{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1554 <br>KARAR NO: 2024/631<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İST. ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/06/2021<br>NUMARASI: 2019/549 Esas - 2021/764 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Alım Satım)<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirket çalışanlarının yetkililerden habersiz ..., ... ve ... şirketlerinden mal aldıkları, faturaların şirket adına olduğu, müvekkili tarafından bedeli ödenen malları davalıya teslim ederek bedelini  kendilerinin tahsil ettiğini, çalışanlar hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, davalıya 15/02/2019 tarihinde verilen 28/05/2019 keşide tarihli, ... numaralı 100.000-TL bedelli, 19/02/2019 tarihinde verilen 11/06/2019 keşide tarihli, ... numaralı 40.000-TL bedelli ve 23/05/2019 tarihinde verilen 23/05/2019 keşide tarihli, ... numaralı 41.000-TL bedelli çekler ile alınan emtianın ihtiyaç dışı sipariş verildiğini, emtiaların müvekkili şirkete teslim edilmediğini, şüpheli çalışanlar tarafından üçüncü kişilere satıldığı ve bedelinin tahsil edildiğinin tespit edildiğini, davalıya teslim edilen 40.000-TL ve 41.000-TL bedelli çeklerin ibrazında davalıya ödendiğini, 100.000-TL bedelli çekin ise bankaya ibrazı halinde ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verildiği, ancak çekin takibe konu edilmemesi hususunda tedbir kararı verilmediğinden davalı tarafından Gebze ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, ödeme emrinden haberleri olmadığından takibin kesinleştiği, davalı tarafça fatura alacakları için Gebze ... İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyası ile de takip başlatıldığını, dava konusu çekin bedelsiz olduğunu belirterek, müvekkilinin dava konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; davacının kendi bünyesinde meydana gelen mal kayıplarını ve firması içindeki sorunları müvekkili şirkete yansıtarak müvekkilinin hakkı olan çeki ödemediğini, müvekkilinin sattığı malları davacıya teslim ettiğini, irsaliyeli faturalarda teslim alan imzalarının bulunduğunu, davacı tarafından da vadeli çekler ile ödemelerin yapıldığını, müvekkilinin açık hesaptan kaynaklanan 89.777,01-TL alacağının başka dosyada takibe konulduğunu, çekin dayanağı 10 adet fatura olup, faturalar ile teslim edilen mallara binaen çekin ödeme için teslim edildiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacının çekteki imzaya  itirazı olmadığı, davaya konu edilmeyen, davaya konu çek ile birlikte aynı ilişki çerçevesinde  düzenlendiği iddia edilen 40.000-TL, 41.000-TL bedelli çeklerin davalıya ödendiği, alınan bilirkişi raporunda, menfi tespit davasına konu edilen 100.000-TL'lik çekin 15/02/2019 tarihinde her iki tarafın yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, borç ödeme aracı olan çekin mal alım karşılığı verildiğinin tespit edildiği, malların teslimine dair davacı şirketin çalışanları tarafından imzalanan irsaliye ve faturaların teslimi ispat ettiği, bu meyanda davacı vekilinin irsaliyelerdeki şirket personelinin imzasına yönelik iddiasına itibar edilmediği, bu durumda ceza soruşturmasının sonucunun beklenilmesinin esasa dair  önemi olmadığı, davacının kendi çalışanları ve davalı tarafından dolandırıldığına dair iddia ileride ceza mahkemesi kararıyla sabit olsa bile, davacı yetkilisinin imzasını dahi inkar etmediği çek sebebiyle yapılacak yargılamada soruşturma sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, asıl alacağın %20'si oranında 20.000-TL  tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; müvekkili şirket çalışanlarının müvekkili şirket adına dava dışı ..., ... ve ... şirketlerinden emtia alımı yaptıkları, alınan emtiaları davalıya teslim ettikleri,emtia bedellerini davacı şirketin satıcı şirketlere ödettirdikleri, emtiaların davalıya tesliminden sonra bedellerini kendi hesaplarına gönderttikleri ve davalının ödemeleri bu kişilerin hesaplarına gönderdiği tespitlerinin yapıldığı, şirket çalışanları hakkında Gebze C. Başsavcılığı'nın 2019/6146 soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunduklarını, davalı şirket yetkilisi ...'ın ifadesinde, ...'ın üç ay önce kendisini arayarak galvaniz sac alımı yapıp yapmayacağını sorduğunu, müvekkili şirkete güvenerek malları teslim aldığını, malların bedellerini ise peyder pey ...'ın bildirdiği hesaba gönderdiğini, bu eylemi ...'ın müvekkili şirketle arasını bozmasından korktuğu için yaptığını beyan ettiğini, bu hali ile davalının müvekkili çalışanları ile birlikte hareket ederek müvekkilini dolandırdığını, devam eden ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ayrıca davalı aleyhine İstanbul 4. ATM'nin 2020/251 esas sayılı dosyasında tazminat davası açıldığı, her iki dosyanın birleştirilmesinin talep edildiğini, mahkemece temel borç ilişkisinden kaynaklanan bu talepleri dikkate alınmadan davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.  <br>GEREKÇE: Dava, davalı tarafça kambiyo senetlerine özgü icra takip konusu edilen çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahhüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu  ispat etmekle yükümlüdür. Davacı vekili tarafından; müvekkili şirket çalışanlarının şirket yetkililerinin bilgisi dışında müvekkili şirket adına dava dışı ..., ... ve ... şirketlerinden emtia alımı yaptıkları, alınan emtiaların bedelini şirkete ödettikleri, satın alınan emtiaları ise müvekkili şirkete teslim etmeden davalı şirkete  teslim ettikleri, davalı şirketin emtia bedelini bu kişilere ödediği, dava konusu çek bedellerine karşılık sipariş verilen ürünlerin müvekkili şirkete teslim edilmediği ileri sürülmüştür. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde; davacı şirketin ticari defterlerine göre 2018 yılı sonunda davalıya 95.004,24-TL, 2019 yılı sonunda ise 91.015,53-TL borçlu olduğu, 2020 yılında mal alışı bulunmadığı, ancak davacının davalıya hitaben 13.03.2020 tarihinde davalının 14/09/2018 ve 15/02/2019 tarihli faturalarındaki malların teslim edilmediği açıklamasıyla 19.045,20-TL ve 21.661,26-TL tutarlı iki adet iade faturası düzenlediği, bu faturalar düşüldüğünde davacının borcunun 50.309,07-TL olduğu, davacı ve davalı defterlerinin 2020 yılındaki iade faturaları hariç 2019 yılında 91.015,95-TL borç/alacak yönünden birbirini teyit ettiği, menfi tespit davasının konusu 100.000-TL'lik çekin 15/02/2019 tarihinde her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, çekin mal alım karşılığı verildiği tespit edilmiştir. Davalı tarafça düzenlenen faturaların davacının ticari defterlerinde yer aldığı tespit edildiğine göre, davacının fatura konusu malların teslim edilmediğine veya ihtiyaçtan fazla sipariş verildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.  Davacı vekilinin, müvekkili şirket çalışanlarının şirket yetkililerinin bilgisi dışında müvekkili şirket adına dava dışı ..., ... ve ... şirketlerinden emtia alımı yaptıkları, alınan emtiaların bedelini şirkete ödettikleri, satın alınan emtiaları ise müvekkili şirket yerine davalı şirkete teslim ettikleri, davalı şirketin emtia bedelini bu kişilere ödediği iddiasına ilişkin şikayeti üzerine, Gebze C.Başsavcılığının 2019/6146 ve 2022/19655 soruşturma sayılı dosyalarında yapılan soruşturma sonucunda, şirket çalışanları ile davalı şirket yetkilisi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve kararların kesinleştiği anlaşılmaktadır. Soruşturmalar sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına da karar verilmiş olmakla, davacı vekilinin ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılması gerektiğine yönelik istinaf nedeni yerinde değildir. Davacı vekili tarafından birleştirme talep edilen İstanbul Anadolu 4. ATM'nin 2020/251 esas 2023/1015 karar sayılı dosyasında, davacı tarafça, kendi çalışanları ile davalı şirket yetkilisinin ceza soruşturmasına konu eylemleri nedeniyle, şirketin uğradığı zararın tazmini talep edilmiştir. Anılan dosyada mahkemece; taraf ticari defterlerinin davacının düzenlediği iki iade faturası dışında birbirini doğruladığı, davacının iade faturalarına konu ettiği davalının 14.09.2018 ve 05.02.2019 tarihli faturalarının davacının ticari defterlerinde yer aldığı, faturalarda teslim alan imzasının yer aldığı, davacının fatura tarihlerinden bir buçuk yıl sonra 13.03.2020 tarihinde iade faturalarını düzenlediği tespit edilerek davanın reddine karar verildiği ve kararın istinaf aşamasında olup kesinleşmediği anlaşılmaktadır.  Davacı tarafın iddiası çek karşılığı alınan malların müvekkili şirkete teslim edilmediğinden çekin karşılıksız kaldığına ilişkindir. Ceza soruşturmasındaki şikayeti ise, üçüncü firmalardan satın alınan emtianın davalı şirkete satıldığı, davalıdan bedellerinin tahsil edildiği ancak şirkete değil, çalışanlarına ödendiği iddiasına ilişkindir. Davacı şirketin çalışanları ile davalı şirket yetkilisi aleyhine yapılan şikayet nedeniyle takipsizlik kararı verilip kesinleştiği, davalı şirket yetkilisinin çalışanların suçuna iştirak ettiği iddiası sabit olmamıştır. Eldeki davanın konusu ise, imzası inkar  edilmeyen çek nedeniyle davacının ticari defterlerinde kaydı bulunan faturalı alımlara ilişkin olup, çek nedeniyle davacı borçlu olmadığını ispatlayamadığı gibi, ceza soruşturmasının konusunun da farklı bir ilişkiye ait olduğu  belirlenmektedir.  Açıklanan nedenlerle, birleştirme talep edilen davanın konusu eldeki dava ile doğrudan ilişkilendirilemediğinden davacı vekilinin birleştirme talebinin reddine ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9041aec829d48e28","SID":"53a95154bea2ba1d"}}