{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/753 - 2024/621<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/753 <br>KARAR NO\t: 2024/621<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/692 Esas 2021/857 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 03/05/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 27/05/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>\tDavacı vekili, 06.06.2016 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün neden olduğu tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, Dokuz Eylül Üniversitesinden alınan rapor ile %30 oranında maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiğini belirterek HMK'nın  107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak şimdilik geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı için toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 22.11.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 310.000,00 TL olarak belirlemiştir.<br>\tDavalı vekili, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına bağlı olarak poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün olayda kusuru bulunmadığını, kusur dağılım oranları ile çalışma gücü kayıp oranının belirlenmesine ilişkin raporların ATK’dan alınmasını, tazminat hesabına ilişkin gelirin ve zarar ile kaza arasında bağlantı olduğunun kanıtlanmasını, kaza nedeni ile elde edilen gelir var ise zarardan mahsup edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik alacağının poliçe kapsamında olmadığını, davacının asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiğini kanıtlamasını, olayda hatır taşıması bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEME KARARI;<br>\tMahkemece toplanan delillere göre, davacı sigortalının araçta yolcu olarak bulunduğu, kaza tespit tutanağına göre sürücünün aracın kontrolünü kaybetmesi sonucu kazanın meydana geldiği, davacının kazanın oluşumuna etkili davranışı olduğu iddia ve ispat edilmediği için kusur dağılımına ilişkin rapor alınmaksızın sigortalı araç sürücüsünün olayda tam kusurlu olduğu kabul edildiği, kazanın 06.06.2016 tarihinde meydana geldiği ve Yargıtay uygulamasına göre bu tarihte Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre 9 Eylül Üniversitesinden alınan 18.03.2019 tarihli raporda kazadan önce davacıda psikolojik sorun olmadığı, kazaya bağlı olarak ve kaza tarihinden sonra travma sonrası stres bozukluğu oluştuğu, bu durumun davacıda kazaya bağlı olarak %30 oranında sürekli çalışma gücü kaybı oluşturduğu, yaralanmaların 30 günde iyileşebileceği tespit edildiği,  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre alınan 20.04.2021 tarihli raporda davacının %28 oranında sürekli çalışma gücü kaybı oluşturduğu, yaralanmaların 30 günde iyileşebileceği tespit edildiği, her ne kadar bir kez de ATK'dan rapor alınmaya çalışılmış ise de, davacının kazaya bağlı olarak meydana gelen travma sonucu stres bozukluğu nedeni ile yolculuk yapamadığı belirtildiği için ATK’dan rapor alınmasının mümkün olmadığı, Yargıtay tarafından bu konuda rapor düzenleme yeterliliğine sahip olduğu kabul edilen Üniversitenin Tıp Fakültesine bağlı Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen her iki raporda, davacıda kaza öncesinde psikolojik rahatsızlık hikayesi olmadığı, kazaya bağlı olarak ve kaza ile birlikte travma sonrası stres bozukluğunun ortaya çıktığı, davacıda sürekli çalışma gücü kaybının kazaya bağlı travma sonrası stres bozukluğundan kaynaklandığının kabul edildiği, sigortalı araç sürücüsü ile davacı arkadaş olup, birlikte gezmeye çıktıkları için olayda hatır taşıması koşullarının bulunduğu kabul edilip, tazminattan takdiren %20 oranında indirim yapılması gerektiğinin kabul edildiği, aktüer bilirkişi raporu ile TRH 2010 yaşam tablosu ve 1.8 teknik faiz dikkate alınarak hazırlandığı, hatır taşıması nedeni ile %20 oranında indirim yapıldığında davacının 1.090,20 TL geçici iş göremezlik alacağı ile 200.664,46 TL sürekli iş göremezlik alacağı bulunduğunun belirlendiği, davacı vekilinin 20.09.2019 tarihli dilekçe ile bu miktarları esas alıp bedel artırım işlemi