{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2024/347 <br>KARAR NO\t: 2024/991<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 13/11/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2021/466 Esas,  2023/808 Karar<br>DAVA\t: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından duruşma talepli olarak istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine incelemenin duruşma yapılmadan karar verilmesi mümkün bulunan hallerden olduğu anlaşıldığından duruşma talepleri yerinde görülmeyerek HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili, müvekkili şirketin yurt içi ve yurt dışında enerji ve elektrik dağıtım hizmetleri ile şebeke ve bunların kurulumunda faaliyet gösteren ticari şirket olduğunu, davalı ... .... A.Ş. 'nin ise belirli bir bölgede elektrik enerji dağıtım şirketi olduğunu,  müvekkili ile davalı arasında 25/09/2013 tarihli  Erzincan - Bayburt  illeri sorumluluk alanı dahilinde 2. ihbarname dağıtımı, enerji kesme açma hizmet alım sözleşmesi ( Erzincan - Bayburt illeri için ) yine 25/09/2013 tarihli Erzurum ili sorumluluk alanı dahilinde 2. ihbarname dağıtımı, enerji kesme açma hizmet alım sözleşmesi (Erzurum ili için) düzenlendiğini, taraflar arasında düzenlenen her iki sözleşme kapsamında sözleşmelerin 5.maddesinde işin tanımının düzenlendiğini,  her iki sözleşmenin de 25/09/2015 tarihinden itibaren üç ay süre ile aynı üç ay süre ile aynı şartlarda uzatıldığını, sözleşmelerin her ikisininde müvekkili firma tarafından eksiksiz ve tam ifa edilmiş olduğunu, müvekkilinin davalıya herhangi bir yükümlülüğünün kalmadığını, sözleşmenin ifası aşamasında her iki sözleşme bakımından müvekkil firma yetkilisi davalıya müraacatla sözleşmenin 17.1 maddesinde uygulanacak cezalar ve primler bölümünde düzenlemesi bulunan hüküm uyarınca prim alacağının hesap edilerek hakedişlere yansıtılmasının istendiğini, davalı tarafça müvekkilinin prim alacağının % 96 oranına ulaşamadığından prim alacağı isteğinin reddedildiğini, müvekkili firmanın sözleşme dairesinde edim yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davalıya müraacatla prim alacağını talep ettiğini, ancak davalı prim alacağını talep ettiğini, bu nedenlerle  25/09/2013 tarihli  Erzincan - Bayburt  illeri sorumluluk alanı dahilinde ikinci ihbarname dağıtımı, enerji kesme açma hizmet alım sözleşmesine ilişkin prim alacağının her bir sözleşme bakımından 250.000,00 TL 'den 500.000,00 TL olarak davalıdan tahsilini, bakiyenin belirsiz külli tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesinde; toplamda 500.000,00 TL olan taleplerini 4.080.000,00 TL'ye yükselttiklerini beyan etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili,  davacının hizmet verdiği illerde tahsil oranlarının Erzurum için % 87,65, Erzincan için % 96,24, Bayburt için % 94,93 olduğu gözönünde alındığında davacının prime hak kazanmadığının aşikar olduğunu, sözleşme kapsamında davacının yapacağı iş ve işlerin toplam bedelinin 1.108.248,00 TL olarak belirlendiğinin gözönüne alındığında davacının gayreti ve çalışmasının ödüllendirilmesine ilişkin primin sözleşmenin imza bedelinin neredeyse yarısına tekabül eden 500.000,00 TL 'nin hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince, \" ...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde; davacının davalı ile aralarında Erzurum iline ve Erzincan - Bayburt illerine yönelik iki ayrı ikinci ihbarname dağıtımı, enerji kesme ve açma hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmelerin .../... maddesine göre prim alacağı ödenmesi gerekirken davalı tarafından bu prim alacaklarının ödenmediğini belirterek tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. <br>Taraflar arasında 25/09/2013 tarihli, Erzincan - Bayburt illeri ve Erzurum ili sorumluluk alanı dahilinde ikinci ihbarname dağıtımı, enerji kesme ve açma