{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1771 <br>KARAR NO: 2024/610<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 17/06/2021<br>NUMARASI: 2019/722 Esas - 2021/498 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi düzenlenen, davalı ...'in işleteni olduğu, davalı ...'in kullandığı ... plakalı araç ile müvekkillerinin desteği ...'ın içinde yolcu konumunda bulunduğu ... plakalı aracın 04/07/2006 tarihinde çarpışması sonucu ...'ın ölümü ile sonuçlanan trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in tali kusurlu olduğunun ceza davasında alınan ATK raporu ile tespit edildiğini, müteveffa ...'ın eşi ..., çocukları ... ve ... ile annesi ...'ın müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, davalı sigorta şirketinden bir kısım maddi tazminat alınmış olsa da ödemelerin yetersiz ve destek tazminatlarının çok düşük hesaplandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik eş ve anne için ayrı ayrı 1.000,00 TL, çocukları için ayrı ayrı 500,00 TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile eş ... için 20.000,00 TL ve diğer davacılar için ayrı ayrı 15.000,00 TL olmak üzere toplam 65.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile talebini 151.307,26 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacılar ... için 14.810,00 TL, ... için 1.197,00 TL ve ... için 1.492,00 TL olmak üzere toplam 17.499,00 TL maddi tazminatın 27/01/2011 tarihinde ödendiğini, 19/02/2019 tarihinde de anne ... için 5.896,00 TL ve dava dışı baba ... için 6.865,00 TL maddi tazminat ödemesi yaparak müvekkili sigorta şirketinin ZMMS poliçesinden kaynaklı sorumluluğunu sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %25 kusurlu olduğunun kabul edilmesi ile yapılan aktüeryal hesaplamalar sonrasında yerine getirdiğini, bu ödemelerle ibraname alındığını ve 2 yıl içinde itiraz edilmemiş olması nedeni ile hak düşürücü sürenin geçtiğini, yargılamada kusur durumunun tespiti ile hesaplanacak tazminatlar arasında fahiş bir fark bulunması halinde, maddi tazminatın oluşabileceğini ve ödeme gününden itibaren güncel değerlerinin tenzili gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 8 işgünü bitimi sonrası yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili  cevap  dilekçesinde özetle; davacıların iddia ve taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin yetkisi yönünden itirazları bulunduğunu, müvekkillerinin yerleşim yerinin ve kaza yerinin Kayseri'de olduğundan davanın İstanbul'da açılmasının doğru olmadığını, meydana gelen kazada müvekkillere atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, ayrıca 2006 yılında gerçekleşen trafik kazasının üzerinden 13 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açılmasının kötü niyet göstergesi olduğunu, davacıların maddi tazminat taleplerini diğer davalı ... Sigorta'dan 2011 yılında temin edip, buna ilişkin ibraname imzaladıklarını,  hem 2 yıllık hak düşürücü süre hem de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, talep edilen tazminat miktarlarının ve faizlerin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davacılar ..., ... ve ...'nun maddi tazminat talebinin esastan reddine, davacı ...'ın maddi tazminat talebinin iki yıllık hak düşürücü süre nedeniyle  reddine,  manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile  davacılar ..., ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00 TL'nin,  davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın  kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigorta şirketinin kasko poliçesi bulunup bulunmadığının mahkeme tarafından araştırılmadığını, sigorta şirketinin ödeme yapması ve ibraname vermesinin malik ve sürücüyü sorumluluktan kurtarmayacağını, manevi tazminat tutarının eksik ve hakkaniyete aykırı şekilde hesaplandığını, ayrıca hükmedilen  manevi tazminat için red edilen ve karşı taraf için hükmedilen vekalet ücretinin ise fahiş olup manevi tazminatlarda karşı taraf için hükmedilen vekalet ücretinin davacı vekilinin hak edişinden fazla olmaması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalılar ... ile ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada araç sürücüsü ...'ın 2,25 promil alkollü olduğunu, yasal sınırın üstünde alkol alan bir kişinin araç kullanmasının hukuk düzeni tarafından korunamayacağını, alkollü sürücünün %100 kusurlu olduğunu, davalıların herhangi bir kusurunun bulunmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, davalı sigorta şirketi tarafından daha öncesinde yeterli miktarda ödeme yapıldığını bu durumda alacak hakkının son bulduğunu, yerel mahkeme tarafından takdir edilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 04/07/2006 tarihinde dava dışı sürücü ...'