{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/33 Esas<br>KARAR NO: 2024/533<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/09/2020<br>NUMARASI: 2015/491 Esas, 2020/486 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 02/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı ve icra takibinin müvekkilinin bilgisi dışında T.K.35 maddesine göre yapılan tebligat ile kesinleştiğini, bu süreçte haciz tehdidi altında 14.07.2014 tarihinde icra dosya borcunun tamamı olan 10.700,61-TL'nin İcra Müdürlüğü hesaplarına itirazi kayıt ile ödendiğini, davalı tarafından müvekkiline, takip dayanağı olarak gösterilen faturalara konu mal ve hizmetin verildiği iddiasıyla takip başlatılmış ise de müvekkili şirketin böyle bir mal yada hizmet satın almadığını, böyle bir faturanın müvekkili şirket kayıtlarında da bulunmadığını, takipten yaklaşık 1 yıl önce müvekkilinin faturaya konu mal ve hizmetin tedarik edildiği iddia edilen otobüsün satıldığını belirterek istirdat taleplerinin kabulü ile icra tehdidi altında ödenen 10.700,61 TL'nin ödeme tarihiden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra dosyasına konu borcun dayanağının davacı şirkete ait olduğu beyan edilen araçlara verilen servis bakım hizmeti olduğunu, davacı şirkete ait araca verilen hizmete ilişkin faturaların davacı şirketin çalışanı olduğunu beyan eden ve söz konusu aracı kullanan ... isimli kişiye 26/02/2014 tarihinde teslim edildiğini, söz konusu fatura teslim edildikten sonra yasal süresi içinde itiraz edilmediği gibi fatura bedellerinin de ödenmediğini, fatura bedellerinin süresinde ödenmemesi üzerine icra takibinin başlatıldığını, iş bu davanın kötü niyetli olarak açıldığını, söz konusu faturalarda yazılı hizmetlerin; davacı şirkete ait olduğu söylenen ve İETT'ye bağlı çalışan halk otobüs olduğunu, faturalarda imzası bulunan ve araç sürücüsü olan ... tarafından araç bakım ve tamirat için davalı şirkete getirildiğini ve söz konusu hizmetlerin yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; toplanan deliller kapsamında takip dayanağı 5.713,28 TL tutarındaki ... nolu fatura yönünden davacıya servis ve onarım hizmetini verdiği ancak 2.856,64 TL tutarlı ... nolu fatura yönünden davacıdan alacaklı olduğunu gösterir delilleri sunamadığı, dolayısı ile bu fatura yönünden alacaklı olduğunu ispat edemediği ve davacının davalıya borçlu olmadığı ve fatura tutarı ile birlikte takip ile istenen işlemiş faiz miktarı olan 0.70 TL ile birlikte bu faturaya istinaden icra dosyasına ödediği tutarı davalıdan iade isteyebileceği, bu yönde yapılan hesaplamada davacının icra dosyasına yaptığı 3.576,05 TL'nin (davalı alacağı olan 5.713,28 TL asıl alacak, 60,58 TL takip ile istenen işlemiş faiz, 692,86 TL (%12) icra vekalet ücreti, 525,42 TL (%9,1) harç, 132,42 TL (%9-takip tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre dikkate alınarak yapılan hesaplama ile) takip sonrası işlemiş faiz toplamı olan 7.124,56 TL'den bakiye kalan) 14/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, yerleşik içtihatlar uyarınca istirdat davasında tazminat talep edilemeyeceği gözetilerek şartları bulunmayan tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; tanık olarak dosyada sıfatı bulunmayan ... ifadelerinin hükme dayanak yapılamayacağını, ... müvekkili çalışanı olmadığını, ilgili kişinin davaya konu edilen icra takibi tarihlerindeki sigorta eden şirketi ile müvekkili şirket arasında bağ bulunmadığını, dava konusu değer ve icra takibine dayanak işlemlerin ifa edildiği iddia edilen tarihlerdeki değerler nazara alındığında senetle ispat kuralı gereği tanık anlatımlarının hiçbir şekilde nazara alınamayacağını, davalı firmanın ticari defter ve kayıtlarından müvekkili şirkete karşı varlığını iddia ettiği hizmeti yazılı belgelerle ispat etmesi gerekirken ilgili hususun davalının ticari defterleri ile bile ispat edilemediğini, yine bilirkişi raporunda davalı tarafın 2014 yılı defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulmadığı ve lehine delil olarak ilgili defterlerin nazara alınmayacağı yönündeki tespitin önemli ve yerinde olduğunu, davalının müvekkili şirkete herhangi bir hizmet sunduğunu ispat edemediğini, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının usule yasaya uygun olarak düzenlendiğini, müvekkili defterleri kapsamında davanın kabul edilmesi gerekir iken davanın bir kısmının reddedilmesinin hukuki temelden yoksun olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; dava konusu faturalarda imzası bulunan tanık ... ile davacı şirket arasındaki organik bağın tespit edildiğini, faturalarda imzası bulunan ... hizmet verilen araçların davacı şirkete ait olduğu ve davacı şirket adına davalı şirkette servis ve bakım hizmeti yaptırdığını ve verilen hizmete karşılık faturaları davacı şirketin imza yetkilisi ...'