{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1783 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1016<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16.06.2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/86 E. - 2021/93 K.\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Manevi Tazminat İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli), Marka (Tecavüzün Refi İstemli)<br>KARAR TARİHİ\t: 20.05.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20.05.2024<br><br>\tİzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 16.06.2021 tarih  2020/86 E. - 2021/93 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, müvekkiline ait marka logo, faaliyet gösterilen sektörün davalı firma ile benzer ve tüketiciyi yanıltıcı nitelikte olduğunu, müvekkiline ait \"...\" markasının davalı tarafından \"...” ibaresiyle marka hakkına tecavüz ettiğini, müvekkilinin markasına iltibas ve tecavüz yaratarak TTK'nin 56. Ve 57. Maddelerinde uyarınca haksız rekabette bulunduğunu, müvekkilin İnternet sitesinin http://www...com olduğunu, davalıya ait İnternet sitesinin “http://....com.tr/\" şeklinde kullanıldığını, kullanılan logolarda ise müvekkilinin temel unsurlarının ... ve pusula olduğunu, davalı tarafın \" ... sloganını\" kullanarak müvekkiline ait logoyu ve ismi daha da vurgulayarak kendi tescilsiz markalarını müvekkilin tescilli markasıyla bağdaştırdığını, davalının \"...\" ibaresinin ve pusula logosunun kullanımının halk nezdinde iltibasa sebep olması sebebi ile davalı tarafından işletme adı olarak \"...\" ibaresinin kullanılmasının durdurulmasını ve önlenmesini, davalı tarafından İnternet sitesi alan adı olan \"http://...com.tr/\" İnternet sitesine erişimin engellenmesini ve kullanımının yasaklanmasını, 3.000 TL maddi tazminat, 5.000TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ve artan eksilen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, müvekkilinin tecavüz nedeniyle yoksun kaldığı kara ilişkin olarak şimdilik 2.000TL yoksun kalınan karın dava tarihinden itibaren işleyecek ve artan eksilen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak ilgililere tebliğini ve  Türkiye'de tirajı en yüksek 3 gazete de ilanen duyurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, müvekkilinin 16/12/2019 tarih ve 2019/127581 başvuru numarası ile \"... ...  \"sloganı ve 42. sınıfta tescil aldığını, davacının marka başvurusunun 41. sınıfta olduğunu, ...  A.Ş.  firmasının 03/05/2019 tarihinde kurulmuş olduğunu, 2019 Kasım ayında ... tarafından akredite olmuş akabinde T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş olduğunu, Müvekkilinin bu kapsamda asansör periyodik kontrolü, ... 17020 standardı akreditasyonu ile 30411 sayılı 04/05/2018 sayılı Asansör Periyodik Kontrol Yönetmeliği kapsamında yürütülmekte olduğunu, müvekkilinin ticaret sicil gazetesinde yayınlanan tebligat adresine  noter kanalı ile tebliğ edilmiş bir ihtarname bulunmadığını, 556 sayılı KHK 74/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini; yine SMK 29/2 maddesi uyarınca kullanımı olmayan ve dava tarihi itibari ile en az 5 senedir tescilli olmayan markalarına dayanarak açtığı marka tecavüzü davasının ve SMK’ya dayanan tedbir ve tazminat talepleri ile birlikte reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların markasal kullanımlarında ortak olan kısmın ... olup, ancak davalı tarafın  ... olarak ünvanını kullandığını, ... harflerine bir öncelik vermediğini, bu 4 harfe yakınlaştıracak şekilde kullanımının mevcut olmadığı, bununla birlikte ... kelimesi tertip, düzen, emniyet manasına geldiği ve aslında yapılan işin kalitesini, vasfını da bildidiği, davalının ... şekildeki \" ... \" şeklindeki kullanımının da esasında, anonim bir denizcilik sloganın tekrarı niteliğinde olması nedeni ile davacıya ait tekel oluşturamayacağı için, davacının markası ile karışıklığa sebep olmayacağı, ... dışındaki şekil unsurları yönünden benzerlik bulunmadığı, tarafların markasal kullanımlarının renk, yazı karakteri, işaret benzerliği açısında da TTK' nin 55 ı-a/4 kapsamında karışıklığa sebep olacak düzeyde olmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, her iki firmanın da asansör bakımlarını denetleyen, bakanlığa bağlı akredite şirketler olduğunu, yetkilendirmelerinin bakanlık tarafından yapıldığını, bu yetki ile periyodik kontrol kuruluşlarının Türkiye genelindeki belediye ve ilçe belediyeleri ile ilçe sınırları içerisindeki tüm asansör kontrolleri kapsamında protokoller yaptığını, bu noktada aynı faaliyeti yürüten kuruluşların isim benzerliğinin asansör bakım sektöründe, bakanlık ve belediyeler ve en önemlisi vatandaşlar üzerinde karışıklığa sebep olacağını, örneğin aynı alanda faaliyet gösteren ... ve ...'