{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/691 <br>KARAR NO: 2024/790<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20.02.2024 tarihli ara karar. <br>NUMARASI: 2023/343 E.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>Taraflar arasında görülen menfi tespit talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 20.02.2024 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 03.01.2022 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, acentelik sözleşmesi çerçevesinde teminat  olarak dava dışı üçüncü kişi ... adına tapuda  kayıtlı  '' Malatya ili, Pütürge ilçesi, ... Köyü, Ada No: ..., Parsel No: ...''da  taşınmazın üzerinde 155.000 TL limitli 1. dereceden ipotek tesis edildiğini, ayrıca,  dava dışı üçüncü şahıs ... Tur. ve Tic.Ltd. Şti.adına tescilli ''... plakalı motorlu vasıta üzerine 200.000,00 TL bedelli rehin tesis edildiğini,  acentelik  sözleşmesinin, davalının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirmemesi, acentenin hak edişlerinin süresinde ve tam olarak ödememesi, haksız ceza ve kesintiler  uygulaması, basiretli iyi niyetli tacir gibi davranmaması nedenleriyle sözleşmenin 2. maddesi kapsamında feshedildiğini, müvekkilini akdin feshinden sonra sözleşme çerçevesinde alacaklarının ve hak edişlerinin ödenmesini beklerken davalının Kadıköy ... Noterliğinden gönderdiği 17.04.2023 tarihli, ... yevmiye no'lu ihtarname ile acentelik sözleşmesinden, ticari ilişkiden ve cari hesap ilişkisinden kaynaklanan  594.345,96 TL alacaklı olduğunu ve borcun 7 gün içerisinde ödenmemesi halinde  sözleşmeye teminat olarak verilen rehin çerçevesinde rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılacağının  bildirildiğini, taraflar arasında acentelik sözleşmesi bulunduğu ve akdin  sona erdirildiğinin  davalının gönderdiği ihtarnameler ile de sabit olduğunu, ipoteğin ve otomobil rehninin  acentelik sözleşmesine teminat mukabilinde verildiğini, müvekkilinin  ödemek zorunda olmadığı bir borç ile tehdit edilmesi sebebiyle  menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu, davalının ihtarnamelerinde sadece alacaklı olduğunu yani müvekkilinin borçlu olduğunu söylediğini, ancak borcun hukuksal dayanaklarını ve delillerini göstermediğini,  müvekkilince gönderilen karşı ihtarnamede açıkça ''alacak haklarının neler olduğu, belgelerin en azından dayanılan ticari cari hesap dökümünün'' gönderilmesi veya gösterilmesi, hatta taraflar ve vekillerinin bir araya gelerek mali müşavirler eşliğinde inceleme, görüşme yapılması, gerekirse takas ve mahsuplaşma yoluna gidilmesinin teklif edildiğini, davalının acentelik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin hak edişlerini zamanında ve tam olarak ödemediğini, sözleşme hükümlerini kötüye kullandığını, haksız ve hukuka uyarlık göstermeyecek şekilde ceza ve kesintiler yaptığını,  işletmeye dair giderler yönünden müvekkilinden gerçeğe uygun olmayan fazla ödemeler tahsil ettiğini,  elektrik-su-doğal gaz giderlerini kullanımdan daha fazlası ile tahsil ettiğini, çalışanlar ve özlük hakları, nakliye giderleri yönünden sorumluluğunu yerine getirmediğini, hatta vergi usul kanununa göre vergi kaçağı veya zayiatı  yaptığını,  kira bedelini bile gerçek dışı tahsil ettiğini, ihtarlarında  bu hususları açıkladıklarını, bu kapsamda alacakları yönünden her türlü haklarını saklı tuttuklarını, davalı şirket, basiretli dürüst tacirlik gereği gerçekten bir alacak hakkı varsa müvekkilin alacak haklarından takas ve mahsuplaşma yoluna da gidebileceğini,  ancak bu imkan olduğu halde kötü niyetli olarak elindeki rehin ve ipotekler yoluyla müvekkilini icra baskısı altına alma yoluna gittiğini, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığının tepitini ve rehin ile ipoteğin paraya çevrilmesinin sözleşmeye göre borçlu olunması şartına bağlı kılınmasından dolayı ipotek ve rehinin paraya çevrilmesi için hukuksal şartların bulunmadığının tespiti gerektiğini, ayrıca İİK'nın 72/1 maddesi uyarınca rehinin ve ipoteğin icra yoluyla paraya çevrilmesi yoluyla açılacak icra takibinin durdurulması istikametinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini,  