{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2022/610 - 2024/618<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/610 <br>KARAR NO\t: 2024/618<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/382 Esas 2021/827 Karar<br><br>DAVACI\t:   <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 03/05/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 27/05/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>\tDavacı vekili, davalıya ait ... plakalı aracın davacı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, 23.06.2011 tarihinde davalıya ait ... plakalı aracın karıştığı kazada araçta yolcu olarak bulunan ...’in yaralanması nedeniyle arabuluculuk sürecinde 64.953,16 TL ödeme yapıldığını, davalıya ait araç sürücüsünün ehliyetsiz ve kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, kaza sebebi ile yaralanan dava dışı 3. şahsa ödeme yapıldığını, bu ödeme sebebiyle rücu hakkının doğduğunu, ödenen tazminatın tahsili için Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2020/4100 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, yapılan takibin borçlunun itirazı nedeniyle durduğunu belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili, zamanaşımı süresinin geçtiğini, ... tarafından Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/14 Esas sayılı dosyasıyla açılan davanın maluliyetinin ispat edilememesi sebebiyle takipsiz bırakıldığını, maluliyeti bulunmayan kişiye ödeme yapılmasının hatalı olduğu, davalı şirketin aracı ehliyetsiz kişiye teslim etmediğini, kullanması talimatını vermediğini, kazazedeler ... ve ...’ın aracı ehliyeti bulunmadığını bildikleri ...’ın kullanmasını engellemediklerini, bu nedenle davalı şirketin sigorta genel şartlarını ihlal etmiş olmadığını, yapılan ödeme teminat dışı olduğundan rücu edilemeyeceğini, kendisine tazminat ödenen kişinin müterafik kusuru bulunduğunu, davanın kazada asli kusurlu olan kişinin mirasçılarına yöneltilmesi gerektiğini, işletene rücu edilebilmesi için kazanın oluşu ile rücu koşullan arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, zarar gören kişinin kendi kusurundan yararlanamayacağını, kusuru oranında indirim yapılmasını, davacı şirketin yaptığı tazminat ödemesinin hangi usullere göre hesaplandığının bilinmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEME KARARI;<br>\tMahkemece toplanan delillere göre, rücu istemine konu alacağın dava dışı üçüncü kişiye 07.04.2020 tarihinde yapıldığı, icra takibine ise 16.06.2020 tarihinde konu edilmiş olmakla, davalının zamanaşımı itirazının haklı görülmediği, Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2020/4100 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine dava dışı ...'e yapılan 64.953,16 TL maluliyet tazminatının aracın ehliyetsiz kullanılmasının poliçe genel şartlarını ihlal etmesi nedeniyle rucüen alacak istemine dayalı olarak, 64.953,16 TL asıl alacak, 1.706,14 TL işlemiş faiz toplamı, 66.659,30 TL toplam alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak sureti ile tahsili amacıyla 16.06.2020 tarihinde başlatılan ilamsız takipte, ödeme emrinin 19.06.2020 tarihinde tebliğ edildiği, 24.06.2020 tarihinde yapılan itiraz üzerine takibin durduğu, mevcut davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, Ankara 12. ATM'nin 2013/29 Esas sayılı dosyasında  davalı şirkete ait ... plakalı aracın ehliyetsiz sürücüye kullandırılması esnasında meydana gelen kazada ölen ...'ın mirasçıları tarafından destekten yoksunluk nedeniyle maddi tazminat istemi ile açılan davada, karara dayanak bilirkişi raporunda kazada ölen sürücü ...’ın %50 oranında, davalı işverenin %50 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, murisin ehliyetsiz sürücünün kullandığı araç ile seyahat etmesi nedeniyle müterafik kusurlu olup kusur indiriminin yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda %20 oranında yapılmasına karar verildiği, dava dışı ... tarafından Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2014/14 Esas sayılı dosyası hasar dosyası içerisinde dosyaya gönderilmiş olan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 20.06.2019 tarihli rapor içeriği, Sandıklı CBS'nin soruşturma dosyası içerisindeki kazaya ilişkin kusur raporu ve yine aynı kazada başka bir kişinin ölümü nedeniyle sigorta şirketi aleyhine destekten yoksunluk nedeni ile ZMMS poliçesi kapsamında karara esas alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı değerlendirilerek düzenlenen 08.09.2021 tarihli hesap bilirkişi raporunda, kaza nedeniyle yaralanan dava dışı ...'e ödenmesi gereken tazminat tutarının 59.447,19 TL olarak hesaplandığı, söz konusu şahsın ehliyetsiz sürücünün kullandığı araca binmesinden ötürü müterafik kusur indiriminin %20 oranında yapılması halinde ödenmesi gereken tazminat tutarının 47.557,75 TL ödeme tarihi ile takip tarihi arasındaki işlemiş faiz tutarının ise 1.236,18 TL olacağının belirlendiği, raporun