{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/752 <br>KARAR NO: 2024/794<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14.12.2023 tarihli ara karar. <br>NUMARASI: 2023/879 E.<br>DAVANIN KONUSU: Şirketin Tasfiyesi ve Çıkma Payı <br>Taraflar arasında görülen davalı şirketin tasfiyesi ve çıkma payının tespiti ile tahsili talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında, ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine  dair verilen 14.12.2023 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalı şirkette %40 oranında hissedar olduğunu, dava dışı ...'nün %40, ...'nün ise %20 oranında hissedar olduğunu, şirketin müdürü olarak yasal mevzuata aykırı olarak 23.10.2023 tarihinde yapılan genel kurul ile ...'nün oyuyla ...'nün seçildiğini, genel kurulun iptal edilmesi maksadıyla  Anadolu 4. Ticaret Mahkemesinin 2023/777 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, şirketin aile şirketi olup uzun yıllar led, aydınlatma ve reklam alanıyla iştigal ettiğini, son yıllarda ise şirket hissedarları arasında büyük uzlaşmazlıklar meydana geldiğini, bu uzlaşmazlıkların başında ...'nün bulunduğunu, ...'nün müdürlük yetkisini hukuka aykırı eylemler gerçekleştirdiğinden ve kandırmaya yönelik yanlış mali rapor sunması sebebiyle görevi kötüye kullandığını,  müdürlük görevinden alındığını, şirket adına şirketi  borçlu göstererek  iki adet 400.000,00 'er TL senet düzenlediğini,  iki sahte çekin şirketin gerçekte borçlu olmadığını, bu senetlerin takibe konulduğunu, haciz işlemleri uygulandığını, bu ortağın şirketi komploya maruz bıraktığını, geçmişe yönelik senetler düzenlediğini, bu senetlerden dolayı şirketin mali yapısının bozulduğunu, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1051 Esas sayılı dosyasında konkordato başvurusunda bulunulduğunu, diğer taraftan söz konusu senetler için  geçmişe yönelik menfi tespit davası açıldığını,  İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/4595 Esas sayılı soruşturma dosyasında dolandırıcılık ve sahtecilikten suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak dava dışı ortak ve müdür ... tarafından menfi tespit davasından feragat edildiğini, şirket yönünden İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1051 Esas sayılı konkordato dosyasında ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/4595 Esas sayılı soruşturma dosyasında yapılan bilirkişi incelemelerinde ... tarafından verilen senetlerin ticari kayıtlarda yer almadığının tespit  edildiğini, ...'nün 23.10.2023 tarihinde yapılan genel kurulda herhangi bir şekilde gündem yapılmayan İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1051 Esas sayılı konkordato dosyasından, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/4595 Esas sayılı soruşturma dosyasından ve İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/33 Esas sayılı dosyasında menfi tespit davasından kimseye bilgi vermeden konkordato mahkemesince atanan komiserlere dahi bilgi verilmeden feragat edildiğini,  tüm bu işlemlerin, şirketin gayr-ı faal duruma gelmesine sebebiyet vereceğini, ...'nün şirketin müdürü seçilmesi üzere müvekkilini hiçbir şekilde şirketin merkezine almadığını, muhasebe programını görme erişiminin engellendiğini, bu sebeple müvekkili tarafından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/260627 sayılı soruşturma dosyasından ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, şirketin müdürlük görevinde bulunan ...'nün şirketin lehine olarak açılan tüm davalardan feragat ederek müvekkilinin  hissesine tekabül eden tüm mal varlığını üçüncü kişiler üzerinden (İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası) satışını yaptırıp bu şekilde hissedarı olduğu  şirketi bertaraf etmeyi amaçladığını,  müvekkiline şirketin finansal durumu ile ilgili bilgi verilmemesi, azınlık pay sahiplerinin şirketin finansal tablolarını ve bilançolarını incelemesine izin verilmemesi, şirketin karı, zararı, mal varlıklarının durumu, pay sahiplerinin inceleme ve bilgi edinme haklarının sürekli olarak kısıtlandığını, bu sebeple şirketin tasfiyesini istemenin zorunlu olduğunu,  şirketin kötüniyetli olarak boşaltılmaya çalışıldığını ileri sürerek, öncelikle  tasfiyeye konu olacak malvarlığının tasarruflar neticesinde elden çıkarılmaması adına, şirket yönetimine kayyım atanması  ve şirkete ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... plakalı araçlara, şirket banka hesaplarına tedbir konulmasını yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ayrıca davalı şirketin  tasfiyesine, tasfiye sonrasında hesaplanacak katılma alacağının davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince verilen 14.12.2023 tarihli ara kararda özetle; \"... Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, hakim her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gekçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararı verdiğinin kararında belirtilmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse kanunun ön gördüğü ölçüde ispat edilememişse veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerekiyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. HMK'nun 389. maddesindeki şartlarının mevcut olması ve talep halinde ihtiyati tedbire karar verilmelidir. İhtiyati tedbir talep eden tarafın dilekçesi incelendiğinde davalı şirkete ait araçlara ve şirkete ait banka hesaplarına tedbir konulmasını talep ettiği, ihtiyati tedbirin ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği ve davalı şirketin üzerine varsa dahi kayıtlı malvarlığının uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmakla talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesiyle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesini aynen tekrarla,  diğer ortaklar ... ve ...'nün birlikte hareket ederek  şirketin mali yapısının bozduklarını, konkordato başvurusunda bulunulmak zorunda kalındığını, sahte senet ve sahte icra takipleri ile şirketin gayr-ı faal duruma gelmesine sebebiyet verildiğini, şirketin müdürlük görevinde bulunan ...'nün şirketin lehine olarak açılan tüm davalardan feragat ederek müvekkilinin hissesine tekabül eden tüm mal varlığını üçüncü kişiler üzerinden (İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası) satışını yaptırıp bu şekilde  şirketi bertaraf etmeyi amaçladığını, mahkemenin tedbir talebini reddetmesinin hatalı olduğunu,  şirketin müdürlüğünü alan ...'nün İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1051 Esas sayılı konkordato dosyasından, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/4595 Esas sayılı soruşturma dosyasından ve İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/33 Esas sayılı dosyasında menfi tespit davasından kimseye bilgi vermeden feragat etmesi, şirketin kötüniyetli olarak boşaltılmaya çalışılması ve tasfiyeye konu olacak malvarlığının tasarruflar neticesinde elden çıkarılmaması adına, öncelikle şirket yönetimine kayyım atanmasına ve şirkete ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... plakalı araçlara tedbir konulmasına, banka hesaplarına tedbir konulması karar verilmesinin zorunlu olduğunu,  tedbire konu olan malların bizatihi dava konusu tasfiyeye tabi olan mallar olduğunu, tedbire konu olan malların, bizatihi dava konusu tasfiyeye tabi olan mallar olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talepleri gibi ihtiyati tedbir kararı  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava,  TTK'nın  636/2. maddesi uyarınca, şirketin tasfiyesi, şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin reddine  dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı,  davalı şirkette üç ortak olduklarını, diğer iki hissedarın şirketi zarara uğrattıklarını, şirketin mali durumu hakkında bilgi almasının diğer ortaklarca engellendiğini  ileri sürerek,  TTK'nın  638/2. maddesi uyarınca, şirketin tasfiyesi ile  tasfiye sonrasında hesaplanacak katılma alacağının davalıdan tahsilini istemiş, ayrıca davalı şirketin banka hesaplarına ve araçlarına ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. TTK'nın 636.maddenin 3.ve 4.fıkrasında \"Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.\" hükmünü içermektedir. TTK'nın 636/4. maddesinde, fesih ve tasfiye davası açıldığında mahkemece gerekli önlemlerin alınacağı belirtilmiştir. Alınacak önlemler konusunda ayrıntılı düzenleme bulunmadığından, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri uygulanacaktır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir \". Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda, davacı taraf, davalı şirkette üç ortak olduklarını, diğer iki hissedarın şirketi zarara uğrattıklarını, şirkete ait gerçek olmayan borç yaratıp senet düzenlediklerini, şirketin icra takibine maruz kaldığını, şirketin mali durumu hakkında bilgi almasının diğer ortaklarca engellendiğini, şirketin mali durumunun gizlendiğini ileri sürerek,  şirketin  tasfiyesi ve  ortaklıktan çıkma payının ödenmesini talep etmiş, ayrıca TTK'nın 638/2 maddesi uyarınca, dava dilekçesinde belirtilen şirket araçlarına ve banka hesaplarına ihtiyati  tedbir konulmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, davanın açılmasından sonra 14.12.2023 tarihili ara kararla ihtiyati tedbir talebi reddedilmiştir. Davacı, şirketin senetlerle gerçeğe aykırı olarak borçlandırıldığını ileri sürmektedir. Şirketin feshi olmadığı takdirde çıkma payını talep eden davacının haklarının da TTK'nın  638. maddesi uyarınca korunması gerekmektedir. Şirket malvarlığının muhafazası için davalı şirket adına kayıtlı  araçların ve  banka kayıtlarına ihtiyati tedbir konulması talebi dava konusuna ilişkin olup, istenilen talep sonucuyla sıkı sıkıya bağlantısı bulunmaktadır. Bu nedenle şirkete ait mal varlığının dava konusu olmadığından söz edilemez. Ancak  somut olayda, davacının ileri sürdüğü hususlar, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle henüz yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlanamamış, ihtiyati tedbir şartları oluşmamıştır. Bu durumda ara karar tarihi itibariyle HMK'nın 390/3. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, değişen durumlara göre ilk derece mahkemesinde yeniden tedbir talep edilmesi de mümkün olduğundan, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya  aykırılık görülmemiştir. Yasada, ihtiyati tedbir  kararı verilmesi için  talebin yargılamayı gerektirmesi şeklinde bir şart öngörülmemiş olduğundan mahkemece, talebin yargılamayı gerektirdiği şeklindeki gerekçesi yerinde olmamış ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan bu hususu eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri  uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen istinafa konu 14.12.2023 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.16.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ded1d9d254e6db40","SID":"13e7011b106aaafe"}}