ın talimatı doğrultusunda teslim aldığını beyan ve kabul ettiğini, müvekkili şirketin incelenen 2014 ve 2015 yılı defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yapıldığı, defter ve kayıtlarının birbirini doğruladığını, defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulduğunu, bilirkişi raporunda yapılan bu tespitler ile tek cümle halinde ve gerekçesiz olarak müvekkilinin 2014 yılı ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulmadığı şeklindeki tespitinin çelişkili olduğunu, bu tespitin dayanağının ne olduğu hususunda açıklama yapılmak üzere ek rapor aldırılması taleplerinin usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, gerekçeli karara dayanak yapılan bilirkişi raporunun çelişkili, eksik ve hatalı olması nedeniyle mevcut çelişki ve eksikliklerin giderilmesi için ek rapora gönderilmesi talebinin reddedilmesi sonucu davalı müvekkili şirketin savunma hakkının kısıtlandığını, ayrıca davalı müvekkili şirketin yetkilisi ... 68 yaşında olması ve pandemi nedeniyle yemin hususundaki beyanının alınması için talep edilen sürenin de zaruret hali dikkate alınmaksızın reddedilmiş olması nedeniyle de savunma hakkı kısıtlandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava; haciz tehdidi altında icra dosyasına ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.  İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyasında davacı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından borçlu .... Ltd. Şti. aleyhine, 5.713,28 TL ... Seri nolu fatura ve bu faturaya ilişkin 60,58 TL işlemiş faiz, 2.856,64 TL ... seri nolu fatura ve bu faturaya ilişkin 0,70 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.631,20 TL alacağın tahsili için 10/04/2014 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacıya Tebligat Kanunu 35.maddesine göre tebligatın yapıldığı ve takibin kesinleştiği, davacı tarafından icra dosya borcu olarak hesap edilen 10.700,61-TL'nin 14.07.2014 tarihinde icra dosyasına ödendiği ve ödeme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde borcu bulunmadığı gerekçesiyle ödediği bedelin istirdatı talebi ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilerek davacının icra dosyasına yaptığı ödemenin 14/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına , fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Karar yasal süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir,İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davalı alacaklının icra takibine konu iki faturadan kaynaklı alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesine 10.04.2019 tarihinde sunulan S.M.M.M bilirkişi raporunda; davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil niteliğinde olduğu, defterlerde söz konusu 26/02/2014 ve 09/04/2014 tarihli 2 adet faturanın kaydının yer almadığı, davalının ticari defterleri ibraz edilmediğinden ve dava dosyasında bulunmadığından dava konusu 26/02/2014 ve 09/04/2014 tarihli 2 adet faturanın davalının ticari defterlerine kaydedilip kaydedilmediğinin tespit edilemediği, İstanbul Ticaret Odasının internet sitesinden yapılan ticaret sicili sorgulamasında; ... A.Ş.ile .... Ltd. Şti.'nin ortaklarının, yöneticilerinin ve şirket adreslerinin aynı olmadığı, davalının ve tanıkların iddia ettiği gibi iki şirket arasında “organik” bir bağa rastlanmadığı, 26/02/2014 ve 09/04/2014 tarihlerinde düzenlenen 2 adet fatura “toplu olarak düzenlendiğinden” 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 231/5 maddesi uyarınca hiç düzenlenmemiş sayılacağı, ayrıca faturaları teslim aldığına dair imzası bulunan ...'in ilgili şirketin sigortalı çalışanı olmadığının belirlendiği, davacının icra tehdidi altında ödediği, 8.631,20-TL'nin ödeme tarihi olan 14/07/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile istirdatını talep edebileceği belirtilmiştir.