{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/55 <br>KARAR NO\t\t: 2024/803<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/12/2019 (Dava) - 05/11/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2019/574 Esas - 2021/886 Karar<br>DAVA             \t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 14/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/05/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/11/2021 tarih ve 2019/574 Esas - 2021/886 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Şemikler/İZMİR şubesi ile dava dışı ... A.Ş. arasında genel nakdi gayri nakdi kredi sözleşmelerinin imzalandığını ve davalı şirkete kredi tahsis edildiğini, diğer davalıların sözleşmeyi müşterek borçlu- müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, borçlu şirkete kullandırılan kredilerin geri ödemelerinin yapılmaması üzerine davalılara Karşıyaka 7. Noterliği’nin 25/09/2019 tarihli ve 13179 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması üzerine davalılar hakkında İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2019/894 D.İş sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, sözleşmenin 13 ve devamı maddelerinde uyuşmazlık halinde bankanın defter ve kayıtlarının delil olacağının kararlaştırıldığını ileri sürerek, davalıların itirazlarının iptaline, takibin toplam 365.543,19 TL üzerinden devamına, % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin uzun yıllar önce dava dışı ... A.Ş.’de hissedar oldukları dönemlerde bir kısım sözleşmelerde kefil olarak yer aldıklarını ancak çok uzun yıllar önce kredi borçlusu şirket ile tüm bağlarını kestiklerini, takip konusu kredi ve kredi sözleşmesi hakkında bilgilerinin bulunmadığını, müvekkillerinin İzmir 21. Noterliği’nin 30/09/2019 tarihli 33818 yevmiye numaralı ihtarname ile kat ihtarnamesine itiraz ettiklerini, kat ihtarnamesi asıl kredi borçlusu şirkete gönderilmiş ise de usulüne uygun tebliğ edilmediğini, muacceliyet koşulunun gerçekleşmediğini, asıl borçlu yönünden borç muaccel olmadığından müvekkillerine yönelik kefil sıfatıyla ileri sürülen alacak iddiasının da hukuka uygun olmadığını, zira; ihtarın kredi borçlusu şirketin adreste daimi çalışan imzasına tebliğ edildiğini, tüzel kişilere tebligatın yetkili temsilcilerine yapılması gerektiğini, bu yönüyle tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkillerine tebliğ edilen genel kredi sözleşmesinin bulunmadığını, 20/05/2010 tarihinde imzalanmış bir sözleşmeden bazı sayfaların bulunduğunu, bu sayfalarda geçerli ve hukuka uygun bir kefalet sözleşmesinin kurulmadığını, eş imzasının bulunmadığını, 11/12/2012 tarihi yazılı genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi şeklinde yeni bir sözleşmenin daha imzalandığının anlaşıldığını, bu sözleşme üzerinde ise sadece banka müşterisi ... A.Ş.’nin kaşesinin bulunduğunu, aynı tarihte 11/12/2012 tarihli 2. kefil yazılı bir belgede müvekkili ...’in adı geçmekte ise de 11/12/2012 tarihi yazılı genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi ile ilgisi anlaşılamayan belgeye dayalı geçerli bir kefalet sözleşmesinin söz konusu olmadığını, müvekkili ...’in ise 11/12/2012 tarihi yazılı genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi ile hiçbir ilgi ve imzasının bulunmadığını, ortada kesinleşmiş bir alacak bulunmadığı halde bankaca müvekkillerinin hesabından kredi borçlusu şirketin borcu sebebiyle tahsilat yapıldığını, hukuka aykırı tahsilat sebebiyle tüm haklarını saklı tuttuklarını savunarak, davanın reddine, % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>\tİlk derece mahkemesince; \"...davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... A.Ş. arasında 20/05/2010 tarihli  ve limit artışları ile 1.200.000,00 TL bedelli;  11/12/2012  tarihli ve limit artışları ile 3.500.000,00 TL bedelli iki adet genel kredi sözleşmesinin imzalandığı,  20/05/2010 ve 11/12/2012  tarihli sözleşmeleri davalı ....’in ayrı ayrı 600.000,00-TL kefalet limitli olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu davalının toplam kefalet limitinin 1.200.000,00-TL olduğu; davalı ...’in ise sadece 20/05/2010 tarihli sözleşmeyi 600.000,00-TL kefalet limitli olarak müşterek borçlu ve  müteselsil kefil sıfatı ile  imzaladığı, bu davalının 11/12/2012 tarihli sözleşmede kefalet imzasının bulunmadığı; davanın ve takibin konusu kredinin ise 11/12/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, dolayısıyla 