{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2024/696 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1203<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>ASIL DAVA DOSYASINDA;<br>İNCELENEN KARARIN     <br>MAHKEMESİ                      : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2019/118 Esas -  2023/519 Karar<br>DAVA\t\t: Yangın Yapı Malikinin Sorumluluğu<br>DAVA TARİHİ\t\t: 31/05/2016<br><br>BİRLEŞEN İZMİR 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN<br>2016/502 ESAS, 2016/306 KARAR SAYILI DOSYASINDA;<br>DAVA\t\t:Yangın Yapı Malikinin Sorumluluğu<br>KARAR TARİHİ                 \t: 23/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ  \t: 23/05/2024<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>G E R E Ğ İ     D Ü Ş Ü N Ü L D Ü<br><br>ASIL DAVA DOSYASINDA;<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... isimli işyerinin sahibi olduğunu, 17/01/2016 tarihinde gece yarısı çıkan yangında müvekkiline ait iş yerinin yandığını büyük maddi zarar meydana geldiğini, yangına davalı kurumun sorumluluğunda olan elektrik kablolarının koparak müvekkiline ait iş yerine düşmesinin neden olduğunu, ...'nın 25/01/2016 tarihli yangın raporunda görgü tanığı ...'in sözlü beyanına göre ...'a ait TR 48 nolu elektrik direğine bağlı kablonun aşırı rüzgardan kopması ve şerare yaparak kıvılcımların yanıcı malzemeleer üzerine düşmesi sonucu tutuşarak çıktığının ifade edildiğini, müvekkile ait işyerinde bulunan çok sayıda malzemenin tümünün bu arada kasada bulunan senet ve alacaklarının yazılı olduğu defterlerinin yangında yok olduğunu, Urla SHM'nin (2016/2 D. İş )tespit yaptırıldığını elektrik bilirkişisinin yangını ... AŞ'ye ait TR-48 nolu trafo merkezinden beslenen alçak gerilim hattının iş yerinin yanında bulunan direğe doğru hat çekildiğini kavşak atlaması için müşterek direğe kablo çekildiğinin görüldüğünü, direkteki sokak fazının nötr hattının kopuk olduğunun ve malzemelerin tespitinin yapılmaması üzerine stok belgesi ibraz edildiğini, toplam 244.590,11 TL malzemenin ve makinelerin yanması nedeniyle kullanılmasının mümkün olmadığının tespit edildiğini, yangının başlangıcının elektrik dağıtım hatlarında gereken bakım hizmetinin yapılmaması eskiyen ve güvenli olmayan sistemin değiştirilmemesi nedeni ile olduğunu bölgede benzer tel kopma ve yangın vakalarının yaşandığını, olaydan sonra bölgede tüm sistemin değiştirildiğini, Urla SHM'de yaptırılan bir başka tespitte inşaattaki toplam hasarın 389.120,11 TL olarak tespit edildiğini, <br>Ancak müvekkilinin uğradığı zararın esas olarak yargılama sırasında ortaya çıkacağını zira sadece malzemeden dolayı zarar görmediğini, personele çalışmadığı halde ödeme yapıldığını, iş bağlantılarının kaybolduğunu, mali kayıtların yok olması nedeniyle de zarara uğradığını, fiili uğradığı zarar dışında ticari zararları da olduğunu bu nedenle davalarının belirsiz alacak davası niteliğinde bulunduğunu, <br>İleri sürerek fazlaya ilişkin yasal hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL maddi zararın 17/01/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; <br>Görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin kısmi bölünme ile 13/12/2012 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kuruluş işlemleri tamamlandığını, 01/01/2013 tarihinden itibaren İzmir ve Manisa illerinde perakende satış faaliyetini sürdürdüğünü, elektrik dağıtımından müvekkilinin sorumlu olmadığını, delil tespit raporu doğrultusunda ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu 4. maddesi gereğince yangının elektrik dağıtımı esnasında ... AŞ'ye ait TR-48 nolu trafo merkezsinden beslenen alçak gerilim hattında iletken kopması nedeni ile ortaya çıkmasından dolayı müvekkiline başvurulmayacağını husumet nedeni reddi gerektiğini, davanın ... Anonim Şirketi'ne ihbarını talep ettiklerini savunmuştur.<br>BİRLEŞEN DAVA DOSYASINDA;<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: <br>Dava konusu olay ile ilgili ... AŞ aleyhine İzmir 14. AHM'nin 2016/259 sayılı dosyasında tazminat davası açtıklarını, davalı ... AŞ'nin dağıtım hatları ve trafodan sorumlu olan şirketin ... AŞ olduğunu bildirmesi üzerine bu davanın ikame edildiğini iki davanın birleştirilmesini talep ettiklerini,<br>Müvekkilinin ... isimli işyerinin sahibi olduğunu, 17/01/2016 tarihinde gece yarısı çıkan yangında müvekkiline ait iş yerinin yandığını büyük maddi zarar meydana geldiğini, yangına davalı kurumun sorumluluğunda olan elektrik kablolarının koparak müvekkiline ait iş yerine düşmesinin neden olduğunu, ...'nın 25/01/2016 tarihli yangın raporunda görgü tanığı ...'in sözlü beyanına göre ...'a ait TR 48 nolu elektrik direğine bağlı kablonun aşırı rüzgardan kopması ve şerare yaparak kıvılcımların yanıcı malzemeler üzerine düşmesi sonucu tutuşarak çıktığının ifade edildiğini, müvekkile ait işyerinde bulunan çok sayıda malzemenin tümünün bu arada kasada bulunan senet ve alacaklarının yazılı olduğu defterlerinin yangında yok olduğunu, Urla SHM'nin (2016/2 D. İş )tespit yaptırıldığını elektrik bilirkişisinin yangını ... AŞ'ye ait TR-48 nolu trafo merkezinden beslenen alçak gerilim hattının iş yerinin yanında bulunan direğe doğru hat çekildiğini kavşak