yaptığı, aynı bilirkişinin 24.09.2021 tarihli raporunda TRH 2010 yaşam tablosu progresif rant yöntemi kullanılarak yapılan hesaplamada hatır taşıması indirimi de dikkate alındığında, %30 oranındaki sürekli çalışma gücü kaybına göre davacının geçici iş göremezlik alacağının 1.090,20 TL ve sürekli çalışma gücü kayıp alacağının ise 356.041,27 TL olduğunun hesaplandığı, aynı raporda bilirkişi Çalışma Gücü Kaybı ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlanan ve davacıda %28 oranında sürekli çalışma gücü kaybı oranına göre davacının geçici iş göremezlik alacağının 1.090,20 TL, sürekli çalışma gücü kaybı zararının ise 356.041,79 TL olduğunun belirlendiği, her iki halde de hatır indirimi yapıldıktan sonra davacının toplam alacaklarının poliçe limiti olan 310.000,00 TL’yi aştığı, davadan önce yapılan başvuru eksiksiz belge ile yapılmadığı için davalı yönünden temerrütün dava tarihi itibarı ile oluştuğu, sigortalı araç hususi olarak kayıtlı olup, ıslah dilekçesinde yasal faiz talep edilmesi nedeni ile davacı alacağına yasal faiz uygulanması gerektiği belirtilerek geçici ve sürekli iş gücü kaybı zararı nedeniyle toplam 310.000,00 TL'nin 04.10.2018 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kusur oranlarına ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, ATK'dan kusur raporu alınmasını, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, raporda kişinin güncel psikometrik testler eşliğinde güncel psikiyatrik muayenesiyle değerlendirilmesi yapılmadan kişi adına daha önce tanzim edilmiş raporlarda kayıtlı belge ve bulgular üzerinden maluliyet oranının belirlendiğini, ayrıca raporun tarihi itibariyle uygun olmadığını, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınmasını, tazminat hesabının TRH 2010 tablosu kullanılarak ve 1.8 teknik faiz uygulanarak asgari ücret üzerinden yapılmasını, davacının hesap tarihinde 33 yaşında olmasına rağmen 35 yaşının esas alındığını, Anayasa Mahkemesinin iptal edilen maddelerinin bu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmamasını, iptal kararının uyuşmazlık bakımından geçerli olduğu kabul edilse dahi eski tarihli Yargıtay kararlarında uygulanan usul ve esasların uygulanacağını, SGK'ya yazı yazılarak, davanın iş kazası olup olmadığı, davacıya peşin sermaye değeli gelir bağlanıp bağlanmadığı, ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun sorulmasını, ödeme yapılması durumunda tazminat bedelinden düşülmesini, davalı şirketin geçici iş göremezlik ve tedavi giderinden sorumlu olmadığını, hatır indirimi ve davacının ehliyetsiz olması nedeniyle müterafik kusur indirim yapılmasını, dava tarihinden yasal faiz uygulanmasını ileri sürmüştür.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>\tDavalı vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tDavacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün neden olduğu tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek maddi tazminat talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde  dava açılmadan önce davacının yaralanması nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığını belirterek Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Kararı dosyaya sunulmuş, belirtilen  2017.E.34920- 2017/54076 K. Sayılı kararda  ...'ın 06.06.2016 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralanması nedeniyle ... Sigorta AŞ'den maddi tazminat talep edildiği, Sigorta Hakemi tarafından talebin manevi tazminata konu olacağı, sigorta şirketinin de manevi tazminattan sorumlu olmadığı gerekçesi ile başvurunun kesin olarak  reddine karar verildiği anlaşılmış olmakla Sigorta Hakem Kararında manevi tazminat istemine ilişkin değerlendirme yapılarak başvuru reddedildiğinden bu dosya yönünden Sigortacılık Kanununun 30/12.  maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 303. Maddesi, 114/1. maddesi115/2. Maddesi hükümlerine göre  kesin hüküm oluşturmayacağı anlaşılmıştır. <br>\t Mahkemece davacının kaza sonucu yaralanmasına bağlı maluliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alınmasına karar verilmiş, Özürlülük Ölçütü ve Sınıflandırılması, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanan 18.03.2019 tarihli ve Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlanan 20.04.2021 tarihli raporlar alınmıştır.