İlk derece Mahkemesince alınan 03.02.2020 tarihli S.M.M.M bilirkişi raporunda; davalı tarafın incelenen 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doruladığı,2015 yılma ait defter kayıtlarının kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulduğu, 2014 yılına ait ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmadığı, icra takibine konu alacağın dayanağı olan 2014 yılına ait 2 adet irsaliyeli faturada yazılı olan mal ve hizmetlerin davacı tarafa teslimine ilişkin söz konusu irsaliyeli faturaların 221283 numaralı olanın teslim alan kısmında ...'in isim ve imzasının bulunduğu, ... numaralı irsaliyeli faturanın teslim alan kısmında ise isim ve imza bulunmadığı, faturaların üzerinde “Plaka: ...” ibaresinin bulunduğu, icra takibine konu alacağın dayanağı olan irsaliyeli faturaların üzerinde plakası yazılı olan ... plakalı aracın 31.07.2008 tarihinden 14.05.2014 tarihine kadar davacı ....Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğu, söz konusu aracın 09.02.2011 tarihinden 14.05.2014 tarihine kadar davacı tarafından İstanbul'da Özel Halk Otobüsü olarak işletildiği, 08.03.2013 tarihinden 14.05.2014 tarihine kadar aracın şoförünün icra takibine konu alacağın dayanağı olan 26.02.2014 tarihli, ... numaralı irsaliyeli faturanın teslim alan kısmında imzası bulunan ...  olduğu,  ... 05.01.2013 - 16.06.2014 tarihleri arasında ... A.Ş.'nin ...Otel Kurşunlu/Çankırı adresinde bulunan işyerinde sigortalı çalışan olarak kayıtlı olduğu, ... , ... Ve ...  .... A.Ş.'nin ortaklarından olduğu, davacı .... Ltd. Şti.'yi temsilen ... tarafından bu kişilere şirketi geniş yetkilerle temsil etmek üzere vekalet verildiği, bu vekalet ile ... tarafından davacı şirket adına ... plakalı aracın İstanbul'da özel halk otobüsü olarak çalıştırılması için İETT Genel Müdürlüğü'ne başvuruda bulunulduğu, yine bu kişi tarafından ...'in otobüsün şoförü olarak kuruma bildirildiği, tüm işlemlerin bu kişi tarafından yapıldığı, İcra takibine konu alacağın dayanağı olan 2014 yılına ait 2 adet irsaliyeli faturadan 26.02.2014 tarihli, 221283 numaralı, 5.713,28 TL tutarlı olan irsaliyeli faturanın davalı tarafın 2014 yılına ait ticari defterlerinde davacı adına açılmış hesapta kayıtlı olduğu, 09.04.2014 tarihli, ... numaralı, 2.856,64 TL tutarlı olan irsaliyeli faturanın davalı tarafın 2014 yılına ait ticari defterlerinde 09.04.2014 tarihinde kasa hesabına işlenmek suretiyle kaydının yapıldığı, davacı adına açılmış hesaba kaydının yapılmadığı, yapılan kayıttan bu fatura bedelinin faturanın düzenlendiği tarihte nakit olarak tahsil edildiğinin anlaşıldığı, icra takibine konu alacağın dayanağı olan 2014 yılına ait 2 adet irsaliyeli faturadan) davalı .... Ltd. Şti.'nin davacı .... Ltd. Şti.'den ticari defter kayıtlarına göre icra takip tarihi olan 11.04.2014 tarihi itibarıyla, 26.02.2014 tarihli, 221283 numaralı faturadan dolayı 5.713,28 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.1- Davacı vekilinin istinaf nedenleri incelendiğinde; Davacı vekili istinaf dilekçesinde, tanık olarak dosyada sıfatı bulunmayan ... ifadelerinin hükme dayanak yapılamayacağını, Ünal Dünger'in müvekkili çalışanı olmadığı gibi ilgili kişinin davaya konu edilen icra takibi tarihlerindeki sigorta eden şirketi ile müvekkili şirket arasında bağ bulunmadığını ileri sürmüştür.HMK'nın 190. Maddesinde ise ispat yükü düzenlenmiştir. Maddeye göre;\"1- İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.2- Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnaların dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.\" düzenlenmiştir. Davalı alacağını ve takibini davacıya ait aracın bakım ve servis hizmetine ilişkin düzenlenen faturaya dayandırmış olup, Yargıtay 19 Hukuk Dairesi' nin 2016/7819 esas ve 2017/2738 karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere öncelikle davalı tarafından icra takibine konu faturadaki hizmetin davacıya verildiğinin usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. Tek başına fatura hizmetin sunulduğuna yeterli değildir. İcra takibine konu alacağın dayanağı olan 2014 yılına ait 2 adet irsaliyeli faturada yazılı olan mal ve hizmetlerin davacı tarafa teslimine ilişkin söz konusu irsaliyeli faturalardan ... numaralı olanın teslim alan kısmında ...'in isim ve imzasının bulunmaktadır. Somut davada faturanın teslim alan kısmında imzası bulunan ...  