atlaması için müşterek direğe kablo çekildiğinin görüldüğünü, direkteki sokak fazının nötr hattının kopuk olduğunun ve malzemelerin tespitinin yapılmaması üzerine stok belgesi ibraz edildiğini, toplam 244.590,11 TL malzemenin ve makinelerin yanması nedeniyle kullanılmasının mümkün olmadığının tespit edildiğini, yangının başlangıcının elektrik dağıtım hatlarında gereken bakım hizmetinin yapılmaması eskiyen ve güvenli olmayan sistemin değiştirilmemesi nedeni ile olduğunu bölgede benzer tel kopma ve yangın vakalarının yaşandığını, olaydan sonra bölgede tüm sistemin değiştirildiğini, Urla SHM'de yaptırılan bir başka tespitte inşaattaki toplam hasarın 389.120,11 TL olarak tespit edildiğini, <br>Ancak müvekkilinin uğradığı zararın esas olarak yargılama sırasında ortaya çıkacağını zira sadece malzemeden dolayı zarar görmediğini, personele çalışmadığı halde ödeme yapıldığını, iş bağlantılarının kaybolduğunu, mali kayıtların yok olması nedeniyle de zarara uğradığını, fiili uğradığı zarar dışında ticari zararları da olduğunu bu nedenle davalarının belirsiz alacak davası niteliğinde bulunduğunu, <br>İleri sürerek fazlaya ilişkin yasal hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL maddi zararın 17/01/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>Davacı Vekili 31/01/2023 tarihli ıslah yolu ile müddeabihin artırılması talebi başlıklı dilekçesi ile bilirkişi incelemesi sonucunda tüm makine ve ekipmanlar için 79.530,00 TL, Orman ürünleri ile ilgili olarak 238.720,20 TL, gelir kaybı yönünden 232.766,15 TL ve inşaat bedeli olarak 54.112,50 TL tespit edildiğini, (toplam 605.128,85 TL)<br> Kazanç kaybına ilişkin 1.000,00 TL olan  maddi zararlarını toplam 232.766,15 TL'na, 99.000,00 TL olan maddi zarara ilişkin talebini 372.362,70 TL'na artırmış (toplam 605.128,85 TL'na) ve yangının meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili aynı tarihte 8.610,00 TL ıslah harcı yatırmıştır.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; <br>Yangının çıkmasına sebep olduğu iddia edilen hatların ve direklerin mülkiyetinin ...'ne , ve hatların arıza bakım sorumluluğunun yüklenici ... Tic. Ltd. Şti'ne ait olup husumet nedeni ile reddi gerektiğini,<br>Şirket merkezinin Bornova İzmir olduğundan davada İzmir Mahkemeleri'nin yetkili bulunduğunu, davanın yetki yönünden reddi gerektiğini,<br>Zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, belirsiz alacak davası açılamayacağını,<br> Tedarik Sürekliliği ve Hizmet Kalitesi Yönetmeliği'nin 26. maddesi gereğince 10 günlük süre içerisinde başvuru yapılmadığını,<br>Kazanın meydana geldiği yerdeki enerji nakil hatlarının bakım ve onarım işinin hizmet alım sözleşmesi ile yüklenici ... Tic. Ltd. Şti. firmasına verildiğini, muhatabın yüklenici firma olduğunu, ihbar üzerine acil olarak emniyetin açıldığını, kendi görevlilerinin ulaştığında yanan binaların önünden geçen TR-48'den beslenen kablonun kopuk olduğu, yanmış ve yere yapışmış doluğunu gördüklerini, ana panoda yer alan 1 adet AG Sigortanın atmış olduğunu tespit ettiklerini, olay günü havanın yağışlı ve 60-70 km hızla esen hava muhalefeti yaşandığını, illet bağının koptuğunu, kablonun Savcılık dosyasında incelemeye gönderildiğini, kuvvetli fırtına ve yağıştan dolayı şirketin kusur veya kusursuz olduğundan söz edilemeyeceğini tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine ve yüklenici firma ... Tic. Ltd. Şti. ile ... Anonim Şirketi'ne ihbarını talep etmiştir.<br>DELİLLER                                :<br>İtfaiye Raporu, delil tespit dosyası ve raporlar, ... AŞ Hizmet Alım Belgesi, 22/12/2020 tarihli asıl ve 03/06/2022 tarihli ek rapor , stok mevcut beyanı, heyet raporu, inşaat bilirkişisi raporu, meteroloji cevabı, harita mühendisi raporu,  tanık beyanları, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle;<br> Davacı ...’ın sahibi olduğu ... Mahallesi ... Cad. No:... ... – ... adresindeki ... firmasında 17.01.2016 tarihinde saat 00:46 sularında yangın  çıktığı, çıkan yangında davacının işyeri yanında çevredeki komşu işyerleri ve park halindeki araçların yandığı, Gerek Urla Sulh Hukuk Mahkemesi' nin  2016/2 D.İş  Bilirkişi Tespit Raporu ve gerekse İtfaiye Raporundan da görüleceği üzere yangının söz konusu işyeri yanında bulunan ve TR-48 trafo merkezinden beslenen 4-9,30 betonarme direkte bulunan 3Aster+Rose/Pansy tam alüminyum iletkenlerden alt kısımdaki 1 adet Aster(faz), 1 adet Rose(sokak fazı) ve 1 adet Pansy(nötr) iletkenin aşırı rüzgar sebebiyle birbirlerine temas etmeleri sonucu kısa devre oluştuğu ve kısa devre esnasında şebekeden çekilen aşırı akım sonucu akkor haline gelen iletkenlerin parçacıklar halinde çevreye dağılarak koptuğu ve çevreye dağılan bu kıvılcımların söz konusu işyerinde bulunan yanıcı boya maddeleri, talaş, kereste ve lambrilerin üzerine düşmesi neticesinde yangının çıktığı, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede büyüdüğü ve komşu işyerleri ve park halindeki araçlara da sıçrayarak zarar verdiği, Tespit sırasında çekilen resimlerde ve ... firmasının dosyaya sunduğu   resimde, Yanan işyerinin hemen yanında bulunan direğin üzerinde yangın sonrası kopan tam alüminyum iletkenler çok net şekilde görüldüğü, aşırı rüzgar neticesinde