{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1459 Esas<br>KARAR NO: 2024/895<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 16/02/2021<br>NUMARASI: 2018/215 Esas 2021/21 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 15/05/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; \"...\" markalarının müvekkili adına TPMK nezdinde tescilli olduğunu, söz konusu markanın kelime ve şekil anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzeri olan ... tescil numaralı \"...+Şekil\" markasının davalının markası ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunu, davalı tarafından tescil edildiği şekilden farklı kullanıldığını, bu kullanımın iltibas yaratmak suretiyle müvekkilinin ticari işletmesi ve diğer iktisadi menfaatleri bakımından zarar görmesine sebebiyet verdiğini, davacının markasının tanınmış marka olduğu, davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalının, müvekkiline ait tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüzünün tespiti ile tecavüzün durdurulmasına ve men'ine, ... sayılı \"...+Şekil\" markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; \"...\" ibaresinin açılımının şirket yetkililerinin soyadı olan \"...\" in ilk hecesinin alınmasını ve yapılan işle alakalı otomotiv yedek parça cümlesinin eklenmesiyle oluştuğunu, hiçbir şekilde tescilli marka olan \"...\" ya da türetci tescilli markalara benzemek kastıyla oluşturulmadığını, müvekkili şirketin hiçbir şekilde haksız kazanç peşinde olmadığını, müvekkiline ait tescilli marka \"...\" ile davacıya ait tescilli markalar karşılaştırıldığında markalar arasında bir benzerlik olmadığının ortaya çıkacağını, bu sebeple orta halli tüketicilerin bahsi geçen markaların farklı markalar olduğunun tespitinin çok kolay olacağını, markalar arasında yazım karakterlerinin de tamamen farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davalının markasının 25/04/2006 tarihinde tescil edilmesine rağmen davanın 10/05/2018 tarihinde açıldığı, aradan yaklaşık 12 yıl geçtiği, bu durumda Kanunda öngörülen 5 yıllık sürenin dolduğu, her ne kadar davalının daha önce davacının bayiisi olması nedeniyle davacının markalarından haberdar olduğu, bu nedenle davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğu anlaşılmışsa da, davalı şirketin ilk marka tescilinden yaklaşık 12 yıl sonra bu davanın açıldığı, davalının markayı tescilli olduğu mal ve hizmetler için tescil ettirmekle yetinmediği, tescilden itibaren yoğun ve yaygın biçimde markayı kullandığı, bu kullanımların davacının bilgisi dahilinde olduğu, marka sahibi davalının ... tescil numaralı marka üzerinde artık korunması gereken bir hukuki durum kazandığı, davacının da, sessiz kalmak suretiyle bu markanın hukümsüzlüğünü isteme hakkını yitirdiği,  davacının tescilli markalarında kullanılan ve  04/05/2007 tescil tarihli ve ... tescil numaralı \"...+Şekil\",  04/05/2007 tescil tarihli ve ... tescil numaralı \"...+Şekil\" markaları ile aynı renk ve şekli içerecek şekilde sarı zemin üzerine lacivert harflerle ve benzer grafik tasarımla kendisine ait \"...+Şekil\" markasını kullandığı, bu kullanımın markaların hitap ettiği ortalama tüketici nezdinde karışıklığa neden olacağı, davalı tarafın bu ambalaj tasarımını hangi tarihten itibaren kullanmaya başladığına dair dosyaya bir delil sunulmadığından ve bu husus tespit edilemediğinden davacının markaya tecavüzün önlenmesini isteme hakkıyla ilgili sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğramadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıya ait ... tescil numaralı \"...+Şekil\" markasının hükümsüzlüğü için açılan davanın reddine, davalının tescilli markasını ürün ambalajları üzerinde davacının marka kullanımı ile karışıklığa neden olacak şekilde sarı zemin üzerine lacivert harflerle ve benzer grafik tasarımla kullanmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, marka haklarına yapmış olduğu tecavüzün durdurulmasına ve men'ine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için başvuru sahibinin kötü niyetli olmaması gerektiğini, diğer bir deyişle, kötü niyetin sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin istisnasını teşkil ettiğini dolayısıyla, somut olayda yerel mahkeme tarafından başvuru sahibinin kötü niyetli olduğu belirtilmişken “sessiz kalma yoluyla hak kaybı” nedeniyle hükümsüzlük talebinin reddinin kanununa aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, davalının davacının markalarından doğan haklarına tecavüz ettiğinin tespiti, tecavüzün durdurulması ve men'i ile, davalıya  ait ... numara ile tescilli markanın  hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili  tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının 25/04/2006 tarihinde tescil edildiği, davanın ise  10/05/2018 tarihinde açıldığı, davalının daha önce davacının bayiisi olması nedeniyle davacının, davalının marka tescili ve yoğun kullanımlarından haberdar olmasına rağmen,  davalının marka tescilinden itibaren yaklaşık 12 yıl süre sessiz kaldıktan sonra hükümsüzlük davası açtığı, davalının  para ve emek sarf ederek davaya konu marka altında yatırımlar yapması karşısında,  önceki hak sahibi olan davacının  bu durumdan haberdar olmasına rağmen uzun süre sessiz kaldıktan sonra dava açmasının  TMK'nın 2.maddesi uyarınca dava hakkının kötüye kullanılması teşkil ettiği, (Emsal Yargıtay 11.HD'nin  2014/15485 E- 2015/868 K--2021/2606 E- 2022/6429 K.sayılı kararları) davacının sessiz kalmak suretiyle bu markanın hukümsüzlüğünü isteme hakkını kaybettiği anlaşılmakla, davacı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9- TL harcın davacıdan  alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından ilgilisine iadesine,   Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5b53bab540e39736","SID":"efb8d63bd11a2972"}}