{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/629 <br>KARAR NO\t\t: 2024/747<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/11/2022 (Dava) - 13/06/2023 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2022/914 Esas - 2023/459 Karar<br>DAVA             \t: Tazminat<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 07/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/05/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/06/2023 tarih ve 2022/914 Esas - 2023/459 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/04/2012 günü sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki davalı kurum tarafından Yeşilkart sorumluluğundaki ... plaka sayılı aracın şerit üzerinde yakıtı bittiği için müvekkili ... tarafından iteklenen, sürücülüğünü ise ...'ün yaptığı ... sayılı araca çarpması sonucunda yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kaza sonucu müvekkilinin sakat kaldığını ve çalışamaz hale geldiğini, müvekkilinin zararlarının kusur ve aktüerya bilirkişileri tarafından hesaplanacağından belirsiz alacak davası açma zorunluluğu doğduğunu, davalıların her birine ayrı ayrı başvurulduğunu, ...nın zarara karşılık 45.604,87 TL ödeme yaptığını, söz konusu ödemenin az olup ibranamenin iptali gerektiğini, diğer davalının ise başvuruyu reddettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak davası olarak davacı için kalıcı sakatlıktan doğan güç ve efor kaybı nedeniyle 1.000,00 TL ve geçici iş göremezlik sebebiyle 100,00 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 28/06/2008 gün ve 26920 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan yönetmeliğe göre çalışma usul ve esasları düzenlenmiş olan müvekkili büronun yabancı ülke Yeşil Kart Büroları ile yaptığı İnternational Regulations Anlaşma çerçevesinde yabancı plakalı araçların Türkiye'de karıştıkları kazalarda şayet geçerli bir Yeşil Kart sigortaları mevcut ise Yeşil Kart Sigortacıları adına kusur esasına göre sebebiyet veren 3. Şahıs hasarlarının tedvir ettiğini, yabancı plakalı aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucu  ortaya çıkan hasarlar için kusur esasına göre ve yabancı sigorta şirketine izafeten mali sorumluluk sigortası limit ve şartları çerçevesinde müvekkili büronun sorumluluğunun doğduğunu, 15/04/2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığından bahisle davacının maluliyet tazminatı talebini büroya ilettiğini ve MB 2014000974 numaralı hasar dosyası açıldığını, kaza sonrası tutulan kaza raporuna göre yabancı plakalı araç sürücüsünün hiçbir kusurunun bulunmadığını, saat 22.20'de yakıtı bittiği için davacı tarafından iteklenen ... plakalı aracın ışıklandırmasının kapalı olduğunu ve tedbir alınmadığını, ... sayılı araç sürücüsünün KTK 84 Kod 11 maddesini ihlal ederek asli kusurlu olduğunu, davacı ...'ın da KTK 84 Kod 5 ve 10 maddelerini ihlal ettiğini ve kusurlu olduğunu, yabancı plakalı aracın Yeşil Kart Sigorta Sertifikası bulunduğunu, ...nın yaptığı ödemenin sebebinin kazaya neden olan ... Plakalı Türk aracın trafik sigortasının olmaması olduğunu, ceza mahkeme kararının bekletici mesele yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının kaza sonucu maluliyete uğrayıp uğramadığının tespitinin gerektiğini ayrıca illiyet bağının araştırılması gerektiğini, davacının herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan tazminat alıp almadığının da tespitinin gerektiğini, hesaplamanın aktüerya tarafından yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap  dilekçesinde özetle; davanın ... sayılı aracın sürücüsü ... ve işleten konumundaki ...'a ihbarını talep ettiklerini, olayın ... plaka sayılı aracın işletilmesi esnasında gerçekleşmediğinden müvekkilinin zarardan sorumluluğunun bulunmadığını, olayın davacıya diğer bir aracın yaya iken çarpması şeklinde olduğunu, burada sigortasız araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını ve ayrıca araç işletilme halinde olmadığından müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, ... Yönetmeliğinin 15. Maddesi uyarınca davacıya yapılan ödeme ile borçtan ve yükümlülükten kurtulduğunu, davacı tarafından imzalanan ibranamenin geçerli olduğunu ve borcun ortadan kaldırdığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin ZMMS