ın İzmir ili içerisinde ilçeler ile yaptıkları protokollerde normal tüketicinin iki şirket arasında bir fark olduğunu düşünmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalıların müvekkilin tescilli markasının benzerini değil, markanın kendisini aynı iş kolu için kullandıklarını, müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız bir şekilde fayda sağladıklarını, iki firmanın kuruluş yılları arasında 2 yıl gibi bir zaman farkı olduğunu, normalde tanınmışlık için yeterli görülmeyecek olan bu sürenin iki firma adı karşılaştırıldığında açıkça müvekkilin tanınmışlığı ve sektördeki yeri kullanılarak seçildiğini, TTK Kapsamında haksız rekabet değerlendirilirken normal düzeyde tüketiciyi yanıltacak bir yakınlıktan söz edildiğini, bu kişilerin gerek logo gerek isim gerek yapılan iş sektörünün aynı olması dolayısı ile karıştırma ihtimalleri kaçınılmaz olduğunu, müvekkilinin logosunda temel unsurun ... ve pusula olduğunu, pusulanın yönün simgesi olarak kullanıldığını, davalı sadece ismini kopyalamakla kalmayıp müvekkile ait logoyu da kopyaladığını,  hatta \"... \" sloganını kullanarak müvekkiline ait logoyu ve ismi daha da vurgulayarak kendi tescilsiz markalarını müvekkilin tescilli markasıyla bağdaştırdığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE:Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespit önlenmesi ile alan adının kullanımının engellenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.\t<br>\t6769 sayılı SMK’nın geçici 1/1 maddesi uyarınca, sınai mülkiyet  başvurularının sonuçlandırılması yönünden, başvuru tarihinde geçerli kanun hükümlerinin uygulanması gerekirken, münhasıran açılan hükümsüzlük davaları ile tecavüz davaları yönünden SMK’nın 192. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan yeni SMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. HD'nin 17.03.2021 tarih 2020/1412 E, 2021/2516 K.).<br>\tBenzerlik (iltibas/karıştırma ihtimali) nedeniyle hükümsüzlük kararı verilebilmesi için marka işaretlerinin ve tescilli oldukları mal/hizmetlerin aynı veya benzer olması gerekmektedir. Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda TPE'nce hazırlanan Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına ilişkin Tebliğin hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez. Tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilişkilendirilebilecek olup olmadıklarının değerlendirilmesinde özellikle her iki grup malların da aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları hususlarının, bir bütün olarak ve ortalama tüketici kitlesinin özellikleri ve genel bakış açısı dikkate alınarak belirlenmelidir.<br>\tMarkalar arasında karıştırılma ihtimalinin varlığı incelenirken, inceleme konusu markaların benzerlik derecesi, mal ve hizmetlerin benzerlik derecesi, inceleme konusu mal ve hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyi gibi hususlar dikkate alınmalı, halkın iki marka arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalinin, görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabileceği dikkate alınmalı, ortama tüketici nezdinde markaların aynı işletmeye ait ancak farklı markalar olduğu ve bu işletmeler arasında ekonomik ve organik bağlantı bulunduğu düşüncesine de yol açması karıştırılma ihtimali olarak değerlendirilmeli, markaları taşıyan ürünlerin ortalama tüketicilerinin dikkat düzeyleri yüksek olmalarına rağmen markaları ilişkilendirme ihtimali gözetilerek, karıştırılma ihtimali tespit edilmelidir. Ayrıca, karıştırılma tehlikesinin değerlendirilmesinde malların ve hizmetlerin benzerlik derecesi ile markaların benzerlik derecesi arasında karşılıklı bir bağlantı mevcut olup, buna göre örneğin markaların kullanıldığı mal ve hizmetler arasında düşük benzerlik derecesi, markalar arasındaki benzerlik derecesinin yüksek olmasıyla dengelenebilir. Bu değerlendirmede özellikle, tescilli markanın tanınmışlık derecesi arttıkça mal veya hizmetler arasındaki benzerlik derecesi az olabilir.(Yargıtay  HGK'nın 14.10.2020 tarih ve 2017/11-139 E. - 2020/765 K. )<br>\tMahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi,  raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır.<br>\tYukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde bu hususta sadece marka vekili ve SMMS bilirkişisi tarafından yapılan incelemeye üstünlük tanınarak karar verilmesi yerinde değildir. Keza, taraf markalarının benzer olup olmadığı, aralarında iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için konusunda uzman, ilgili faaliyet alanında çalışan bilgi ve tecrübesi olan sektör bilirkişisi raporunun dosyaya kazandırılması gerekir. Sektör bilirkişisinin yer almadığı bilirkişi raporu bu hali ile hükme esas alınamaz. Bu kapmsamda markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti konusunda yapılan inceleme ve araştırma yetersiz olup eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.  Mahkemece bu yönde  sektör bilirkişisinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak, sınıf incelemesi de yapılmak suretiyle teknik inceleme eksikliği tamamlandıktan ve bu yöndeki itirazlar karşılandıktan sonra karar verilmesi gerekirken bunlar yerine getirilmeden karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.  <br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş <br>olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının  esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.  \t <br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 16.06.2021 tarih 2020/86 E. - 2021/93 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a55db54b9e8ec4e","SID":"04636cfd3b17761b"}}