{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1454 <br>KARAR NO: 2024/652<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/03/2021<br>NUMARASI: 2018/1227 Esas - 2021/236 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkili ile satıcılar davalı ... Holding A.Ş. dava dışı ..., ..., ..., ..., ... ve ... Ltd. Şti. arasında ... San. ve Tic. A.Ş.'nin paylarının %85'inin devir ve temlikine ilişkin olarak 15/05/2015 tarihli pay alım satım sözleşmesi imzalandığını,  bu işlem neticesinde ...'in ... ile birleştiğini ve unvanının ... AŞ olduğunu, sözleşme neticesinde satıcıların ve dolayısıyla ... A.Ş.'nin müvekkiline ödemekle yükümlü olduğu 21/09/2018 tarihli 2.080.944,91-TL tutarındaki faturanın davalıya iletildiğini, davalı tarafından faturanın 1.441.259,40-TL'sinin kabul edildiğini, kalan 639.685,51-TL için iade faturası düzenlendiğini, davalının sözleşmenin yanlış yorumlandığından bahisle ödeme yapılmayacağını bildirildiğini, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile 639.685,51-TL asıl alacak ve 11.227,74-TL işlemiş faiz talepli ilamsız takip başlatılmış ise de davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen 15/05/2015 tarihli pay alım satım sözleşmesi kapsamında davacının Satıcılar'a rücu edebileceği yani fatura edebileceği ödemeleri içeren bir fatura olması gerektiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, taraflar arasındaki ihtilafın fatura edilen bir takım kalemlerin (işbu faturada 38 kalem olarak belirlenmiştir) davacı-Alıcı tarafından fatura edilip edilemeyeceği ve edilecekse ne miktarda edilebileceği noktasında toplandığını, bu hususu aydınlatabilmek adına fatura içeriğine bakılması gerektiğini ve esasında faturada 2 farklı tür yansıtmanın olduğu kabul edilerek, 2 farklı türdeki kalemlerin sözleşmede ne şekilde ödeneceği hususuna bakılması gerektiğini, davacı tarafından keşide edilen faturaya kısmen itiraz edildiğini ve sorumlu oldukları tutarların ödendiğini, davacının ise sözleşmeye aykırı olarak sorumlu olmadıkları meblağları talep ettiğini, davacı taraf bir kısım faturalara atıf yaparak önceki dönemde uygulamanın kendi iddiası doğrultusunda yapıldığını ileri sürdüğünü, sözleşmeye rağmen bir uygulama yanlışlığı olsa dahi bunun davacı lehine haklılık durumu yaratmayacağını, sözleşme metnine rağmen geçmişte hatalı olarak müvekkili şirket muhasebesi tarafından davacıya yapılan fazla bir ödeme var ise bunlara ilişkin her türlü hak ve alacaklarını saklı tuttuklarını belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, hükme elverişli bulunan 07/10/2020 tarihli bilirkişi kurulu ek raporuna göre davalının itirazında 25.842,27-TL asıl alacak ve 7.613,72-TL işlemiş faiz yönünden haksız olduğu ve alacağın likit olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının davaya konu takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle 425.842,27-TL asıl alacak ve 7.613,72-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 433.555,99-TL üzerinden takibin devamına, fazla istemin reddine; davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1- Davalı vekili, mahkeme kararında gerekçe bulunmadığını ve  bilirkişi ek raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini; hesaplama yöntemini işçi ...'nın alacak hesabı üzeriden örneklendireceklerini, o dosya için 21/09/2018 tarihli faturada müvekkiline 14.971,44-TL'nin yüklendiğini, bu dosyanın Ek-39 Listesinde yer almayan bir kalem olduğunu, mutabakat aşamasında bu dava sonucunda toplam 29.511,07-TL ödeme yapıldığını, ilama göre ödenmesi gereken tutarın 20.421,37-TL olduğunu, bunun toplam 17.908,35-TL’sinden %87,70 oranla ...'nın, 2.513,02-TL'sinden %12,30 oranla ...'in sorumlu bulunduğunu, davacının yaptığı ödemelerin tamamının 29.511,07-TL olduğunu, bu miktarın da % 12,30’unun 3.629,86-TL olduğunu, ...’in %85’ine sahip olduğundan sonuç olarak bu işçi için sorumluluğunun 3.085,38-TL olduğunu, sözleşmenin 8.2.5. maddesine göre ise 15.000-TL altında kalan zararlar için davacının, müvekkilinden talepte bulunamayacağının düzenlendiğini; bilirkişinin yönteminin anlaşılamadığını, zira tüm kalemlere uygulanan 1,3386 yansıtma oranının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamanın ve oranın doğru olduğu kabul edilse dahi, aralarında farklılık olabileceğinden sadece bilirkişi raporunun değil gerekçeli kararın göz önüne alınması gerektiğini, örneğin ... dosyasının bilirkişi raporundan farklı hüküm içerdiğini; sonuç olarak, sözleşme 8.2.5'de derdest dava dosyaları (Ek-39 listesinde yer alan), vergi ve zincir işlemler hariç her işlemde 15.000-TL sınırının uygulanacağının açık olduğunu, Ek-39'da yer alan dava dosyaları için 15.000-TL sınırının uygulanmadığını, zaten ihtilafın Ek-39 listesinde yer almayan dosyalar için olduğunu ancak 15.000-TL üstü zararların işçilik alacaklarının tarafların sorumluluk dönemi ayrıştırıldıktan sonra kalan bakiyenin %85'i 15.000-TL'nin altında kalıyorsa, müvekkilin bu kısım için sorumluluğu bulunmadığını, 15.000-TL üstünde çıkan bakiyeden ise 15.000-TL düşülerek kalan bakiyenin müvekkilin sorumluluğunda olduğunu belirterek, kararın kabul edilen kısmının kaldırılarak davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2- Davacı vekili, mahkemece itirazın iptaline karar verilmesine rağmen şartları bulunan icra inkar tazminatı taleplerinin reddinin hatalı olduğunu belirterek, kararın icra inkar tazminatı isteminin reddine yönelik kısmının kaldırılarak icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, pay alım satım sözleşmesi kapsamında düzenlenen fatura alacağının tahsili için başlatılmış icra takibine davalının vaki itirazının iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 15/05/2013 tarihli ... San. ve Tic. A.Ş.'nin paylarının devir ve temlikine ilişkin pay alım satım sözleşmesinde, alıcının davacı, satıcıların ise davalı şirket, dava dışı  ... A.Ş. ile dava dışı beş gerçek kişi olduğu, payları satım konusu olan şirketin %15'inin borsada işlem gördüğü, satıcıların %85 hisse sahibi olduğu, tazminat hususunun 8. maddede düzenlendiği, \"Zarar\" başlıklı 8.1 maddesinde şüpheye mahal vermemek adına Alıcı'nın işbu sözleşme kapsamında maruz kaldığı zarar, Şirket'in maruz kaldığı zararın %85'ini ifade ettiği; tazminat sınırına ilişkin, 8.2.3 maddesinde, Alıcı'nın nihai devir bedeline yansıtılmış bir olaydan dolayı ortaya çıkan zarar ile ilgili olarak ayrıca tazminat talep hakkına sahip olmayacağını kabul ettiği; 8.2.5 maddesinde, Alıcı'nın, derdest dava dosyaları ve vergi kapsamı dışında ve birbiri ile ilişkili zincir işlemler hariç olmak üzere, beher işlem başına 15.000-TL'nin altında kalan zarar için Satıcılar'dan herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı; dava veya icra takip dosyalarına ilişkin, 8.3.1 maddesinde Satıcılar, Şirket veya ...'nın taraf olduğu, Kapanış Tarihi itibariyle derdest olan ve Ek-39'da listelenmiş dava dosyaları veya icra takip dosyaları nihai olarak sonuçlandığında ve Alıcı veya Şirket madde 8.7.1'de (Davaların Uygulaması) düzenlenen yükümlülüklerini ihlal etmediği takdirde Şirket'in veya ...Ankara'nın ilgili dava dosyası veya icra takip dosyası nedeniyle ödemekle yükümlü tutulacağı meblağın tamamının, faiz dahil tüm ferilerinin, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin %85'ini Alıcı'nın talep tarihinden itibaren beş iş günü içinde Alıcı'ya ödemekle yükümlü oldukları, şirket mali tablolarında veya Kapanış Bilançosu'nda söz konusu dava dosyaları veya icra takip dosyalarına ilişkin karşılık ayrılmış olmasının Satıcılar'ın bu yükümlülüğünü etkilemeyeceği; 8.3.3 maddesinde, Şirket veya ...'nın taraf olduğu, Kapanış Tarihi itibariyle derdest olan ve Ek-39'de listelenmiş dava dasyaları veya icra takip dosyalarının Şirket veya ... lehine nihai olarak sonuçlanması halinde, sonuçlanan dosyadan Şirket'in veya ... Ankara'nın elde edeceği gelirin %85'inin Satıcıların madde 8.3.1 uyarınca Alıcı'ya karşı doğabilecek borçlarından mahsup edileceği; davaların uygulanmasına ilişkin 8.7.1 maddesinde Şirket veya ... nın taraf olduğu ve Kapanış Tarihi itibariyle derdest olan ve Ek 39'da listelenmiş dava dosyaları veya icra takip dosyaları ile ilgili olarak, yargılamanın sonunda verilecek nihai karara göre Şirket tarafından bir tutar ödenmesi halinde, Satıcılar tarafından söz konusu ödeme, yargılama masrafları ve o davanın vekiline ödenen tutarla birlikte madde 8.3'e (Dava