teminat limitleri ve kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduğunu, maluliyet oranının Adli Tıp tarafından belirlenmesi gerektiğini, davacının maddi zararının ancak aktüeryal inceleme sonucu tespit edilebileceğini, geçici iş göremezlik döneminin tazminat hesabına dahil edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere ancak ödeme tarihinden yasal faiz talep edilebileceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 15/10/2019 TARİHLİ KARARI\t:<br>\tİlk derece mahkemesince; \"..Davacı tarafça, 15/04/2012 tarihinde meydana gelen kaza sonucu davacının yaralandığı ve geçici ve sürekli iş göremezlik zararına uğradığından bahisle oluşan zararın giderilmesine yönelik olarak davalılar hakkında mahkememize dava açıldığı, 15/04/2012 tarihinde dava dışı ...'nın sevk ve idaresindeki ve  Yeşil Kart Sigorta Sertifikası bulunan  ... Plaka sayılı araç ile dava dışı ...'ün sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı geçerli bir ZMMS poliçesi bulunmayan aracın trafik kazasına karıştığı, kaza sonucu kaza mahallinde yaya olarak bulunan davacı ...'in meslekte kazanma gücünde % 18 oranında azalma gerçekleşecek ve 6 ayda iyileşecek şekilde yaralandığı, 15/04/2012 tarihinde İzmir İli istikametinden Çanakkale İli istikametine seyir eden ... Plakalı ... Marka otomobil sürücüsü ...'nın kilometre 80'e geldiğinde önünde aynı istikamette seyir eden bir aracı sollayarak kendi şeridine geçtiği esnada şerit üzerinde yakıtı bittiği için yaya ... tarafında itelenmekte olan sürücülüğünü ...'ün yaptığı ... Plakalı ... Marka otomobile ışıklandırmasının kapalı olması ve herhangi bir tedbir alınmaması nedeniyle fark edemeyerek arkadan çarpması sonucu trafik kazasının oluştuğu, trafik kazasının oluşumunda ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ün aracın yakıtının bitip yolda kalmasından sonra trafiğin emniyetli akışını sağlamak için gerekli tedbirleri almadan aracın karanlık yolda itilmesini sağladığından ve bu amaçla da davacı ...'in güvensiz bir ortamda araç arkasında itmeye yardımcı olmasına neden olduğundan dolayı kazanın meydana gelmesinde % 60 oranında asli kusurlu olduğu, davacı ...'in olay sırasında karanlık bir yolda herhangi bir önlem alınmadan trafik kurallarına aykırı olaraka aracı itmek amacı ile araçların seyir yolu üzerinde bulunduğu, kendi can güvenliğini dikkate almadığı, arkasından gelen aracı fark ettiğinde tedbirli davranıp güvenli bölgeye geçmediği ve olayda %10 oranında kusurlu olduğu, yabancı plakalı araç sürücüsü ...'ının havanın kararmasından sonra aydınlanmanın olmadığı yolda seyir ederken kendi far ışığı sayesinde görüşüne açık mesafe içinde durabileceği hızla seyretmesi gerektiği, KTK 52. Maddesinde sürücülerin hızlarının yol ve hava şartları ile aracının teknik özelliklerine ve trafik durumuna göre ayarlamaları gerektiği, bu kurala aykırı davranışı nedeniyle olayda %30 oranında kusurlu olduğu, davacının talep edebileceği maddi tazminat  miktarının sürekli iş göremezlik zararı yönünden  yabancı araç sürücüsü %30 kusurlu kabul edildiğinde 39.724,76 TL, geçici iş göremezlik zararı yönünden davacının %10 kusurlu kabul edilmesi halinde 3.907,93 TL tutarında olduğu, oluşan maddi zarardan davalı ...'nun İnternational Regulations Anlaşma hükümleri çerçevesinde, davalı ...'nın da 5684 Sayılı Sigortacılık Kanun' un 14 maddesinin 2/b bendi ve ... Yönetmeliği hükümleri  doğrultusunda sorumlu oldukları, davalı ...'nın  sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden davacıya ödeme yapıp ibraname aldığı ve yapılan ödeme miktarının yeterli olup ibranamenin geçerli olduğu, davalı ...'nın davacıya karşı sürekli iş göremezlik tazminatı borcu kalmadığı, davalıların davadan önce temerrüde düşmediği davacının dava tarihinden itibaren ve dava konusu edilen alacağın niteliği gözetilerek yasal faiz talep edilebileceği...\" gerekçesiyle davacının sürekli iş göremezlik talebi ile ilgili davasının davalı ... yönünden reddine, davacının sürekli iş göremezlik talebi ile ilgili davasının davalı ... yönünden kısmen kabulüne, 39.724,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarak  davacıya verilmesine, <br>Davacının sürekli iş göremezlik talebi yönünden faizin cinsi ve başlangıç tarihine yönelik fazlaya ilişkin isteğinin reddine, davacının geçici iş göremezlik talebi ile ilgili davasının KISMEN KABULÜNE, 3.907,93 TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının geçici iş göremezlik talebi yönünden faizin cinsi ve başlangıç tarihine yönelik fazlaya ilişkin isteğinin reddine, karar verilmiştir.