meydana gelen kısa devre sonucu parçalar halinde kopan iletkenlerin direğin üzerinde alt kısımda bulunan travers üzerinde asılı kaldığının açıkça görüldüğü, bu nedenle kısa devrenin meydana geldiği iletkenin tartışmasız tam alüminyum iletken olduğunun açıkça belirlendiği,<br>Kabloların sehimleri ile ilgili;  yangın sonrası üstteki 2 fazın sağlam kalması, ancak alttaki 3 iletkenin kısa devre yaparak kopmasının sadece alttaki 3 iletkenin sehimlerinin fazla olduğunu, bu nedenle rüzgarda birbirlerine temas ederek kısa devre olduklarını gösterdiği,  Halbuki tüm iletkenlerin sehimleri aynı şekilde olsaydı alttaki iletkenlerinde rüzgardan etkilenerek kısa devre olmasının söz konusu olmayacağı, Kopan alt traversteki iletkenlerle üst traversteki iletkenlerin arası yaklaşık 40 cm civarında olduğu, böyle bir durumda oluşan ısının üst traversteki iletkenleri de eritmesi gerekliği kanaatine ulaşıldığı,<br>             Davaya konu yangının; ... A.Ş.’ne ait hatların sehimlerinin fazla olması sebebiyle aşırı rüzgardan dolayı sallanarak birbirine temas etmesi sonucu oluşan kısa devre sonucu kopması, kopma sırasında çıkan kıvılcımların ve akkor halindeki metal parçalarının davacıya ait işyerindeki yanıcı lambri, kereste, talaş ve boya maddelerini tutuşturması sonucu meydana geldiği ve yangının işyerindeki elektrik aksamına yaklaşık 5.000,00 TL hasar meydana getirdiği,  Dosya üzerinden bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde; davaya konu işyerinde yangın çıkması nedeniyle işyerinde bulunan makine, ekipman ve orman ürünlerinin yanarak zarar gördüğü, zarar gören ürünlerin kullanılmasının ve tamirinin mümkün olmadığı, dava konusu ürünlerle ilgili dosyada herhangi bir faturaya rastlanmadığı,  ürünlerin yaklaşık bedelleri re’sen yapılan piyasa araştırması sonrasında belirlendiği, buna göre yangın sonrasında zarar gören makine ve ekipmanların yaklaşık toplam bedelinin 79.530- TL olduğu, orman ürünlerinin ise yaklaşık toplam bedelinin 238.720,02TL olduğunun belirlendiği anlaşıldığı<br>İnşaat Mühendisi Değerlendirmesine,  Dosya üzerinden  fotoğraflar incelenerek yangın sonucu yanan işyeri ve satış ofisinin 2016 yılı itibari ile yeniden yapım bedelinin 54.112,50TL olabileceğinin belirlendiği,<br>Mali Müşavir Bilirkişi Değerlendirmesinde,  Davacı ... – ... şahıs işletmesine ait ticari defter ve kayıtların yangında yok olduğu,  Yangın dolayısıyla aktif varlıklarını büyük ölçüde yitiren davacı işletmenin eksilen, yok olan varlıkları muhasebesinde kaydettirerek, dolayısı ile bilanço tablosuna aktarması gereken zayi olan varlıkların tespitinin mali verilerden yapılamadığının anlaşıldığı, Urla Vergi Dairesi Müdürlüğü yazısı ekinde sunulan 2016-2017 yıllarına ait Yıllık Gelir Vergisi Beyannameleri incelendiği,  Mali Veriler (ayrıntılı Bilanço Ve Ayrıntılı Gelir Tablosu) üzerinden yapılan incelemede, Yangın vukuu bulmasaydı işletme 2015 yılında elde ettiği kar 60.934,30 TL olarak beyan ettiğine göre, 2016 yılında TÜİK verilerine göre yıllık ÜFE % 9,94 enflasyon oranı da dikkate alındığında: 60.934,30 x 1.0994= 66.991,17 TL yaklaşık kar elde edilebilecekti,  2017 yılında yine TÜİK verilerine göre yıllık ÜFE % 15,47 enflasyon oranı da dikkate alındığında 66.991,17 x 1,1547  77.354,70 TL kar elde edilebileceği kanaatine varıldığı,  Davacı ... ... işletmesinin 2 yıl için hesaplanan toplam  144.345,87 TL kazançtan mahrum kalmış olduğu, 2016 Yılı Dönem Kar ve Zarar tutarı  (-)  27.965,01 TL, 2017 Yılı Dönem Kar ve Zarar tutarı  (-)  60.455,27 TL olmak üzere davacının toplam zarar beyanları (-) 88.420,28 TL olduğu, Davacı ... ... işletmesinin 2016 ve 2017 yılında beyan etmiş olduğu toplam 88.420,28 TL zararının da hesaplamaya dahil edilmesi ile 150.660,05+88.420,28 =  232.766,15TL tutarında kazançtan mahrum kalmış olduğu, davacının 2016 ve 2017 yıllarında 232.766,15 TL tutarında kazançtan  mahrum kalmış olduğu, kaydi değerler ile 203.286,34 TL tutarında yangın ile yok olan aktif varlıkların bulunduğu toplam olarak 436.052,49 TL zararın olduğu hesaplandığı, <br>Davacının toplam zararının; Tüm Makina Ve Ekipmanlar İçin Tespit Edilen     79.530,00 TL, Orman Ürünleri İle İlgili Olarak Tespit Edilen  238.720,20 TL,  Gelir Kaybı Yönünden 2016-2017 Yılı Hesaplamalar 232.766,15 TL, İşyeri ve Satış Ofisinin İnşaa Bedelinin 54.112,50 TL  olmak Üzere  605.128,85 TL olacağının hesaplandığı, <br>Fer-i Müdahil vekilinin itirazı üzerine rapor dü zenleyen Harita Mühendisi Bilirkişi her ne kadar; \"... ... C.B.S ve diğer uydu görüntüleri üzerinde taşınmaza en yakın sokaktaki iletim hatlarının incelenmesinde, işlerine en yakın olan TR 48 D-15 ile TR 48 D-14 nolu beton direkler arasındaki kabloların normal gerginlikte olduğu, dolayısıyla bir sarkmanın olmadığının görüldüğü, Yangının rüzgarın etkisiyle işyerinin yanındaki TR-48 nolu elektrik direğine bağlı elektrik kablosunun aşırı rüzgardan kopması ve şerare yaparak çıkan kıvılcımların davacıya ait işyerinin üzerine düşmesi sonucu oluştuğu belirtildiği, ancak TR-48 nolu beton elektrik direğinden çıkan ve davacıya ait binanın yanındaki iş yerine enerji veren kablolarda aşırı olarak sehim yaptığı ancak yangın raporunda bu kablolarla ilgili tespit yapılmadığı...