davalı tarafça müvekkilinin 594.345,96 TL borçlu olduğu  ileri sürülmüşse de davalının bu iddiası yönünde genel haciz yolu ile icra takibi yapmasının İİK 72/2 madde uyarınca durdurulması yönünde istemleri bulunmadığını, zira böyle bir takibe karşı hukuk önünde yasal haklarını  kullanarak hukuksal direnç gösterebileceklerini, lakin özellikle ipoteğin paraya çevrilmesinde İİK'nın 150.maddesi ve icra prosedürleri kapsamında farklılık arz ettiğinden ve sadece itiraz hukuksal korunma sağlamayacağını ileri sürerek,  ipotek ve rehinin paraya çevrilmesi için hukuksal şartların bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca, rehinin ve ipoteğin paraya çevrilmesi yönünde icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, rehin ve ipoteğin değeri olan 355.000 TL üzerinden tedbir teminatının İİK 72/2 maddeye göre belirlenmesini  istemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen  23.05.2023 tarihli ara karar ile ''... Mahkememizce davacı taraf vekili tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelenmekle; talep yargılamayı gerektirdiğinden ve davanın başlangıç aşamasındaki deliller kapsamı dikkate alındığında yaklaşık ispat kuralının henüz gerçekleşmediği dikkate alındığında, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekeceği kanaatine varılmış ve açıklanan nedenlerle aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ...'' gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmamıştır.Davacı vekili, 04.01.2024 e imza tarihli ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle;  taraflar arasında acentelik akdi yapıldığı, icra edildiği ve sonlandırıldığı, acentelik sözleşmesi kapsamında akit dışı üçüncü şahıslar tarafından ipotek ve rehin tesis edildiğini,  teminatların (otomobil rehini ve ipotek) şarta bağlı olduğunu, acentelik sözleşmesinden kaynaklı olarak davalı alacağının bulunmasının şart olduğunu, huzurdaki davada davacının davalıya borçlu bulunmadığının ve bu anlamda otomobil rehininin ve ipoteğin paraya çevrilmesi hukuksal koşullarının bulunmadığının tespitinin talep edildiğini, İİK'nın 72/2 maddesi uyarınca mahkemeden ihtiyati tedbir talep edildiğini, ancak  tedbir talebinin reddedildiğini, ret kararına karşı 03.07.2023 günü açıklamalı itiraz yapıldığını,  İİK'nın 72/2 maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesi istenildiğini,  bu güne kadar bu talep hakkında cevap ve karar verilmediğini, daha sonra davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul Gayrimenkul Satış Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile  ipoteğin paraya çevrilmesi talepli ilamsız icra takibi başlatıldığını,  bu şekilde davacının  cebri icra baskısı altına alındığını,  eldeki davanın bu takipten çok önce açıldığını,  bu nedenle, İİK'nın 72/2.maddesi uyarınca İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin teminat karşılığında  durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; huzurdaki davaya konu rehin ve ipotekler ilam ve/veya ilam mahiyetindeki bir belgeye bağlı olmadığından işbu teminatlar kapsamında girişilebilecek takipler, ilamsız takip niteliğinde olduğunu, hal böyleyken davacının, müvekkili şirketin muaccel olan 594.345,96 TL tutarındaki alacağı yerine yalnızca rehin ve ipotek bedeli olan 355.000,00.-TL yönünden menfi tespit talep ettiği huzurdaki davanın itirazın takibi durduracağı nazara alınarak hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın, arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının müvekkiline  sunmuş olduğu fesih dilekçesinde; ''...03.01.2022 tarihi itibari ile acente olarak devir almış olduğum metris şube acente'liğini kızımın sağlık problemlerinden dolayı bırakmak istiyorum...'' şeklindeki beyanı ile acentelik sözleşmesini hangi nedenle sona erdirdiğini belirttiğini, davalının yükümlülüklerini yetirmemesi şeklinde bir durumun bulunmadığını, davacının fesih  sebebinin soyut olduğunu,  haksız menfaat elde etme gayesiyle hareket ettiğini gösterdiğini, davacının tahakkuk eden tüm hak edişlerinin  sözleşmeye uygun şekilde hesaplanarak davacıya ödendiğini,   