{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1714 <br>KARAR NO\t\t: 2024/656<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/08/2020 (Dava) -  29/09/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/410 Esas -  2021/523 Karar <br>DAVA\t\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 18/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/04/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2021 tarihli 2020/410 Esas ve 2021/523 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/08/2018 tarihinde davadışı ...'e ait ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı aracın maddi hasarlı trafik kazasına karıştıklarını, müvekkilinin ise temlik sözleşmesi kapsamında araç malikinin işbu kazadan kaynaklı hak ve alacaklarını temlik aldığını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ...'ın asli kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin ise ... plakalı aracın KZMM sigortasını tanzim eden şirket olup dava konusu araçta meydana gelen hasardan poliçe limitleri ile sorumlu olduğunu, davalı şirketçe atanan sigorta eksperinin müvekkile ait araçta KDV hariç ve eşdeğer parça baz alınmak suretiyle 7.500 TL tutarında hasar meydana geldiğini tespit ettiğini ve müvekkiline 7.500 TL nin ödendiğini ancak gerçek hasar bedelinin daha yüksek olduğunu belirtip fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak ikame edilen bu davada şimdilik müvekkiline ait araçta oluşan bakiye hasar bedeline mahsuben 100 TL ile değer kaybı alacağına mahsuben 10 TL olmak üzere toplam 110 TL maddi tazminatın ekspertiz raporunun tanzim tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili 09/04/2021 tarihli dava değerinin artırılması talepli dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu araçta oluşan hasar bedeline mahsuben 23.331 TL maddi tazminatın ekspertiz raporunun tanzim tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini beyan etmiş, ıslah harcını yatırmıştır. <br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta alacaklarının temlik edilemeyeceğini, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının taleplerinin her bakımdan zamanaşımına uğramış olup reddi gerektiğini, sigortacının anlaşmasız servislerde yaptırılan tamirler için iskonto hakkı olduğunu, KDV nin bir devlet alacağı olup şahıslara ödenmesinin şarta bağlı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının bütün iddialarını ayrıntılı olarak hukuken geçerli ispat vasıtaları ile ispat etmek zorunda olduğunu belirterek, mesnetsiz ve haksız yere açılan davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.   <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''... davacının davasının KABULÜ ile 23.331 TL nin sigorta şirketinin limiti de aşılmamak kaydıyla sigorta şirketine müracaat tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine...'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafınca husumet itirazları değerlendirilmemiş olup, kararın bu açıdan bozulması gerektiğini,  yargılama esasında dikkate alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı düzenlendiğini, esas yargılamada aracın ağır hasarlı olup olmadığının  değerlendirilmesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporunda tespit edilen hasar tutarının aracın rayiç bedelinin %100üne geldiğini, Yargıtay kararlarının hasarın, aracın rayiç değerinin %50'sini aşması durumunda aracın pert edilmesi gerektiği yönünde olduğunu, davaya konu aracın rayicinin ( kaza tarihinde) pazarlık faktörü dahil 31.850,00 TL olduğunu, araç sahibi ile müvekkili şirket açısından bu tutar üzerinden de anlaşıldığına dair mutabakat yazısı bulunmadığını, müvekkili şirkete başvuru sonrasında davaya konu aracın üstünde teşkil eden hasar düşünüldüğünde sovtaj çalışması yapılması gerekliliği duyulmuş olup, yapılan sovtaj çalışmasında araca 24.250,00 TL çekme belgeli sovtaj teklifi verildiğini, araç sahibinin bu rakamlar üzerinden müvekkili şirket ile anlaşma sağladığını ancak aracın pert  edilmemesi  ve  kendisine terk edilmesini talep ettiğini, bütün bunlar çerçevesinde araç sahibine müvekkili şirket tarafından 7,500.00 TL ödenerek, davaya konu aracın kendisine terk işlemi yapıldığını, Yerel Mahkemece  aracın pert işlemine tabi olup olmayacağı hususunun araştırılması gerekmekteyken davanın kabulüne karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğini, yerel mahkeme kararını hiçbir şekilde kabul etmemek kaydıyla müvekkili şirketin faizden dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu, müvekkili şirkete davadan