\" şeklinde görüş bildirmiş ise de elektrik hattının sehiminin yeterli olup olmadığı veya hangi iletkenin, hangi cer kuvvetiyle gerilerek uygun sehimin verildiği hakkında uzmanlığı olmayan  Harita Mühendisliği  bir bilirkişinin  görüşlerine itibar edilmediği,<br> Davacı vekilinin 31.02.2023 tarihli dilekçesi ile, Kazanç kaybına ilişkin talebini  232.766,15 TL’ye,  maddi zarara ilişkin talebini  372.362,70 TL’ ye yükseltmiş  olduğu,<br> Asıl Davada; davalının haksız fiil niteliğindeki eyleminde kusurun da ... Anonim Şirketi' ait olduğu, asıl dava davalısı ... Anonim Şirketi' ne bu davada husumet yöneltilemeyeceğinden gerekçesi ile asıl davanın  Pasif Husumet Ehliyeti Yokluğuyla Usulen Reddine,<br>Birleşen Davada; Davalı ... Anonim Şirketi her ne kadar davacının zararından, haksız fiilin unsurları olan eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı gerçekleştiğinden sorumlu olsa da, Yargıtay 3. H.D 2012/17528 E. 2012/22609 K. 05.11.2012 tarihli İlamı'nda\"...Borçlar Kanunu'nun 60/1. maddesi hükmüne göre zamanaşımı süresi, davacının haksız fiil sorumlusunu ve zararı öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl ve her halükarda zarara neden olan olay tarihinden itibaren 10 yıldır. Aynı Kanun'un 60/2. maddesinde ifadesini bulan uzamış zamanaşımı, kural olarak haksız fiili işleyen gerçek kişi hakkında uygulanır. Tüzel kişilerin organlarının işledikleri haksız fiiller aynı zamanda suç teşkil etse bile, istisnalar haricinde tüzel kişi hakkında uzamış zamanaşımı uygulanmaz. Dava konusu yangın 19.08.2006 tarihinde meydana geldiğine ve eldeki dava 10.02.2011 tarihinde açıldığı için davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı  gerektirmiştir...\" denildiğini<br>Yukarıda anılan içtihat doğrultusunda ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesi ile Birleşen İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/502 Esas sayılı davasının Kısmen Kabulüne, 100.000,00-TL maddi tazminatın 17/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Islah edilen kısmın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br> TBK 72. maddesi gereğince 17/01/2016 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle 27/10/2016 tarihinde 2 yıllık süre içinde davanın açıldığını, sorumlular hakkında Urla 1 ASCM'de dava açılıp kurum yetkilisi hakkında ceza tayin edildiğini, zamanaşımı ile reddedilen kısmın kaldırılması gerektiğini,<br>Davalının husumet itirazının hukuki mesnetten yoksun olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br>Yangının çıkmasına sebep olduğu iddia edilen hatların ve direklerin mülkiyetinin ...'ne hatların bakım sorumluluğunun yüklenici olan  ... Ticaret Limited Şirketi'ne ait olduğunu davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini,<br> Tedarik Sürekliliği ve Hizmet Kalitesi Yönetmeliği'nin 26. maddesi gereğince 10 günlük süre içerisinde başvuru yapılmadığını, <br>Sorumluluğun ... Ticaret Limited Şirketi'ne ait olduğunu, havanın yağmurlu, zeminin ıslak olması ve kuvvetli fırtına ve yağış nedeni ile illiyet bağının koptuğunu, itfaiye raporunun teknik incelemeden uzak olduğunu, kusur ve kusursuz sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, <br>Feri Müdahil ... Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br> Kararın 9. sayfasında itirazları üzerine rapor düzenleyen harita mühendisinin raporuna uzmanlığı olmadığı gerekçesi ile itibar edilmediğinin belirtildiğini, 11/01/2022 tarihli raporunda sunulan 4 adet uydu görüntüsündeki elektrik iletkenlerinin sehim durumları dikkate alınmayarak elektrik konusunda uzman olmayan itfaiye raporunun dikkate alınmasının doğru olmadığını, elektrik mühendisi raporunda da bu yolda bir değerlendirme olmadığından elektrik mühendisi raporuna da itibar edilmeyeceği, davacıya ait işyerinde yanıcı ve yakıcı madde bulunduğunu, 19/12/2007 tarih 26735 sayılı resmi gazetede yayınlanan Binaların Yangında Korunması Hakkındaki yönetmeliğe uygun olduğuna dair bir rapor olmadığını, ticari defterlerin ve belgelerin yandığı iddia edildiğine göre TTK'nın 82/7. fıkrasına göre zayi nedeni ile dava açılması gerektiğini, bu yolda alınmış bir belge olmadığını, yine vergisel açıdan VUK'nun 74, 267 ve 278. maddeleri gereğince Takdir Komisyonu'na başvuru yapılması gerektiğini, stoklar ile ilgili olarak ham maddelerin malzeme hesabına kaydı gerektiğini böyle bir kayıt olmadığını, muhasebe kayıtlarına güvenilemeyeceğini, Yargıtay 17. HD'nin 2015/2966 E- 2016/2302 K sayılı kararı doğrultusunda davacının ticari defterleri ile ilgili zayi kararı alınmadığından birleşen davanın reddi gerektiğini, hava muhalefeti nedeni ile mücbir sebep olduğunu, illiyet bağının kesildiğini ileri sürerek İDM'nin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Asıl ve birleşen davada davacı vekili ve davalı vekili istinafa cevap vermemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, elektrik iletim hattından kaynaklandığı iddia edilen yangın nedeniyle doğan zararın yapı malikinin kusursuz sorumluluğuna dayalı maddi tazminat isteminden kaynaklanmaktadır.<br>İDM'nce yukarıda özetlenen gerekçeler ile asıl davada davalı ... Anonim Şirketi yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine, birleşen davada ise ... Anonim Şirketi yönünden davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.