{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1829 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1027<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09.03.2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/685 E.  2021/224 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 22.05.2024  <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22.05.2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.03.2021 gün ve 218/685 E. 2021/224 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : <br>\tDAVA : Davacı vekili,  14/02/2018 tarihinde “... Bölgesi, .... Cadde, No:..., .... Şti.- ...” adresinde bulunan fabrikada ön filtre ile siklon makinesi arasında bulunan plastik boru içerisine kaçan kıvılcımın önce boru içerisindeki malları yaktığını, ardından plastik kısmı erittiğini, daha sonra yere düşen plastik eriğinin yerdeki malları tutuşturarak davaya konu yangının çıktığını, davacı şirketin davalı şirket tarafından geniş kapsamlı yangın paket poliçesi ile sigortalandığını, bu nedenle davalının yangın nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, zararın giderilmesi için davalıya başvuru yapıldığını, davalı tarafından 444650 numaralı hasar dosyasının açıldığını, yapılan ekspertiz çalışması sonucunda davacıya toplam 2.644.693,06-TL ödeme yapıldığını, bu ödemeyi davacının şerh düşmek suretiyle kabul ettiğini ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu, davalının enkaz kaldırma bedeli ile zarar gören mallara ilişkin sovtaj bedelini fahiş belirleyerek eksik ödeme yaptığını, ayrıca zararı fiili ödeme günü dikkate alınmaksızın olayın meydana geldiği tarihteki dolar kurunu baz almak suretiyle hesapladığını, zarar tarihi ile fiili ödeme tarihi arasındaki dolar kuru farkı fahiş olup, davalının kur farkından da sorumlu olduğunu, davacıya davalı tarafından poliçe konusu, içeriği, eksik sigorta, muafiyet ve teminat dışı kalan hallere ilişkin hiçbir bilgilendirme yapılmadığını, Yargıtay kararlarına göre davalının bilgilendirme yapması gerektiğini, davalının poliçeyi imza karşılığında teslim etmesi gerektiğini, uyuşmazlıkta sigortalıya poliçenin teslim edilmemesi ve sözleşme öncesinde bilgilendirme yapılmaması nedeniyle sigortalının bu yönden bir zararı doğmuş ise bu zararın giderilmesi gerektiğini, gerek TTK’nın 1423. maddesi gerekse sigorta sözleşmelerinde bilgilendirmeye ilişkin Yönetmelik uyarınca sigorta ettireni bilgilendirdiğini ispat yükünün sigortacıda olduğunu, sigortacının ise bilgilendirme yaptığını ispatlayamadığını, davalının zarardan KDV dahil sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik eksik ödenen KDV dahil 5.000,00-TL ile enkaz kaldırma bedeli olan KDV dahil 1.000,00-TL’nin ve kur farkından kaynaklanan bedel olan 1.000,00-TL’nin ödemenin yapıldığı 26/04/2018 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavacı vekili 04/02/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; tazminat alacağına ilişkin olarak arttırılan kısım olan 257.304,51-TL ile dava dilekçesinde istenen miktar olan 7.000,00-TL'nin birleştirilmesi sonucu toplam 264.304,51-TL'nin 26/04/2018 kısmi ödemenin yapıldığı, hasarı ret tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini  istemiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, yetkili mahkemenin davalının yargı çerçevesinde bulunduğu İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davacıya davadan önce 2.644.693,06-TL değil, 3.644.693,06-TL’nin ödendiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, olayın ihbarı üzerine derhal Hazine Müsteşarlığı’na bağlı bağımsız bir eksperin görevlendirildiğini, eksperin çalışmalara başladığını, davalının sigortalının mağdur olmaması için 28/02/2018 tarihinde 1.000.000,00-TL avans ödemesi yaptığını, yangının ve hasar çapının büyük olması nedeniyle 25/04/2018 tarihinde 500.000,00-TL daha avans ödemesi