<br>Karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.<br>DAİREMİZİN 09/11/2022 TARİHLİ KALDIRMA KARARI:<br>Dairemizce; \"...1-) Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükme esas alınan kusura yönelik İTÜ bilirkişi heyet raporu ile maluliyetin tespitine yönelik olarak alınan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'nun 25.06.2018 tarihli heyet raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin kusura ve maluliyetin tespitine yönelik istinaf başvuruları haklı görülmemiştir. <br>2-) Mahkemece davacıya olayla ilgili SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş, verilen 08.01.2016 tarihli cevabi yazıda kayıtların tetkikinde herhangi bir dosyaya rastlanılmadığı belirtilmekle davacının SGK'dan herhangi bir ödeme almadığının anlaşılması karşısında bu yöndeki davalı istinaf itirazları da haklı görülmemiştir.<br>3-) Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesi ve 88. maddesinde motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.<br>\tYine TBK 61. maddesinde de birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında  müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır.<br>\tSomut olayda mahkemece benimsenen kusur raporunda, kazada davacının  %10 tali kusurlu, davalı ...'nın sorumluluğunda olan ... plakalı aracın sürücüsü %80 asli kusurlu, davalı ... tarafından sigortalanan yabancı plakalı ( ...) araç sürücüsü ise %10 tali kusurlu olarak belirlenmiş,\tbilirkişi tarafından hesaplanan işgöremezlik tazminatı yönünden tarafların kusur oranlarına göre hesaplama yapılarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Yukarıda da bahsedildiği üzere davacı  müteselsil sorumluluk ilkesi gereği  zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türü olup kazaya neden olan her iki araç sürücü/işleten/trafik sigortacıları medyana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Davacı vekili açıkça davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemediğine göre davalıların müteselsil sorumluluğu bulunduğundan davalıların, davacının %10'luk kusuru düşüldükten sonra tespit edilecek zararın tamamından sorumlu tutulması gerekirken KTK 88 ve TBK 61. maddesine aykırı olarak davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmaları doğru olmamıştır.<br>\t4-) 6098 Sayılı TBK’nın 163. maddesinde müteselsil borçlulukla ilgili olarak ‘‘Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.’’ düzenlemesi, 166/1. maddesinde ise ‘‘Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur.’’  düzenlemesi yer almaktadır.<br>\tSomut olayda, davalılardan ...'nın 25.04.2013 tarihinde davacıya ödeme yaptığı, alınan aktüer raporun ödeme tarihindeki verilere göre yaptığı güncelleneme neticesinde ...'nın sorumluluğunun kalmadığı mahkemenin kabulünde olması rağmen davalının borcu ifasıyla, müteselsil sorumlu olan diğer davalı da 6098 Sayılı TBK’nın 166/1. maddesi gereği alacaklılara karşı borçtan kurtulmuş sayılacağından hem davalı ... hakkında davanın reddine karar verilip hem de diğer davalının borçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiştir...\" gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİNİN 13/06/2023 TARİHLİ KARARI:<br>\tİlk derece mahkemesince; \"...davacı tarafça, 15/04/2012 tarihinde meydana gelen kaza sonucu davacının yaralandığı ve geçici ve sürekli iş göremezlik zararına uğradığından bahisle oluşan zararın giderilmesine yönelik olarak davalılar hakkında Mahkememize dava açıldığı, 15/04/2012 tarihinde dava dışı ...'nın sevk ve idaresindeki ve  Yeşil Kart Sigorta Sertifikası bulunan  ... Plaka sayılı araç ile dava dışı ...'ün sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı geçerli bir ZMMS poliçesi bulunmayan aracın trafik kazasına karıştığı, kaza sonucu kaza mahallinde yaya olarak bulunan davacı ...'in meslekte kazanma gücünde % 18 oranında azalma gerçekleşecek ve 6 ayda iyileşecek şekilde yaralandığı, trafik kazasının oluşumunda dava dışı sürücü ...'