{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1708 <br>KARAR NO\t\t: 2024/655<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/09/2020 (Dava) - 28/10/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/539 Esas - 2021/866 Karar <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 18/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/04/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/10/2021 tarihli 2020/539 Esas ve 2021/866 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2020/7698 Esas sayılı dosyasında müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığını yapılan takibin  usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra takibine dayanak 02.08.2017 tanzim tarihli, 02.08.2020 vade tarihli, 26.500 TL tutarlı bononun nakden kaydı içerdiğini, pay sahibi olmayan anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ile bu kişilerin pay sahibi olmayan yakınlarının şirkete nakit borçlanmasının yasaklanmış olduğunu, TTK'nun 395. maddesinin 2. fıkrasına göre, \"pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz\" olduğunu  müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi/hissedar olmadığını, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri ile herhangi bir akrabalığı da olmadığını  davalı şirkete nakit olarak borçlanamayacağının açık olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkili ...'a verilen bir paranın da bulunmadığını, bononun düzenleme tarihinin 02.08.2017 olup, düzenleme tarihinde 26.500 TL nin davalı şirket tarafından müvekkiline verildiğinin şirket kayıtlarında bulunması gerektiğini, bu paranın tanzim tarihinde müvekkiline verilmesi gerektiğini, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen bir paranın olmadığını, bu nedenle müvekkilinin telafisi imkansız bir mağduriyetinin doğması muhtemel olduğundan İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2020/7698 Esas sayılı dosyasının teminatsız olarak durdurulmasını, yürütülecek yargılama neticesinde haklı davalarının kabulü ile İzmir 13. İcra Müdürlüğü’nün 2020/7698 E. sayılı dosyası kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini, davalı tarafça müvekkili aleyhine kötü niyetli olarak takip başlatıldığından ötürü davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini,  yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı ... arasında 02.08.2017 tarihinde 3 yıl süreli  Satın Alma Sözleşmesi tanzim edildiğini, yine taraflarca 185-hl. (18500-litre) ürünün  satılmaması halinde sözleşmenin taahhüt edilen alımın gerçekleşinceye kadar ancak bu durumda dahi sözleşme süresinin 5 yılı geçemeyeceği sözleşmenin 14. maddesinde kararlaştırıldığını,  davacının, sözleşme süresi içinde asgari satın alma taahhüdünü gerçekleştirmediği gibi, işletmesini kapattığını, davacıya sözleşmede belirlenen katkının, müvekkili şirket bayisi marifetiyle verildiğini, yine bayii tarafından müvekkili şirkete yansıtıldığını, müvekkili şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi ile sübut bulacağını, davacının delilleri arasında yer alan tanık deliline dayanamayacağını, buna muvafakatlerinin bulunmadığını, davacının, katkıyı teslim almasına, buna ilişkin kapalı hizmet bedeli faturası düzenlemesine ve sözleşme ile taahhüt altına girip, taahhütlerini yerine getirmemesine rağmen, borcundan kurtulmak için haksız ve kötüniyetli olarak işbu davayı ikame ettiğini, davacının teminatsız olarak icra takibinin durdurulmasına ilişkin talebinin de diğer talepleri ve iddiaları kadar hukuka aykırı  olduğunu, açıklanan nedenlerle, haksız ve dayanaksız davanın reddine, %20’den az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''...davacı ile davalı şirket arasında imzalanan 02.08.2017  başlangıç tarihli satın alma sözleşmesi ile davacı tarafın, ... isimli işletmede; işletmeyi açık tutarak çalıştırmayı, kapatmamayı işyerini ve işletme ruhsatını başkalarına devretmemeyi, iş yerinde iş değişikliği yapmamayı, bira satışında azami gayret göstermeyi, sözleşme hükümlerinden herhangi birine aykırı hareket ettiği takdirde davacı şirketten almış olduğu 26.500,00-TL tutarındaki karşılıksız nakit katkıyı iade etmeyi kabul ve taahhüt ettiği, vergi dairesi ve belediyeden gelen yazı cevapları ile sabit olduğu üzere davacının 23.10.2018 tarihi itirabiriyle vergi mükellefiyet kaydının son bulduğu, ... isimli işletmesinin bulunduğu işyerini kapattığı, aynı adreste 31.05.2019 tarihinden bu yana ... isimli  işyerinin başka bir kişi tarafından işletildiği, davalı tarafın bu şekilde yukarıda belirtilen sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı, sözleşmenin 11/2.maddesine göre sözleşmeye aykırılık halinde hiçbir ihtara gerek olmaksızın davacının verilen katkı payını iade etmesi gerektiği, katkı payının ödendiğinin 31.08.2017 tarihli imzası davacı tarafından inkar edilmeyen tutanak ve davacı tarafından davalı şirketin bayii olan dava dışı ... ... Ltd.