{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>22. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2023/1444 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1091<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO \t\t: 2022/157  <br>KARAR NO\t\t: 2022/865 <br>DAVA TARİHİ\t: 09.03.2016<br>KARAR TARİHİ\t: 06.10.2022<br>DAVANIN KONUSU\t: İİK'nun 89/3 maddesine Dayalı Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 09.05.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09.05.2024<br><br>İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.10.2022 tarihli, 2022/157 Esas ve 2022/865 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, raportör üye tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>DAVA: <br>Davacı vekili, Şırnak İcra Müdürlüğü'nün 2015/543 Esas sayılı takip dosyasında borçlu ... A.Ş.'nin davacı nezdinde doğmuş ve doğması muhtemel hak ve alacaklarının haczi amacıyla tanzim edilmiş üçüncü haciz ihtarnamesinin davacıya 23.02.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, borçlu ... A.Ş.'nin 06.06.2009 tarihinde yaptığı olağan genel kurulda aldığı bir kararla ... A.Ş. şeklinde unvan değişikliğine gittiğini, aynı toplantıda şirketin sermayesinin 500.000,00 TL kıymetinde olduğunu, bu sermayenin her biri 1.000,00 TL kıymetinde 500 hisseye ayrıldığını, bundan 25 hisseye karşılık 25.000,00 TL'nin davacıya aidiyetinin tespit edildiğini, davacının yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine karar verildiğini, olayda davacının takip dosyasında borçlu şirketin ortağı olduğunu, ortaklık ilişkisi dışında başka bir ilişkisinin mevcut olmadığını, ortağı olduğu şirkete de herhangi bir borcunun olmadığını ileri sürerek davacının Şırnak İcra Müdürlüğü'nün 2015/543 icra sayılı dosyasında borçlu şirkete ve dolayısı ile kötü niyetli dosya alacaklısına borçlu olmadığının tespiti maksadıyla iş bu davanın açıldığını, davacının davalı borçluya herhangi bir borcunu bulunmadığının tespiti ile dava konusu miktar üzerinden %20 kötü niyet tazminatının davalılardan alınmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. <br>CEVAP : <br>Davalı ... A.Ş., davalı şirketin davacıdan hiç bir hak ve alacağının mevcut olmadığını, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi marifeti ile yapılacak inceleme sonucu tanzim edilecek raporla davalı şirketin davacı ...'dan alacaklı olmadığının ortaya çıkacağını, diğer yandan davacının takip dosyasında borçlu olan şirketin ortağı olduğunu, ortaklık ilişkisi dışında başka bir ilişkisinin mevcut olmadığını, ortağı olduğu şirkete de herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının Şırnak İcra Müdürlüğü'nün 2015/543 icra sayılı dosyasında davalı şirkete ve kötü niyetli dosya alacaklısına borçlu olmadığının tespiti ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yargılamaya sebebiyet verdiğinden dolayı dava konusu üzerinden %20 kötü niyet tazminatına hükmedilerek davalı ... üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.<br>Davalı ... davaya cevap vermemiştir. <br>Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda 07.02.2019 tarih ve 2016/289 Esas, 2019/124 Karar sayılı karar ile \"Davanın kabulüne, davacının Şırnak İcra Müdürlüğü'nün 2015/543 esas sayılı takip dosyasında davalı olarak gösterilen eski unvanı ... A.Ş. iken yeni unvanı ... A.Ş. 'ye takibe konu borç nedeni ile borçlu olmadığının tespitine\" karar verilmiştir.  <br>Mahkemenin bu kararının istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 18.01.2022 tarih ve 2019/3871 Esas, 2022/75 Karar sayılı ilamı ile; \"İcra takibine konu borcun dava tarihinden sonra 14.06.2018 tarihinde ödendiği, icra dosyasının infaz olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuştur. Ayrıca; üçüncü haciz ihbarnamesinin gönderildiği tarih itibariyle davacı tarafın alacaklı tarafa borcunun bulunup bulunmadığının araştırılarak haklılık durumunun tespit edilmesi, buna göre vekalet ücreti ve yargılama masraflarının takdir edilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi dairemizce usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.\" gerekçesiyle yerel mahkemenin kararı kaldırılmıştır. <br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, \"Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların haklılık durumları yönünden araştırma yapıldığı ve davacı ile davalılar arasında doğrudan bir alacak borç ilişkisinin olmadığı, davacının icra takip dosyası borçlusu şirkete borçlu olduğunu gösterir kaydın tespit edilemediği, bu hali ile davacının davalı borçlu şirkete borçlu olmadığının tespit edildiği, davalı borçlu şirketin davacıdan alacaklı olduğunu gösterir bir kaydın tespit edilemediği, davalı şirket tarafından ödeme yapıldığı halde davalı taraflarca dosyaya herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, bu durumun kararın istinaf edilmesi sırasında ileri sürüldüğü, davanın açılması ve devamı süresince bu hususların dosyaya yansıtılmamasının sorumlusunun da davacı olacağı yönündeki savunmanın mahkememizce kabulünün mümkün olmadığı, bu hali ile dava dosyasında yargılama giderlerinden davalıların sorumlu olduklarının kabulü gerektiği, davacı tarafça kötüniyet tazminatının reddine ilişkin hükmün istinaf edilmemesi nedeniyle bu hususun kesinleştiğinin kabulü gerektiği sonuç olarak davanın konusu kalmadığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından kötüniyet tazminatı talepleri yönünden gerekçeli kararda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, sadece bu taleplerinin reddine karar verildiğini, davalı ...'in müvekkilinin borçlu olmadığını bilmesine rağmen kötüniyetli olarak haciz ihbarnamesi gönderdiğini, bu nedenle aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca davanın yargılama aşamasında konusuz kalması nedeniyle davacı müvekkilinin dava tarihi itibariyle dava açmakta haklılık durumu dikkate alınarak davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu yönde de karar verilmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.