<br>(I) Görev:<br>Birleşen davada davalı ... AŞ  vekili görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu savunmuştur. <br>İDM'nce 2016/259 E- 2018/293 K sayılı 13/11/2018 tarihli ve 11/12/2018 tarihinde kesinleşen kararı ile asıl ve birleşen davalarda Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedenli ile usulden reddine karar verilmiştir.<br>Davacı vekilinin  6100 sayılı HMK'nun 20.maddesinde öngörülen iki haftalık süre başlamadan önce 14/11/2018 tarihli dilekçesi ile dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir. Dava dosyasının gönderildiği, İzmir 4.ATM'nin 2018/1447 E - 2018/1349 K sayılı 17/12/2018 tarihli kararıyla; karşı görevsizlik kararı verilmiştir.<br>Merci tayini bakımından İzmir BAM 6.HD'ye başvurulmuş ve 2019/557 E - 2019/609 K sayılı 02/04/2019 tarihli kararıyla; yargı mercinin İzmir 4.ATM olarak belirlenmesine kesin biçimde karar verilmiştir. Uyuşmazlıkta ATM'nin görevli olduğu kesinleşmiştir.<br>(II) Yapı Malikinin Sorumluluğu;<br> 6098 sayılı TBK'nun 69.maddesine göre; “Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. ” denmektedir. Bina malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir imal olunan eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle kusursuz sorumluluk türlerinden olağan sebep sorumluluğudur. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin veya  üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir. <br>Bina veya imal olunan eser malikinin sorumlu tutulabilmesi için kusuru aranmaz. Ancak, aynı zamanda kusuru varsa, bu kusur munzam (ek) kusur olarak gözönünde tutulur. Ek kusur halinde, kusursuz sorumlu kişi illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamaz ancak tazminat miktarının takdirinde bu kusur gözönünde tutulabilecektir.<br>Elektrik tesisleri de, imal olunan eser niteliğindedir. Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinin 5 inci maddesinde; kuvvetli akım tesislerinin, cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapılması gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda elektrik dağıtım şirketleri, elektrik verdiği ve abonelik tesis ettiği özel hatları denetlemek ve kontrol etmekle yükümlüdür. Şayet özel hat olması gereken gibi tesis edilmemişse bunu düzelttirmek; gerektiğinde elektriğini kesmek durumundadır. Elektrik dağıtım şirketi, kontrol ve denetim görevini zamanında ve etkin biçimde yapmazsa, doğan zarardan ek kusuru nedeniyle sorumlu olacaktır. (Dairemizin 2021/2003 E-2022/84 K. Sayılı 14/01/2022 Sayılı Kararı) (Yargıtay 3. HD'nin 2018/4255 E-2019/3401 K. Sayılı22/02/2022 Tarihli kararı)<br>(III) Özel Dava Şartı;<br>Birleşen davada, Davalı vekili Tedarik Sürekliliği ve Hizmet Kalitesi Yönetmeliğinin 26 ve Elektrik Dağımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliğinin geçici 6 ile 16.maddesine uygun şekilde zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren idarelerine 10 gün içinde başvurulmadığı, başvurunun ilgili yılı takip eden Mart sonuna kadar yapılması, ödemelerin de takip eden yılın Nisan ayından itibaren başlatılması gerektiğini ileri sürerek usul eksikliğinden davanın reddini savunmuştur.<br>Anılan düzenlemeler 6100 sayılı HMK'nın 114.maddesinde dava ön şartı giderek dava şartı olarak öngörülmemiştir.<br>Özetle somut olayda davalının sorumluluğu haksız fiil niteliğinde gerçekleşen eylem nedeniyle yapı malikinin kusursuz sorumluluğuna dayandığından tazminat davası açabilmek için önce davalıya başvurmaya ilişkin yönetmelik  hükmü tazminat davası açılmasına ilişkin bir dava şartı ve hak düşürücü süre niteliğinde değildir. Diğer bir anlatımla 10 gün içinde başvurmayan kişinin tazminat davası açamayacağının  kabulü hakkaniyetle bağdaşmaz. Davalının aksine yönelen savunması yerinde görülmemiştir.<br>(IV) Husumet; <br>Asıl davada davalı ... A.Ş vekili müvekkilinin mevzuat gereğince kısmı bölünme yöntemiyle 13/12/2012 tarihinde ticaret siciliyle tescil edilerek kuruluş işlemleri tamamlandığını, 01/01/2013 tarihinden itibaren İzmir ve Manisa illerinde perakende satış faaliyeti sürdürdüğünü, faaliyet alanının elektrik enerjisinin aboneler ile satışıyla sınırlı olduğunu, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun 4.maddesi gereğince, elektrik dağıtım görevinin ... Şirketine ait olduğunu savunarak husumet itirazında bulunmuştur.<br>Davacı vekili bu savunma üzerine birleşen davada ... A.Ş karşı dava açmıştır. Birleşen davada ... A.Ş hatların ve direklerin mülkiyetinin ...ne, arıza bakım sorumluluğunun yüklenici firma olan ...Tic.Ltd.Şti. ait olduğunu savunarak husumet itirazında bulunmuştur.<br>Bilindiği üzere bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Husumet (sıfat),dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle (akıl sağlığı veya başka bir nedenle hukuki işlem ehliyetinden yoksun olmama, reşit olma, tüzel kişiliğin bulunması...gibi) ilgili olduğu halde, husumet(sıfat) dava konusu sübjektif hakkı isteyebilme hak ve yetkisinine ilişkindir. Husumet (sıfat) usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Husumet (sıfat) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece re’sen dikkate alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.