ün %80 oranında, dava dışı sürücü ...'nın  %10 oranında ve  davacı yaya ...'in olayda %10 oranında kusurlu  olduğu, davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının sürekli iş göremezlik zararı yönünden  39.724,76 TL, geçici iş göremezlik zararı yönünden 3.907,93 TL tutarında olduğu, oluşan maddi zarardan davalı ...'nun İnternational Regulations Anlaşma hükümleri çerçevesinde, davalı ...'nın da 5684 Sayılı Sigortacılık Kanun'un 14 maddesinin 2/b bendi ve ... Yönetmeliği hükümleri  doğrultusunda sorumlu oldukları, davalıların davadan önce temerrüde düşmediği davacının dava tarihinden itibaren ve dava konusu edilen alacağın niteliği gözetilerek yasal faiz talep edilebileceği, davacının müteselsil sorumluluk ilkesi gereği zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebileceği, müteselsil sorumluluğun  kanundan doğan bir sorumluluk türü olup kazaya neden olan her iki araç sürücü/işleten/trafik sigortacılarının medyana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davacı tarafça açıkça davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemediğinden davalıların müteselsil sorumluluğu bulunduğu ve davalıların, davacının %10'luk kusuru düşüldükten sonra tespit edilecek zararın tamamından sorumlu tutulması gerektiği, Mahkememizin 15/10/2019 tarihli kararından sonra davacı tarafça ilamın infazına yönelik davalılar hakkında Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2019/14501 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve söz konusu icra takibinde borçlu/davalı Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu tarafından kısmi ödeme yapıldığı söz konusu ödemenin Mahkememizin ikinci kararı ile hüküm altına alınacak tazminat miktarı yönünden icra müdürlüğünce nazara alınmasının gerektiği...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü  ile  39.724,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 3.907,93 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 43.631,93 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının geçici ve sürekli iş göremezlik talebi yönünden faizin cinsi ve başlangıç tarihine yönelik fazlaya ilişkin isteğinin reddine, Mahkememizin İstinaf ilamı ile kaldırılan 2014/1422 Esas, 2019/1054 Karar sayılı ilamı ile ilgili  başlatılan Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2019/14501 sayılı dosyasında yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce nazara alınmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin maddi tazminat zararı hesaplamada baz alınan asgari ücretin artması ile birlikte arttığını, bu hususta yerel mahkemeden güncel aktüer raporu alınmasını talep ettiklerini, ancak dosyanın güncel verilere göre aktüerce hesaplanmadığını, dosyanın 2023 verilerine göre hesaplandığını, bu anlamda eksik yapılan aktüer hesabını ve buna göre verilen mahkeme kararını kabul etmediklerini, aktüer hesaplarının yıldan yıla değişiklik gösterdiğini, dolayısı ile yıllara göre değişen aktüer hesaplamalarında asgari ücretin ne kadar artacağının da tahmin edilemeyeceğini, bu konuda aktüer hesaplamaları yıllara göre değişeceğinden güncel aktüer bilirkişi raporu alınmaması ve bilinen verilerin değişmesine rağmen, 2019 verilerine göre hesap yapılmasının hatalı olduğunu, davalı lehine büyük oranda lehe olan mantığa aykırı olan bu kararın kabul edilmeyeceğini, asgari ücretin devamlı değiştiği ortamda raporların da değiştiğini, müvekkilinin sakatlık oranı konusundaki çelişkinin giderilmediğini, müvekkilinin Ege Üniversitesi Hastanesinden alınan raporun sürekli olarak %42 oranında sakat olduğunun belirlendiğini, daha sonra alınan İzmir Adli Tıp Kurumu raporunun da benzer oranda olduğunu, müvekkilinin ayağında 12 santimlik açık kısalık olmak üzere per çok araz olduğu halde kendisine İstanbul ATK tarafından %18 rapor verildiğini, tüm itirazlarına rağmen bu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, çelişki dikkate alınmadan aleyhe olan %18 üzerinden zarar hesaplandığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, kusura ilişkin bir çok rapor alındığını, bu raporların mahkemece incelenmesi sonucu, bu raporlardan sürücü ...'