{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>1. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/918 <br>KARAR NO\t: 2024/1016<br>KARAR TARİHİ: 24/05/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t: 16/02/2022<br>NUMARASI\t: 2021/111 Esas - 2022/115 Karar <br>DAVA\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi ve Müspet Zarara İlişkin Maddi Tazminat<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı Vekili İddia ve Beyanlarında Özetle; davalı ...'ün Gümüşhane ili, ... ilçesi, ... yapım işini DSİ. ... Bölge Müdürlüğünden ihale yoluyla üstlenmiş olduğunu,  ihale yoluyla üstlendiği bu işi  davalı ile müvekkili şirket arasında  düzenlenen 11.04.2017 tarihli  taşeron sözleşmesiyle müvekkili şirkete verdiğini, davalı ...'ün taşeron sözleşmesiyle üstelendiği işi müvekkili şirkete vermekle müvekkili şirketten karşılığında ... Banaksı A.Ş. .../Artvin Şubesinde bulunan çek hesabından verilme sırasıyla; 20.09.2017 vade tarihli 150.000-TL tutarlı, 20.10.2017 vade tarihli 150.000-TL tutarlı, 20.11.2017 vade tarihli 150.000-TL tutarlı, 20.06.2018 vade tarihli 400.000-TL tutarlı çekleri teslim almakla çek bedellerini tahsil ettiğini, müvekkili şirketin sözleşmeyle üstlendiği işin yapımına başlayarak %50 seviyesine kadar getirdiğini, Gümüşhane ... ... inşaatı yapımı işinin devamı sırasında, davalının,  müvekkili şirketin zararına olacak şekilde ihale makamı olan DSİ. .... Bölge Müdürlüğü yetkilileriyle birlikte düzenlemiş olduğu tasfiye durum tespit tutanağıyla asıl yüklenicisi olduğu  gölet inşaatı yapımı işini  tasfiye ederek işi sonlandırdığını, işin tasfiye edilerek sonlandırılması nedeniyle müvekkili şirket ile davalı arasında düzenlenen 11.04.2017 tarihli sözleşmenin yerine getirebilmesinin müvekkili şirket açısından imkansız hale geldiğini, müvekkili şirketin zarara uğradığını, müvekkili şirketce işin yapılan miktarının bedelinin davalı tarafından 11.04.2017 tarihli sözleşme gereğince ödenmediğini, müvekkili şirketin işin başlangıcında davalıya  850.000,00-TL nakit ödeme yaptığını bu miktarında müvekkili şirkete iadesi gerektiğini, ayrıca müvekkili şirketin  sözleşme gereklerini yerine getirilebilmek için iş makinası teçhizatı, araç makina parkuru gibi sair harcamalar yaptığını, işten elde edeceği kazançtan da mahrum olduğunu, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile HMK.107/2 maddesi gereğince fazlaya ilişkin haklarla  talebin netleştirilerek belirli dava haline getirme haklarının saklı kalması kaydıyla uğranılan zarar karşılığı şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın  ticari faiziyle birlikte yargılama  giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı Vekili Savunma ve Beyanlarında Özetle; müvekkilinin taahhüdünde kalan Gümüşhane ili, ... ilçesi, ... ... Yapım İşi kapsamında müvekkili ile davacı arasında taşeron sözleşmesi imzalandığını, lakin taşeron sözleşmesinin, müvekkili ile DSİ Bölge Müdürlüğü arasında imzalanan sözleşmenin 15.2 maddesi kapsamında hayat bulmadığını, Madde 15.2'nin “İşin tamamı alt yüklenicilere yaptırılamaz” şeklinde olduğunu,  bu aşamadan sonra davacı ... ile müvekkili arasında Mal, Hizmet Alımı ve Makine Kirası kapsamında ticari faaliyet olduğunu, davalının keşide ettiği fatura bedellerinin tamamen ve nakden ödendiğini, hatta davacı şirketin yetkilisi...’a borç dahi verildiğini, Gümüşhane ... ... Yapım İşi'nin ana işveren tarafından tasfiye edildiğini, bu kapsamda tarafların bir araya gelerek 31/10/2020  tarihli tutanağı düzenlediklerini, tutanakta \"Taraflar arasında 11/04/2017 tarihli taşeron sözleşmesi ile ... ... & ... iş