(Yargıtay HGK’nun 2010/4-4 E.- 4 K. Sayılı 03/02/2010 Tarihli kararı).<br> Diğer bir anlatımla dava ehliyeti ile husumet farklı kavramlar olup husumet dava şartı değildir. Ayrıca husumet  dava şartlarından sonra 6100 sayılı HMK'nun 138,142 ve 143 maddeleri gereğince diğer itiraz ve  def'ilerden (örneğin zamanaşımı) önce incelenmesi gerekir.<br>TEK’nun 233 sayılı KHK dayanak alınarak 9 Kasım 1984 tarihli resmi gazetede yayınlanan Ana Statü ile kurulduğu; Statünün 3. Maddesinde, kurumun tüzel kişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk, hususi hukuk hükümlerine tabi ve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir kamu iktisadi teşebbüsü olduğunun açıklandığı; 12/08/1993 gün ve 93/4789 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ... A.Ş.’nin ve ... A.Ş. adı altında İktisadi Devlet Teşekküllerinin oluşturulduğu; Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 02.04.2004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınan ... A.Ş.’nin hissedarı olan ve (İzmir ve Manisa illerinin kapsayan bölgede faaliyette bulunmak  25/01/2005 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kurulan) ... A.Ş. 24/07/2006 118242 Sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanarak faaliyete başlamıştır.<br> EPDK tarafından 24/08/2006 Tarih ve 874-33 Sayılı karul kararıyla \"Dağtım\",874-34 Sayılı karar ile \"Perakende Satış\" lisansı verilmiştir.  <br>EPDK'nun 27/09/2012 Tarih ve 28424 Sayılı RG'de yayımlanan 12/09/2012 Tarih ve 4019 Sayılı kurul kararıyla 01/01/2013 Tarihinden itibaren dağıtım ve perakende satış faaliyetleri ayrıştırılmıştır.<br>Dava dışı ... ile davalı ... A.Ş arasında imzalanan  24//7/2006 Tarihli İşletme Devir Hakkı Sözleşmesinin konuları arasında mevcut elektrik dağıtım sistemi gösterilmiş, amaç başlıklı maddeye göre mülkiyet hakkı saklı kalmak suretiyle satış yanında dağıtım faaliyeti davalıya devredilmiştir.<br>1-Asıl Davada ... AŞ bakımından;;<br>Yukarıda hukuki yapısı irdelendiği gibi EPDK'nın 12/09/2012 tarih 4019 sayılı kurul kararı ve 6446 sayılı Kanunun 4.maddesi gereğince; elektrik piyasası satış faaliyetinden toptan ve perakende satış faaliyetini yürüten bir şirkettir.<br>Mevzuat gereğince kısmı bölünme yöntemiyle 13/12/2012 tarihinde ticaret sözleşmesiyle kuruluş işlemlerinin tamamlandığı, 01/01/2013 tarihinden itibaren perakende satış faaliyetini sürdürdüğü, faaliyet alanının elektrik enerjisinin tedarik edilerek abonelere satışıyla sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Gerek ilgili Kanunun 4.maddesi gerekse EPDK'nın kurul kararında belirtilen dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin hukuki ayrıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar incelendiğinde davalının  faaliyet alanının elektriğin iletimi ve dağıtımı olmadığı sadece satışa yönelik olduğu anlaşıldığından çekişmesizdir.<br>Husumet bir dava şartı olmadığı halde İDM'nce asıl davanın sadece pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi yerine, pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru değilse de sonuç olarak davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği anlaşıldığından yapılan yanlışlığa işaret etmekle birlikte İDM'nce asıl davada adı geçen hakkında pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle davacı vekilinin asıl davada husumete yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.<br>2- Birleşen davada  ... AŞ Bakımından; <br>Davalı şirketin davada dışı ... ile imzaladığı 24/07/2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesinin 7/5. Bendine göre dağıtım faaliyetleri şirket tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyet kapsamında gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğu şirkete ait olacağı, şirket tarafından yürütülmüş bulunan bu faaliyetler nedeniyle  üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabın şirket olduğu açıkça ifade edilmiştir. <br>Türkiye genelindeki bütün elektrik dağıtım tesislerinin mülkiyeti ...ne ait olmakla birlikte İzmir ve Manisa İllerindeki elektrik dağıtım şebekelerinin işletilmesi, gerekli bakım ve onarım yapılaması sorumluluğu hukuki yapısı yukarıda anlatıldığı gibi anlatılan davalı şirkete aittir.<br>\tElektrik  iletim hattının sahibi bulunan davalı ... Aş bu yapı eserinin fena yapılmasından, bakımı ve işletilmesindeki eksikliklerle ilgili alınması gerekli önlemleri almamaktan dolayı sorumludur.<br>\t Elektrik dağıtım şirketleri, tesis ettiği hatları denetlemek ve kontrol etmekle yükümlü olup bu kontrol ve denetim görevini zamanında ve etkin biçimde yapmazsa, doğan zarardan sorumlu olacaktır. Bu işin başka birine yaptırılması ve sorumluğun devrine ilişkin üçüncü kişi ile yapılan sözleşmeler sözleşmenin tarafı olmayan davacı yönünden bağlayıcı olmayacağından,  işletme sahibinin zarar görene karşı olan sorumluluğunu kaldıran bir neden olarak kabulü de mümkün olmadığından, birleşen davada davalı ... A.Ş vekilinin  husumete yönelen tüm istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>           (III)Birleşen Davada Zamanaşımı: <br>\t1-Dava Dilekçesine Karşı Zamanaşımı Defi;<br>\tBirleşen davada dava dilekçesinin hangi tarihte davalı ... A.Ş ye tebliğ edildiği tespit edilememiştir.