tarafların ticari ilişkisini cari hesap sözleşmesi kapsamında hesap mutabakatı yapmak suretiyle sürdürdüklerini, davacının imzalamış olduğu mutabakatlarla yapılan kesintilerin, yansıtılan cezaların ve ödenen hak edişlerin doğruluğunu teyit ettiğini, müvekkili şirketin davacıdan, 594.345,96.TL tutarında muaccel alacağı bulunduğunu, sunulan cari hesap ekstresinde  söz konusu muaccel alacağa ilişkin detayların yer aldığını, alacaklarının sözleşme hükümleri kapsamında tahakkuk  eden muaccel alacaklar olduğunu,  sözleşmenin  36/c maddesinin ''Acente, böyle bir durumda teminatların paraya çevrilmesine ilişkin koşulların oluşmadığı itirazını ileri sürmemeyi beyan, kabul ve taahhüt etmiştir...'' hükmüne havi olduğunu,  madde lafzından da anlaşılacağı üzere taraflar; acentenin, özellikle borçlarını ödemekte ve yükümlülüklerini yerine getirmekte acze düşmesi veya gecikmesi halinde, nezdinde hak ediş bedeline ilişkin alacağı olsa bile, ... Kargo'nun bunu ödemekten kaçınabileceği hususunda anlaşmış olduğunu, acente, böyle bir durumda teminatların paraya çevrilmesine ilişkin koşulların oluşmadığı itirazını ileri sürmemeyi beyan, kabul ve taahhüt ettiğini,  davacının, basiretli bir tacir gibi hareket ederek imzaladığı sözleşme hükümlerini hiçe sayarak rehin ve ipoteğin paraya çevrilmesi için aranan koşulların oluşmadığına dair tespit talebinin yerinde olmadığını, tedbir şartlarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 20.02.2024 tarihli ara kararda özetle;  \"...2004 sayılı İİK'nın 72/2. Maddesi \"İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir\" şeklinde düzenlenmiş olup, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında tedbir kararı verilmesini Mahkemenin takdirine bırakmıştır. Tabii ki bu takdir yetkisinin kullanılmasında ve tedbir kararının değerlendirilmesinde dosyada mevcut delil durumu ile tarafların haklılık durumunun yaklaşık olarak ispatı hususları göz önünde bulundurulmalıdır. Dosya kapsamı incelendiğinde; davacının dava dilekçesinde talep ettiği tedbir hakkında Mahkememizce 23/05/2023 tarihli ara kararda \"Mahkememizce davacı taraf vekili tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelenmekle; talep yargılamayı gerektirdiğinden ve davanın başlangıç aşamasındaki deliller kapsamı dikkate alındığında yaklaşık ispat kuralının henüz gerçekleşmediği\" gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekiline 28/06/2023 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekilince kararda belirtilen süre içerisinde itiraz hakkı bulunduğu halde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde itiraz hakkı kullanılmak yerine Mahkememize sunduğu 02/06/2023, 14/06/2023, 04/12/2023 tarihli dilekçeler ile Mahkememizden yeniden tedbir istemli talep dilekçeleri gönderilmiş, devamında Mahkememizce davacı vekilinin 04/12/2023 tarihli talep dilekçesi üzerine 22/12/2023 tarihli ara karar ile Davalı vekilinin cevap dilekçesinde belirttiği davacının  07/11/2022 tarihli  fesih dilekçesini sunması için taraf vekillerine süre verilmesine, İstanbul ... İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyasının Uyap sisteminden celbine ve bu hususların yerine getirilmesi halinde davacı vekilnin 04/12/2023 tarihli dilekçesindeki talebi hakkında değerlendirme yapılmasına karar verilmiştir. Davalı vekili 15/01/2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde cevap dilekçesinde belirttiği davacının  07/11/2022 tarihli  fesih dilekçesini sunduğu görülmüştür. Mahkememizin 04/10/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında da belirtildiği üzere dava konusu uyuşmazlığın araflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin davacı tarafça haklı nedenle feshedildiği iddiası ile sözleşme kapsamında davalıya borçlu olmadığı gerekçesi ile davalı lehine yine sözleşme kapsamında rehnedilen üçüncü kişilere ait taşınmaz ve araç ve rehinleri yönünden rehnin ve ipoteğin paraya çevrilmesi koşullarının oluşmadığının  tespitine  ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dava dilekçesi ve cevap dilekçesi incelendiğinde, taraflar arasında feshin sebebi