<br>\tGEREKÇE: <br> İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Dava; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89/3. maddesi gereğince açılan menfi tespit isteğine ilişkindir.<br>Mahkemece davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İİK'nın 89. maddesi; \"Hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmayan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir.<br>Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.<br>(Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir.<br>Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir....\" şeklindedir.<br>İİK'nın 89/3. maddesi gereğince kendisine haciz ihbarnameleri tebliğ edilen kişi önceki haciz ihbarnamelerine süresi içerisinde itiraz etmemiş ise üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde menfi tespit davası açabilir. Bu süre hak düşürücü süre olduğundan mahkemece resen gözetilmelidir.<br>Eldeki davada 3. haciz ihbarnamesi davacıya 23.02.2016 tarihinde tebliğ edilmiş olup, 09.03.2016 tarihinde açılan dava 15 günlük hak düşürücü süre içerisindedir.<br>2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 89. maddesi açık hükmü gereği; kural olarak  icra dairesi tarafından gönderilen haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz etmeyen ve menfi tespit davası açan üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. <br>Somut olayda; davacı tarafından davalı alacaklı aleyhine 3. haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde diğer davalı borçluya borcu olmadığına dair menfi tespit davası açılmış olup, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 18.01.2022 tarih ve 2019/3871 Esas, 2022/75 Karar sayılı kaldırma kararından önce yapılan yargılama aşamasında icra dosyasına konu borcun tamamının 14.06.2018 tarihinde ödendiği ve icra dosyasının infaz edildiği anlaşılmakla, davanın konusunun kalmaması nedeniyle yerel mahkemece bu yönde verilmiş olan karar usul ve yasaya uygundur. <br>Davacı vekili her ne kadar dava açıldıktan sonra icra dosyasına konu borç ödenmiş ve infaz edilmiş ise de; dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olması nedeniyle kötüniyetli olan davalı alacaklı ...'ın icra takibine konu alacak miktarı üzerinden %20 oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiği yönünde istinaf talebinde bulunmuş ise de, asıl davanın konusu olan borcun ödenmiş olması ve davanın konusuz kalması nedeniyle menfi tespit davasına bağlı olarak istenen kötüniyet tazminatının da konusunun kalmayacağı, yerel mahkemece davacının kötüniyet tazminatı yönünden de konusu kalmadığına dair karar verilmesi gerekirken davacının bu talebinin reddine karar verilmiş olması ise yerinde olmamıştır.  <br>Ayrıca; davacı vekili müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ve yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmaması gerektiğini de istinaf nedeni olarak ileri sürmüş ise de, davacı tarafından, 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine karşı süresinde yapılmış bir itiraz bulunmadığından, davacı adına 3. haciz ihbarnamesi düzenlenmesinin doğru olduğu ve eldeki davanın açılmasına davalı alacaklı sebebiyet vermediğinden, davanın açılmasında kusuru bulunmayan davalı alacaklı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde ve yargılama giderlerinin bu nedenle davacı üzerinde bırakılmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13.03.2018 tarih,  2016/6235 esas ve 2018/1810 karar sayılı ilamı)  <br>Yukarıda açıklanan gerekçelerle, talebin ve istinaf sebeplerinin niteliğine göre duruşma açılmasına gerek görülmeyerek, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, dairemizce yeniden hüküm kurulması gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, <br>2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.10.2022 tarihli, 2022/157 Esas ve 2022/865 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve Dairemizce yeniden HÜKÜM KURULMASINA,<br>Davanın konusuz kalması nedeni ile esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>Davanın konusuz kalmış olması nedeniyle tarafların kötüniyet tazminat talepleri yönünden de karar verilmesine YER OLMADIĞINA, <br>Alınması gereken karar ve ilam harcı olan 427,60 TL olup, peşin alınan 29,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 398,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad KAYDINA, \t<br>Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,<br>Davanın niteliği gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine YER OLMADIĞINA, <br>Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından artan kısmın HMK'nın 333. maddesi gereğince yatıran taraflara İADESİNE, <br>3-Davacının sair istinaf itirazlarının REDDİNE, <br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince davacıya İADESİNE,<br>5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir KAYDINA,<br>6-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 146,00 tebligat gideri olmak üzere toplam 638,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>7-İstinaf aşamasında yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın ilk derece mahkemesince davacıya İADESİNE,<br>8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti taktirine YER OLMADIĞINA,<br>9-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen TEBLİĞE ÇIKARILMASINA, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 09.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26bfc154e1c0287a","SID":"4fcd387c0b35f4d7"}}