{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/23 Esas<br>KARAR NO: 2024/588<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 29/09/2020<br>NUMARASI: 2019/994 Esas, 2020/303 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 13/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tıbbi cihaz satımı, bakımı ve tamiri işi yaptığını, davalının ise Tuzla ... Hastanesi adında özel bir hastanesi olduğunu, hastanede bulunan tıbbi cihazların bakım, onarım ve tamir işlerini ihale usulü ile müvekkili firmaya yaptırdığını, davalının 2018 yılından kalan ve 2019 yılına ait muhtelif tarihlerdeki fatura bedellerini ödemediğini belirterek toplam 96.149,43-TL alacaklarının muacceliyet tarihinden itibaren hesaplanacak ticari işlerde uygulanan yasal temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının düzenlediği faturalardaki imzanın, davacı şirketin yetkilisine ait olmadığını, müvekkili şirkete bakım, onarım ve tamirat formlarının hiçbir zaman davacı tarafından teslim edilmediğini, davacı tarafın müvekkili şirkete hiçbir zaman fiyat teklifi, teslim formu, bakım formu ve onarım formu ibraz etmediğini, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu faturalarda belirtmiş olduğu işlemleri yapmadığını belirterek  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Davacı ticari defterlerine göre; davacının davalıdan 93.748,23-TL alacağının bulunduğu,  davalı şirketin ticari defterlerine göre davacı şirkete 96.148,76-TL borcu olduğunun SMMM bilirkişi tarafından tespit edildiğini, HMK md. 222 ve devamı ile TTK md 64 ve devamı uyarınca delil olma niteliğini haiz tarafların ticari defterleri üzerinde SMMM bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporu dosya kapsamıyla birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin davalı şirketten 93.748,23-TL alacağı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 93.748,23-TL'nin 15/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; cevap dilekçesinde talep ettikleri imza incelemesinin, yazılmasını talep ettikleri müzekkerelerin ve bilirkişi raporuna itirazlarının ilk derece Mahkemesi tarafından hiç bir açıklama yapılmadan reddedildiğini, Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, tanık dinletme talepleri ve davacı şirket yetkilisi ile davalı şirket eski çalışanı ...'ın dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarına ilişkin Savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, bu dosyanın istenmesi ve bekletici mesele yapılması taleplerinin dikkate alınmadığını, davacı şirket tarafından düzenlenen faturalardaki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, davacının dilekçe ekinde sunduğu faturalarda belirtiği işlemleri yapmadığını, ilk derece Mahkemesince deliller toplanmadan karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağından kaynaklı açık hesap ilişkine dayalı alacağın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, incelenen taraf defterlerine göre davacının davalıdan 93.748,23-TL alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir. 31.08.2020 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda;\"..Davacı tarafından ibraz edilen 2018-2919 yılları ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK hükümlerine göre zamanında yapıldığı, davacının ticari defter ve muavin kayıtlarının yasal mevzuata uygun tutulduğu ve davacı lehine delil olarak değerlendirileceği, incelemesi yapılan davalı şirketin 2018-2019 yılı ve sonrasında e-defter mükellefi olduğunu,kayıtların bilgisayar ortamında tutulduğu, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenmiş dönemlerde bu defterler bilgilerini GİB sitesi üzerinden sisteme yüklediği ve onaylandığını, duruma ilişkin e defter beratlarının inceleme sırasında alındığını. Bu nedenle 2018-2019 yılları ticari defter kapanış tasdik bilgileri bulunmadığını, davacının incelenen 2018-2019 yıllarına ait ticari defterlerinde davalı yan ile ticari ilişkisinin mevcut olduğunu, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 93.748,23-TL cari hesap bakiye alacaklı olduğunu, davalının ticari defterlerine göre davacıya 96.148,76-TL cari hesap bakiye borcu olduğunu, davacı ile davalı arasında ticari bir ilişki olduğunu, bu ticari ilişki çerçevesinde, davacının davalı yana (Onarım/Tamir-Revizyon vs.) hizmet verdiğini, davacı ile davalı yanın 2018-2019 yılı ticari defter ve kayıt incelemesi neticesine taraflar arasında;  cari hesap ilişkin tarih, tutarı ve cari hesap kodları arasında uyumsuzluklar olduğunu, birbirleriyle örtüşmediği cari hesap farklılığının bundan kaynaklandığı sonucuna varıldığını, Mahkemece davacı cari hesap alacağı yönünde karar vermesi durumunda davacı yanın, davalı yandan 93.748,23-TL alacaklı olduğunu..