yapıldığını, eksper raporunun teslim edildiği 26/04/2018 tarihinde ise davacıya 2.144.693,06-TL daha ödeme yapıldığını, davacının poliçe şartları çerçevesinde ödenmemiş hiçbir zararının kalmadığını, davacı tarafın ödenen 1.000.000,00-TL’yi hesaba katmadığını, hasar gören makine, emtia ve demirbaşlar ile bina hasarının adeti, niteliği ve değeri konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, uyuşmazlığın KDV, sovtaj, enkaz kaldırma ve kur farkına ilişkin olduğunu, davalı tarafından bilgilendirme yapıldığını, bilgilendirme yapılmamanın sonuçlarının TTK’nın 1423. maddesinde açıkça yazıldığını, bilgilendirme yapılmadığı iddia eden davacının 14 gün süresince herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi hasar oluşana kadarki 3,5 ay süresince de bu konuda herhangi bir iddiada bulunmadığını, sovtaj tespitinin davacının ... firmasından aldığı fiyat teklifine uygun olarak ve bu teklif  üzerinden yapıldığını, amortisman tenzilinin de Başbakanlık Gelir İdaresi Başkanlığı’nın resmi sitesindeki oranlara ve VUK’nun 333 numaralı genel tebliğine uygun olduğunu, sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için TTK’nın 1423. maddesine göre hak sahibinin istekte bulunması gerektiğini, Poliçe Özel Şartları gereğince KDV’nin ödenmediğini, zira; belgeleri ile doğrulanması halinde yansıtma faturası sigorta şirketi adına düzenlenmek suretiyle KDV ödeneceğini, sigorta bedeli mevcut KDV’li sigorta değerinin altında ise bu klozun uygulanmayacağını ve KDV ödenmeyeceğini, davacının iddiasını ispatla yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 14/02/2018 tarihinde davacı şirketin fabrika binasında yangının meydana geldiği, yangında davacının veya herhangi birinin kusurlu bulunmadığı, düzenlenen yangın raporunda yangının çıkış sebebinin \"ön filtre ile siklon makinesi arasında bulunan plastik boru içerisine kaçan kıvılcımın önce boru içerisindeki  malları yakarak, ardından plastik kısmı erittiği, daha sonra yere düşen plastik eriyiğinin yerdeki malları tutuşturduğu\"  şeklinde ifade edildiği, iş yerinin olay tarihini de kapsayacak şekilde 1 yıl süreli geniş kapsamlı yangın paket sigorta poliçesinin davalı sigorta şirketi tarafından düzenlendiği, çıkan yangının davalı sigorta şirketinin poliçe teminatı kapsamında kaldığı, nitekim; yangın sonrasında davalı sigorta şirketinin de davacıya banka kanalıyla  toplam 3.644.693,06 TL ödeme yaptığı, yangın çıkan fabrika binasının dava dışı ...'a ait olduğu, sigorta teminatı içerisinde 275.000,00 TL üst limitli yangın mesuliyet teminatının da olduğu, binada meydana gelen hasar bedelinin bu teminat kapsamında bina sahibine yapılabileceği, 25/04/2018 tarihli yazı ile bina sahibi ...'ın 275.190,00 TL ödemenin sigortalıya yapılmasına muvafakat ettiği, dolayısıyla binaya ilişkin üst teminat limitinin ödenmiş olması nedeniyle davalı sigorta şirketinin bina hasarı yönünden sorumluluğunun kalmadığı; sigorta eksperi tarafından yapılan incelemeye göre, sigortalı tarafından işletmede 170.000,00 USD bedelli emtia bulunduğunun beyan edildiği ancak eksper tarafından yapılan inceleme sırasında emtia maliyet değerinin 853.115,34 TL olduğunun belirlendiği, davacı tarafça sunulan belgelere göre 14/02/2018 tarihi itibari ile ilgili mallara ilişkin stok değerinin 926.262,47 TL olduğu, hasar gören emtia tutarının 399.252,00 TL olduğu, emtia hasarları bakımından eksik sigortanın bulunduğu ve oranının % 30,26 olduğu,  buna göre eksik sigorta tutarının (399.252,00 TL x eksik sigorta oranı 0,3026=) 120.813,66 TL olduğu, makine, demirbaş, emtia hasarına ilişkin toplam davacı zararının 3.356.625,54 TL olduğu, buna karşılık davalı ödemelerinin 3.644.693,06 TL olduğu, dolayısıyla  davacının eksik kalan zararının bulunmadığı, dava dışı ... yetkilisi tarafından 12/03/2013 tarihli yazı ile \"yanan makine hurdalarının brim fiyatının 1,00 TL'den