veya İcra Takip Dosyaları) göre yapılacağı; üçüncü kişi taleplerine ilişkin 8.7.2 maddesinde üçüncü kişiler tarafından Kapanış öncesi döneme ilişkin durum ve işlemlerden ötürü Kapanış Tarihinden sonra Alıcı'ya yöneltilen iddia, dava, icra takibi yahut sair herhangi bir talep neticesinde ortaya çıkan Zararlar'da (3. Kişi Talebi) izlenecek yöntem hakkında madde 8.6 (Tazminat Talebinde İzlenecek Olan Yöntem) hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir. Somut olayda devir işleminden önce devreden şirket bünyesinde çalışmaya başlamış olan işçilerin açtıkları işçi alacağı davaları devirden sonraki dönemde sona ermesi sebebiyle, işçilere ödenmek durumda olunan alacaklar için 21/09/2018 tarihli 2.080.944,81-TL bedelli faturayı davalı şirket adına düzenleyerek göndermiştir. Söz konusu faturada, 37 işçi için 38 adet alacak kalemi gösterilmiştir. Davalı da, bu faturanın 639.685,51-TL'lik kısmını kabul etmeyerek süresinde davacıya iade etmiştir. Bu iade faturasında da, toplam 37 işçi için 38 adet alacak kaleminin hangi tutarının kabul edilmediği gösterilmiştir. Davacı tarafından iade faturası bedeli kadar olan 28/09/2018 tarihli düzenlenen  fatura düzenlenmiş ve davalıya gönderilmiştir. Faturanın ödenmemesi sebebiyle, davacı davalıya karşı başlattığı ilamsız icra takibiyle, söz konusu asıl alacağın ve 11.277,74-TL işlemiş faizin tahsilini istemiştir. Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi heyet raporunda; toplam 37 işçiden, 9 işçinin (..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ... ve ...) iş akitlerinin devirden önce sona ermiş olması, kıdem tazminatının devir bilançosunda konu edilip edilmediği dosyaya sunulmadığı ve alacakların tamamının 15.000-TL'nin üzerinde olduğu için davalının dönemini ilgilendirdiği; bu alacakların da toplamının 272.879,49-TL olduğu, sözleşmenin 8.3.1 maddesine göre davacının bu turanın %85'i olan 231.947,57-TL'sini davalıya rücu edebileceği; 37 işçiden geriye kalan 28 işçinin, devirden sonra aralık vermeden davacı bünyesinde çalışmaya devam eden işçiler olduğu, bu işçilerin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacakları için davacının rücu hakkının olmadığı ancak davacının davalıya fazla mesai, UBGT ve hafta tatili alacaklarının her bir işçi alacağı dava dosyalarına bakılarak tarafların sorumluluğun hesap edildiği; bunun sonucunda, 28 işçiden 16 işçinin alacağının sözleşmedeki şarta göre 15.000-TL'nin üzerinde kaldığından %85 oranında davalıya rücu edilebileceği, kalan 12 işçi alacağı açısından davacının davalıya rücu edilemeyeceği belirtilmiş; Mahkemece iki grup halinde belirlenmiş 9+16 işçi açısından bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne ve davacının icra inkar isteminin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili yargılama aşamasında ve istinaf başvuru  dilekçesinde sözleşmenin 8.2.5 maddesinin davacı ve mahkeme tarafından yanlış yorumlandığını, alacak bakiyesinin %85'i 15.000-TL'nin altında kalıyorsa, müvekkilin bu kısım için sorumluluğunun bulunmadığını, 15.000-TL üstünde çıkan bakiyeden ise 15.000-TL tutarın düşülerek kalan bakiyenin müvekkilin sorumluluğunda olduğunu ileri sürmektedir. Davalının sorumluğunun tespiti açısından öncelikle bu itirazın değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre yukarıda yazılan sözleşmenin 8.1 maddesinde, davacı-alıcının işbu sözleşme kapsamında maruz kaldığı zararın satıcılar tarafından tazmin edileceği ve bu zararın da devre konu şirketin yani ...in maruz kaldığı zararın %85'ini ifade ettiği; 8.2.5 maddesinde, davacının-alıcının devir sırasında derdest olan dava dosyaları ile vergi kapsamı dışında ve birbiriyle ilişkili zincir işlemler hariç olmak üzere, her bir işlem başına 15.000- TL'nin altında kalan zarar için davalıdan herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı kabul edilmiştir. Her iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, davacının ödemek zorunda olduğu zararın aslının 15.000-TL'yi aşması durumunda, bunun %85'ini davalıya rücu edebileceği; aşmadığı hallerde zararın davacı üzerinde kalacağı anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin diğer  itiraz ve istinaf sebebi ise, bilirkişi raporundaki