{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/358 Esas<br>KARAR NO: 2024/598<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/07/2020<br>NUMARASI: 2018/394 Esas, 2020/438 Karar<br>DAVA: MENFİ TESPİT (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 16.05.2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin kesinleştiğinin haciz sırasında öğrenildiğini, icra takibine konu edilen faturanın yasal unsurlardan uzak olduğunu, müvekkili şirkete tebliğ edilmeden ve muhasebe mutabakatı sağlanmadan takip konusu yapıldığını, müvekkili şirketin, davalıya hiçbir borcunun olmadığını ve ... firması ile iş ilişkisinin bulunmadığını, davalının, ... firmasının alt yüklenicisi olarak muhatap olduğunu, bu vesile ile ... firmasıyla mutabakat sağlanarak ödemelerin ... firmasına yapıldığını, buna dair vinç çalışma formunun dosya kapsamında olduğunu belirterek takibin iptali ile %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili yasal süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde; ... Ticaret/... unvanı ile nakliye, iş makinası ve vinç işleri yapan müvekkilinin, davacı tarafın İstanbul 3. Havalimanı şantiyesinde alt yüklenici olarak aldığı işte davacı taraf ile yaptıkları sözlü anlaşma gereği yaptığı işin bedelini tahsil edemediğini, bu anlaşma gereği müvekkilinin, günlük 1.300,00 TL (KDV hariç) bedel ve saatlik ise 150,00 TL (KDV hariç) bedel karşılığında kendisine ait ... plakalı Hidrokon 45 tonluk iş makinası ile davacının aldığı iş olan 3. havalimanı temelinde çalışacağını (demirleri iş makinası ile alıp temele serme işi) ve çalışılan gün ve saat bazında yapılan işler faturalandırıldıktan sonra bedellerinin davacı tarafından 10 gün içerisinde  ödeneceğini, müvekilinin, 2018 yılının Ağustos ayında işe başladığını ve toplam 35 gün çalıştığını, ayrıca Eylül ayında 20 saat ve Ekim ayında 28 saat çalışma yaptığını, buna mukabil düzenlenen faturanın, davacı şirketin yetkilendirdiği ve 3. havalimanı şantiyesindeki tüm hak edişlerini yapan ...'a 10/11/2018 tarihinde tutanak ile teslim edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine dava konusu takibin başlatıldığını, davacının, farklı vinç firmaları ile (en az 3 firma ) yapılan anlaşmalar gereği iş yaptırdığını, müvekkilinin, ... firması ile ilişiğinin bulunmadığını, davacının, müvekkili ile ilişkisi olmadığına ilişkin beyanlarının gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davacı defter ve kayıtlarında davalı şirkete ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı, dava dışı ... ile ticari ilişkiye ait kayıtlara ilişkin hesap tutulduğu ve davacının, bu şirkete ait herhangi bir borcunun bulunmadığı, davacı tarafın BA formunda, davalının icra takibine konu ettiği faturanın yer almadığı, davalının ticari defter ve kayıtlarında icra takibine konu edilen faturanın davacı tarafa ait hesapta kayıtlı olduğu, işbu hesapta aynı zamanda dava konusu edilen alacağa ilişkin faturaya dair tahsilat kaydının da yer aldığı, ancak tahsilata ilişkin herhangi bir dayanak belgenin dosyaya sunulamadığı, her ne kadar davalı tarafça, mali müşavirin, müvekkilinin bildirimi olmaksızın tahsilat kaydı girdiği, mali müşavir hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu, gerçekte olmayan tahsilat kaydının silinmesi için gerekli prosedürlerin yerine getirileceği iddia edilmiş ise de, işbu dava da öncelikli olarak çözümlenmesi gereken uyuşmazlık noktasının davalı tarafın, davacı tarafa faturaya konu hizmeti sunup sunmadığının tespiti olduğu, davalı tarafın, alacağa konu hizmeti davacı tarafa sunduğuna ilişkin herhangi bir yazılı belgeyi dosyaya sunamadığı, faturanın tebliğ edilmesi ve süresi içerisinde faturaya itiraz edilmemesinin, fatura içeriğinin kabul edildiğine dair yalnızca adi karine teşkil edeceği ve aksinin ispatının mümkün olduğu,  dinlenen tanık beyanları,  davacı taraf ticari defter ve kayıtları ile dosyada yer alan vinç çalışma formu dikkate alındığında davacı tarafın vinç hizmetini dava dışı ... firmasından aldığı, her ne kadar fatura davalı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olsa da, işbu kaydı doğrulayan yazılı bir belgenin ya da taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ortaya koyan sözleşme metninin dosyaya sunulamadığı, bu haliyle davacı tarafın, davalı taraftan herhangi bir hizmet satın almadığı ve davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığı gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile davacı şirketin, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti ile ispat olunamayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; uyuşmazlık konusu faturanın, tanık olarak dinlenen ...'un ifadeleri ile sabit olduğunu, davacı tarafın, gerek faturaya gerekse icra takibine süresi içerisinde itiraz etmediğini, ayrıca dinlenen tanıkların ifadelerine göre müvekkilinin, davacı tarafın şantiyesinde çalıştığının ortada olduğunu, müvekkiline ait ... plakalı iş makinasının, şantiyede arızalanması üzerine servis çağrılarak tutanak tutulduğunu, iş makinasının şantiyeden çıkış tutanağı ve servis evrakının dosyaya sunulduğunu, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarını tutan mali müşavir tarafından, müvekkil şirketin alacaklı olduğu davacı da dahil birçok firmadan alacak tahsil edilemediği halde alacak kaydını sıfırlamak amacı ile ödeme alındığı şeklinde kayıt oluşturulduğunu, bu sebeple bu şahıs hakkında görevini kötüye kullanmaktan dolayı suç duyurusunda bulunulduğunu, gerçekte olmayan tahsilat kaydının silinmesi için gerekli prosedürler yerine getirildiğini ve müvekkili şirketin ticari defterinde işbu ticari işin kaydının bulunduğunu, davacının, farklı vinç firmaları ile (en az 3 firma ) yapılan anlaşmalar gereği iş yaptırdığını, müvekkilinin, ... firması ile ilişiğinin bulunmadığını, dinlenen tanık beyanları ile de bu hususun açıkca ortada olduğunu, müvekkili ile davacı şirket arasında sözlü anlaşma yapıldığını, sözleşmenin yazılı yapılması zorunluluğunun bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; davalının, taraflar arasında herhangi bir anlaşma olmamasına rağmen fatura tanzim etmesinin ve akabinde bu faturayı icra takibine koyarak hakkı olmayan bir parayı tahsil yoluna gitmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunun açık göstergesi olduğunu, bu nedenle davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının doğru olmadığını belirterek davanın kabulüne yönelik karar usul ve yasaya uygun olduğundan istinaf başvurusunun reddine, kötüniyet tazminatı yönünden ise ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası sebebiyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalının, davacı hakkında İ İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 30/10/2018 tarihli faturaya dayalı toplam 62.186,00 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, takibin kesinleşmesi üzerine işbu menfi tespit davasının açıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 22/11/2019 tarihli raporda; davacının incelemeye ibraz edilen ticari defterlerinin yasal süresi içerisinde noter açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacının, incelenen ticari defterlerine göre davalı ile arasında herhangi bir ticari kayıt bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi dava dışı ...-... ile ticari ilişkisine ait kayıtların 329.1.47 ...-... hesabına kaydedildiği ve herhangi bir borcunun bulunmadığı, davacının 2018/Ekim ayına ait BA formunda davalının icra takibine konu ettiği faturanın bulunmadığı, davalının incelemeye ibraz edilen ticari defterlerinin yasal süresi içerisinde noter açılış tasdiklerinin yapıldığı, ancak kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, davalının ticari defter ve kayıtlarında, davacı adına düzenlediği 30.10.2018 tarih ve 81076 sayılı 62.186,01 TL tutarlı faturayı davacı şirket adına ...'a 10.11.2018 tarihli tutanak ile teslim ettiği ve davacının hesabına borç kaydı yaptığı, davalının 31.12.2018 tarihli fatura bedeli 62.4186,01 TL'yi davacının hesabına alacak kaydı yaptığı, başka bir anlatımla davalının davacıdan alacağının bulunmadığı, davalının, davacı ile arasında bulunduğunu iddia ettiği hukuki ilişkiyi ortaya koyacak bilgi ve belgeye dosyada rastlanılamadığı, taraflar arasında sözleşme ilişkisine rastlanılmadığından davacının, davalının düzenlediği fatura borcundan sorumlu olmayacağı bildirilmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtlar şeklen doğru olsa da gerçeği yansıtmadığını, zira müvekkili şirketin kayıtlarını tutan mali müşavirin, davacı da dahil birçok firmadan alacak tahsil edilmediği halde alacak kaydını sıfırlamak amacıyla ödeme alındığı şeklinde kayıt oluşturduğunu, ancak Vergi Usul Kanunu ve ilgili mevzuat gereği ticari defter ve kayıtlarda gerekli düzeltme