ortaklığı taahhüdü altında bulunan Gümüşhane ... ... Yapım İşini yapmayı kabul ve taahhüt etmiş olup sözü edilen iş ana işveren DSİ tarafından tasfiye edilmekle taraflar arasındaki 11/04/2017 tarihli taşeron sözleşmesi fesih edilmiştir. Taşeron sözleşmesi kapsamında tarafların birbirlerinden hak ve alacakları kalmamıştır” şeklinde düzenlendiğini, aktarılan tutanaktan da anlaşılacağı üzere tarafların birbirlerini ibra ettiklerini, 11/04/2017 tarihli taşeron sözleşmesinin ve  31/10/2020 tarihli ibra tutanağının davacı şirket adına aynı kişi tarafından imzaladığını, hatta müvekkili tarafından 02/11/2020 tarihli 80.000,00 TL, 30/09/2021 tarihli 100.000,00 TL tutarlı toplam 180.000,00 TL miktarında davacıya çek verildiğini, müvekkilin yerine getirmediği herhangi bir taahhüdünden bahsedilemeyeceğini, bu nedenlerle  haksız ve hukuka aykırı ikame edilen davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece \"...Mahkememiz'ce yapılan değerlendirmede, taraflar arasındaki 11.04.2017 tarihli taşeron sözleşmesi başlıklı eser sözleşmesinin bulunduğu ve bu sözleşmenin davacı şirketi temsil ile yetkili olan... tarafından imzalandığı sabittir. Davalı vekilinin beyanları ve ihale dosyası içerisinde bulunan 24.03.2020 tarihli tasfiye hakkındaki belgede dava konusu işin asıl işveren kurum olan DSİ tarafından tasfiye edildiği anlaşılmaktadır. 31.10.2020 tarihinde ise davacı ile davalının 11.04.2017 tarihli taşeron sözleşmesi başlıklı sözleşmeyi feshettikleri, tarafların birbirlerinden hak ve alacaklarının kalmadığı ve tarafların birbirlerini ibra ettiklerine dair tutanak düzenlenmiştir. Davacı taraf tutanağın düzenlendiği tarihte tutanakta imzası bulunan...'ın davacı şirketi temsile yetkili olmadığını bu nedenle bu ibranın geçersiz olduğunu iddia etmiştir. Davalı ise dava konusu sözleşmeyi imzalayanın... olduğunu 16.04.2008 tarihli Ticaret Sicil Gazetesin'de şirketi temsil için...'ın 10 yıl için şirket müdürü olarak tayin edildiğini, sözleşme nedeniyle verilen çeklerde...'ın imzasının bulunduğunu ve...'ın şirket adına asıl işveren kuruma 14.05.2019 ve 20.05.2019 tarihinde dilekçeler sunduğunu bu nedenle ibra tutanağınında geçerli olduğunu beyan etmiştir. TMK’nın 2’nci maddesinde herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına uyması zorunluluğu getirilmiş, uyulmamasının yaptırımı olarak da hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı belirtilmiştir. Davacı şirketin dava konusu sözleşme nedeniyle tazminat talep ettiği, bu sözleşmenin... tarafından imzalandığı, bu kişinin devam eden süreçte şirketi temsilen çekler düzenlediği, ilgili iş kapsamında asıl işveren kuruma şirketi temsilen bir takım müracaatlar yaptığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Hal böyle iken davacı şirketin...'ın şirket adına yaptığı tüm işlemleri kabul edip, 31.10.2020 tarihinde düzenlenen ibranameyi kabul etmemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu değerlendirildiğinden ve TBK'nin 132.maddesi kapsamında ibra taraflar arasındaki borç ilişkisini sonlandırdığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-Davanın reddine, \" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ;<br>Davacı Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle; dava dışı...'