{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/773 <br>KARAR NO: 2024/794<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/03/2024 (Ara Karar)<br>NUMARASI: 2024/151 Esas<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>İhtiyati tedbirin reddine ilişkin 11/03/2024 tarihli ara kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü. <br>TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili; müvekkillerine karşı davalı tarafça İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile her biri 400.000-TL bedelli iki adet çeke dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, icra takibinin müvekkilinin elinde olmayan nedenlerle kesinleştiğini, çekler hakkında İstanbul 32. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/40 esas sayılı dosyasında imzaya itiraz edilmiş olup, mahkemece imzaya itirazın kabulüne karar verildiğini, çeklerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığının Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlendiğini, müvekkillerinin imzası taklit edilmiş çekler yüzünden icra tehdidi ile karşı karşıya kaldığını belirterek, müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin mahkemece belirlenecek teminat karşılığında durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacı tarafça icra takibi başlatıldıktan sonra takibin durdurulmasının talep edildiği, İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibine girişilmesinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulması yönünde tedbir kararı verilemeyeceği gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekili; müvekkillerine karşı davacı tarafça İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile her biri 400.000-TL bedelli iki adet çeke dayalı olarak icra takibi başlatılmış olup, takibin müvekkilinin elinde olmayan nedenlerle kesinleştiğini, takip konusu çekler hakkında İstanbul 32. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/40 esas sayılı dosyasında imzaya itiraz edilmiş olup, mahkemece imzaya itirazın kabulüne karar verildiğini, çeklerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığının Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlendiğini, müvekkillerinin imzası taklit edilmiş çekler yüzünden icra tehdidi ile karşı karşıya kaldığını, sundukları tüm delillere rağmen, koşulları oluşan ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesinin yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünü talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Talep, çeke dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle sahtelik iddiasıyla borçlu olunmadığının tespiti istemiyle açılan davada, icra takibinin tedbiren durdurulması istemine ilişkindir. İİK'nın 72/3 maddesi, “İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.” şeklinde  düzenlenmiştir.6100 sayılı HMK'nın 209/1 maddesi ise, “Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.” hükmünü haizdir.Somut olayda; menfi tespit istemli dava icra takibinden sonra açıldığından, İİK'nın 72/3 maddesinin açık hükmü gereği ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına karar verilemez. Diğer yandan İİK, icra takip hukuku açısından HMK’ya göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İİK hükümlerinin uygulanması gerekir. HMK'nın 209. maddesi hükmü nedeniyle önceleri  icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında tedbir kararı verilebileceği yönünde Yargıtay 12. ve 19. Hukuk Dairelerinin kararları bulunmakta ise de, anılan Daireler daha sonra bu görüşlerinden vazgeçmişlerdir. Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 17/02/2015 tarihli 2014/28104 E, 2015/3050 K sayılı kararında da belirtildiği üzere takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesi, HMK'nın 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmaz. Anılan hüküm genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, başka bir anlatımla delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup, icra takibine etkisi yoktur. Yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 10/09/2018 tarihli 2017/1388 E, 2018/3978 K. sayılı ilamında da İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılan menfi tespit davalarında, HMK'nın 209/1 maddesinin uygulama yerinin olmadığı belirtilmiştir. Senetlerdeki imzaların sahteliği iddiası nedeniyle açılan davada, İİK'nın 72. maddesi uyarınca takibin tedbiren durdurulması mümkün  olmadığından, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a709bb6c17c33a52","SID":"cc8e7009f60031bd"}}