{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/1563 Esas  - 2024/676 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1563 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/676<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ... \t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/05/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/197 Esas  2023/551 Karar<br>DAVACI \t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>DAVA TARİHİ\t: 28/02/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 16/05/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 16/05/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki ticari şirkete ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı şirket ve fer'i müdahil vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi ...'nun 26.06.2020 tarihinde vefat ettiğini, geriye müvekkili ve diğer kızı ...'in kaldığını, vefat sonrasında müvekkilinin  475 pay karşılığı %47.5 hisseye sahip olarak davalı ... Makina ve Kimya San. ve Tic. A.Ş’nin ortağı olduğunu, şirketin toplam hisse değerinin 1000 pay olduğunu, kalan 475 payın ...’e, 50 payın ...'e ait olduğunu, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, yönetim kurulu başkanı Yusuf'un vefatı üzerine yaklaşık 20 yıldır bir faaliyeti bulunmadığını, mirasçıların aralarında anlaşamadıklarını, ...'in şirket yetkilisi konumunda olduğunu, şirket adına kayıtlı sadece Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nde bir fabrika binasının bulunduğunu, sadece buradan kira geliri elde edildiğini,  başka bir gelir bulunmadığını, bu gelirin de vergi borçlarının ödenmesinde kullanıldığını, şirketin bu saatten sonra faal hale gelmesinin mümkün olmadığını, şirketin borçlanmakta olduğunu ve kamu borçları bulunduğunu,  ortaklığın menfaatinin başka türlü korunma imkânı kalmadığını, amacının gerçekleştirilmesinin ekonomik ve hukuki açıdan imkânsız hale geldiğini belirterek, şirketin mevcut kamu borçlarının bulunması, aile içi çekişmeler,  şirketin çok uzun yıllardır hiçbir ticari faaliyetinin ve kira gelirinden başka gelirinin bulunmaması, taraflar arasında miras ortaklığından kaynaklanan davaların sübut bulması ve tarafların birbirleriyle görüşmüyor olması nedeniyle TTK madde 531 uyarınca müvekkilin davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine ve çıkma kararına istinaden payların karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenmesini, mahkeme aksi kanaatte ise TTK madde 531 uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  şirketin durumunun kötüye gitmesinde davacının da payı olduğunu, davacının şirketin kamu borçlarından kurtulması için bu davayı açtığını, bu durumun dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davacının ortaklıktan çıkmasına izin verilecek ise bile şirket borçlarından sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Fer'i müdahil vekili 23/05/2022 tarihli dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette hissedar olduğunu, şirketin o zamanlarda 200.000,00-TL borcu bulunduğunu, o dönemde borcun ödenme tarihinin gelmesi üzerine müvekkilinin oturduğu evi ... isimli kişiye 200.000,00-TL'ye (ikibin yeni türklirası) satarak şirketin kredi borcunu ödediğini, paranın müvekkili tarafından  dolara çevrildiğini, aradan uzun zaman geçmesine rağmen şirket tarafından müvekkiline bir ödeme yapılmadığını, tasfiye anında müvekkilinin icra dairesinde mevcut olan alacaklarının tahsil edilerek ve davacının da hissesi oranında hesap edilip onun hissesinden alacaklarının  mahsubunu ve müvekkiline  ödenmesini talep etmiştir.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  davalı  şirketin ticaret sicil kaydının ve vergi mükellefiyetinin devam ettiği, aktiflerinin borçlarını fazlasıyla karşıladığı, borca batık halde olmadığı, aksine 30/04/2022 tarihli bilançoya göre aktif ve pasifler dikkate alındığında öz varlığının 11.431.750,44 TL olduğu, buna göre; şirketin ana sözleşmesinde yer alan amaçları gerçekleştirebilecek durumda olduğu, ancak şirketin diğer ortağı ve yetkilisi olan ...'in, eşi olan diğer ortak ... ile şirket adına TL yerine dolar üzerinden borçlu olduğuna dair borç belgesi imzalaması, ayrıca bu durumun şirket kayıtlarına işlenmemesi ve şirket aleyhine girişilen icra takibine itirazda bulunmaması suretiyle kanunun kendisine yüklemiş olduğu temsil salahiyetini ihmal etmiş olması ve davacı ortak ile diğer ortaklar ... ve eşi ... arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması nedeniyle ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiği ve güvensizlik ortamının oluşmasından dolayı diğer ortakların daha kusurlu olduğu, bu nedenle davacı açısından  haklı nedenle şirket ortaklığından çıkma koşullarının oluştuğu, buna göre, TTK 531 maddesinin \" Hakim, ... veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir\" hükmü uyarınca, dosya kapsamı ve taraflar arasındaki ihtilafın yoğunluğu dikkate alınarak davacı ortağın karar tarihine en yakın tarihteki gerçek pay bedelinin tarafına ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkmasına izin verilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, 6102 sayılı TTK 531. maddesi uyarınca davacı pay sahibinin şirketten çıkmasına izin verilmesine, 6.783.252,92 TL çıkma payının davalı şirketten tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ve fer'i müdahil vekilleri sundukları istinaf dilekçelerinde özetle; dava dilekçesi ve tensip zaptını içerir tebligat şirketin ticaret sicil adresinde yer alan adresine tebliğ edilmemiş olup yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, davacı vekilinin bu talep miktarı varken mahkeme kendiliğinden bilirkişi incelemesi yapmasına gerek kalmayacağını, davacı vekilinin bu talebiyle mahkeme bağlı olduğunu, artık bu talebin üzerine çıkmak üzere yeniden bilirkişi incelemesi yapamayacağını, davacı 17/11/2022 tarihli dilekçesinde de çıkma payı olarak 4.455.752,92 TL talep ettiklerini, davacının talebi bu iken mahkeme kendiliğinden talebin dışına çıkamayacağını, mahkeme müvekkilim aleyhinde 6.783.252,92 TL çıkma payına hükmetmiş ancak davacının şirketten çıkmasına yönelik kesin bir karar vermemiş olup yalnızca şirketten çıkmasına izin verilmesine yönelik bir karar verildiğini, çıkma davacının keyfiyetine bırakıldığını, davacının hissesi müvekkilime geçmeden davacının bu miktarı talep etmesi mümkün olabileceğini, bu durum şirketin iflasına yol açabileceğini, neye göre yol alınacağı belirsiz olduğunu, Şirketin borçlarını ödeyememesi sonucu bütün malvarlığının satılması gündeme gelmiş, müvekkilim hiçbir mecburiyeti olmamasına rağmen kendi oturmakta olduğu evi satmış ve doğrudan banka hesabına havale etmiştir. Böylece şirketin bankaya olan borcu sona erdiğini, o dönem banka görevlisi müvekkilimin gönderdiği bu parayı Amerikan Doları üzerinden hesaplamış ve şirket müvekkilime borç senedi verdiğini, mahkeme bu durumu detaylı bir şekilde incelemiş ve işbu  durum belgelerle sabit olduğunu, ancak sonradan eşinin yönetici olması bahane edilerek bu alacağı yok saydığını, bu kararın akılcılıkla hiçbir ilgisi olmadığını, mahkeme savunmalarının hiçbirini dikkate almaksızın, davacının dahi iddia etmediği hususlarda karar verildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  TTK 531/1 maddesi uyarınca şirket ortaklığından çıkmaya izin ve çıkma payı bedelinin tahsili, aksi halde anonim şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi talebine ilişkindir.<br>\tDavalı ve ve fer'i müdahil vekillerinin süresinde vermiş olduğu istinaf başvuru dilekçesi üzerine dosya istinaf incelemesi için Dairemize gönderildikten sonra, davalı  şirket vekili Av. ..., Av. ... ve Av. ...'ın UYAP üzerinden sundukları 08/05/2024 tarihli e-imzalı dilekçe ile istinaf talebinden feragat ettiklerini bildirmişler, yine fer'i müdahil vekili Av. ... da aynı tarihli  e-imzalı dilekçe ile istinaf talebinden feragat ettiklerini bildirmiştir. <br>\t  Davalı şirket vekilleri Av. ..., Av. ... ve Av. ...'ın dosya içerisinde yer alan Eskişehir 4. Noterliği'nin 18/05/2022 tarih ve 06669 yevmiye numaralı vekaletnamesinde kanun yollarından feragat etme yetkilerinin bulunduğu görülmüştür. <br>\tFer'i müdahil vekili Av. ...'un dosya içerisinde yer alan Eskişehir 3. Noterliği'nin 23/06/2021 tarih ve 04534 yevmiye numaralı vekaletnamesinde kanun yollarından feragat etme yetkilerinin bulunduğu görülmüştür. <br>\tFeragat, 6100 Sayılı HMK'nun 307. maddesi ve genel hükümler uyarınca istemde bulunanın talep sonucundan vazgeçmesidir. Başvuru hakkından feragati düzenleyen HMK'nun 349/2. maddesi; \"Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur.\" hükmünü içermektedir. <br>\tBu durumda, dava dosyası istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderildikten sonra davacı vekilince istinaf başvurusundan feragat edilmiş olmakla davacı vekilinin istinaf isteminin feragat sebebiyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı şirket ve fer'i müdahil vekillerinin istinaf başvurularının  HMK'nun 349/2. maddesi gereği FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, <br>2-Davalı şirket ve fer'i müdahil tarafından yatırılan istinaf yoluna başvuru harcı  115.841,00 TL harcın istek halinde istinafa başvurana iadesine, <br>3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin yatıran üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/05/2024<br><br> Başkan- ...                 Üye - ...\tÜye - ...             Zabıt Katibi-...<br> ...             ...          ...              ...<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57bfb49c971ca4f2","SID":"4f73686309d74787"}}