{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2024/535 Esas 2024/577 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/535 <br>KARAR NO\t: 2024/577<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 07/04/2022 <br>NUMARASI\t\t: 2021/410 Esas 2022/288 Karar <br>GAYRİ NAKİT ALACAK YÖNÜNDEN DAVACI - NAKİT ALACAK YÖNÜNDEN <br>TEMLİK EDEN DAVACI\t\t<br>VEKİLİ\t:\t<br>NAKİT ALACAK YÖNÜNDEN <br>TEMLİK ALANDAVACI\t:<br>DAVALILAR \t:\t<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 23/02/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 30/04/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 30/04/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı nakit alacak yönünden temlik alan davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalıların müteselsil kefil olduğunu, kredi borcununu ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazlarının iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmelerin birbirinden ayrı sözleşmeler olup, bunlardan doğan her borcun da birbirinden ayrı ayrı bağımsız borçlar olduğunu, ihtarnamelerde borçlardan hangisini ifa edilmediğinin bildirilmediğini, hangi kefilin hangi sözleşmeden ne kadar borçtan sorumlu olduğu belirtilmeden takip başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, kefilin sorumluluğunun kefalet limiti ve kendi temerrütünün hukuki sonuçlarıyla sınırlı bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Tic.San.Tic.Ltd.Şti. arasında 27.05.2008 tarihinde 1.500.000 TL tutarında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşme limitinin 29.11.2008 tarihinde 1.500.000 TL artırımla 3.000.000 TL’ye yükseltildiği, sözleşmede davalı ... ile davalı ...’ın müteselsil kefalet imzalarının mevcut olduğu, 13.09.2010 tarihinde 6.000.000 TL tutarında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye ... ile ...’ın kefaleti alındığı, 15.04.2015 tarihinde 32.000.000 TL tutarında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye ... ile ...'nin müteselsil kefaleti alındığı, sözleşmeler kapsamında davalı ...’nin kefalet limitinin 41.000.000 TL, davalı ...’ın kefalet limitinin 9.000.000 TL, davalı ...’nin kefalet limitinin 32.000.000TL olduğu, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine bankaca hesabın kat edildiği, asıl borçlu şirkete ve kefillere noterden keşide edilen ihtarnamelerle belirtilen borçların ödenmesinin talep edildiği, ihtarname tebliğine rağmen borç ödenmediğinden alacağın tahsili için davalı kefiller aleyhine takip başlatıldığı, davacı bankanın dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırmış olduğu krediler nedeniyle takip tarihi itibarıyla anılan şirketten 1.456.436,61 TL asıl alacak, 198.643,17 TL kar payı olmak üzere toplam 1.655.079,78 TL nakdi alacağı bulunduğu, genel kredi sözleşmelerinin 15.1. maddesinde kefillerin asıl borçlu şirketin davacı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarından sorumlu olduklarına ilişkin açık hüküm bulunduğundan davalı kefillerin kefalet limitinin altında kalan nakit borç miktarından asıl borçlu şirket ile birlikte sorumlu oldukları, davalıların takipte talep edilen1.456.436,61 TL asıl alacak, 198.643,17 TL kar payı olmak üzere toplam 1.655.079,78 TL nakdi alacak tutarına itirazlarında haksız oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasında 1.456.436,61 TL asıl alacak, 198.643,17 TL kar payı olmak üzere toplam 1.655.079,78 TL nakdi alacağa yapmış oldukları itirazın iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı olan 1.456.436,61 TL ye %13,56 oranında yıllık faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin nakdi alacak isteminin reddine, kabul edilen nakdi alacak tutarı olan 1.655.079,78 TL üzerinden %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, koşulları oluşmadığından gayri nakdi alacağa ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tNakit alacak yönünden temlik alan davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; temlik eden bankanın ve müvekkilinin bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda hatalı tespit yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, takibin usul ve yasaya uygun bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>\tAnkara 26. İcra Müdürlüğünün 2017/22673 sayılı icra takip dosyası, genel kredi sözleşmeleri, müteselsil kefalet ve hesap rehin sözleşmesi, hesap kat ihtarları, ödeme planları, dava dışı asıl borçlunun banka hesap hareketleri, dekont suretleri, dava dışı asıl borçlu hakkında verilen Bingöl 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 01/07/2016 tarih 2016/208 Esas sayılı ara kararı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 28/01/2019 tarihli birinci rapor, bankacı bilirkişiden alınan 09/04/2019 tarihli ikinci bilirkişi raporu dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tYargılama aşamasında davacı banka, işbu dava konusu icra takibi ile tahsilini talep ettiği nakdi alacağı 29/05/2019 tarihli alacak temlik sözleşmesi ile ... A.