gerekçeli ve denetime elverişli olması nedeniyle itirazların haklı görülmediği, davalı şirketin sahibi olduğu ... plakalı kamyonetin ehliyetsiz araç sürücüsü ...'nın kullanmasına engel olacak önlemleri almaması nedeniyle, ...’nın tam kusurlu olarak yol açtığı iki taraflı kaza sonucu araçta yolcu olarak bulunan ...'in yaralanmasından kaynaklı maddi tazminatı, poliçe kapsamında 07.04.2020 tarihinde 64.953,16 TL olarak ödeyen davacı sigorta şirketine karşı poliçe şartları kapsamında sorumlu olduğu, sorumluluğun bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere dava dışı kişinin uğradığı gerçek zarar olan 59.447,19 TL ile sınırlı olup, anılan şahıs ehliyetsiz olduğunu bildiği sürücünün aracına isteyerek ve bilerek binmiş olmakla müterafik kusur nedeniyle bu miktardan %20 indirim yapılıp ödeme tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş faiz de uygulanmak sureti ile bilirkişi raporundaki hesaplamanın hükme esas alındığı, alacak miktarı likit olmayıp, bilirkişi raporuyla belirlenmiş olmakla icra inkar tazminat isteminin haklı görülmediği davanın kısmen kabulü ile, Ankara 12. İcra Dairesinin 2020/4100 Esas sayılı dosyasında 47.557,75 TL asıl alacak, 1.236,18 TL işlemiş faiz toplamı, 48.793,93 TL'ye yönelik itirazın iptali ile, 47.557,75 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak sureti ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, koşulları oluşmayan icra inkar tazminat isteminin reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı sigorta şirketi tarafından ... için ödenen tazminat tutarının 64.953,16 TL olduğunu, bu tazminat tutarını aktüer bilirkişiden aldıkları rapora göre tespit ettiklerini, bilirkişi tarafından dava dışı ...'in gerçek zararının 59.447,19 TL olduğunu, bu gerçek zararın talep edilebileceği belirtilmiş ve müterafik kusur yönünden değerlendirmeler yapılmışsa da, tazminat hesabının hatalı ve eksik olduğunu, mahkemece belirlenen tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, şartları oluşmadığını, anılan kişinin ehliyetsiz olduğunu bildiği sürücünün aracına isteyerek ve bilerek binmiş olduğundan bahsedilmişse de bu durumun doğru olmadığını, kazanın meydana geldiği tarihte araçta bulunan işçilerin tamamı davalı işverenin işçileri olup, davalı tarafından şantiyedeki iş için çağrılmaları sebebiyle şantiye alanına giderken kaza geçirdiklerini, davalı şirketin kendi işçisinin ehliyetsiz araç kullanmasına karşı, bunu bildiği halde, gerekli ve yeterli hiçbir tedbir almadığı ve şirketin işveren olarak çalıştırdığı işçilerin kusurlarından meydana gelen kazada adam çalıştıran olarak işçi ile birlikte müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu, işçi ...'in, davalı işveren iradesinden kaynaklı olarak işi nedeniyle araçta bulunduğunu, ehliyetsiz araç kullanan işçisi yönünden davalı işverenin sorumluluğu söz konusu iken, bu sebepten zarar gören bir diğer işçisi yönünden davalı işveren lehine müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/14 Sayılı, davacısı ... olan, maddi tazminat talepli açılan davada, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nin 28.09.2015 ve 05.07.2017 tarihli raporunda, ...'in maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiğini ve maddi tazminata hükmedilmeyeceğini anlayan ...'in davayı takipsiz bıraktığını, maluliyet ispatlanamadığından davanın reddinin gerektiğini, mahkeme tarafından belirlenen kusur oranları hatalı olup, davalının kusurunun olmadığını, mahkemenin kazaya karışan aracın ehliyetsiz sürücü ...’ın kullanmasını engellemediği gerekçesi ile davalının %50 oranında kusurlu olduğu yönünde kabul ile karar verdiğini, ancak dosyada yer alan ifadelerden de anlaşılacağı üzere araç ehliyeti ve araç sürme tecrübesi bulunan ...'e teslim edildiğini ancak şantiye alanından çıktıktan sonra ...’in aracı, araç sürmeye heveslenen ve bu yönde talepte bulunan ...’ın kontrolüne bıraktığını, buna rağmen davalıya kazaya karışan aracın ehliyetsiz sürücü ...’ın kullanmasını engellemediği gerekçesi ile %50 oranında kusur yüklenmesinin hayatın olağan akışına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı şirketin aracı yetkisiz sürücü belgesine sahip olan bir kişiye teslim etmediğini, kullanma talimatı vermediğini, yapılan ödemenin teminat kapsamı dışında olduğunu, davalıya ait aracın yetkililerin iradesi dışında araç sürmeye yetkisi olmayan bir kişi tarafından davalı şirketin izni ve rızası olmaksızın alınmasının çalınması anlamına geldiğini, davacının yapmaması gereken bir ödemeyi yaptığını, bu sebeple davalı şirkete rücu edemeyeceğini, kendisine tazminat ödemesi yapılan kişinin müterafik kusuru bulunduğunu, ...'in, sürücünün ehliyetsiz ve yetkisiz olduğunu bildiği halde araca bindiğini ve ...’