hususu çekişmeli olduğu gibi  davalı vekilince cevap dilekçesi ekinde sunulan cari hesap ekstresi ve borç döküm tablosu da dikkate alındığında tarafların acentelik ilişkisi kapsamında alacak-borç durumlarının da çekişmeli olduğu anlaşılmış, Mahkememizce henüz taraf defter ve kayıtları ile sunulan deliller kapsamında henüz bilirkişi incelemesi yapılmadığından, sona eren acentelik ilişkisi kapsamında davacının davalıya borçlu olup olmadığı, davacının fesih sebebine ilişkin  dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialara ilişkin, sözleşme kapsamında ... Kargo tarafından yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği, acentenin hak edişlerinin süresinde ve tam olarak ödenip ödenmediği, haksız ceza ve kesintilerin uygulanıp uygulanmadığı hususları belirlenemediği gibi, davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü ve ekinde sunduğu delillerine göre davalının davacıdan acentelik sözleşmesi kapsamında alacaklı olup olmadığı da belirlenememiştir. Bu hususların taraflarca sunulan deliller ve tarafların ticari defter kayıtları ve dayanağı belgeleri kapsamında yapılacak inceleme neticesinde belirlenebileceği, henüz tarafların iddia ve savunmaları kapsamında feshin haklı olup olmadığı, davacının davalıya borçlu olup olmadığı, davalı lehine yine sözleşme kapsamında rehnedilen üçüncü kişilere ait taşınmaz ve araç ve rehinleri yönünden rehnin ve ipoteğin paraya çevrilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında yaklaşık ispatın gerçekleşmediği ...\" gerekçesiyle, davacı vekilinin takibin durdurulmasına ilişkin tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eldeki menfi tespit davasında taraflar arasında acentelik sözleşmesi olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığını, davacı ile davalı arasında borç/alacak ilişkisinin varlığının tespit edilmesi için müvekkili tarafından bu  davanın açıldığını, davalının sunduğu belgelerin onaylı belgeler  olmadığını, İİK'nın 68.maddesi kapsamında sayılan belgelerden olmadığını, teminatların acentelik sözleşmesi kapsamında davalı şirkete tesis edildiğini, acentelik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin borçlu olmadığını, açılan dava kapsamında teminatların paraya çevrilme koşulları sağlanmadığından menfi tespit istendiğini, dava açıldığı tarihte henüz her iki icra takibinin de mevcut olmadığını, bu sebeple mahkemece İİK'nın 72/2.maddesi uyarınca takipten önce açılan menfi tespit davası hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini,  dava sonunda davacının  borçlu bulunmadığı hususu tespit edildiğinde devam eden takipler ile dava dışı teminat tesis edenlerin mülkiyet haklarının ağır zarar görmüş olacağını, bu nedenlerle,  bu nedenlerle, ilk derece mahkemesi ara  kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bu ara kararın  kaldırılmasına,  İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesi ... Esas ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyaları hakkında İİK'nın 72/2.maddesi uyarınca teminat ile icra takiplerinin durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72.maddesi uyarınca icra takibinden önce açılan menfi tespit istemine; istinaf ise ihtiyati tedbir isteminin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 20.02.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, davacı ve davalı arasında  03.01.2022 tarihinde  acentelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında  teminat amaçlı olarak dava dışı  üçüncü kişiye ait bir adet araç üzerinde davalı lehine teminat amaçlı rehin tesis edildiği, yine dava dışı üçüncü bir kişiye ait taşınmaz üzerinde de ipotek tesis edildiğini, acentelik sözleşmesinin davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle müvekkilince feshedildiğini, bundan sonra  davalının davacıya  gönderdiği ihtarname ile  594.345,96 TL tutarında   alacak talebinde bulunduğunu, davacının borcu bulunmadığını, rehinin ve ipoteğin paraya  çevrilmesi şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, davacının davalıya borcu bulunmadığının ve davalı lehine teminat amaçlı olarak tesis edilen  ipotek ve