\" belirtilmiştir.Mahkemece ilgili Vergi Dairelerinden davacı ve davalı şirketin 2018 ve 2019 yılı dönemine ait BA-BS formaları celbedilmiş, davacının 2018 yılında 50 adet fatura ile KDV hariç 251.474,00-TL, 2019 yılında 17 adet fatura ile 79.442,00-TL KDV hariç mal ve hizmet satışı bildiriminde bulunduğu, davalının 2018 yılında 50 adet fatura ile KDV hariç 251.474,00-TL ve 2019 yılı BA formunda 17 adet fatura ile 79.442,00-TL(KDV hariç) bildirimde bulunduğu görülmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde delillerinin toplanmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, dava konu faturalar nedeniyle davacı şirket yetkilisi, dava dışı ..., ... ile davalı şirketin eski çalışanı olan ... hakkında dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçuna ilişkin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, dosyanın bekletici mesele yapılması taleplerinin değerlendirilmediğini ileri sürmüştür. Davalı vekilinin istinaf aşamasında sunduğu 10.08.2021 tarihli beyan dilekçesinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamenin İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek, davacı ve diğer şüpheliler hakkında kamu davası açılmasına karar verildiği bildirilmiş, Savcılık tarafından alınan bilirkişi raporu,  iddianame ve İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/976 E. Sayılı dosyanın 05.08.2021 tarihli tensip zaptının bir örneği dilekçe ekinde sunulmuştur. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 2020/143945 soruşturma numaralı 07.07.2021 tarihli iddianamede: \"Taraf beyanları, tanık anlatımları, ibraz edilen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; faturalar her ne kadar fiziki olarak sahte olmasa da; muhteviyatı itibariyle alınmamış bir hizmete karşılık olarak alınmış gibi gösterilerek fatura düzenlemek suretiyle içerik sahteciliği (fikri sahtecilik) yapıldığı, bu yöntemle tüm şüphelilerin fikir eylem birliği içinde hareket etmek sureti ile atılı özel belgede sahtecilik suçunu işledikleri; ayrıca şüpheli ...'ın çalışmakta olduğu şirket bünyesinde söz konusu eylemleri gerçekleştirmiş olmasının hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, diğer şüphelilerin de başından beri ... ile ortak iştirak iradesi ile hareket ettikleri ve fikir ve eylem birliği içerisinde müştekiye yönelik hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işledikleri anlaşıldığından, Şüpheliler hakkında düzenlenen iddianamenin kabulü ile yargılamalarının yapılarak suçları sabit görüldüğünde eylemlerine uyan sevk maddeleri gereğince AYRI AYRI CEZALANDIRILMALARINA karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur.\" denilmiştir. Dairemizce İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/976 E. Sayılı dosyasının bir örneği Uyap üzerinden celbedilmiş ve dosyanın derdest olduğu anlaşılmıştır.Buna göre uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle 6098 sayılı TBK'nun 74. maddesinde düzenlenen ceza mahkemesinde verilen kararların hukuk davalarına etkilerine değinilmesinde fayda vardır. 6098 sayılı TBK'nun 74. maddesi \"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.\" hükmünü ihtiva etmektedir. \"...Uyuşmazlığın çözümü açısından; ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, bir başka deyişle ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusunu düzenleyen kurallar üzerinde de durulması gerekmektedir. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi davasına etkisi, hukukumuzda 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmü ile yer almıştır. Bu düzenlemeye göre hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. İlkenin esası; bir ceza kuralı ile kamu hukuku yönünden yaptırım amaçlanmışken, aynı uyuşmazlığa ilişkin hukuk kuralı ile kişilerin birbirlerine karşı hak ve ödevlerini düzenleyen medeni hukuk alanında bir yaptırım amaçlanmasına dayanmaktadır. Bu açık hüküm karşısında; ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayların varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır...\" (Yargıtay HGK 2019/(19)11-757 Esas 2022/694 Karar sayılı ilamı)Ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.1.975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1; HGK'nun 23.1.1985 gün ve E:1983/10-372, K:1985/21; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları).Yukarıdaki açıklamaya göre, ceza mahkemesinin maddi olaylara yönelik bir saptama içermesi halinde bu kararın hukuk hakimini bağlayacağı anlaşılmaktadır. Buna göre, davaya konu faturalara yönelik yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturma dosyasında iddianame düzenlenerek ceza davası açıldığının tespit edilmesi karşısında,  mahkemece, somut uyuşmazlıkta taraf iddia ve savunmalarının ispatı yönünden İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/976 E. sayılı  ceza davasının akıbetinin  beklenilmesi ve  TBK'nın 74. maddesi de nazara alınarak inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken bu husus  gözetilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle  kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına  dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurularının esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/994  Esas, 2020/303 Karar sayılı ve 29/09/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.600,98 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.173,38 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.13/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f3fa017e74fbf317","SID":"245072466974a941"}}