Ş.'ye temlik ettiği dosya içerisinde yer alan alacak temlik sözleşmesinden anlaşılmıştır. <br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda 03/06/2020 tarih 2018/148 Esas 2020/279 Karar sayılı karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Nakit alacak yönünden temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 17/06/2021 tarih 2020/908 Esas 2021/812 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>\tDava konusu Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2017/22673 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine 1.456.630,68 TL asıl, 5.952,64 TL mahrum kalınan kar payı, 494.186,50 TL mahrum kalınan kar payına ilişkin nakit alacağın tahsili, 2.820,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğine ilişkin tebliğ evrakı dosyada bulunmamakta ise de, 19/12/2017 takip tarihi dikkate alındığında dahi 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde davalıların 26/12/2017 tarihinde takibe konu borca itiraz ettikleri, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 23/12/2018 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.<br>\tDavacı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında 27/05/2008 tarihli 1.500.000,00 TL limitli, 13/09/2010 tarihli 6.000.000,00 TL limitli, 15/04/2015 tarihli 32.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalılar ... ve ...'ın 27/05/2008, 13/09/2010 tarihli genel kredi sözleşmelerinde aynı limitlerle müteselsil kefil oldukları, kefaletlerin, kefalet tarihinde yürürlükte bulunan mülga BK'nun 484 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu, 15/04/2015 tarihli sözleşmede ise davalıların kefaletinin bulunmadığı dosya içeriğiyle sabittir. <br>\tDavacı banka ile davalılar ... ve ... arasında 15/04/2015 tarihli 32.000.000,00 TL limitli müteselsil kefaletle hesap rehni sözleşmesi imzalanmış olup, anılan davalıların dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin davacı bankadan kullandığı ve kullanacağı tüm kredi borçlarının teminatını teşkil etmek üzere müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu bulundukları hükme bağlanmıştır. Anılan kefaletname sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygundur. <br>\tDavacı tarafından dava dışı asıl borçlu şirket ile davalı ...'a gönderilen ve toplam 1.950.130,83 TL nakdi borcun ödenmesi, 2.820.000,00 TL gayri nakit borcun depo edilmesi ihtarını içerir, 2 gün atıfet süresi tanıyan 22/11/2017 tarihli hesap kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçluya 23/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı ...'a ise bila tebliğ olmuştur. <br>\tDava dışı asıl borçlu şirket ile davalılar ... ve ...'ye davacı tarafından gönderilen ve toplam 1.949.100,82 TL nakdi borcun ödenmesi, 2.820.000,00 TL gayri nakit borcun depo edilmesi ihtarını içerir, 2 gün atıfet süresi tanıyan 14/09/2017 tarihli hesap kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçluya 15/09/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Anılan ihtarın davalı kefillere tebliğine ilişkin bir bilgi ve belge ise bulunmamaktadır. <br>\tBingöl 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 01/07/2016 tarih 2016/208 Esas sayılı ara kararı ile, dava dışı asıl borçlu şirket hakkında açılan iflas erteleme davasında asıl borçlu hakkındaki icra takiplerinin tedbiren durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. <br>\tYargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içeren birinci bilirkişi raporda, takibe konu alacağın 15/04/2015 tarihli 32.000.000,00 TL tutarlı sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, anılan sözleşmede davalı ...'ın kefaletinin bulunmadığı, borcun anılan davalının kefaleti olan sözleşmelerden kaynaklanmadığı, mahkemece anılan davalının da borçtan sorumlu olduğu kabul edilirse asıl borçlunun tüm borcundan bu davalının da sorumlu olacağı, davacının dava dışı asıl borçludan takip tarihi itibarıyla 1.456.436,61 TL asıl alacak, 198.643,18 TL mahrum kalınan kar payı olmak üzere toplam 1.655.079,79 TL nakit, 2.820,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu, nakit alacaktan davalı kefiller ... ve ...'nin sorumlu olacakları, genel kredi sözleşmesinde kefiller yönünden çek depo hükmü varsa kefillerin 2.820,00 TL depo bedelinden de sorumlu olacakları, işlemiş kar payı yönünden dava konusu icra takibindeki talep ile hesaplanan miktar arasında fahiş fark bulunduğu, bu farkın davacı tarafından ödeme planına bağlanan alacak için ödenmeyen 44 taksite ilişkin faiz tutarları toplamına da takip talebine dahil etmiş olmasından kaynaklandığının düşünüldüğü, davacının kat tarihi itibarıyla ancak ödenmeyen ana para ve bu tarihe göre hesaplanan faiz tutarını talep edebileceği, kat tarihinden sonra ise kat tarihindeki alacağa temerrüt tarihine kadar hesaplayacağı kar payı tutarı ve temerrüt tarihinden itibaren hesaplayacağı mahrum kalınan kar payı tutarını isteyebileceği tespit edilmiştir.