<br>\t Birleşen dava bakımından dava dilekçesinin tebliği için 4002499141352 barkod numaralı tebliğ zarfı 22/01/2018 tarihinde İDM'nce onaylanmış ise de gerek dosyada gerekse UYAP üzerinden yapılan kontrolde tebliğine ilişkin bir evraka rastlanılmamıştır.<br>\tBirleşen dosyanın davalısı ... A.Ş olduğu halde birleştirme kararı ve dava dilekçesi adı geçen davalı yerine asıl davanın davalısı ... A.Ş vekiline 26/02/2017 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.<br>\tBirleşen davanın davalısı vekili kendisine dava dilekçesinin tebliğ tarihinden söz etmeksizin 08/02/2018 tarihinde cevap süresinin uzatılmasını talep etmiş, aynı dilekçede husumet dışında zamanaşımı definde bulunmuş, hak düşürücü süreden davanın reddini savunmuştur. <br>\tİDM'nce cevap süresi 19/03/2018 tarihli ek karar ile uzatılmıştır. Davalı vekili 01/03/2018 tarihinde cevap dilekçesini sunarak zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını savunmuştur. <br>\tİki dava birleştirildikten sonra İDM olan İzmir 14.AHM'nin 2016/259 Esas sayılı dava dosyasının yargılaması sırasında, 5 nolu ara kararla davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir.<br>\t Yasal mevzuatta zamanaşımı definin ne zaman ve hangi sürede bildirileceğine ilişkin açık bir düzenleme yok ise de öğreti ve uygulamada zamanaşımı itiraz olmayıp defii niteliğinde olduğundan dilekçeler aşamasında bildirilmek zorundadır.6098 Sayılı TBK'nun 161.maddesi gereğince zamanaşımı ileri sürülmedikçe re'sen gözetilemez.<br>\tBirleşen dava dosyasında dava dilekçesinin hangi tarihte davalıya tebliğ edildiği, belirlenemediğinden dava dilekçesinin fiziken veya elektronik olarak hangi tarihte birleşen davanın davalısı ... A.Ş tebliğ edildiği tespit edilerek adli tatilde gözetilerek esasa cevap süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunup bulunmadığı irdelenmeden karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür. <br>\tZira bu husus aşağıda gösterildiği gibi davanın başlangıçta  kısmı  mi yoksa belirsiz alacak davası olarak mı açıldığının sorusuna verilecek cevaba göre alacağının tamamı mı yoksa bir kısmı bakımından zamanaşımının kesildiğinin tesbiti bakımından önem arzettiğinden ve İDM'nce önce zamanaşımın definin reddine sonra arttırılan bölüm için kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle incelemeye tabi tutulmuştur.<br>\t2- Arttırılan Bölüm veya Islaha Karşı Zamanaşımı Defi;<br> \tDavacı vekili birleşen davada dava dilekçesinin konu kısmında fazlaya ilişkin yasal hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminatın tahsili talebinden ibaret olduğunu belirtmiş ancak açıklamalar kısmı 5.sayfasında müvekkilinin bu olaydan dolayı uğradığı zararın esasen mahkemece yapılacak yargılamada ortaya çıkacağı, zira olayda sadece malzemeden dolayı zarar görmediklerini ticari kayıplarınında bulunduğundan defter kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiğini bu nedenle davalarının belirsiz alacak davası olduğunu açıklamıştır.<br>\t Davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı defi yanında davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını savunmuştur.<br>\tDavacı Vekili 31/01/2023 tarihli ıslah yolu ile müddeabihin artırılması talebi başlıklı dilekçesi ile bilirkişi incelemesi sonucunda tüm makine ve ekipmanlar için 79.530,00 TL, Orman ürünleri ile ilgili olarak 238.720,20 TL, gelir kaybı yönünden 232.766,15 TL ve inşaat bedeli olarak 54.112,50 TL tespit edildiğini, (toplam 605.128,85 TL)<br> Kazanç kaybına ilişkin 1.000,00 TL olan  maddi zararlarını toplam 232.766,15 TL'na, 99.000,00 TL olan maddi zarara ilişkin talebini 372.362,70 TL'na artırmış (toplam 605.128,85 TL'na) ve yangının meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>Davacının ıslah dilekçesi, feri müdahil ...Tic.Ltd.Şti. vekiline 07/05/2023 tarihinde tebliğ edilmiş, feri müdahil alacağın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ve iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ıslahın yapılmadığı gerekçesiyle zamanaşımı definde bulunmuştur.<br>Yine ıslah dilekçesi asıl ve birleşen davada her iki davalı vekiline 05/02/2023 tarihinde tebliğ edilmiş, ... A.Ş vekili 03/02/2023 tarihinde ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunmuştur.<br>6100 sayılı HMK'nın 107/1.fıkrası gereğince, Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.<br>     7251 S.K.'nun 7.maddesiyle değişik 2.fıkraya göre ; Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.<br>Özetle; davacının talebinin belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğu belirlenmeden arttırılan bölümün zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.