ün %60 kusurlu olduğunu müvekkili ...'in %10 kusurlu olduğunu, diğer sürücü ...'nın ise %30 kusurlu olduğu rapora itibar edildiğini, bu raporlardan değerlendirmeye alınan baz alındığında ise davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları %90 kusur üzerinden eksik ödeme yaptığı hususunun ortaya çıkacağını, zira bilirkişi raporuna göre %18 maluliyete karşılık gelen maddi zararın kabul etmemekle birlikte 2019 verilerine göre 132.415,88 TL olduğunu, bu hususa göre %90 kusurlu kabul edilen davalıların 119.174,29 TL zarardan sorumlu olacağını, ...nın ödediği rakamı hatalı şekilde fazla bir rakam bularak güncelleyen bilirkişinin alacağı asgari ücrete göre güncelleme hususunu değerlendirmediğini, mahkemenin takdirine bırakması gereken bir hususta iki ihtimale göre karar vermesi gereken bilirkişinin bu hususu gözetmesini kabul etmediklerini, davalı ...'nın yaptığı ödeme güncellenerek düşülse dahi müvekkilinin davalılardan 46.971,29 TL bakiye alacağı olduğunu, mahkemenin bu alacak iddiasını incelemeden hüküm kurması ve ıslah etmek üzere süre vermemesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece verilen kararın aynı olması, kusurun tamamının dikkate alınmaması, doğru hesap yapılmadan ve bilirkişinin hatalı raporunun irdelenmemesinin hatalı bir yoruma yol açtığını, buna göre de tek davalıdan olan alacağın müşterek ve müteselsilen davalılara ödetilmesinin hukuken kısmen doğru olduğunu, ancak pratikte sonucu değiştirmeyecek bir karar olduğunu, kusur dağılımına göre dahi ...ndan alacaklı olduklarını, kararın da müşterek ve müteselsilen sorumluluk açısından doğru olduğunu ancak miktar açısından yanlış olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2019/14501 esas sayılı dosyasını istediğini, müvekkili kurum tarafından hem geçici hem sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının faiz ve tüm ferileriyle müvekkili kurum tarafından ödendiğini tespit ettiğini ve yapılan bu ödemelerin 15/11/2019 tarihine kadar ki tüm ferileriyle ödendiğinden ve 24/05/2023 tarihli bilirkişi ek raporundaki hesaplamada 2019 ile 2023 arasındaki güncellemenin yapılarak davacının bir alacağı kalıp kalmadığını gözetmeden eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, davacının gerçek zararının hesaplanmadığını, müvekkili kurum ve diğer davalı tarafından yapılan ödemelerin tamamı dikkate alınmadan gerekli güncellenmeler yapılmadan ve davacının gerçek zararı hesaplanmadan İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin verdiği hükmün telafisi mümkün olmayacak hak kaybına ve davacı yaranına sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  iş bu davada, davacı tarafından müşterek müteselsil bir talepte bulunulmadığını, verilen karara karşı da müşterek müteselsil hüküm kurulması yönünde istinaf kanun yoluna başvurulmadığını, istinaf değerlendirmelerinde istinaf sebepleri ile bağlı kalınması gerektiğinden müşterek müteselsil hüküm kurulmasının usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olduğunu,  kusurları doğrultusunda değerlendirme yapıldığında kurumun borcunun olmadığının açık olduğunu, kararın bu yönüyle hatalı olduğunu, davacıya davadan önce yapılan maluliyet tazminatı ödemesi ile,  dava konusu trafik kazası neticesinde uğradığı maluliyeti nedeniyle ortaya çıkan zarardan fazlasının ödendiğini, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları il ede bu durumun ortaya çıktığını, bu nedenle takas mahsup taleplerinin bulunduğunu, fakat bu taleplerinin kabul edilmediğini, yerel mahkeme kararı ile hükmedilen geçici iş göremezlik  tazminatı ile davacının hak kazandığı tazminattan daha fazlasının davacıya ödenmiş olacağını ve sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olacağını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazası sebebiyle geçici ve kalıcı işgöremezlik tazminatının tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Müteselsil borçlulardan birinin zarar görenin zararını ödemesi oranında diğer borçlular borcundan aynı oranda kurtulurlar. TBK'nun 166. Maddesi; \"Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır\" hükmünü içermektedir.<br>2918 sayılı yasanın \"Sorumluluğa ilişkin anlaşmalar\" başlıklı 111. Maddesi, \"Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.