beyanları ve işlemler yapıldığını belirterek rapora itiraz etmesi üzerine Mahkemece bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 13/03/2020 tarihli ek raporda; davalının, 2018 yılına ait ticari defterlerinde -kapanış tasdikinin yapılmadığı- davacıdan alacağının bulunmadığı, davalının 2019 yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun olarak noter açılış tasdiklerinin yapıldığı, davalının 2018 yılı ticari defterlerinde yapılan \"banka yolu ile tahsilat\" kaydının, SMMM ... tarafından, davalı şirketin bilgisi dışında yapıldığından bahisle VUK'nun 217 maddesi hükümlerine göre 02.01.2019 tarih ve 2 nolu yevmiye maddesi ile düzeltilmiş olduğu düzeltme kaydının Mahkemece kabul edilmesi halinde davalının, davacıdan 62.186,01 TL alacağı bulunacağı, aksi taktirde kök rapordaki görüş ve kanaatlerinin korunduğu bildirilmiştir. \"...Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)...\" (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/(19)11-122 Esas 2022/400 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, davacı taraf, davalı ile aralarında yazılı yada sözlü bir sözleşmenin bulunmadığını, davalının, ... firmasının alt yüklenicisi olduğunu ve bu firmaya yaptığı ödeme ile borcundan kurtulduğunu iddia etmekte olup davalı taraf ise, davacı ile aralarında sözlü anlaşma yapıldığından bahisle alacaklı olduğunu ileri sürmektedir. Dava konusu icra takibine konu edilen davalı tarafından düzenlenen 62.186,00 TL bedelli fatura, davacı şirketin şantiye şefi ... imzalı belge ile -davacı şirketin kaşesi de mevcut- teslim alınmış olup bu husus davacı ve tanık olarak beyanlarına başvurulan ...'un beyanları ile de sabittir. Davacı taraf cevaba cevap dilekçesine, takibe konu faturanın teslim alındıktan sonra aynı gün ... tarafından iade edildiğini iddia etmiş olup adı geçen kişi tanık olarak beyanlarında, teslim aldığı faturanın, patronları tarafından geri iade edildiğini ifade etmiştir. Bu anlamda davacı ve tanık beyanları çeliştiği gibi faturanın, davalı tarafa iade edildiğini söyleyebilmek de dosya kapsamı ile mümkün değildir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer ise de, mevcut şartlar altında faturaya itiraz ederek iade ettiğini kanıtlayamayan davacının, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin bulunmadığını ispat etmesi gerekir. Ancak dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle bu yönde bir ispatın sağlandığından söz edilemez. Zira davalının, kendisine ait olduğunu belirttiği ... plakalı vinç ile söz konusu şantiyede çalışarak davacıya hizmet verdiği hususu dosya kapsamında yer alan vinç çalışma formu ile sabittir. Bu durumda taraflar arasında bir hizmet ilişkisinin bulunduğu sabit olup ayrıca az önce bahsedildiği üzere davacı, itiraz ederek faturayı iade ettiğini kanıtlayamadığından 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesine göre faturanın içeriği de miktar itibarıyla kesinleşmiştir. İİK'nun 72/4 maddesi \"Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.\" hükmünü ihtiva etmektedir. Somut olayda, Mahkemenin 26/12/2018 tarihli ara kararı ile alacağın %15'i oranında teminat gösterilmesi kaydıyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmiş olup yazılan müzekkere üzerine karar gereğinin ifasının İcra Müdürlüğünce yerine getirildiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacının, takip konusu alacağın %20'si oranında bir tazminata da mahkum edilmesi gerekir. Açıklanan sebeplerle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/394 Esas, 2020/438 Karar ve 17/07/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 3-a)Davanın REDDİNE, b)2004 sayılı İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20'si oranında hesaplanan 12.437,20 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.061,99 TL harçtan mahsubu ile bakiye 634,39 TL harcın talep halinde davacıya İADESİNE, d)Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, e)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, f)Davalı tarafından yapılan 300,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.061,98 TL harçtan mahsubu ile bakiye 634,40 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan 576,20 TL istinaf harçlarının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-2 bendi ile aynı kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"817de8ab9b3b0bd6","SID":"7c4432782a6aa6c6"}}