Şti adına keşide edilen hizmet bedeli faturası, dava dışı bayii tarafından anılan hizmet bedeli faturasının davalı adına keşide ettiği yansıtma faturası ile sabit olduğu, dava ve takibe konu bononun davacı tarafından davalı şirketten almış olduğu karşılıksız nakdi katkı karşılığında verildiği ve senet bedelinin ödenmediği, dava ve takip konusu senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine, verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından ve davalının alacağına geç kavuşması söz konusu olmadığından ...'' gerekçesiyle; ''...Davacı tarafından, İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7698 esas sayılı dosyasında takibe konulan 02.08.2017 keşide tarihli, 02.08.2020 vade tarihli, 26.500,00 TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti için açılan menfi tespit davasının REDDİNE, Davalının, verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından ve alacağına geç kavuşması söz konusu olmadığından tazminat talebinin REDDİNE...'' karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya kapsamında aldırılan 17.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davaya konu senet ve 26.500,44 TL bedelli hizmet faturası davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında bulunmamakta olup müvekkilinin davalı şirkete borcunun bulunmadığının davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile de sabit olduğunu, davalı şirket anonim şirket olup şirketin ticari defter ve kayıtlarında alacak ve borçlarının gösterilmemiş olmasının düşünülemeyeceğini, davalının davacıdan alacaklı olduğunu ticari defterlerine kayıt etmekle yükümlü olduğunu, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalının sonuçlarına da katlanması gerektiğini, 02.08.2017, 31.08.2017 tarihi itibari ile müvekkiliin banka kayıtları incelendiği takdirde davalı şirket tarafından müvekkiline verilen bir katkının/paranın olmadığı anlaşılacak iken ... tarafından müvekkilinin banka hesap hareketlerinin incelenmediğini, ayrıca 02.08.2017 tarihli sözleşmede takibe konu bonoya açık bir atıf da bulunmadığını, dosya kapsamına sunulmuş olan 296814 seri numaralı hizmet bedeli faturasının hem alt tarafında hem de üst tarafında müvekkilinin imzası ve kaşesi bulunmadığını, bedelin peşin tahsil edildiği kapalı faturada faturayı düzenleyen imzasını faturanın alt tarafına atmakta iken bedelin peşin tahsil edilmeyip vadeli tahsil edileceği açık faturada ise faturayı düzenleyenin imzasını, faturanın üst tarafına attığını, faturanın alt kısmının satıcı veya adına yetkili kimselerce imzalanması müessesinin kaşesinin vurulması ve bedeli alınmıştır ifadesinin yazılarak tarih atılması ile faturanın bedelinin satıcı tarafından tahsil edilmesi halinde “kapalı fatura” kavramından söz edildiğini, buna karşılık bir faturanın düzenlenerek baş tarafının iş sahibi veya adına yetkili kimselerce imzalaması ile müşteriye verilmesi halinde bu fatura müşterinin borçlandığı meblağın gösterilmesi halinde ise “açık fatura” biçiminden bahsedileceğini, 296814 seri numaralı hizmet bedeli faturasının hem alt hem üst tarafına imza atıldığı kaşe basıldığı dikkate alındığında faturanın geçerli olmadığı, bedelin müvekkiline ödenmediğinin açık olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne ve davalı aleyhine %20 'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı bir şekilde davanın reddine karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, davanın kabulü ile İzmir 13. İcra Müdürlüğü’nün 2020/7698 E. Sayılı dosyası kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, davalı tarafça müvekkili aleyhine kötü niyetli olarak takip başlatıldığından ötürü davalı aleyhine %20' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, kambiyo senedine dayanan icra takibinden sonra İİK’nin 72/3. Fıkrası uyarınca açılan takibe konu senetten borçlu olunmadığına karar verilmesi istemli menfi tespit davasıdır. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun içeriğine;  davacı ve davalı arasında imzalanan 02/08/2017 tarihli satın alma sözleşmesi hükümleri uyarınca sözleşmenin taraflar arasında 02/08/2017- 02/08/2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 3 yıl süreli olarak düzenlendiği, davacının 3 yıllık süre içerisinde faaliyetine devam ve kararlaştırılan şartlarda ürün alım taahhüdünde bulunduğu, ancak Urla Belediyesi Zabıta Müdürlüğünün 30/03/2021 tarihli cevabi yazısında taraflar arasında imzalanan satın alma sözleşmesinde davacının faaliyet adresi olarak gösterilen adreste 31/05/2019 tarih, 2019-59 sayı numarası ile ... adına ... olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmiş olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği, yine Muğla Vergi Dairesinin vergi yoklamasına göre davacının 23/10/2018 tarihinde işi terk etmiş olduğu; davacı tarafından bu sözleşme hükümleri uyarınca davacıya ödenmesi kararlaştırılan 26.500,00TL katkı payının davacı tarafından eksiksiz teslim alındığına dair davacının imzası ve kaşesinin bulunduğu 31/08/2017 tarihli teslim alındı tutanağının içeriği; yine davacı tarafından davalı şirketin bayii olan dava dışı ... ... Ltd.Şti adına düzenlenen 296811 nolu 26.500,00 TL bedelli fatura içeriği ve bu belgelerin imza ve kaşesinin davacı tarafından inkar edilmediği de  nazara alınarak davacının davasını ispat edemediği anlaşıldığından, mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla davalı vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/10/2021 tarihli, 2020/539 Esas ve 2021/866 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>\t3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br> 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br> 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  18/04/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2dcbfd3af18a970a","SID":"07213ab795990572"}}