<br>\tİtiraz üzerine alınan ikinci bilirkişi raporunda ise, davalıların icra takibine itirazlarının 1.456.436,61 TL asıl alacak, 198.643,17 TL mahrum kalınan kar payı olmak üzere toplam 1.655.079,78 TL üzerinden iptali gerektiği, kar payı oranının %13,56 olduğu, genel kredi sözleşmesinde çeke ilişkin açık depo hükmü bulunmadığı, davacının davalılardan gayri nakit alacağı talep hakkı bulunmadığı, davalı ...'ın kefil olduğu 27/05/2008 ve 13/09/2010 tarihli genel kredi sözleşmelerindeki kefalet limitine kadar borçtan sorumlu olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.<br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise genel kredi sözleşmelerinin birbirinden ayrı sözleşmeler olduğunu, ihtarnamelerde ve takipte borcun hangi sözleşmeden kaynaklandığının belirtilmediğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ikinci bilirkişi raporu hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında davacı ile dava dışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, 27/05/2008 ve 13/09/2010 tarihli sözleşmelerde davalılar ... ve ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, 15/04/2015 tarihli sözleşmede davalılarının kefaletinin yer almadığı, davalılar ... ve ... ile davacı arasında müteselsil kefalet ve hesap rehni sözleşmesi imzalandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tNakit alacak yönünden temlik alan davacı vekilinin istinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği nakit bir alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tNakit alacak yönünden temlik alan davacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, işbu davada ispat külfeti davacı üzerinde olup, davacı yanın takip tarihi itibarıyla davalılardan takipte talep edilen miktar kadar alacaklı olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür.<br>\tAnılan ispat külfeti çerçevesinde davacı yan banka kayıtlarına ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanmıştır. <br>\tYargılama aşamasında banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan birinci bilirkişi raporunda, takip tarihi itibarıyla davacının dava dışı asıl borçludan takip tarihi itibarıyla 1.456.436,61 TL asıl alacak, 198.643,18 TL mahrum kalınan kar payı olmak üzere toplam 1.655.079,79 TL nakit, 2.820,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu, nakit alacaktan davalı kefiller ... ve ...'nin sorumlu oldukları, borcun 15/04/2015 tarihli sözleşmeden kaynaklandığı, davalı ...'ın bu sözleşmede kefaletinin bulunmadığı tespit edilmiş, itiraz üzerine alınan ikinci bilirkişi raporunda takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan 1.456.436,61 TL asıl alacak, 198.643,17 TL mahrum kalınan kar payı olmak üzere toplam 1.655.079,78 TL nakit alacağı bulunduğu, davalıların tespit edilen toplam nakit alacaktan sorumlu bulundukları, davalı ...'ın kefil olduğu sözleşmelerdeki kefalet limitine kadar borçtan sorumlu bulunduğu tespit edilmiştir.<br>\tAlınan ikinci bilirkişi raporu hesaplama yönünden ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli ikinci bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarından dava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen ve mahkemece hüküm altına alınan nakit alacağın davalı ...'ın kefalet imzasının bulunmadığı 15/04/2015 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece davacının takip tarihi itibarıyla davalı ...'ın kefaletinin bulunduğu 27/05/2008 ve 13/09/2010 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunmadığı, borcun kaynağı olan 15/04/2015 tarihli genel kredi sözleşmesinde ise anılan davalının kefaletinin bulunmadığı, anılan davalının 27/05/2008 ve 13/09/2010 tarihli genel kredi sözleşmelerindeki kefaletlerinin 15/04/2015 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcu kapsamadığı, davalı ...'ın kefaletinin bulunmadığı sözleşmeden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulamayacağı, anılan davalının icra takibine itirazının haklı olduğu gözetilerek davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ise de, istinafa gelenin sıfatı ve aleyhe kaldırma yasağı gözetilerek bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden nakit alacak yönünden temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Nakit alacak yönünden temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>\t2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın nakit alacak yönünden temlik alan davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Nakit alacak yönünden temlik alan davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 30/04/2024<br><br>Başkan -          Üye -                   Üye -                  Zabıt Katibi - <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6b240665bfa971c5","SID":"2de257fffe2b20af"}}