11/12/2012 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı olarak davalı ...'in kefil sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı, zira; davalı ...'in bu kredi sözleşmesinde kefaletinin ve imzasının bulunmadığı, bu kredi sözleşmesinde taraflar arasında imzalanan \"20/05/2010 tarihli ilk kredi sözleşmesinin devamı niteliğinde olduğuna veya ilk kredi sözleşmesi ile bağlantı olduğuna\" ilişkin bir ibarenin de  bulunmadığı, dolayısıyla davalı ...'in davanın ve takibin konusu borçtan dolayı sorumlu tutulamayacağı, bu davalı hakkında açılan davanın haksız olduğu; diğer davalı ...'in ise genel kredi sözleşmesinde davalıların el yazısı ile kefaletin türünün, tarihinin ve limitinin yazılı olması nedeniyle kefaletinin 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesine uygun ve geçerli bir kefalet olduğu ve bu davalının sorumluluğunu doğurduğu, kefaletin sona erdiğine ilişkin bir savunma olmadığı gibi bir bildirimin de bulunmadığı, tarafların özgür iradeleri ile düzenlenen sözleşmenin 71. maddesine göre temerrüde düşmesi halinde alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bankanın borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı oranında gecikme faizi ve ekleri ile her türlü masrafların ödenmesini  kabul ve taahhüt ettiği, takibe konu kredinin yıllık 29.40 akdi faiz oranı ile kullandırıldığı, temerrüt faizi akdi faizin iki katına karşılık gelen % 58.80 olarak belirlenmiş ise de davacı banka tarafından takipte daha düşük yıllık % 48 temerrüt faiz oranının istendiği, dolayısıyla davacı bankanın faiz isteğinin ve uyguladığı temerrüt faizinin genel kredi sözleşmesinin 71. maddesine ve akdi ve temerrüt faizi oranlarının TCMB tebliğlerine uygun olduğu, BSMV yönünden ise gider vergisi mükellefi olan davacı bankanın bu vergiyi vasıtalı bir vergi olması nedeniyle ve sözleşme hükmü gereği yansıtma yetkisinin olduğu, dava konusu kredi hesabının davacı banka tarafından 23/09/2019 tarihinde kat edildiği, hesap kat ihtarnamesinin davalı ...’e 12/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ihtara rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle ihtarname ile verilen 7 günlük süre ve tatil günleri eklendiğinde davalı ...'in  takip sonrası  21/10/2019 tarihinde temerrüte düştüğü,  davalı ...'in davacı bankaya icra takip tarihi itibariyle   365.543,19-TL’si asıl alacak, 5.074,95-TL’si işlemiş akdi faiz, 253,74-TL’si faizin % 5 gider vergisi, 920,95-TL’si masraf olmak üzere toplam 371.792,83-TL borcunun bulunduğu, davacı vekilinin dava dilekçesindeki isteği ile bağlı kalındığında davalı ...'in toplam 365.543,19-TL banka alacağından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, davacı bankanın bu davalı hakkında açtığı davasında haklı olduğu, takipten sonra 17/12/2019 tarihinde davacı bankanın davalı ...’den 11.721,06-TL tahsilat yaptığı ve krediye mahsup ettiği, dava tarihi sonrasında ise dava sürecinde kredilerin teminatındaki  taşınmazın satışı nedeniyle  28/10/2020 tarihinde takibe konu kredi hesabına 547.692,36-TL sağlanan tahsilatla kredi hesabının  ve 18.860,52-TL masrafın tahsil edildiği, davalı ... yönünden takip dosya borcunun ödenmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından, davalı ... hakkındaki davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılmasına sebebiyet veren bu davalı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesine; diğer davalı ... hakkındaki davanın ise haklı görülmediği...\" gerekçesiyle Davalı ... hakkında açılan davanın REDDİNE 365.543,19 TL’nin % 20’si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak, davalı ...’e verilmesine, Davalı ... hakkında açılan davanın ödeme nedeniyle konusu kalmadığından bu davalı yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 365.543,19 TL’nin % 20’si oranında icra inkar tazminatının davanın açılmasına sebebiyet veren davalı ...’den alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, takibe konu borçlu cari hesap kredisinin, 17/05/2010 tarihinde kullandırıldığını, davalı ...'in bu krediden sorumlu olduğunu, kefil ...'in imzasının bulunduğu 20/05/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 11/12/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi arasında bağ bulunmadığı yönündeki gerekçenin somut olayla bağdaşmadığını, genel kredi sözleşmelerinin belirsiz süreli çerçeve sözleşmeleri olduğunu, süresiz  kredi sözleşmelerinde kredi borcunun tamamen ödenmiş olmasından sonra tekrar kredi kullandırılmaya devam edilmesi halinde de, müteselsil kefilin yeni kullandırılan krediden sorumlu olduğunu, kefil ...'in kefaletinin geçerli olduğunu, TBK 589. Madde düzenlemesi gereğince her durumda kefalet limiti dahilinde ödenmeyen borçtan sorumlu olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.  <br>Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... A.Ş. arasında 20/05/2010 tarihli  ve limit artışları ile 1.200.000,00 TL bedelli; 11/12/2012  tarihli ve limit artışları ile 3.500.000,00 TL bedelli iki adet genel kredi sözleşmesinin imzalandığı,  20/05/2010 ve 11/12/2012 tarihli sözleşmeleri davalı ...’in ayrı ayrı 600.000,00-TL kefalet limitli olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu davalının toplam kefalet limitinin 1.200.000,00-TL olduğu; davalı ...’in ise sadece 20/05/2010 tarihli sözleşmeyi 600.000,00-TL kefalet limitli olarak müşterek borçlu ve  müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, bu davalının 11/12/2012 tarihli sözleşmede kefalet imzasının bulunmadığı; alınan bilirkişi ek raporuna göre davanın ve takibin konusu kredinin 11/12/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklı olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla 11/12/2012 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı olarak davalı ...'in kefil sıfatıyla sorumlu tutulamayacağından bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmuş, bu konudaki davacı istinaf itirazları haklı görülmemiştir.<br>Bununla birlikte davacı banka kendisine ödenecek meblağ bakımından başlattığı icra takibinde davalı ... yönünden haksız çıkmışsa da, dava dışı Gencerler şirketinin borçlusu olduğu ve davacı bankadan kullandığı birden fazla genel kredi sözleşmesi bulunması, bu kredilerde davalıların müteselsil kefil olarak yer almaları sebebiyle takip başlatmakta kötüniyetli olduğu mümkün görülmediğinden davalı ... yönünden davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmamış, davacının bu yöndeki istinaf itirazları haklı görülmüştür.<br>Bu nedenlerle; yerel mahkeme kararının davacı lehine kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından Dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle kısmen KABULÜNE; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/574 Esas - 2021/886 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-1-b-2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE,<br>\"a-Davalı ... hakkında açılan davanın REDDİNE, kötü niyet tazminatı talebinin de şartları oluşmadığından reddine,<br>b-Davalı ... hakkında açılan davanın ödeme nedeniyle konusu kalmadığından bu davalı yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>c-365.543,19 TL’nin % 20’si oranında icra inkar tazminatının davanın açılmasına sebebiyet veren davalı ...’den alınarak, davacıya verilmesine,<br>ç-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 59,30 TL harcın peşin olarak alınan 4.213.11 TL harçtan düşülmesi ile kalan 4.153,81 TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacı tarafa iadesine,<br>d-Davacının yatırmış olduğu 41,40 TL başvurma harcı ve 59,30 TL peşin harç toplamı olan ‭100,7‬0 TL'nin davalı ...'den alınarak, davacıya verilmesine,<br>e-Davacının yapmış olduğu 142,20 TL'si tebligat-posta gideri ve 750,00 TL'si bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 892,20 TL yargılama giderinin davalı ...'den alınarak, davacıya verilmesine,<br>f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 34.038,02 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak, davacıya verilmesine,<br>g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 34.038,02 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı ...'e verilmesine,<br>ğ-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,\" <br>ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>2-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE,<br>3-İstinaf İncelemesi Yönünden Harç ve Yargılama Masrafları;<br>a-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine,<br>b-Davacı tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL ve tebligat gideri 22,00 TL olmak üzere toplam 184,10 TL  yargılama giderinin davalı ...' den alınarak davacıya verilmesine,<br>c-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>ç-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>d-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bad5b8f7ca7943d1","SID":"09158ca1bdfdf4de"}}