ın 16.04.2008 tarih ve .... sayılı ticaret sicil gazetesi ile ilan edildiği üzere on yıl için yani 16.04.2018 tarihine kadar şirketi temsil etme yetkisi bulunduğunu, 05.04.2017 tarih ve ....sayılı ticaret sicil gazetesi ile ilanı yapıldığı üzere temsil yetkisinin  ...'da bulunduğunu, davalının ilan edilen bu hususları bilmediğini ileri sürmesinin mümkün olmadığını, 31.10.2020 düzenleme tarihli ibraneme incelendiğinde şirket kaşesi üzerine atımış bir imzanın bulunmadığını, belgenin evrakta sahtecilik suretiyle düzenlenme ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğunu, uygulamada ve ticari teamül gereğince bir belgede şirket kaşesi üzerine imza atılmasının asıl olduğunu, şirket kaşesi üzerine yetkili kişi tarafından atılmayan imzanın müvekkili şirketi bağlamayacağını,  bilgisayar ortamında yazılan belgede  şirket unvan bilgileri yazıldıktan sonra ayrıca imzasız şirket kaşesinin belge üzerinde yer almasının belgenin sonradan evrakta sahtecilik suretiyle oluşturulduğunun açık bir kanıtı olduğunu, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 31.10.2020 düzenleme tarihli ibranamenin müvekkil şirket yetkilisi...'ın  bilgisi ve onayı dahilinde düzenlenmediğini, 6098 sayılı TBK'nın yetkisiz temsile ilişkin  46 ve 47.maddesi bakımından dava dışı...'ın şirketi temsil yetkisi olmadığı dönemde yapmış olduğu işlemlerin şirket tarafından açık bir onama olmadığı sürece müvekkili şirketi bağlamayacağını, TTK'nın 36.maddesi kapsamında davalının gerçek kişi tacir olduğunu,  ibranameyi imzalayacak yetkilinin  yetkilerinin kontrol edilmemesinin  olağan olmadığı gibi basiretli bir tacirin kendisinden beklenilen bir davranış olmadığını, yerel mahkeme kararında belirtilen 14.05.2019 ve 20.05.2019 tarihli belgelerde müvekkili şirket yetkilisi...'ın bilgisi,  onayı ve icazeti dahilinde verilmiş belgeler olmadığını, 20.05.2019 tarihli belgede işçilik alacaklarından bahisle DSİ Müdürlüğüne... tarafından verildiğinin görüldüğünü, bu dilekçenin muhatabının ne davalı ne de müvekkili şirket olmadığını, belgenin DSİ Gümüşhane Bölge Müdürlüğü'ne hitaben düzenlendiğini, davalının  kendisinden beklenen özeni ve basireti göstermeksizin yetkisiz temsilci ile şirket namına yapmış olduğu geçersiz sözleşmenin sonuçlarına  kendisinin katlanmak zorunda olduğunu, yetki belgesi ve/veya sicil kayıtlarını incelenmeden yetkisiz temsilci ile şirket adına sözleşme yapmasının açıkça kötü niyetli  bir davranış olduğunu, bu bakımdan yerel mahkemenin yetkisiz temsilci tarafından düzenlenen ibranamenin geçersizliğini ileri sürmenin dürüst davranma kuralına aykırı olduğu yönünde ki değerlendirmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalının cevap dilekçesinde 11.04.2017 tarihli  sözleşmesinin hayata geçmediğini, müvekkili şirketle arasında başka bir iş ilişkisi olduğunu iddia etsede esasen davalının dürüst davranma kuralına aykırı hareket ettiğini, DSİ.... Bölge Müdürlüğünden dosyaya gönderilen ihale dosyası içeriğinden  ve  Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yazı cevaplarından açıkça anlaşılacağı üzere sözleşmenin yürürlüğe girdiğini, SGK kayıtlarında müvekkili şirketin davalının  alt  taşeronu olarak işyeri sicil dosyasının oluşturulduğunu, yine ihale kapsamında davalı ...'e  hak ediş ödemelerinin yapıldığını, ancak davalının açıkça kötüniyetli olarak müvekkili şirketin hak etmiş olduğu hak ediş bedellerini ödememek için asılsız iddialar ve yetkisiz kişilerce düzenlenen belgelere dayanarak müvekkilinin alacağını inkar ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi ve müspet zarara ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>Taraflar arasında 11.04.2017 tarihli Taşeron Sözleşmesi imzalandığı, davalı yanın sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi nedeniyle, imalat bedeli, davalıya ödenen bedel ve mahrum kalınan karın tazmininin talep edildiği davanın reddi üzerine davacı vekilinin kararı istinaf ettiği anlaşılmıştır.