rehinin paraya çevrilmesi için hukuksal şartların bulunmadığının tespitine karar verilmesinin talep edildiği, dava değeri olarak ipotek ve rehin bedellerinin toplamının gösterildiği görülmektedir. Davalı vekili ise; davacının soyut sebeplerle sözleşmeyi feshettiğini, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davacıdan cari hesap alacağı bulunduğunu, bunun ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, ancak davacının ödeme yapmadığını savunmuştur. Davacı vekili dava dilekçesi ile icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiş, ilk derece mahkemesince bu talebin 23.05.2023 tarihli ara karar ile yaklaşık ispat kuralının henüz gerçekleşmediğinden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmamıştır. Davacı vekili, daha sonra 04.01.2024 e-imza tarihli ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde, İİK'nın 72/2.maddesi uyarınca İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin teminat karşılığında  durdurulmasına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece, yaklaşık ispatın sağlanamadığı gerekçesiyle 20.02.024 tarihli ara karar ile davacı talebinin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre, taraflar arasında 03.01.2022 tarihli acentelik sözleşmesi bulunduğu, cevap dilekçesi ekinde sunulan davacıya ait 07.11.2023 tarihli dilekçe  ile acenteliğini aldığı Metris şube acenteliğini kızının sağlık problemlerinden dolayı  bırakmak istediğini belirttiği, ardından davalının  Kadıköy ... Noterliğinden davacıya  gönderdiği 17.04.2023 tarihli, ... yevmiye no'lu ihtarname ile acentelik sözleşmesinden, ticari ilişkiden ve cari hesap ilişkisinden kaynaklanan  594.345,96 TL alacaklı olduğu belirtilerek ödeme talebinde bulunulduğu, davacının  bu kez  davalıya gönderdiği 24.04.2023 tarihli cevabi ihtarname ile hakediş alacağının bulunduğunu bildirdiği, dosyanın UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemesinde  ise davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile araç rehinine ilişkin olarak rehinin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı görülmektedir. Davacı vekili  04.01.2024 tarihli dilekçesinde  İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile davadan sonra ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibin de başladığını bildirdiği, ancak bu takibe ilişkin bilgilerin UYAP sisteminde bulunmadığı görülmüştür. İİK'nın 72. maddesinde menfi tespit davalarıyla ilgili ihtiyati tedbir düzenlemesi mevcut olup, anılan hükmün HMK'nın 389 vd. maddeleriyle birlikte uygulanması gerekir. HMK'nın 389/1.maddesi  '' Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir... '' hükmünü,  390/3 maddesi  \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü,  391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir\"  düzenlemelerine yer  almaktadır. Somut olayda, davanın açıldığı tarihte henüz icra takiplerinin başlatılmamış olması sebebiyle davanın İİK'nın 72/2 maddesi uyarınca  icra takibinden önce açılan menfi tespit davası olduğu, ihtiyati tedbir koşullarının bu madde hükmünün yanında  HMK'nın yukarıda sayılan hükümleri çerçevesinde yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanamadığı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, buna göre taraflar arasında acentelik sözleşmesi mevcut olup, sözleşmenin davacı tarafça sona erdirildiği ve tarafların karşılıklı alacaklarının bulunduğunun iddia edildiği, davacı tarafça her ne kadar icra  takiplerinin durdurulması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, dosyanın bulunduğu aşama itibariyle henüz yaklaşık ispatın sağlanamadığı anlaşıldığından mahkemece talebin reddine dair verilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri  uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince verilen istinafa konu 20.0.2024 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinde, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.16.05.2024<br>KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3. maddeleri gereğince karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"612a2aa1bd94c9fb","SID":"02ccd82832ac3235"}}