hizmet alım sözleşmesi imzalanmış olup; sözleşme süresinin bitimi olan 25/09/2015 tarihinden itibaren yeniden her iki sözleşme uzatılmış olup; buna ilişkin 22/10/2015 tarihli ek protokol yapılmıştır. Taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin ... maddesinde ''Yüklenicinin etkin ve verimli çalışması nedeniyle hak ediş dönemi itibariyle il genelindeki son 12 aylık tahsilat oranının %96'nın üzerine çıkması durumunda yüklenicinin hak edişine %96 oranının üzerindeki her bir puan için 5.000,00 TL prim ödenir. Tahsilat oranı, yüklenicinin hak ediş döneminden önceki aydan geriye doğru 12 aylık fatura ana para tahsilatının aynı dönemin fatura tahakkukuna bölünmesi sonucu bulunan sayıdır. Hesaplamalarda virgülden sonraki iki hane genel matematik kuralları dikkate alınarak yuvarlanacak ve buna göre prim hesabı yapılacaktır.'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenleme taraflar arasında akdedilen 25/09/2013 tarihli her iki sözleşmede bulunmakta olup; sözleşme süresinin bitimi üzerine 22/10/2015 tarihinde akdedilen ek protokolde yer almamaktadır. Zira ek protokolde ana sözleşmenin ... maddesindeki prim bölümünün 22/10/2015 - 31/12/2015 tarihleri arasında uygulanmayacağı açıkça belirtilmiştir.<br>Taraflar arasındaki imzalanan bu sözleşmeler doğrultusunda davacı yüklenici tarafından sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükler yerine getirilmiş olup; sözleşmelerin sona ermesi üzerine davalı tarafından alınan teminat mektupları da davacıya iade edilmiştir. Davalı tarafından, davacının  sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğine ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmemiş olup; teminat mektuplarının davacı tarafa iade edildiği de dikkate alındığında davacının sözleşme nedeniyle üstlendiği yükümlülükleri yerine getirdiği sonucuna varılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşmelerin ... maddesinde belirtilen prim alacağının davacı tarafından hak edilip hak edilmediği hususunda toplanmaktadır. Davacının sözleşmelerden kaynaklı prim alacaklarının tahsili talebi ile davalıya 29/01/2015 tarihinde başvurması üzerine, davalı tarafından fatura tahsilatlarının, tahakkuk oranlarına göre %96 oranına ulaşılamadığı gerekçesiyle talebi reddettiği anlaşılmaktadır. <br>Taraflar arasında Erzurum ili ve Erzincan - Bayburt illeri sorumluluk alanı için ayrı ayrı iki sözleşme imzalanmış olup; bu sözleşmelerden dolayı da ayrı ayrı teknik şartnameler düzenlenmiştir. Örneğin Erzurum ili sorumluluk alanı için el bilgisayarı / endeksör ile endeks okuma hizmet alımı için teknik şartname düzenlenmiş olup; ayrıca ikinci ihbarname dağıtımı, enerji kesme ve açma işlerinin üçüncü kişilere yaptırılmasına dair teknik şartname düzenlenmiştir. Aynı şekilde Erzincan - Bayburt illeri sorumluluk alanı için de iki ayrı teknik şartname düzenlenmiştir. Davalı, davacının sözleşmede kararlaştırılan şekilde tahsilat ve tahakkuk oranlarının %96 oranına ulaşamadığını belirtmesinin yanında davacının sadece alçak gerilim yönünden iş yaptığını beyan etmektedir. Endeks okumaya ilişkin hizmet alımına yönelik teknik şartnamelerde davacının faaliyet alanının alçak gerilime yönelik olduğu belirtilmemiş olup; ikinci ihbarname dağıtımı enerji kesme açma işleminin üçüncü kişilere yaptırılmasına yönelik teknik şartnamede ise davacının sadece alçak gerilime yönelik iş yapacağı belirtilmiştir. Davacının prim alacağına yönelik talebinin endeks okuma sonucu tahakkuk edilen faturalar ve buna göre yapılan tahsilatlardan kaynaklandığı için endeks okumaya yönelik teknik şartname hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle davalı tarafın belirttiği gibi, davacının sadece alçak gerilimden kaynaklanan işlere yönelik hesap yapılmasına ilişkin beyanı dikkate alınmamıştır. <br>Mahkememizce sözleşmelerin ... maddesinde