{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/658 <br>KARAR NO: 2024/807<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/11/2020<br>NUMARASI: 2018/499 Esas -  2020/565 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı taraf arasında ticari alım satımdan kaynaklı ilişki bulunduğunu, müvekkilinin bu ilişkiden dolayı davalı taraftan 21.121,78 TL alacaklı olduğunu, davalı tarafın ödeme yapmaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü 'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini idda ederek, itirazın iptalini, takibin devamını, davalı tarafın %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükîetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, ilamsız icra takiplerinde ispat külfetinin takip alacaklısında olduğunu, davacı tarafın fatura veya irsaliyelerle davasını ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin davacı taraftan hiçbir mal almadığını ve borcu olmadığını iddia ederek, davanın reddini, davacı tarafın %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Bilirkişi raporu ekinde arz edilen 26/03/2010 tarih ve ... nolu resmi gazetede yayınlanan 5957 sayılı hal kanunda görüleceği üzere haldeki ticari işlemler muhasebesinde piyasadaki diğer işlemler tersine komiyoncu sattığı değil aldığı ürünlere kendi faturasını tanzim eder, bu faturada alınan mal bedeli kdv, komisyon gibi kalemler ayrı ayrı belirtilir.bu kanuna istinaden davalı tarafın kendi düzenlediği ve ticari defterlerine işlenen faturadan haberinin olmamasının mümkün olmadığı, dosyaya davacı tarafından ibraz edilen dava konusu faturalardaki mal bedelinin davacıya ödendiğine dair her hangi bir belge görülmediği, Dosyada mübrez hal hakem heyeti kararında; dosya üzerinde yapılan incelemede şikayetçi ... 'ın Bayrampaşa merkez hali ... nolu işyerinde faaliyet gösteren ...ye gönderilen mantarların bedelinin ödenip ödenmediğine dair gönderilen yazıya ... 'nin cevap vermemesi ve ödeme belgesi göndermemesi nedeni ile şikayet konusu mal bedelinin talep edilen 21.121.78 TL şikayetçi ... a ödenmesine oy birliği ile karara verilmiştir. şeklinde olduğu hususları tespit edilmiş olduğu, bilirkişinin kök raporda belirttiği gibi takip tarihi itibari ile davacı tarafın 21.206,41 TL alacaklı olduğu, yönündeki kanaati değiştirecek herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, davacı tarafın ticari defterlerinin lehine delil teşkil edeceği, Takip tarihi itibari ile davacı tarafın davalıdan 21.206,41 TL alacaklı olduğu tespit edildiğinden, davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 21.121,78 TL asıl alacak, 84,63 TL işlemiş faiz olmak üzere 21.206,41 TL üzerinden aynen devamına,likit alacak nedeniyle 4.224,35 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Takibe itiraz ve davaya cevap dilekçelerinde de belirttikleri üzere, müvekkilinin takip alacaklısı ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, bu nedenle, müvekkilinin takip alacaklısına hiçbir borcunun da bulunmadığını, davacı tarafın, müvekkiline mantar sattıklarını, alacağın bu ticari ilişkiden kaynaklandığını iddia ettiğini, gerek doktrinde ve gerekse yerleşik Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ilamsız icra takiplerinde, ispat külfetinin davacı-takip alacaklısında olduğunu, takip alacaklısı davacı, davalı-borçludan alacaklı olduğunu ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı tarafça sunulan belgelerin hiçbirinde müvekkilinin imzası olmadığını, ayrıca, bir tacirin kendi tuttuğu defterler, karşı tarafın defterleri ile teyit edilmedikçe kendisi lehine delil olarak kullanılamayacağını, itirazları üzerine alınan ek raporda, müvekkilinin defter kayıtlarında davacıdan mal alımı yaptığına ilişkin kayıt bulunmadığını raporun 2. sayfasında açıkça belirtildiğini, dolayısıyla müvekkilinin defter kayıtlarının davacının defterlerini doğrulamadığının açık olduğunu, kaldı ki dosyaya sunulan ve alacağın dayanağı olarak gösterilen faturaların da usulüne uygun düzenlenmediğini, faturalara bakıldığında, faturaların müvekkili ... tarafından düzenlenmiş göründüğünü, bu faturaların müvekkili tarafından düzenlenmediği gibi, faturaların bu haliyle şekil yönünden de usule aykırı olduğunu, dosyaya sunulan faturalara bakıldığında bu faturaları müvekkili ... düzenlemiş göründüğüne göre, bu