önce başvuru yapıldığını ancak gerekli evrağın ibraz edilmediğini, söz konusu olay haksız fiilden kaynaklanmakta olup müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe sebebiyle değil haksız fiil sebebiyle olduğunu, taraflar arasında ticari bir ilişki mevcut olmaması nedeniyle  davacı tarafın ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden ücreti vekâlet ve mahkeme masraflarından da sorumlu tutulmamaları gerektiğini belirterek yerel mahkemesinin usul ve yasalara aykırı kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini, karar ittihazına kadar icranın tehirine, masraf ve ücreti vekâletin de davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava,  trafik kazasından kaynaklı hasar nedeni ile bakiye hasar bedeli ve değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>1-6100 Sayılı HMK 297/2 maddesi “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmünü amir olup, buna göre hüküm fıkrasının tarafların taleplerini karşılayacak, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, açık ve maddeler halinde oluşturulması gerekir.<br> Mahkemece, ''... davacının davasının KABULÜ ile 23.331 TL nin sigorta şirketinin limiti de aşılmamak kaydıyla sigorta şirketine müracaat tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine...'' şeklinde karar verilmiş ise de, davacının dava dilekçesi ile değer kaybı tazminatı da talep ettiği ancak talebi hakkında olumlu olumsuz karar verilmediği anlaşılmış; davalı vekilinin dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği yönündeki itirazı yerinde değil ise de, mahkemece, gerekçeli kararda hesaplanan tazminata davalıya müracaat tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiği ancak müracaat tarihini kararda tereddüte neden olmayacak şekilde açıkça belirtilmediği gibi dosyada kapsamında davacının davalıya tazminat istemli müracaat tarihinin belirlenebilir olmadığı, bu durumda söz konusu hükmün infaz kabiliyetinin olmadığı; belirtilen bu hususların yukarıda belirtilen HMK'nın 297/2 maddesine aykırılık teşkil ettiği, kararın bu yönden kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır.<br>2-Davalı vekili tarafından, bilirkişi raporuna yasal süresinde somut gerekçeler ile itiraz edildiği, ancak mahkemece itiraz hakkında olumlu olumsuz karar verilmediği, davalı itirazlarının karşılanmadığı anlaşılmış, bu husus savunma hakkının ihlali niteliğinde olup, kararın kaldırılmasını gerektirmiştir. Kaldı ki, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli inceleme ve değerlendirmeyi içermediği, hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla; yeni bir makine mühendisi bilirkişiden, davalı vekilinin itirazlarının da karşılandığı, dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilerek usul ve yasaya uygun, taraf ve yargı denetimine elverişli, uyuşmazlık konusunda yeterli inceleme ve değerlendirmeyi içeren rapor alınmaksızın yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesisi hatalı olmuştur.<br>3-2918 sayılı KTK.nun 98. ve 99.maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2-b.maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise dava tarihinde veya icra takip tarihinde temerrüt gerçekleşir.<br>Somut olayda, dosyada davacı tarafından davalıya yapılan başvurunun belgesi ve başvurunun tebliğ belgesi bulunmadığına göre, bu durumda davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinin usulüne uygun olarak belirlenemeyeceği gözetilerek, davacı vekiline  davalı sigortaya başvuru ve tebliğ belgesinin dosyaya sunulması için süre verilerek istenilen belgelerin sunulması halinde yukarıda belirtildiği şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi, istenilen belgelerin sunulmaması halinde ise kısmi ödeme tarihinin belirlenerek kısmi ödeme tarihine göre temerrüt tarihinin belirlenmesi gerektiği halde, mahkemece temerrüt tarihinin usulüne uygun olarak tespiti bakımından gerekli araştırma yapılmaksızın müracaat tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş ise de,  müracaat tarihinin de dosya kapsamından belirlenebilir olmadığı  anlaşılmakla kararın bu yönden de kaldırılması gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/09/2021 tarihli 2020/410 Esas ve 2021/523 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan istinaf  karar harcının istek halinde kendisine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince  kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 18/04/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b56874482dfc3414","SID":"e6b75afcfb8faa5c"}}