{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL BAM <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/606 <br>KARAR NO: 2024/811<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/12/2023<br>NUMARASI: 2022/482 Esas - 2023/912 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05.08.2015 tarihinde, müvekkili ...'nın sürücüsü olduğu ... plakalı motosiklet ile davalıya trafik sigortalı ... plakalı ticari taksinin çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, ticari taksi sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin uğradığı daimi maluliyet tazminatı, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatlarının karşılığı olmak üzere  5.000,00-TL maddi tazminatın ( belirsiz alacağın)  kazanın davalı sigorta şirketine ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonra başlamak üzere işleyecek ticari  avans faizi ile birlikte  davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava  etmiş;  26/04/2018 havale tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 73.449,45-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.301,43-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00-TL bakıcı gideri  ve 50,00-TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olmak üzere  toplam 73.850,88-TL olarak artırmış; 12.06.2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 230.698,57-TL, 5.301,43-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00-TL bakıcı gideri ve  50,00-TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olmak üzere toplam 236.100-TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti (Sakatlanma ve Ölüm Kişi Başına - 290.000,00 TL) ve  sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olduğunu, davacının kalıcı bir sakatlığının olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesinin; davanın kısmen kabulüne dair kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde, Dairemizin 26/12/2019 tarih ve 2019/480 Esas,2019/4204 Karar sayılı  kararı ile, ''..İstanbul ATK 3. İhtisas Kurulundan davacının maluliyetine ilişkin rapor alınmış ise de, raporda maluliyet hesabında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınmış olup, poliçe başlangıç tarihi 20/04/2015 olup, bu tarih itibariyle maluliyete ilişkin alınacak raporların Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerektiğinden, maluliyet raporu bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı, kaza tarihinde yürürlükte olan “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği”ne uygun rapor alınarak sonucuna göre (davalı (karşı taraf) lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek) karar verilmesi gerektiği''  gerekçesiyle, kararın HMK 353/1.a.6 madde hükmü gereğince, kaldırılmasına karar verilmiş; Kaldırma kararı sonrası mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen davanın kısmen kabulüne kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemizin 21/01/2021 tarih ve 2020/2077 Esas, 2021/69 Karar sayılı kararı ile ''....Mahkemece yargılama sırasında alınan ATK Başkanlığı 2. İhtisas Kurulunun 27/05/2020 tarihli raporunda;\" 03/08/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği  ile sadece beden çalışma gücünün en az %60’ını kaybedip kaybetmediğine (hangi hastalık ve arızaların malulen emeklilik kriterlerine uyduğu) ilişkin değerlendirme yapılabileceği, bu nedenle söz konusu yönetmeliğe  (Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği) göre meslekte kazanma gücü kaybı belirlenemeyeceği\" belirtilmiş ise de; yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranın değil, maluliyet oranının maluliyet tespit işlemleri yönetmeliği uyarınca tespiti gerektiği, bu yönde ATK ihtisas dairesi veya Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı bulunan üniversitelerden alınacak maluliyet oranını belirleyen bilirkişi raporu ile davacının maluliyet oranının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, bu haliyle davalının delillerinin toplanmamış bulunduğu'' gerekçesiyle; kararın HMK 353/1.a.6 madde hükmü gereğince, kaldırılmasına karar verilmiş; Kaldırma kararı sonrası mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen davanın kısmen kabulüne kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, bu kez dairemizin 09/06/2022 tarih ve 2022/599 Esas, 2022/ 798 Karar sayılı kararı ile, '' Her nekadar Dairemizin  her iki kaldırma kararında davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçe tanzim tarihinin 20/04/2015 olması nedeni ile poliçe tanzim tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Maluliyet  Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre rapor alınması gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de, Yargıtay 17. Hukuk ve Yargıtay 4. Hukuk dairesinin güncel içdihatlarına göre, Maluliyete ilişkin alınacak raporların  01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesi gerekmekte olup, somut uyuşmazlıkta kaza tarihi 05.08.2015 olduğundan kaza tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre  rapor alınması gerektiğinden maddi hataya dayalı olarak kaldırma kararın da uygulanması gereken yönetmeliğin yanlış belirlenmesi taraflar açısından kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, zira ilk hükme ve ikinci hükme  karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu ve kaldırma sonrası alınan maluliyet raporuna davalı tarafça itiraz edildiği anlaşıldığından (Yargıtay 17. H.D.nin 2018/3742 E.2020/2419 K.) Mahkemece  kaza tarihinde yürürlükte bulunan  Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun denetime imkan verir şekilde, dosya içerisindeki tedavi evrakları ve  diğer raporlarda irdelenmek suretiyle Üniversitelerin Adli Tıp Kürsüsü'nden oluşacak heyetten rapor alınarak maluliyet durumunun değişmesi halinde aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapılması gerektiği'' gerekçesiyle, kararın  HMK 353/1.a.6 madde hükmü gereğince, kaldırılmasına karar verilmiş; Kaldırma kararı sonrası mahkemece yapılan yargılama sonunda, ''.... dosyanın ATK ilgili ihtisas dairesine gönderildiği,   Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 13/12/2022 tarihli ATK raporunda 11/01/1986 doğumlu, ...’nın 05/08/2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında engelliliğine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, davacı tarafın ATK raporuna yönelik itirazı üzerine itirazın kabulü ile dosyanın BAM ilamı nazara alınarak İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na gönderildiği; BAM ilamı gereği özürlülük ölçütü, sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurul raporları hakkında yönetmelik hükümleri baz alınarak davacının sürekli ve geçici iş göremezlik oranının tespit edilmesi için alınan 22/03/2023 tarihli raporda, Kişinin 05/08/2015 tarihinde geçirmiş olduğu motosiklet kazası sonucunda vücudunda meydana gelen sol lateral malleol kırığı ve tarsometatars kırıklı çıkığa yönelik 05/08/2015 tarihinde plak, vida ve K teli ile kırık tespit ameliyatı uygulandığı dikkate alındığında geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği ve bu süre zarfının kişinin %100 oranında malül sayılması gerektiği, geçici iş göremezlik süresi içerisinde 2 (iki) hafta süreyle başka birinin yardımına ihtiyaç duyabileceği, 30/03/2023 tarihli ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırma ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kişinin mevcut durumu itibariyle; 05/08/2015 tarihinde maruz kaldığı motosiklet kazasına bağlı sürekli (kalıcı) tüm vücut özür oranının geçici iş göremezlik süresi bitiminden itibaren %4 (yüzdedört) olduğu, Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığının belirtildiği; 18/05/2023 aktüer  tarihli bilirkişi raporunda 1.Seçenekte; BAM kararından önceki hükme esas alınan hesap raporundaki maddi zarar hesabına esas alınan maluliyet oranı dışındaki hesap öğeleri aynen esas alınarak sadece değişen %4 maluliyet oranına göre yapılan hesaplama sonucunda davacının geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararının 5.301,43 TL, sürekli iş göremezlik dönemine ait %4 maluliyeti ile ilgili maddi zararının 71.658,00-TL olduğu;2.Seçenekte; BAM kararından önceki hesap raporları dikkate alınmaksızın günümüze kadar bilinen asgari ücretlere ve güncel Yargıtay kararlarına göre yeniden yapılan hesaplama sonucunda davacının geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararının 5.301,43 TL, sürekli iş göremezlik dönemine ait %4 maluliyeti ile ilgili maddi zararının 349.734,96 TL. olduğu, davacının belirlenen maddi zararlarının 1.seçenekte poliçe limitini aşmadığı, 2.seçenekte ise poliçe limitini aştığı, buna göre  2.seçeneğe itibar edilerek hüküm kurulması halinde davalının sorumluluğunun 290.000,00 TL lık limit ile sınırlı olacağının  açıklandığı, ATK ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Kürsüsü raporu ve aktüerya raporu bilirkişisinin raporu hüküm vermeye yeterli görüldüğünden davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerektiği'' gerekçesiyle,1-Davacının