ın aracı kullanmasını kabul ettiğini, davalı şirketin tazminat talep edene tazminat ödeme yükümlülüğünün olmadığını, ağır kusurun mevcudiyeti nedeniyle 2918 sayılı kanunun 86/3 maddesi uyarınca davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, yapılmaması gereken bir ödemeyi yapmış olan sigorta şirketinin rücu talebinin yerinde olmadığını, davanın, izin ve rıza olmaksızın aracı alan ...’ın mirasçılarına yöneltilmesi gerektiğini, üçüncü kişilere (veya üçüncü kişi konumundaki yakınlara) tazminat ödeyen sigortacının, işletene rücu edebilmesi için, Genel Şartlar B.4 maddesindeki koşulların varlığı yeterli olmayıp, ayrıca rücu nedenlerinin kazayı etkilemiş olması, bir başka deyişle, kazanın oluşu ile rücu koşulları arasında neden-sonuç ilişkisinin de bulunması gerektiğini, ...'ın yeterli sürücü belgesine sahip olmadığını, ancak kazanın salt bu nedenle meydana gelmediğini, sigorta şirketinin işletene rücu edebilmesi için kazaya sebep olan olaya Sigorta Genel Şartlarındaki yasak fiillerden birinin doğrudan sebep olması gerektiğini, kazanın asıl sebebi sürücünün dikkatsizliği ve dalgınlığı olduğunu, kazaya “ehliyetsizliğin” sebep olduğu mefhumunun şüpheli olduğunu, sigortalının, üçüncü bir kişinin ağır kusuru nedeniyle sorumluluğu halinde sigorta şirketinin rücuen tazminat talepli davalarında, bir miktar indirimin yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>\tDavacı vekilinin ve davalı vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDavacı sigorta şirketi, sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen kazada kusurlu olduğundan ve aracı ehliyetsiz olarak kullandığından bahisle, sözleşmeye dayalı olarak, üçüncü kişiye ödediği tazminatın rücuen tahsili için davalı aleyhine yaptığı icra takibine davalının itirazının iptaline, takibin devamına karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavaya konu trafik kazası 23.06.2011 tarihinde meydana gelmiş olup, davacı ve davalı arasında 28.12.2010-2011 vadeli ZMMS poliçesi düzenlenmiştir.<br>\tKaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının \"tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller\" başlıklı 4. maddesinde tazminatı gerektiren olayın, aracın Karayolları Trafik Kanunu'na göre gereken ehliyetnameye haiz olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi sonucunda vukua gelmiş ise, sigortacının bu hususu zarar görenlere karşı ileri süremeyeceği ve fakat ödemede bulunduktan sonra tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceği hükme bağlanmıştır. Poliçede yer alan bu şart esasen Karayolları Trafik Kanunu'nun 95. maddesi düzenlemesinin poliçeye aksettirilmiş bir hükmüdür. Sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir. <br>\tDava konusu olayda davacı zorunlu mali sorumluluk sigortacısı zarar gören kişiye ödenen tazminatın davalı sigortalısından rücuen tahsilini talep etmiş, mahkemece zarar gören kişinin gerçek zararı belirlenmeden davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tDavacının rücu hakkı kapsamının belirlenmesi bakımından, sigorta şirketi ödediği değil ödemesi gereken gerçek zarar miktarını sigortalısından rücuen talep edebileceğinden sigorta şirketinin ödeme yaptığı üçüncü kişinin kaza sonucu yaralanması nedeniyle iş göremezliğinin bulunup bulunmadığı, maluliyet oranı ve buna göre ödenecek tazminatın doğru biçimde tespiti gerekir. Yargıtay uygulamalarına göre sigorta şirketinin ödemesi gereken gerçek zararın tespit edilmesi için kaza sonucu yaralanan ...’in Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastaneleri'nin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak yaralanmasının niteliği ve şekline göre maluliyetinin bulunup bulunmadığı ve iyileşme süresi, maluliyet oranın 23.06.2011 kaza tarihinde Yargıtay uygulamalarına göre uygulanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre  belirlenmesi ve buna göre zarar görenin gerçek zararının tespiti için aktüerya konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece davacının dava açmadan önce başvurusu üzerine Eskişehir Osmangazi Üniversitesi sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adlı Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 20.06.2019 tarihli maluliyet raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. <br>\tAyrıca davacı sigorta şirketi tarafından zarar görene yapılan ödemenin sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olmasına rağmen aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatının da davalıdan tahsiline karar verilmiş olması da  doğru görülmemiştir. <br> \tAçıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırma sebebine göre taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>\t1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>\tYeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>\t2-İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,<br>\t3-İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03.05.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip <br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6f2def97eab1145e","SID":"6005c810df6540e2"}}