ın yönetimindeki ... plaka sayılı araç ile  davalı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı kamyona arkadan çarpması sonucu otomobilde yolcu olarak bulunan davacıların  desteği ...'ın ölümü ile sonuçlanan kaza meydana geldiği, davacıların ... plaka sayılı kamyonun sürücüsü, işleteni ve ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep ettikleri anlaşılmıştır. Davacılar vekili dava dilekçesinde açıkça davalı ...'in işleteni, davalı ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile teminat altına alındığını belirtmiş olup, kasko sigortasına dayanarak manevi tazminat talep edilmediğinden taleple bağlılık kuralı gereğince İlk Derece Mahkemesince  kasko poliçesi bulunup bulunmadığının araştırılmamış olmasında  usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Dava konusu ölümlü  ve yaralamalı kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 04/07/2006 tarihi ile dava tarihi olan 11/04/2019 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalılar vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf  itirazı yerinde değildir. Kaza tespit tutanağında otomobil sürücüsünün arkadan çarparak asli kusurlu olduğu işaretlenmiştir. İncesu C. Başsavcılığınca alınan 04/07/2006 tarihli kusur bilirkişi raporunda sürücü ...'ın 1. derecede kusurlu, sürücü ...'in 2. derecede kusurlu olduğu belirtilmiştir.  Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/80 Esas ve 2011/98 Karar sayılı dosyasının yargılaması  sırasında Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda; Alternatifli değerlendirme yapılarak, kamyonun hareket halinde olduğunun kabulü halinde kamyon sürücüsünün kusursuz olduğu, arkadan çarpan otomobil sürücüsü ...'ın tamamen kusurlu olduğu, kazanın kamyonun park halinde bulunduğu sırada meydana geldiğinin kabulü halinde otomobil sürücüsü ...'ın 1.derecede kusurlu olduğu, kamyon sürücüsünün 2. derecede kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda 2. ihtimale itibar edilerek sanık ...'in tali kusurlu olduğu kanaatine varılarak, 2 sene hapis cezası ile cezalandırılmasına, sonuç olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince alınan kusur raporunda; gereken dikkatini yola vermeyen, hızını far ışıkları altındaki görüş alanını kontrol edebilecek düzeye düşürmeyen ve park halindeki aracın arka kısmına çarpan dava dışı otomobil sürücüsü ...'ın  %75 oranında kusurlu olduğu, ceza dosyası kapsamından kamyonun park lambalarının yandığı anlaşılmakta ise de dörtlü ikaz lambalarını yakmayan ve yeterli mesafeden görünürlüğü artırıcı önlem almadan duraklayan davalı sürücü ...'in %25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza soruşturması ve yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında davalılar vekilinin kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile  öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir. Somut olaya  davadan önce  davacılar ... için 14.810,00 TL, ... için 1.197,00 TL ve ... için 1.492,00 TL olmak üzere toplam 17.499,00 TL maddi tazminatın 27/01/2011 tarihinde ödendiği; davacı ...'a  ise 19/02/2019 tarihinde 5.896,00 TL ödeme yapıldığı, taraflar arasında bila tarihli ibraname imzalandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ibra ve ödeme tarihinden itibaren 2 yıllık hak düşürücü süre geçiğinden İlk Derece Mahkemesince \"davacı ...'a davadan önce 27/11/2011 tarihinde 17.499,00 TL ödeme yapıldığı, çocukları ... ve ... için aldığı destekten yoksunluk tazminatının zarar ile uyumlu olduğu, davacı ...'ın kendisi için aldığı destekten yoksunluk tazminatının bilirkişi raporuna göre eksik olduğu tespit edilmiş ise de  davalı sigorta şirketinin davacı ... ile yapmış olduğu anlaşma (ibra) doğrultusunda tüm borçtan kurtulduğu anlaşılmakla davanın KTK 111. maddesinde yer alan iki yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddine\"  karar verilmesinde  isabetsizlik bulunmamaktadır. Kaldı ki  davalı işleten ve sürücünün aracının işletilmesi sırasında doğacak 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu trafik sigortacısı karşılamak durumunda olduğundan, limitin altında  zarar olduğu için davalı işleten ibra nedeni ile bu oranda sorumluluktan kurtulacaktır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/3589  Esas ve  2019/11257 Karar sayılı kararı). Başka bir ifadeyle  Sigorta şirketinin ibra karşılığı davacılara yaptığı ödeme zararı tamamen karşıladığından (sigorta