alımı\" konusunda teklif verilmiş olması ve bu firma tarafından makine enkazının kaldırılacak olması nedeniyle makine hurdaları için ayrı bir enkaz kaldırma ücreti ödenmesine gerek olmayacağı; bina enkazı için zararın 283.000,00 TL olduğu, % 4'ünün enkaz kaldırma bedeli olarak hesap edilmesi gerekir ise de, enkaz kaldırma klozunda bu masraflarla ilgili teminatın, sigorta bedelinin içinde olduğu ve davalı sigortacının sorumluluğunun her durumda toplam sigorta bedelini aşamayacağı, bina için yangın mali mesuliyetinin 275.000,00 TL olduğu ve zarar miktarının bu rakamı geçtiği, dolayısıyla enkaz kaldırma masrafının da bu rakam içinde kabul edilmesi gerektiği; demirbaş enkazı için toplam zararın 37.200,00 TL olduğu, % 4'üne isabet eden enkaz masrafının 1.488,00 TL olduğu; emtia hasarları için zararın 120.813,66 TL olduğu, % 4'üne isabet eden enkaz masrafının 4.832,54 TL olduğu, böylece davalı sigorta şirketi tarafından giderilmemiş enkaz kaldırma bedelinin 1.488,00 TL'si demirbaş ve 4.832,54 TL'si emtia olmak üzere toplam 6.320,54 TL olduğu, tarafların, sigorta sözleşmesi ile birlikte \"hasar tazminatının, tazminat ödemesinin yapıldığı tarihteki TCMB döviz satış kuru üzerinden TL olarak ödeneceği\" konusunda anlaşmaya vardıklarını, buna göre de bilirkişiler tarafından zarar hesabı yapılırken 14/02/2018 hasar tarihindeki 3,8093 USD'nin dikkate alındığı, en son hasar ödemesinin 26/04/2018 tarihinde yapıldığı, TCMB döviz satış kuru 4.0742 TL üzerinden 14/02/2018 olay tarihi itibariyle 1 USD = 3,8093 TL kur üzerinden karşılığı dikkate alındığında toplam kur farkının 252.983,97 TL olduğunu, davacının giderilmemiş enkaz kaldırma bedelinin 1.488,00 TL'si demirbaş ve 4.832,54 TL'si emtia olmak üzere toplam 6.320,54 TL ve  kur farkı bedelinin ise 252.983,97 TL olduğu olduğu anlaşılmakla birlikte; davalı sigorta şirketi davacıya en son 26/04/2018 tarihinde ödeme yaptığı, eksik ödemenin yapıldığı bu tarih muacceliyet tarihi olarak belirlendiğinden, bu tarih ile ıslah tarihi olan  04/02/2021 tarihi arasında 6102 sayılı TTK’nın 1420. maddesi gereğince 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, ıslah edilen 257.304,51-TL tutarındaki alacakla ilgili isteğin zaman aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiğini, davacı vekilinin dava dilekçesindeki isteğine gelince; bu dilekçe ile eksik ödenen 5.000,00 TL ile enkaz kaldırma bedeli olan 1.000,00-TL’nin ve kur farkından kaynaklanan 1.000,00-TL’nin tahsilini istediği, aldırılan ve benimsenen 19/01/2021 tarihli üçüncü ek rapora göre davacıya, davalı sigorta şirketi tarafından eksik hasar ödemesinin yapılmadığı, buna ilişkin 5.000,00 TL tutarındaki  davacı isteğinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; dava dilekçesiyle istenen 1.000,00 TL’si enkaz kaldırma bedeli, 1.000,00 TL’si kur farkından kaynaklanan bedel olmak üzere toplam 2.000,00 TL alacağın 26/04/2018 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, dava dilekçesiyle istenen fazlaya ilişkin isteğin reddine, ıslah dilekçesiyle ıslah edilen miktar olan 257.304,51 TL’ye ilişkin isteğin zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, öncelikle fazlaya ilişkin hakların sadece kısmi davada tutulmamakta, belirsiz alacak davasında da fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğunu, kaldı ki dava dilekçesinde kısmi dava olduğuna dair bir beyanda bulunmadığı gibi 23/10/2018 tarihli ön inceleme duruşma tutanağında davanın belirsiz alacak davası olduğu beyan edildiği, davalının da iş bu duruma hiç bir itirazı olmadığını, davalının bir itirazı olsa dahi davanın hukuki niteliğini belirleme görevinin mahkemede olduğunu,  verilen kararın son derece hatalı olduğunu, iş bu davanın sigorta uyuşmazlığından kaynaklı bir dava olduğunu, davalı zararının kendisinin belirlemesinin mümkün olmadığını, davanın uyuşmazlık türüne göre - ki dava dilekçesinde türünün belirtilmediğini, ön incelemede belirtildiğini, eldeki davanın belirsiz alacak davası olduğundan yapılan işlemin, ıslah değil bedel arttırımı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte ıslah olarak kabul edilse dahi davalının  cevap dilekçesi ile öne sürmediği zamanaşımı itirazına muvafakat edilmemesi karşısında aksi yönde hüküm tayinin kabulünün mümkün olmadığını, dava değerinin ıslah yoluyla artırılması ile ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulamayacağını, mahkemece eksik sigortanın varlığının gerçek durum değerlendirilmeksizin kabul edildiğini, yangına konu yer tamamen yandığını ve tam hasara uğradığı,  tüm makinelerin tam hasara uğradığını,  tam hasar söz konusunun olduğu durumlarda eksik sigorta hususlarının uygulanmayacağını,  gerek TTK'nın 1462 maddesi, gerekse yerleşik uygulamarda eksik sigorta uygulanması için kısmi bir hasarın olması gerektiğini, davalı tarafından bir çok konuda kesintiler yapılarak davacıya ödeme yapıldığını, bunun üzerine iş bu davanın ikame edildiğini, davalının özellikle amortisman-sovtaj konusunda keyfi olarak hareket ettiğini, davacının indirim ve oranları konusunda bilgilendirmediğini, poliçenin davacıya teslim edildiğine dair her hangi bir belge sunulmadığı gibi, poliçenin dahi imzalı olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, yanlar arasındaki Geniş Kapsamlı Yangın Paket Sigorta Poliçesi kapsamında eksik yapıldığı  iddiasına dayalı hasar bedeli, enkaz kaldırma bedeli ve kur farkı bedelinin davalıdan tahsiline yönelik maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDava konusu sigorta poliçesinde dava dışı ... Bankası A.Ş Uşak Organize Sanayi Şubesinin dain-i mürtehin  hakkının tesis edilmiş olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamaları uyarınca,  ... Bankası A.Ş'nin rehin hakkı bulunduğundan, sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatini almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur (24.09.2018 gün ve 2017/160 E. 2018/5626 K., 14.06.2010 gün ve 2009/430 E. 2010/6814 K., 12.10.2012 gün ve 2011/8534 E., 2012/16045 K., 08.03.2013 gün ve 2012/4175 E. 2013/4580 K.). <br>\tYine, HGK'nun 14.04.2002 gün ve 2002/284-324 sayılı ilamında da açıkça vurgulandığı üzere, rehinli bir malın maliki tarafından  kendi adına yaptırılan sigorta alacaklı lehine yapılmış bir sigorta değilse de sigorta tazminatı ancak o mal üzerinde rehin hakkına haiz olan alacakların muvafakatları alınmak sureti ile sigorta ettiren malike ödenir. Başka bir anlatımla sigorta süresi içinde riziko meydana geldiği takdirde, hasar bedeli, bankaya rehinli olan aracın kredi borcununda bir güvencesidir. Bu anlamda sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle rehin hakkı sahibine ait olduğundan, hasar ödemesinin sigortalıya yapılamayacağı, yapılan bu ödemenin sigorta şirketini borçtan kurtarmayacağı kuşkusuzdur. <br>\tDavaya konu araca ilişkin poliçe içeriğinden  ... Bankası A.Ş Uşak Organize Sanayi Şubesi'nin davaya konu sigorta poliçesinde dain-i mürtehin olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dain-i mürtehin banka şubesine müzekkere yazılarak, davaya muvafakat edip etmediği sorularak, davacının aktif dava ehliyetinin varlığının tespiti halinde işin esasının incelenmesi gerekirken söz konusu eksiklik giderilmeden ve aktif dava ehliyeti ile ilgili bu husus üzerinde durulmadan işin esası hakkında karar verilmesi yerinde değildir.\t<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince verilen kararda, dava şartlarına aykırılık bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.03.2021 gün ve 218/685 E. 2021/224 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran davacı vekili tarafından yatırılan istinaf harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"166b17ba800d1542","SID":"d813467a8b382f76"}}