davasının kısmen kabulü ile 71.658-TL sürekli iş göremezlik, 5.301,43-TL geçici iş göremezlik tazminatının avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-Bakıcı gideri ve tedavi giderleri taleplerinin reddine, 3-Fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, Karara karşı  davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri: Davacı vekili, asgari ücretteki artışlar kamu düzeninden olup müvekkili davacı tarafından bilinemeyeceğinden usuli kazanılmış hak teşkil etmeyeceğini,  bu nedenle aktüer raporundaki 2. seçenek hesaplama doğrultusunda güncel asgari ücretlere göre  karar verilmesi gerekirken sadece değişen maluliyet oranı nazara alınarak ve fakat asgari ücretteki artışlar dikkate alınmadan yapılan 1. seçenek hesaplamaya göre karar verilmesinin doğru olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, davalının ıslaha itiraz etmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki uzlaşma geçerli olup  uzlaşma neticesinde KYOK kararı verildiğini, bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, uzlaşmanın geçerli olduğunu, bu nedenle dava açılamayacağını, haksız davanın reddi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne izafe edilen kusuru kabul etmediklerini, davacının maluliyeti oluşmadığı halde davacı için maluliyet tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, dosyada kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış rapor bulunmadığından  eksik inceleme ile karar verildiğini, geçici iş göremezlik tazminatından müvekkilinin sorumlu bulunmadığını, her ne kadar geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmiş ise de davacının iş kaybına uğrayıp uğramadığının belirlenmediğini, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat, bakıcı gideri ve tedavi gideri  istemine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; istinaf incelemesine konu karardan önce yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin  26.07.2023 tarih ve 2023/43 Esas, 2023/141 Karar sayılı kararı  ile uzlaşma halinde tazminat davası açılmayacağına ilişkin yasa hükmünün iptal edilmesi  nedeniyle; davacının kazaya karışan  aracın trafik sigortacısına karşı tazminat davası açma hakkının var olduğu kabul edilerek davanın esasına girilmesinde herhangi bir  isabetsizlik bulunmamasına; dosya kapsamında alınan 04.01.2018 tarihli rapordaki kusur tespitinin kaza tespit tutanağı, kazanın meydan geliş biçimi ve somut olayın özelliklerine uygun olmasına, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı ticari taksi sürücüsünün şerit tecavüzü -hatalı doğrultu değiştirme nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşılmasına, dosya kapsamında alınan ve hükme dayanak yapılan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 22.03.2023 tarihli raporun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümlerine göre hazırlanmış bulunmasına, iş bu raporda davacının %4 oranında maluliyeti bulunduğu ve iyileşme süresinin 3 ay olarak tespit edilmiş olmasına; trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar  kapsamında bulunan geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumlu olmasına; kazaya neden olan araç ticari taksi olduğundan yerel mahkemece avans faizine hükmedilmesinde de bir yanılgı bulunmamasına; önceki yerel mahkeme  kararlarının davacı tarafça istinaf edilmediği ve bu kararların dairemizce sadece maluliyet oranına ilişkin olarak davalı lehine kaldırıldığı göz önüne alındığında, aktüer raporundaki veriler kesinleştiğinden, yerel mahkemece dairemizin kaldırma kararından sonra alınan aktüer raporundaki 1. Seçenek hesaplamaya göre karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre ( Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 2021/26424 Esas, 2023/ 7685 Karar sayılı ilamı), davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvuruları yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili ve davalı tarafından yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacıdan alınması gereken 427,60-TL harç istinaf başvurusu sırasında alındığından davacıdan ikmali yada iadesi gerekli harç bulunmadığına,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 5.257,10-TL harçtan peşin yatırılan 1.315,00-TL harcın düşümü ile bakiye 3.942,10-TL istinaf ilam harcının istinaf yasa yoluna başvuran davalıdan   tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerlerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4da95a5a8150d805","SID":"70fe3e4c6ae5e662"}}