davalı tanığı olarak beyanının alındığı, davalı vekilince tanıkların bildirildiği 24.02.2016 tarihli dilekçesinde ...'in isminin yer aldığı, ...'in alınan ifadesinde irsaliye üzerindeki imzayı kabul ettiği anlaşılmıştır. Yerleşik Yargıtay kararları gereğince, faturadaki teslim alan imzası yönünden HMK'nun 169.maddesi uyarınca isticvap davetiyesi çıkartılıp sonucuna göre gerektiğinde teslim alan kişilerin davacı çalışanı olup olmadığı araştırılıp imza incelemesi de yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 19 HD 2011/16075E- 2012/417 K 18.01.2012 tarihli) Bu nedenle Mahkemece ...'in tanık olarak beyanının alınmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bununla birlikte, servis ve bakım hizmetlerine konu iki adet faturanın üzerinde ... araç plakası yazılı olduğu, faturaların düzenlendiği tarihte anılan plakanın davacı adına kayıtlı olduğu, her ne kadar faturaların düzenlendiği tarihte faturalardan biri üzerinde teslim alan olarak imzası bulunan ... SGK kayıtlarına göre davacı şirket çalışanı olarak görünmese de davacı şirket yetkilisi tarafından, ... sigortalı olarak çalıştığı şirket yetkililerine, şirketi geniş yetkilerle temsil etmek üzere vekalet verildiği, bu vekalet ile davacı şirket adına ... plakalı aracın İstanbul'da özel halk otobüsü olarak çalıştırılması için İETT Genel Müdürlüğü'ne başvuruda bulunulduğu, yine bu kişi tarafından .... otobüsün şoförü olarak kuruma bildirildiği, bu hali ile ... faturaların düzenlendiği dönemde davacı şirket adına kayıtlı araçta fiili olarak çalıştığı anlaşılmıştır.Bu kapsamda Yargıtay 11.HD 2023/606 E-2023/7478 K sayılı 19.12.2023 tarihli emsal nitelikteki bir kararında;\"... Mahkemece, SGK kayıtlarına göre adı geçen kişilerin davalı çalışanı olmadığından bahisle bu faturalar hakkındaki davanın da reddine karar verilmiş ise de davalı ile adı geçen kişiler arasındaki sözü edilen gayri resmi ilişki davacıya karşı ileri sürülemez. Nitekim ihtilaf konusu faturalar da adı geçen kişiler adına değil iş yerinin sahibi olan davalı adına düzenlenmiştir. Adı geçen kişilerin faturaların düzenlendiği dönemde fiili olarak lokantada bulunduğu ve lokantanın işletilmesinde görev aldıkları sabit olduğuna göre bu dönemde, davalının çalışanı olduklarının ve bu kişilere yapılan mal tesliminin davalıya yapılmış geçerli bir teslim olduğunun kabulü gerekir. Bu hale göre, Mahkemece, ... imzaları bulunan faturalara konu malların davalıya teslim edildiğinin kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak bu faturalar hakkındaki davanın da reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir...\" denilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; dosyada mevcut bilirkişi raporları ve SGK kaydı, ... Plakalı Aracın Özel Halk Otobüsü Kayıtları, Trafik kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, davalının ... numaralı faturaya konu hizmeti sunduğunu ispat ettiği ve davacıdan 5.713,28 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle Mahkeme kararı isabetli olup davacının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. 2-Davalı vekilinin istinaf nedenleri incelendiğinde; Somut davada, icra tehdidi altında ödenen 10.700,61 TL'nin ödeme tarihiden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edilmiş, yargılama neticesinde davacının icra dosyasına yaptığı 3.576,05 TL'nin istirdatına karar verilmiştir. Kararın verildiği tarih olan 2020 tarihi itibariyle kesinlik sınırı nazara alındığında ilk derece mahkemesi kararı, kararı istinaf eden davalı yönünden kesin niteliktedir. HMK'nın 341/2 maddesi gereğince miktar veya değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar, yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2020 yılı itibariyle 5.390,00 TL'ye ulaşmıştır. HMK'nın 346. Maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi bu konuda olumlu yada olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1. Maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür. Bu yasal düzenlemeler karşısında, kanun yoluna başvurusu konu edilen kararın, karar tarihi itibariyle davalı yönünden karar kesin nitelikte olduğundan istinafı kabil bir karar bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, Mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yan bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun karar tarihi itibariyle davalı yönünden karar kesin nitelikte olduğundan istinafı kabil bir karar bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/491 Esas, 2020/486 Karar sayılı ve 22/09/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341/2 ve 352/1-b bentleri gereğince miktar yönünden USULDEN REDDİNE,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20  TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 116,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 311,20  TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.02/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2b20ec26d203ef2a","SID":"a3dc9070928ce008"}}