düzenlenen prim alacağının hesaplanması amacıyla davalı taraftan uyuşmazlık dönemi içerisinde tahakkuk eden faturalar ile buna ilişkin yapılan tahsilatlara yönelik veriler talep edilmiş ve bu verilere göre 01/11/2017 tarihli bilirkişi raporu hazırlanmıştır. Prim alacağı tutarının 4.080.000,00 TL olarak hesaplandığı bu bilirkişi raporuna davalı taraf kendisinin sunmuş olduğu verilere ilişkin herhangi bir itirazda bulunmayıp, rapora diğer yönlerden itiraz etmiştir. İtirazlar üzerine mahkememizce yeniden bilirkişi raporu aldırılmasına yönelik karar üzerine düzenlenen raporda bilirkişiler verilerin eksik olduğunu belirttikten sonra davalı taraftan bu verilerin yeniden dosyaya ibraz edilmesi iki kere istenmesine rağmen davalı tarafça ilk raporda dikkate alınan verilerden bile eksik veriler sunmuştur. Yine davalı tarafın sunmuş olduğu verilerde okunmayan ve bilirkişiler tarafından açılamayan dokümanlar bulunması nedeniyle davacı tarafından sunulan veriler üzerinden hesaplama ve değerlendirme yapılmıştır. <br>Taraflar arasındaki sözleşmelerin ... maddesinde yüklenicinin etkin ve verimli çalışması nedeniyle hak ediş dönemi itibariyle il genelindeki son 12 aylık tahsilat oranının tahakkuk eden fatura oranlarına göre %96'nın üzerinde çıkması halinde prim verileceği belirtilmiştir. Sözleşmelerin süresinin bitimi üzerine yapılan ek protokolde bu prim alacağına ilişkin sözleşme maddesinin 22/10/2015 - 31/12/2015 tarihleri arasında uygulanmayacağı kararlaştırıldığından, prim alacağı hesaplamasının ana sözleşme dönemi olan 25/09/2013 - 25/09/2015 tarihleri arasını kapsayan 24 aylık dönem için değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı taraf 24 adet her hak ediş döneminden geriye doğru 12 aylık sürelerle hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmektedir. Sözleşmelerde davacıya endeks okuma ve ihbarname dağıtımı, enerji kesme - açma işi verilmiş olup; tahakkuk edilen faturaların tahsilatlarını yapma davacı tarafın yükümlülüğünde değildir. Tahakkuk edilen faturaların tahsilatlarını yapma işi davalı tarafından yerine getirilecektir. Her ne kadar davacı 24 adet hak ediş nedeniyle her hak edişten itibaren geriye doğru 12 aylık dönemlerle hesap yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; davacının belirttiği şekilde hesaplama yapılması halinde davacının kendisinden önceki dönemlerdeki tahakkuk ve tahsilatlardan faydalanması sonucunu doğuracağından bu durum sözleşmenin ve prim ödenmesine yönelik maddenin amacına aykırılık oluşturacaktır. Örneğin davacının sözleşmeler sonrasında işe başladıktan sonraki ilk ay tahakkuk eden faturaların tahsil edilmesi sonrasında düzenlenen hak edişten geriye doğru 12 aya göre prim hesabının yapılması, davacının iş yapmadığı dönemden prim alması anlamına gelecektir. Yine her ay hesaplama yapıldığında davacının iş yapmadığı önceki dönemlerdeki tahakkuk ve tahsilatlardan tekrar tekrar faydalanması sonucunu doğuracaktır. Sözleşmede yüklenicinin etkin ve verimli çalışması için prim verileceği açıkça belirtildiğinden davacının prim alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususunun davacının taraf olduğu sözleşmenin dönemi içerisinde değerlendirilmesini gerektirmektedir. Zira yüklenicinin etkin ve verimli çalışması sadece kendi çalışma dönemi içerisinde mümkün olacaktır. 