<br>Taraflar arasında 11.04.2017 tarihinde \"Taşeron Sözleşmesi\"  imzalandığı, sözleşme çerçevesinde davalıya 20.09.2017,20.10.2017, 20.11.2017 ve 20.06.2018 keşide tarihli toplam 850.000,00 TL tutarlı davacı şirkete ait çeklerin davalıya verildiği, 31.10.2020 tarihli \"tutanaktır\" başlıklı ibraname ile tarafların 11.04.2017 tarihli sözleşmeden kaynaklı alacaklarının bulunmadığının belirtildiği,  davacı şirketin adı ve unvanı yazılı tutanağın... tarafından imzaladığı, 11.04.2017 tarihli sözleşmenin de... tarafından imzalandığı ve sözleşmedeki imzaya da itiraz edilmediği,....ın 16.04.2008 tarih ve ... sayılı ticaret sicil gazetesi ile on yıl için davacı şirkete temsilci olarak atanmışken  05.04.2017 tarih ve ... sayılı ticaret sicil gazetesi ile temsil yetkisinin... verildiği, davacı yanın dayandığı taşeronluk sözleşmesi de dahil olmak üzere, çek, ibra sözleşmesi ve DSİ nezdindeki bir kısım yazışmaların davacı şirket adına... tarafından yapıldığı dosya münderecatıyla sabit olup çekişme konusu değildir.<br>     6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara göre; Davacı şirketi temsil yetkisinin sözleşme ve ibranamenin imzalandığı tarih itibariyle imzası bulunan...'ta bulunmadığından sözleşmenin temsil olunanı bağlayıcı olabilmesi, temsil olunanın  temsilciye  yetki yada sonradan onay (icazet) vermesine bağlıdır. Yetkisiz temsilcinin imzaladığı sözleşme ve çekleri kendi adına imzalandığını kabul eden davacı şirketin imzalayana “temsil yetkisi” vermiş sayılacağının kabulü gerekmektedir. Temsil olunan kimsenin hukuksal işlemden doğan temsil yetkisini her zaman daraltıp veya kaldırma yetkisinin bulunduğu,  dava dışı ....'a icazetin sarih bir biçimde olabileceği gibi yapılan işleme karşı çıkılmamak suretiyle işlemin zımnen benimsenmesi şeklinde de olabileceği, davacı şirketin yetkisi kaldırıldığı dönemde dava dışı  ...'ın kendisi adına taşeron sözleşmesi ve çek keşide etmesine icazet verdiği, nitekim bu sözleşme ve çeklere dayanarak kendi lehine haklar çıkardığı, icazetini kaldırdığını usulüne uygun olarak karşı tarafa bildirmeksizin imzalanan ibra sözleşmesine davacı şirketin icazetinin varlığının kabulü gerektiği, temsil yetkisi sona eren kişinin yaptığı sözleşmenin iş sahibince benimsendiği ve icazet verildiğinin sabit olduğu, aynı kişinin şirketi tek başına temsil yetkisinin sözleşmenin imzalanmasından kısa süre öncesine kadar bulunduğu, (Yargıtay 15.HD. 2006/971E, 2006/2069K- 2006/3714E, 2006/4435K), davamızın konusunu oluşturan taşeronluk sözleşmesi ve çeklerin temsil yetkisi kaldırılan... tarafından imza/keşide edildiği, sonrasındaki fatura, DSİ ve şirkete ilişkin bir çok işlemin aynı kişi tarafından yapıldığı, davacı şirketin taşeron sözleşmesi ve çeklere ilişkin...'ın işlemlerine icazet verdiği, davalı tarafa icazetinin kaldırıldığına ilişkin bir bildirisinin bulunmadığından ibra sözleşmesine de icazetinin bulunduğunun kabul gerektiği, ilk derece mahkemesi kararında tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353-(1)/b-1 madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/...Esas - 2022/...Karar sayılı kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun, HMK’nın 353-(1)/b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf aşamasında davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Karar tebliğinin Dairemizce, kesinleştirme, harç ve gider avansın ikmal ve iadesine ilişkin işlemlerin yerel  mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK 'nun 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. ....</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a6bc0a52a8d48dd","SID":"f4d797f4b33b1830"}}