ticari ilişkide müvekkili borçlu değil, olsa olsa alacaklı (mal satan) sıfatını alabileceğini, müvekkilinin davacı ile böyle bir ticari ilişkisinin kesinlikle olmadığını, açıklanan nedenlerle, hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine  karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın kaldırılmasına/bozulmasına, neticede davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan cari (açık) hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasında satım ilişkisi bulunup bulunmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında \"İstanbul İl Valiliği Hal Hakem Heyeti 16.03.2017 tarih ve 2017/31 karar sayılı kararı ve faturalara dayalı cari hesap borcu\" sebebine dayalı olarak 21.121,78 TL asıl alacak, 84,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.206,41 TL'nin tahsili istemiyle 31.03.2017 tarihinde  ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı ) Dosya kapsamına alınan mali müşavir bilirkişi raporunda tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı defterlerine  göre davacı tarafın düzenlendiği ve üzerinde teslime ilişkin ibareye bulunmayan faturalar  toplamının 124.510,72  TL, davalının yaptığı ödemeler toplamının 103.237,56 TL olduğu ve davacının davalıdan 21.273,16 TL alacaklı olduğu; davalı defterlerine göre davacı tarafça düzenlenen faturaların kayıtlı olduğu ancak bu kayıtlarda davalının sadece alacağı komisyon bedeli kadar davacı tarafı borçlandırdığı, yıl sonunda kasa hesabı ile tahsil göstererek kapattığı, davacı ile borç alacak bakiyesi görünmediği, faturalardaki komisyon bedeli haricindeki mal bedeli ile ilgili bir kayıt bulunmadığı, davacıya yapılan ödemelere ilişkin de bir belge olmadığı belirtilmiştir. Dosya kapsamına alınan İstanbul İl Valiliği Hal Hakem Heyeti'nin 16.03.2017 tarih ve 2017/31 karar sayılı kararında davacı ... tarafından davalı adına düzenlenen 21.276,17 TL tutarında 84 adet müstahsil fatura bedelinin davalı ... tarafından herhangi bir ödeme belgesi sunulmadığından mal bedelinden talep edilen 21.121,78 TL nin davacıya ödenmesine karar verildiği, verilen karara karşı 15 gün içinde Asliye Ticaret Mahkemesine başvurulduğunun iddia ve ispat edilmediği görülmüştür. 5957 sayılı Sebze Ve Meyveler İle Yeterli Arz Ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 10/5.maddesinde belirli bir miktarın altında bulunan uyuşmazlıklarda, hal hakem heyetlerine başvurunun zorunlu olduğu, (2016 yılı için 65.123,56 TL, 2017 yılı için   67.617,79 TL) bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararların ilam hükmünde olduğu, tarafların bu kararlara karşı on beş gün içinde hal hakem heyetinin bulunduğu yerde ticarî davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine itiraz edebileceği, hal hakem heyeti kararlarına yapılan itiraz üzerine asliye ticaret mahkemesinin vereceği kararın kesin olduğu düzenlenmiştir. Eldeki davada itiraz ve iptal edildiği iddia edilmeyen icra takibine dayanak Hal Hakem Heyeti kararının kesinleşerek ilam vasfını kazandığı, takip tarihi itibariyle \"ilama dayalı bir alacağın ilamsız takip konusu yapılamayacağı\"na ilişkin YİBGK'nın 26.05.2017 tarih ve 2017/2 Esas ve 2017/3 Karar sayılı  kararı  yürürlükte olmadığından hal hakem heyeti kararının ilamsız icra takibine konu edilebileceği anlaşılmıştır. Somut olayda komisyoncu olan davalının davacı tarafça düzenlenen faturaları komisyon bedeli üzerinden düzenleyip, davacı tarafı borçlandıracak şekilde kendi defterlerine işlemesi ve bu faturalara karşılık davacıya 103.237,56 TL ödeme yapması  taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu göstermektedir. Her ne kadar davalı defterlerinde kayıtlı faturalarda  komisyon  bedeli haricinde herhangi bir kayda yer verilmemiş ise de davalının, davacının düzenlendiği faturaları, kendi lehine komisyon alacağı olarak kaydettiği, itiraz ve dava konusu edilmeyerek ilam vasfını kazanmış olan  Hal Hakem Heyeti kararında da davacının davalıya mal sattığının ve davacıya herhangi bir ödeme yapmadığının kabul edildiği gözetildiğinde mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 470,18‬ TL harcın, alınması gerekli olan 1.448,61 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 978,43 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dacd10086065ab81","SID":"0cb6dad97118a165"}}