\" şeklindedir. <br>Somut olayda, davalılardan ...'nın 22.04.2013 tarihinde davacıya sürekli işgöremezlik tazminatı için 45.604,87 TL ödeme yaptığı, davacının da bu bedel karşılığında ...'nı makbuz ve ibraname başlıklı belge uyarınca ibra ettiği, davacının 2918 sayılı yasanın 111. maddesi uyarınca 2 yıllık süre içerisinde eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Dairemiz kaldırma kararına uygun şekilde alınan usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen 26.05.2023 tarihli ek aktüer bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, davacıya yapılan ödeme tarihinde davacının sürekli işgöremezlik zararı 50.635,36 TL olup yapılan ödeme ile arasında 5.030,49 TL ( %10 civarında) fark bulunmaktadır. Bu durumda anılan 111. madde uyarınca ödenen miktar yetersiz veya fahiş değildir. Bu durumda taraflar arasında yapılan ibraname geçerlidir. Davalılardan ... davacıya poliçe teminatının altında ödeme yapmış, davacı bu ödemeyi kabul ederek davalı ...'nı ibra etmiştir. Yapılan ödeme nedeniyle davalı ... ibra edildiğine göre diğer davalı da ...'nın sorumlu olduğu limit miktarı kadar borçtan kurtulduğundan ibraz edilen ibraname uyarınca sürekli işgöremezlik tazminatı yönünden ödenen miktarın diğer davalıya da sirayet edeceği anlaşılmakla, davalılar yönünden sürekli iş göremezlik tazminatının reddine karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davalıların bu konudaki istinaf itirazları yerinde görülmüş, davacı istinaf itirazları ise haklı bulunmamıştır.<br>Bu nedenlerle; yerel mahkeme kararının sürekli işgöremezlik tazminat talebi yönünden davalılar lehine kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından Dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalılar vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/914 Esas - 2023/459 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-1-b-2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE,<br>\"a-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin REDDİNE,  <br>-3.907,93 TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>b-Davacının geçici işgöremezlik talebi yönünden faizin cinsi ve başlangıç tarihine yönelik fazlaya ilişkin isteğinin REDDİNE,<br>c-Dairemiz  ilamı ile kaldırılan 2014/1422 Esas - 2019/1054 Karar sayılı ilamı ile ilgili  başlatılan Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2019/14501 sayılı dosyasında yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce nazara alınmasına ,   <br>ç-Alınması gerekli 266,95 TL harçtan peşin alınan 25,20 TL ile ıslah sırasında alınan 131,93 TL olmak üzere toplam 157,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 109,82 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>d-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT 13/2 maddesi uyarınca hesaplanan 3.907,93 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>e-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı itibariyle Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT maddesi uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, <br>f-Davacı tarafından yapılan 44 davetiye gideri 429,00-TL, bilirkişi ücreti 3.500.00-TL, posta masrafı 182,20-TL, Adli Tıp ücreti 880,50 TL olmak üzere toplam 4.991,70-TL yargılama giderinden davanın kabul edilen kısmı itibariyle hesaplanan 447,00 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>g-Davacı tarafça yatırılan 186,13-TL harç giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,\" <br>ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>3-İstinaf İncelemesi Yönünden Harç ve Yargılama Masrafları;<br>a-Davalılar istinafı yönünden; davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,<br>Davalı ... tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 738,00 TL ve tebligat 20,00 TL olmak üzere toplam 758,00 TL  yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine,<br>Davalı ... tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 738,00 yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine,<br>b-Davacı istinafı yönünden; alınması gerekli 427,60 TL TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>c-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>ç-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>d-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  07/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ec80640b4fc0ddb2","SID":"9fb44f7adef6a4bb"}}