava konusu faturaları  vergi dairesine bildirmiş olduğu  nazara alındığında davalının artık faturaları  teslim almadığı veya faturaya konu malların teslim edilmediğinin kabulü mümkün değildir.  Bir diğer deyişle, davacının düzenlediği takip konusu faturaları davalının, BA formlarına göre kayıt altına alıp Vergi Dairesine bildirdiği açıktır. Davalı yanca herhangi bir ödeme belgesi de sunulmamıştır. Davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri kapsamında yapılan incelemede davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu sebeplerle davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Resen yapılan incelemede, Küçükçekmece Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyası ile zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, taraflarca toplantıya katılınmış ancak anlaşma sağlanamamış olup, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. Bendi ile  Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2.maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin re'sen yargılama gideri olarak tahsil edilmesi gerektiği hâlde, mahkemece, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması usule aykırı bulunduğundan, kararın bu yönden resen düzeltilmesi gerekmiştir. Dairemizce yeniden hüküm kurulurken, davalının istinaf nedenleri yerinde görülmeyip hükmün sadece arabuluculuk ücreti yönünden resen düzeltilmesine karar verildiğinden, taraflar  lehine  ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücreti aynen muhafaza edilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulü ile  arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiline dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının arabulucuk gideri bakımından resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1- Davanın kısmen kabulü ile; Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın 11.950,40-TL asıl alacak ve 1.236,37TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.186,77TL üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren  değişen oranlarda  avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Hükmedilen alacağın %20'si olan 2.637,35-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 900,78 TL ilam harcından peşin alınan 177,39TL harcın mahsubu ile bakiye 723,39TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen  1.320,00  TL arabuluculuk ücretinin   davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından sarf edilen 44,40TL başvuru harcı, 177,39TL peşin harç, olmak üzere 221,79TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından sarf edilen 800,00TL bilirkişi ücreti, 75,70TL posta masrafı, olmak üzere toplam  875,70TL'den kabul red oranına göre hesaplanan 786,26TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,\t 8-Davalı tarafından sarf edilen 200,00TL bilirkişi ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 20,42TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya  verilmesine, 10-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.499,87TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya  verilmesine, 11-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine 12-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde  bırakılmasına, 13-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 14-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.16.05.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fddc08fb807bef89","SID":"15e394afd310868a"}}