{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1446 <br>KARAR NO: 2024/460<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/04/2021<br>NUMARASI: 2016/812 Esas - 2021/501 Karar<br>DAVA: Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, davalı ile davacı arasında otogaz istasyonunun ... kimliği altında işletilmesi amacıyla 11.01.2013 tarihli 5 yıl süreli “Bayilik Sözleşmesi” ile  21.05.2013 tarihli ek protokol imzalandığını, ek protokolün 3.4. maddesi uyarınca, bayi, sözleşme süresi içinde her yıl için 627 ton olmak üzere beş yılda toplam  minimum 3.135 ton LPG satın almayı taahhüt ettiğini, protokolün 3.5 maddesine göre; bayi, taahhüt ettiği satış miktarını gerçekleştiremez ise gerçekleştiremediği her bir ton LPG için şirkete 100-USD/Ton  cezai şartı her yılın sonunda başkaca ihtar ve ihbara gerek kalmadan ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının ,1. yıl taahhüt döneminde 510,402 kg, 2. taahhüt döneminde 621.098 kg, 3. taahhüt periyotundan hiç ürün alımı yapmadığını, diğer davalı ... 'un  kefaletname  gereği doğmuş ve doğacak borçlardan 500.000-TL'sine kadarını müteselsilen ödemeyi taahhüt ettiğini, kar mahrumiyeti kaynaklı cezai şart alacağından bayilik sözleşmesinin başlangıç tarihinden bugüne kadar ki dönem için şimdilik 8.000-USD'nin fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kurundan TL karşılığının temerrüt faiziyle birlikte davalılardan  müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>CEVAP: Davalı ... vekili, sözleşmenin davacı yanca feshedilip cezai şart için davanın açıldığını ancak  kefaletnamede tarih olmadığı gibi eş rızasının da alınmadığını bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.Davalı şirket tarafından cevap verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davacının  cezai şartı talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken ihtirazı kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerektiği, ancak  davacının söz konusu dönemden sonra herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin davalıya ürün vermeye devam etmesi nedeniyle TBK nın 179 maddesi uyarınca cezai şart talep edemeyeceği, TBK'nın 583.maddesine göre kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmışsa da, kefilin sorumlu olduğu azamî miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefilliğe ilişkin ifade, davalının kendi el yazısıyla yazılmadığı ve kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına aykırı olması nedeniyle davalı gerçek kişi yönünden geçersiz olduğunun kabulü ile her bir davalı açısından davanın  ayrı ayrı reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; davalı ...'un müteselsil kefil olarak borçlu  olması nedeniyle  kefaletin sınırlayıcı hükümlerine değil, TBK nın 162,163. maddelerine tabi olduğunu, davalının borçlu şirketin münferit imza yetkilisi ve ortağı olduğunu, diğer davalıya kredi ve yatırım temin edilerek dolaylı şekilde davalının da sözleşmeden menfaat sağladığını, dava konusu olayda ise sözleşmenin başlangıç tarihinden dava tarihine kadar olan kısım yönünden talepte bulunulmuş olup davalı şirkete ait iş yerinin kapalı olması ve ticaret sicilinde resen terk işlemi yapılmasının  davaya konu alacak  talebine engel teşkil etmediğini,  davalı şirketin kendisinden kaynaklanan sebeplerle faaliyetine son vermesinin satış taahhüdünden ve bayilik sözleşmesinden kaynaklanan kar mahrumiyeti hakkını ortadan kaldırmayacağını, bayilik sözleşmesinin ve davalı şirketin sorumluluğunun devam ettiğini,  sözleşmede kesin olarak kararlaştırılan tonaj taahhüdünün yerine getirilmesi için davalıya ayrıca ihtarda bulunması ya da ihtirazı kayıt konulması zorunluluğu yüklenmesinin hakkaniyete ve sözleşmenin ruhuna aykırılık teşkil edeceğini, devam eden süreçte davacının taahhüdünü yerine getirme durumunun söz konusu olabileceğini, mahkemenin gerekçesinin haklı olduğu düşünülse dahi sözleşmenin son yılı yönünden yine ceza şarta hükmedilmesi gerektiğini bildirerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi ve satış taahhüdünde öngörülen yıllık asgari ürün alımı taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart alacağının davalı asıl borçlu ve müteselsil kefilden tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafça davalı müteselsil kefilin; davalı şirketin borçlarına 500.000-TL limite kadar müteselsil kefalet verdiği ileri sürülmüştür. Bayilik sözleşmesi ve ek protokole bağlı olarak alındığı belli olmayan kefaletnamede tarih bulunmamaktadır. Davalı tarafından el yazısıyla ismi yazılarak imzalanmıştır. Sözleşme tarihi itibariyle uygulanması gereken TBK'nın 583. maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olması için; yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi, müteselsil kefalet halinde bu ibarenin kefilin el yazısı ile yazılması, ayrıca aynı yasanın 584. maddesi gereğince kefilin evli olması halinde yazılı eş rızasının alınması zorunludur. Bu kapsamda dayanak kefalet sözleşmesi  yasanın aradığı şekil şartlarını taşımadığından, davalının kefaleti geçersiz olup, davalı ... bakımından davanın reddine karar verilmesi yerinde bulunmuş,davalı vekilinin müteselsil kefile yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Davacı ile borçlu şirket arasında 11.01.2013 tarihli 5 yıl süreli  \"Bayilik Sözleşmesi\" ile 21.05.2013 tarihli Ek Protokol imzalanmıştır. Ek protokolün 3.4 maddesinde \"Bayi, sözleşme süresi içinde anılan istasyonda her yıl için 627 ton olmak üzere 5 yılda toplam minimum 3.135 ton LPG satışı yapmayı taahhüt eder.\" 3-5 maddesinde \"Bayi, taahhüt ettiği satış miktarını gerçekleştiremez ise gerçekleştiremediği her bir ton lpg için ...'a 100 USD/ton cezai şartı her yılın sonunda başkaca ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın ödemeyi taahhüt eder.\" hükmü bulunmaktadır. Davalı şirketin, bayilik sözleşmesinden daha sonra imzaladığı 21.05.2013 tarihli ek protokol ile yıllık alım taahhüdünde bulunmuştur. Bu nedenle birer yıllık periyotlar bu tarih itibariyle belirlenecektir. Bilirkişi incelemesinde davalı bayi şirketin 31.10.2015 tarihi itibari ile vergi dairesi tarafından iş yerinin faaliyetsiz ve kapalı olması nedeniyle resen terk işleminin yapıldığı belirlenmiştir. Davalı şirketin  2013 yılı ticari defterleri incelenmiş, 105.292 ton alım yaptığı belirlenmiş ise de, davacı vekili 2013 yılında 116.598 ton alım yaptığını beyan etmiştir. 2014 yılında ise 5.902-ton alım yaptığı kabul edilmiş,aynı miktar  davacı ticari defterlerinde belirlenmiştir. Bilirkişi kurulu tarafından 2014 yılında alımın hangi tarihte sona erdiği belirlenmemiş ise de dosyaya davacı şirket tarafından sunulan cari hesap ekstrelerinde davalının iki kere(4.002+1900)alım yaptığı,cari hesapta son mahsup işlem tarihinin 27.02.2014 olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davanın da, taraflarca fesih bildirimi yapılmadan 30.06.2016 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Birinci periyot içinde mal alımının fiilen sonlandırıldığı, ikinci periyot başlamadan davalı tarafından alım yapılmayarak sözleşmenin fiilen sonlandırıldığı anlaşılmakla, sözleşmenin davalı tarafından feshinin haksız olduğunun kabulü ile davacının birinci periyottan eksik alım miktarını talep etme hakkına sahiptir. Buna göre  davalı birinci periyottan 627- 122.5= 504,50 ton eksik alım yaptığı, eksik alıma göre davacı tarafından talep olunan 8.000-usd cezai şart talebine hak kazandığı belirlenmektedir. Ek protokolde yıllık tahakkuk edecek cezai şartın ihtara gerek kalmadan yıl sonunda ödeneceği ek protokolün  3.5 maddesi hükmü olduğundan davanın birinci periyottan eksik kalan  kalan alım taahhüdü nedeniyle davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davada talep olunan 8.000-USD miktar nedeniyle tenkise gerek görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı bayi bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden karar verilerek davalı müteselsil kefil hakkındaki davanın  reddine, davalı şirket bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/04/2021 Tarih 2016/812 Esas - 2021/501 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davalı ... yönünden açılan davanın reddine, Davalı ... İnş. .. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kabulü ile tonaj taahhüdü ihlalinden kaynaklanan 8.000-USD cezai şartın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; \"Alınması gereken 1.581,67-TL karar harcından yatırılan 402,50-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 1.179,17-TL harcın davalı şirketten alınarak Hazine'ye gelir kaydına,  Davacı tarafından yatırılan toplam 431,7‬0-TL harcın davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,  Davalı ... yönünden yapılan giderler ayrık tutularak hesaplanan ,davacı tarafından yapılan 1.900-TL bilirkişi ücreti ve 285-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.185-TL yargı giderinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,  Davalı ... tarafından yapılan 96,90-TL yargı giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, Davacı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... lehine takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,\" Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı ... tarafından yapılan 41-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe7e6f4023d6a28e","SID":"40f3ddae39ee7019"}}