<br>\t3- Kabüle göre  uzamış zamanaşımı bakımından inceleme;;<br>\t İDM'nce Yargıtay 3.HD'nin 2012/17528 E - 2012/22609 K sayılı 05/11/2012 tarihli ilamını gerekçe göstererek; 818 sayılı BK'nun 60.maddesinde ifadesini bulan uzamış zamanaşımı süresinin tüzel kişiler hakkında uygulanamayacağı gerekçesiyle birleşen davada ıslah edilen dava bölümü zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tYargıtay 4.HD'nin 2014/8695 E - 2015/5186 K sayılı 28/04/2015 tarihli kararına göre;<br>\t\"Yargıtay HGK'nun 2012/4-319 esas, 2012/619 karar sayılı karanında da belirtildiği gibi  tüzel kişilerin organlarının işledikleri haksız fiil aynı zamanda suç teşkil ediyorsa ceza zamanaşımı süresinin tüzel kişi aleyhine açılan tazminat davasında da uygulanması gerekir, zira, organların fiili nedeniyle tüzel kişiler doğrudan doğruya tazmin yükümlüsü olduğundan tüzel kişi hakkında daha kısa olan zamanaşımı süresinin, organ hakkında ise, daha uzun olan ceza zamanaşımı süresinin kabul edilmesi uygulamada hakkaniyete de uygun olmayan sonuçlar doğurur. Davaya esas olayda davalılar dava konusu zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarından davalı şirket de diğer davalı için öngörülen zamanaşımı süresine tabidir. O halde davalı şirket yönünden de ceza zamanaşımı süresinin uygulanarak davanın esası incelenerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davalı şirket yönünden zamanaşı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir.\" denmiştir.<br>\t6098 sayılı TBK'nın 72.maddesi gereğince tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçmesiyle zaman aşımına uğrar.Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.<br>\t Birleşen davanın davalısı ... A.Ş vekili meydana gelen olayla ilgili olarak sorumlular hakkında Urla 1.ACM'de dava açıldığını, kurum yetkilisi tarafından ceza tayin edildiğini ileri sürmüştür.<br>\tSomut olayda; haksız fiilin meydana geldiği tarih 17/01/2016 olup sorumluların eylemlerinin cezayı gerektirir nitelikte olup olmadığı belirtilmeden  ve Urla 1.ASCM'nin ceza dava dosyası getirtilmeden, 4721 sayılı TMK'nun 50.maddesinde öngörülen düzenleme dikkate alınmaksızın tüzel kişiler hakkında uzamış zamanaşımının uygulanmayacağı gerekçesiyle arttırılan bölüm bakımından zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması da ayrıca usul ve yasaya aykırı görülmüştür.<br>6100 Sayılı HMK'nun 353/1-(a) bendine göre; Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükme bağlanmıştır.<br>(a-6) bendinde; \"mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması” sayılmıştır.<br>\tAçıklanan tüm bu nedenlerle; <br>\t1-Asıl dava bakımından davacı vekilinin, birleşen dava bakımından davalı ... A.Ş vekilinin husumete yönelen istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.fıkra (b-1) bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,<br>\t2-Davacı vekilinin birleşen dava bakımından arttırılan bölümün zamanaşımı nedeniyle reddine yönelen istinaf itirazının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.fıkra (a-6) bendi gereğince kabulüne, <br>\t İDM'nce birleşen davada davacının alacağın belirsiz alacak davası niteliğinde olup olmadığının belirlenmeden, dava dilekçesine karşı esasa cevap süresi içinde zamanaşımı definde bulunup bulunulmadığı araştırılmadan, artırılan bölümün talep arttırmı yoksa ıslah mı olduğu hususu ve giderek 6098 sayılı TBK'nun 72/1.fıkrası gereğince; uyuşmazlığın cezayı gerektiren bir fiilden doğup doğmadığı tartışılmadan birleşen dava bakımından arttırılan bölümün zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun birleşen dava bakımından kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve birleşen  davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Birleşen dava bakımından Feri müdahil ...Tic.Ltd.Şti. ile davalı ... A.Ş vekilinin esasa yönelik istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M  :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Asıl dava bakımından davacı vekilinin, birleşen dava bakımından davalı ... A.Ş vekilinin husumete yönelen istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.fıkra (b-1) bendi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin birleşen dava bakımından arttırılan bölümün zamanaşımı nedeniyle reddine yönelen istinaf itirazının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince KABULÜNE,<br>3-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/118 Esas - 2023/519 Karar sayılı, 20/06/2023 tarihli kararının ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA, <br>4-Birleşen davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne  GÖNDERİLMESİNE, <br>5-Birleşen dava bakımından Feri müdahil ...Tic.Ltd.Şti. ile davalı ... A.Ş vekilinin esasa yönelik istinaf itirazlarının bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>6-Davacının asıl dava için peşin yatırdığı 738,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 427,60 TL harçtan mahsubuyla, bakiye 157,75 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, birleşen dava için istinaf harçları alınmasına yer olmadığına, <br>7-Davalı ... A.Ş'nın peşin yatırdığı 738,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 1.707,75 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 427,60 TL harcından mahsubu ile Hazineye gelir kaydına, artan 1.280,15 TL harcın davalıya iadesine,<br>8-Feri müdahil ...Tic.Ltd.Şti. tarafından peşin yatırılan 738,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 1.708,00 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde yatırana iadesine,<br>9-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, <br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 23/05/2024 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"93429b06fa8a0a6d","SID":"b5c88f7938a35961"}}