limitini aşan bir tazminat bulunmadığından) diğer müteselsil sorumlularında da tazminattan sorumluluğunun sona erdiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle davalı işleten ve sürücü için davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesi ve  22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı  çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi,  kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacıların desteğinin kaza sonucu vefat etmesi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından davacılar vekili ve davalılar vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. İhtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı manevi tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerekir. Yine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/2.maddesi gereğince manevi tazminat davasının kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. İlk Derece Mahkemesince davacılar yararına yazılı olduğu şekilde tek vekalet ücretine hükmedilmesi ile yine davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretini aşan şekilde davalılar lehine vekalet ücreti hükmedilmiş olması doğru olmadığından davacılar  vekilinin bu yöne değinen istinaf talebinin kabulüne ve hükmün vekalet ücreti bakımından düzeltilmesine karar verilmesi gerekmiştir.  İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına davalı ... ve ... vekili  tarafından vekalet ücretinin her bir davacı için ayrı ayrı verilmesi gerektiği yönünde istinaf talebi bulunmadığından davacılar yararına bu yönden usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek İlk Derece Mahkemesi kararında olduğu gibi davalılar yararına reddedilen miktarın tamamı üzerinden belirlenen vekalet ücretinin tüm davacılardan tahsiline karar verilmiştir. Bu nedenlerle; davalılar ..., ... vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davalılar ..., ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, B-Davacılar vekilinin istinaf başvurusununvekalet ücreti yönünden KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-a.Davacılar ..., ... ve ...'nun maddi tazminat talebinin esasdan REDDİNE, b.Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin iki yıllık hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE, 2-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 10.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 10.000  TL'nin kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 4-Davacı ...'nun manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 10.000,00  TL'nin  kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 5-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 15.000   TL'nin kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 6-Alınması gereken 4.645,08 TL nispi karar ve ilam harcının, peşin alınan 518,91‬ TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.126,17‬  TL harcın davacılara İADESİNE, 7-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvuru harcı, 518,91 TL peşin harç toplamı 563,31‬ TL ile  2.085,05‬ TL (Bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, Dosya ücreti) olmak üzere toplam 2.648,36‬ TL yargılama giderinden davanın kabul 0,29 ve red 0,71 oranına göre hesaplanan 1.747,91 TL'sinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 8-Davalılar ... ve ... tarafından dava dosyasına yatırılan bir gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 10-Davacılar davada kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden olmak üzere hesap ve takdir olunan; -Davacı ... için 10.000,00 TL, -Davacı ... için 10.000,00 TL, -Davacı ... için 10.000,00 TL, -Davacı ... için 15.000,00 TL vekâlet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen  davacılara ayrı ayrı verilmesine, 11-Davalılar ... ve ... davada kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2. maddesi uyarınca davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine, 12-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak Davalı ... Sigorta A.Ş.'ye verilmesine, 13-Davalı ... Sigorta A.Ş. Tarafından dava dosyasına yatırılan bir gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan 153,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Harçlar Yasası'na göre davalılar ..., ...'den alınması gereken  4.645,08 TL harçtan peşin alınan 1.161,27‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 3.483,81‬ TL harcın bu davalılardan  tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davalıların yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68a49f9e3dd9d03d","SID":"575eeef73b9b9b4c"}}