24 adet hak ediş üzerinden hesaplama yapıldığında, davacının kendisinden önceki dönemden dolayı prim alacağını ortaya çıkaracağından ve bu durumun yüklenicinin etkin ve verimli çalışmasına ilişkin beklentilere aykırı olacağı gibi sözleşmenin amacı ve ruhuna da aykırı olacağından, davacının prime hak kazanıp kazanmadığı hususunun sözleşme süresi içerisindeki 24 adet hak ediş ile sınırlı olarak yapılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. <br>Davacı tarafından gerçekleştirilen yükümlülük nedeniyle 27 adet hak ediş düzenlenmiş olup; son üç hak ediş uzatma dönemine ilişkindir. Sözleşme süresinin uzatılmasına yönelik ek protokolde, ana sözleşmesinin prim alacağının ödenmesine yönelik ... maddesinin uygulanmayacağı belirtildiğinden 24 adet hak ediş üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir. Dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda 24 adet hak edişe göre geriye doğru 12 aylık sürelerle 2 kere prim alacağına yönelik hesaplama yapıldığında, davacının tahsil edilen fatura tutarlarının, tahakkuk eden fatura tutarlarına göre %96 oranını aştığı belirtilmiş olup; bu durumda davacının prim alacağına hak kazandığı sonucuna varılmaktadır. Buna göre hesaplama yapıldığında davacının 385.000,00 TL tutarında prim alacağının bulunduğu bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Dava dilekçesinde faiz talebi bulunmadığı hususu da dikkate alınarak 385.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"  gerekçesiyle \" 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; 385.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,  \" şeklinde karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ : <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece, sözleşmenin prim ödemesine ilişkin 17.1/o madde hükmünün yanlış yorumlanarak hatalı karar verildiğini, bilirkişi rapor hesaplamalarına göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen reddedilmesi, faiz talebinin hiç dikkate alınmadığı ve aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedildiğini, davalı tarafın istinaf incelemesi neticesinde bozma üzerine sonradan suç işlemeyi göze alarak eksik verile sunduğunu, bilirkişi heyetini yanlış verilerle davalı lehine rapor düzenlemeye zorlandığını, davalı tarafın 01/11/2017 tarihli rapora ne de 10/05/2022 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçelerinde raporlarda hesaplamalara konu verilere itiraz edilmediğini, davalı şirketin kayıtlarından alınma verilerin itiraz edilmeden kesinleşen veriler olduğunu, mahkemece bu veriler üzerinden hesaplamaları hatalı değerlendirerek kısmi kabul kararı verildiğini, sözleşmenin 17/O maddesi hükümleri yoruma yer vermeyecek kadar açık olduğunu, sözleşmede her 12 ayda bir prim hesaplaması yapılacağına dair bir düzenleme olmadığını, aksine hakediş dönemi esas alındığını, davalı ile davacı arasında yapılan hesaplamalara ve hükme esas alınması gereken 24 adet hakediş yapıldığını, bilirkişi hesaplamalarında 24 hakedişe göre 24 ayrı hesaplama yapmasının anılan sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, ıslah talebinin kabul edilmesine rağmen faizi yönünden ıslah talebinin dikkate alınmadığını savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm verildiğini, davacı tarafından sunulan veriler ile yapılan hesaplamalar ham veriler olmadığından hükme hükme esas alınmaları mümkün değilken karar verildiğini, taraflarından talep edilen verilerin sunulduğunu, 10 yıl öncesinin verilerinin faklı bir sistemden çekilerek dosyaya sunulduğunu, bilgisayar farklılığından dolayı verilen açılmaması gibi durumların söz konusu olduğunu, bu konu bilirkişi olarak bilişim alanına hakim bir veri analiz uzmanının atanması ve veriler davalı taraf sistemlerinden çekilerek yeni bir ek rapor alınması ve diğer bilirkişilere ulaştırılması talebinin mahkemece kabul edilmediğini, itirazlarına rağmen teknik bilirkişi görevlendirilmemesinin HMK'ya aykırı olduğunu, BAM kaldırma kararı aykırı olarak bilirkişi raporlarındaki çelişkili, eksik ve hatalı noktalar giderilmeden ve doğru veriler alınmadan karar verildiğini, davacı şirket tarafından, kesin hakediş raporu Hizmet İşleri Genel Şartnamesi 42. Madesine uygun uygun olarak bir ihtirazı kayıt konulmaksızın imzalanmış olduğundan Davacı Şirket'in hakediş ödemelerini olduğu gibi kabul ettiğinin kabulü gerektiğini ve primlere