yansıtma oranı hesabıdır. Raporda devir tarihi olan 01/07/2015 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin alacakların davacının, bundan önceki döneme ilişkin alacağın da davalının sorumluluğunda olduğu; burada da mahkemelerce hüküm altına alınan işçi alacaklarının takibe konu olan faiz, vekalet ücreti ve diğer ferilerinden dolayı o dosyalardaki söz konusu feri alacak kalemlerinin bulunmadığı bilirkişi raporlarındaki alacak miktarları ve davacının ödediği miktarlar oranlanarak, yansıtma oranı bulunmuş ve tarafların sorumlu olacakları miktarlar belirlenmiştir. İlgili bilirkişi raporlarında, alacak kalemleri açısından devir tarihleri itibariyle sorumluluk tespitine gidilmemişse, bu sefer de işçilerin tarafların uhdesindeki çalışma sürelerine göre orantılama yapılarak yansıtma oranı bulunmuştur. Sonuç olarak bilirkişilerce, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağı hariç iş mahkemesi kararının 15.000-TL'yi geçmemesi durumunda davacının davalıya yansıtma yapamayacağı; geçiyorsa Sözleşmenin 8.2.5 ve 8.3.1 hükümleri gözetilerek %85'inin davalıdan talep edilebileceği esasına göre alacak tespiti yapılmıştır. Söz konusu belirlemenin yerinde olduğu, bu kapsamda devir tarihinden önce sona eren iş akitleri açısından davalının sorumlu olduğu, devir tarihinden sonra sona eren iş akitleri açısından da sözleşmeye uygun olarak 15.000-TL sınırı gözetilerek davalının sorumluluğunun belirlendiği görüldüğünden, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. İİK’nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Takip ve dava konusu tutar taraflarca düzenlenen  protokollere konu oranlarda tazmini öngörülen ,mahkemelerce verilen kararlara dayalı olduğundan bilinebilir olduğunun kabulü gerekir.Alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf sebebleri nedeniyle  başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin  istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına,icra inkar tazminatına ilişkin  yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama  yapılmasını gerektirmediğinden davanın aynı miktar üzerinden kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline  ve  alacağın %20'si oranda hesap edilen icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1227 Esas - 2021/236 Karar sayılı 18/03/2021 tarihli kararının, HMK 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın kısmen kabulüne,davalının  İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline,  428.842,27-TL asıl alacak, 7.613,72-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 433.555,99-TL üzerinden takibin devamına, fazla istemin reddine, %20 oranda hesaplanan 86.711,19-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,\" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; Alınması gereken 29.616,21-TL nispi karar harcından, mahkeme veznesine yatırılan 7.669,41-TL ve icra veznesine yatırılan 3.254,82-TL olmak üzere toplam 10.924,23‬-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 18.691,98‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 10.960,13‬-TL peşin harçların davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 5.000-TL bilirkişi ücreti ve 227-TL yargı gideri olmak üzere toplam 5.227-TL'nin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.542,67-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan toplam 100-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 32-TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, kalanın davalı  üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 38.727,80-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davalı vekili için takdir olunan 22.879,07-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,\" Yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalıdan alınması gereken 29.616,20-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 7.404,10‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 22.212,10-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 109,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 75-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.02/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f416f9ea08079a5","SID":"1e8c390b8223a798"}}