<br>\t18.03.2019 tarihli raporda davacının 25.11.2016 ve 07.03.2019 tarihlerinde Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri polikliniğinde değerlendirildiği belirtilerek, davacının 25.11.2016 tarihli psikiyatri polikliniğinde yapılan değerlendirmede, davacı kazada kol ve bacağından yaralandığını, kaza sonrası sürekli ağlama, iyileşemeyeceği düşüncesi ve irkilme yanıtı ortaya çıktığını, uyuyamadığını, karanlıktan korkmaya, kaza ile ilgili kabus görmeye başladığını ve kazayı çağrıştıran uyaranlardan etkilendiğini, unutkanlık, dalgınlık, isteksizlik tanımladığını, ilk olarak kazadan 1 hafta sonra psikiyatriye başvurduğunu, ... başlandığını, şu anda ... kullandığını, 1 hafta önce ... damla başladığını, terapi için psikolog görüşmelerine başladığını, 2 kez görüştüğünü, toplam 5 kez psikiyatrik değerlendirme olduğunu belirtmiş ve bu tıbbi bulgular doğrultusunda davacının Özürlülük Ölçütü ve Sınıflandırılması, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre özür oranının %30, geçici iş göremezlik süresinin 30 gün olduğu belirtilmiş, 20.04.2021 tarihli raporda davacının 25.11.2016 ve 07.03.2019 tarihlerinde Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri polikliniğinde değerlendirildiği belirtilerek, davacının 07.03.2019 tarihli psikiyatri polikliniğinde yapılan değerlendirmede davacı trafik kazası geçirdiğini, araçta yolcu olarak bulunduğunu, kolunda fraktür oluştuğunu, şu an da fiziksel sekelinin olmadığını, 2016 yılında travma sonrası stres bozukluğu tanısı konduğunu, o zamandan beri psikiyatrik tedavi ve psikoterapi aldığını, gebe olduğu süreçte ilaçlarını bıraktığını, gebelik sonrası son 6 aydır tekrar ilaç kullanmaya başladığını, ... tedavisi aldığını, daha önce düzenli ... kullanımının olduğunu, ana şikayetinin trafikte huzursuzluk, öfkelenme ve uyku bozukluğunun olduğunu belirtmiş ve bu tıbbi bulgular doğrultusunda davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre meslekte kazanma gücünde azalma oranının %28, geçici iş göremezlik süresinin 30 gün olduğu belirtilmiş, mahkemece hangi maluliyet oranı esas alındığı belirtilmeksizin her iki maluliyet oranına göre yapılan aktüer hesabında belirlenen tazminat miktarının poliçe limitini aştığı gerekçesiyle davanın kabulüne  karar verilmiştir.<br>\tDavacının dava konusu kaza sonucu kol ve bacağından yaralandığı, yaralanmalarının araz bırakmadan iyileştiği, muayenesinde şikayetlerinin trafikte huzursuzluk, öfkelenme ve uyku bozukluğu olduğunu belirtmiş  olmakla, davacının travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediği hususu raporda belirtilmemiş olması nedeniyle rapor hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.<br>\t Mahkemece davacının dava konusu kaza nedeniyle gördüğü tedavilere ilişkin tüm evrakları getirilerek zihinsel ve ruhsal bozukluğunun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için olay tarihinde Yargıtay tarafından uygulanan  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak  Adli Tıp Kurumu  İhtisas Dairesinden bilirkişi heyetinde nöroloji ve psikiyatri uzmanı da bulundurularak ayrıntılı gerekçeli ve denetime uygun rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.<br>\tAyrıca hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının doğum tarihi 03.02.1989 olmasına rağmen  03.02.1986 tarihi alınarak davalı aleyhine fazla tazminat hesaplanmış olması da doğru görülmemiştir. <br>\tAçıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,  <br>\tYeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>\t2-İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,<br>\t3-İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Manisa 2. İcra Dairesinin 2022/419 sayılı dosyasına yatırılan 555.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, <br>\t5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03.05.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1b3fa5658c031d6b","SID":"6dcdc728c3902c13"}}