ilişkin itiraz hakkı bulunmadığını, ihtirazı kayıt prosedürlerini yerine getirmemiş olan davacının prim talebinin bu nedenle de reddinin gerektiğini, davacı tarafından sunulan ham olmayan veriler esas alındığını, çelişkili hüküm kurulduğunu, hesaplama abone grupları ayrılarak alternatif olarak hesaplama yapılması konusunda mahkemece bir ayrım olmadığının kabul edildiği, böyle bir ayrım yapılmadan tek bir hesaplama yapılması gerekirken mahkemece bilirkişi raporunda yalnızca alçak gerilim aboneleri için yapılan 385.000,00TL üzerinden prim alacağını kabul ettiğini, mahkeme kararının gerekçesinin çeliştiğini savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER  VE GEREKÇE:<br>Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan prim alacağının tahsiline ilişkin alacak davasıdır. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. <br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde taraflar arasında Erzurum İline yönelik ve Erzincan-Bayburt İllerine yönelik iki ayrı “İkinci İhbarname Dağıtımı, Enerji Kesme ve Açma Hizmet Alım Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmelerin 17/o maddesine göre prim alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek her bir sözleşmesi için 250.000,00 TL kısmi prim alacağının tespiti ile bakiye miktar belirlenmesini ve fazlaya yönelik hakları saklı tutularak 500.00,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davacının sözleşme hükmüne göre hak ettiği bir prim alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istediği, mahkemece verilen ilk kararda, davanın kabulü ile 500.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, davacı tarafın bakiye alacağının gecikme zammı ve KDV hariç 3.580.000,00 TL olduğunun tespitine karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinafa başvurulması üzerine Dairemizin 04/10/2021 tarihli 2018/985 E. - 2021/920 K. sayılı kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile 385.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline fazlaya dair istemlerin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. <br>İstinaf talebinde bulunan taraf vekillerinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda,  mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ilk derece mahkemesince taraflar arasındaki sözleşmenin 17/o maddesine göre davacının sözleşme imzalandığı tarihten önceki kendi çalışması olmayan 12 aylık tahsilat sürecine ilişkin sonuçlardan yararlanması mümkün olamayacağından mahkemece sözleşmenin 24 aylık olarak düzenlendiği ve bu bağlamda davcının kendi çalışmasının sonucu olarak 12 aylık sürelerle iki kere prime hak kazanacağına dair varılan sonucun sözleşme hüküm ve amacına uygun olduğu değerlendirildiğinden davacı vekilinin 24 aylık her bir hakediş için prim hesaplanması gerektiğine dair istinaf talebi yerinde olmadığı gibi davalı tarafın davaya cevap ve ikici cevap dilekçelerinde ileri sürmediği hakedişlerin ihtirazi kayıt konulmadan kabul edilmiş olmasına göre davacının prim alacağı talep edemeyeceğine yönelik savunmasının istinaf aşamasında incelenemeyeceği, davalı vekili tarafından hesaplamaya esas verilere yönelik olarak ilk derece mahkemesince verilen ilk karara karşı bir istinaf nedeni ileri sürülmemiş ve bu  hususun verilen ilk karara ilişkin olarak kaldırma nedeni yapılmamış olduğu anlaşıldığından ve mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, tüm ... Aboneleri yıllık hakediş esas alındığında ödenmesi gereken prim miktarının 385.000,00TL olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin eki sayılan endeks okumaya yönelik teknik şartnamede davacının ... Aboneleri yönünden iş yapacağının kabul edilmiş olmasına göre mahkemece tüm ... Aboneleri yıllık hakedişine göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>Davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi ile faiz talep edildiği halde ilk derece mahkemesince faize karar verilmemiş olmasına yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, dava dilekçesinde faiz talep edilmemiş ise de 13/06/2022 tarihli ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunulmuş olup ıslahla faiz talep edilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. HD'nin 2022/3953 E. - 2023/6139 K. sayılı ilamı) Davacı vekili ıslah dilekçesinde 29/01/2015 tarihinde davalı tarafın temerrüte düşürüldüğünü ileri sürmekte ise de 29/01/2015 tarihinde davalıya yapılan talep dilekçesinde davalıdan belirli bir miktar talep edilerek bu miktar yönünden davalıya bir mehil verilip davalının usulüne uygun olarak temerrüte düşürülmediği anlaşıldığından ve dava, belirsiz alacak davası olarak açıldığından davacının dava tarihinden itibaren avans faizi talep edebileceği kanaatine varılarak davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf talebi yerinde bulunmuş olup, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>I-Davacı vekilinin sair, davalı vekillinin tüm istinaf itirazlarının HMK'nın 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>II-Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜ ile; mahkemece verilen hükmün HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>III-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; 385.000,00 TL'nin dava tarihi olan 26/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 26.299,35‬ TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak yatırılan 8.538,75 TL ve ıslah harcı olarak yatırılan 61.137,45 TL olmak üzere toplam 69.676,20 TL'den mahsubu ile bakiye 43.376,85 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, <br>3-Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvurma harcı, 26.299,35 TL peşin ve tamamlama harcı toplam 26.328,55 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  4<br>4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan  Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ve dava kabul red oranları göz önünde bulundurularak hesap olunan 59.750,00  TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 312.850,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, <br>6-Davacı tarafından yapılan; 32 adet tebligat gideri 299‬,00 TL, 6 adet posta gideri 717,1‬0 TL ve bilirkişi ve talimat giderleri 24.116,5‬0 TL olmak üzere toplam 25.112,60‬ TL yargılama giderinin davanın kabul red oranları nazara alınarak hesap olunan 2.371,58 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>6-Davalı tarafından yapılan 8.538,75 TL istinaf karar karar harcı, 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 100,00 TL istinaf avansı olmak üzere toplam 8.736,85‬ TL yargılama giderinden davanın kabul red oranları nazara alınarak hesap olunan 7.912,41 TL'nin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,<br>7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,\" şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>IV-Peşin alınan istinaf karar harcının davacıya iadesine,<br>V-İstinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL başvuru harcı, tebliğ ve dosya gidiş dönüş masrafı 408,00-TL istinaf yargılama gideri toplamı 1.577,4‬0-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  <br>VI-Başvuru sırasında alınması gerekli 26.299,35-TL harçtan peşin alınan 6.574,84-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.724,51‬-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>VII-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>VIII-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>IX-Kararın kesinleştirme, harç, teminat ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>X-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere....tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d96ffaaa8850e4d2","SID":"3b6bc0b8be9c7a5c"}}